Dolar/TL ne olmalı?
Türkiye siyasi kaderini Trump liderliğindeki ABD ile eşgüdüm haline getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan Gazze konusunda bile ABD ile birlikte hareket edileceğini açıkladı.
Siyasi bağını ABD ile eşleştiren ülkemiz ekonomik bağını ise AB ile sürdürüyor. İki ayrı güzergahta yol alırken çıkarlarımız ne olacak?
Bir örnek: Bir dönem demokrasiden uzaklaşırken Avrupa’dan da uzaklaştık ve yönümüzü Rusya ve Çin’e çevirdik. Hatırlayın o şaşalı Şanghay 5’lisi güzellemelerini. Oysa ekonomik olarak dış açığımızın neredeyse tamamını Rusya ve Çin’e veren bir ülkeydik.
O dönemdeki Rusya ve Çin aşkı bize çok pahalıya maloldu. Resmen kaybet kaybet dönemi yaşadık ve hala o kaybettiklerimizin telafisi için uğraşıyoruz.
Şimdi ne olacak?
Trump Avrupa konusunda büyük yanılgılar içerisinde. Avrupa’yı dışlayıcı ne varsa yaptı ve yapıyor. (Gerçi adam 2 dakika içinde az önce söylediğinden de dönebiliyor)
Avrupa ise kendisine yeni yön arayışı içerisinde. Önce Güney Amerika ve ardından Hindistan ile önemli ekonomik işbirliklerine gitti. Şimdi de Çin ile benzer adımlar atılıyor.
Ve o masalarda Türkiye yok.
Gümrük Birliği nedeniyle o ülkelerin ürünlerinin gümrüksüz girmesine izin vermek zorundayız. Ama bizim ürünlerin gümrüksüz gitmesi o ülkeler ile bizim masaya oturarak çözeceğimiz mesele.
Bunları bir önceki yazımda da kısaca ele almıştım. Şimdi ana konuya gelelim.
Avrupa yeni adımlar atıyor ve bizler ucuz işçiliğe dayalı ülke ürünlerinin istilası ile karşı karşıyayız. Ne yapacağız?
Burada kur sorununa değineceğim.
Nerede ise tüm iktisatçılar TL’nin değerinin bu şekilde yüksek tutulmasının imkansız olduğunu dile getiriyor.
Bunu şöyle anlatmaya çalışayım: Türk-İş Cuma günü “Açlık-Yoksulluk” seviyelerini açıkladı. Ocak ayında açlık sınırı 31.224 lira. Ocak ayında ortalama dolar kuru olan 43,20’ye bölündüğünde açlık sınırı 722,7 $ etmektedir.
Oysa daha Kasım 2021’de açlık sınırı 298,3 $ seviyesindeydi. 2000-2025 yani son 26 yılın açlık sınırı ortalaması 387 $ etmektedir. Eğer bugün açlık sınırı 387 $ etmesi gerekiyorsa dolar/TL’nin ocak ayı ortalamasının 80,0 lira olması gerekiyordu. (31.224/387=80,67)
Grafikte 2016 sonrası açlık sınırı dengesini yine yüksek tutarak 450 $ olarak belirledik. Basit ortalama 427 $ ama biz yine de 450 $ orta seviye aldık. Buna göre bugün açlık sınırı 450 dolar etmesi için dolar/TL’nin 70,0 lira olması gerekiyor demektir.
Kısaca Türk-İş’in açlık sınırının dolar bazında seyri bugün 722,7 zirvesi ile aşırı değerli bir TL ile karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.
Bir de İTO’ya bakalım. İTO fiyatları dolar bazında henüz 2010 zirvesinin aşılmadığını gösteriyor. Ama hızla oraya yaklaşıyoruz.
2000 yılından bugüne İTO fiyatlarının dolar bazında seyrine baktığımızda da karşımıza 4.350 ortalama endeks değeri çıkıyor. Buna göre ise dolar/TL’nin ocak ayı ortalama değerinin 59,0 lira olması gerekiyordu.
Aslında bu değerler ortalamayı ifade ediyor. Yani biraz daha avantajlı değer istiyorsak dolar/TL’nin daha da yukarıda olması gerekiyor. Ama yok 2000 sonrası ortalama değer bile bize yetiyor diyorsak en azından 60-70 lira arası bir kur dengesi karşımıza çıkıyor.
Bugün dolar/TL 43,5 lira. Acaba ihracatçı bu yeni döneme nasıl hazırlanacak? Herkesin kafasında delice sorular. Bir tarafta yüksek faiz diğer tarafta değerli TL.
AK Parti’nin ilk dönemlerinde değerli TL ile düşük faiz dengesi vardı. Sonraki dönemlerde ise değersiz TL ile yüksek faiz dengesi yaşandı. Ama yakın tarihte ilk kez değerli TL ve yüksek faiz ilk kez oluyor.
Benden söylemesi: Bu dengeyi taşımak her yiğidin harcı değildir. Zaten teknolojik ilerlemesi sınırlı olan bir sanayi yapısında bu maliyet çıkmazını kim ne kadar taşır bilemiyorum.
Bizi iyi günlerin beklemediği kesin… Sorun sadece emekli ve asgari ücretlinin maaşları olsaydı keşke… Asıl sorunumuz maaşı hiç olmayanlar olacaktır.

