Faizi kim düşürmüyor
Şubat 2025
Merkez’in faizi %45,00 iken ihtiyaç kredi faizi %71,67 ve ticari kredi faizi de %57,16 seviyesinde.
Mart 2025
Merkez’in faizi %42,50 iken ihtiyaç kredi faizi %71,04 ve ticari kredi faizi de %56,73 seviyesinde.
***
Kasım 2025:
Merkez’in faizi %39,5 iken ihtiyaç kredi faizi %65,71 ve ticari kredi faizi de %53,21 seviyesinde.
Aralık 2025
Merkez’in faizi %38,00 iken ihtiyaç kredi faizi %59,93 ve ticari kredi faizi de %50,67 seviyesinde.
***
Aradaki farklara bakabilirsiniz ama biz ilk faiz ile son faiz farklarına bakacağız. Yani şubat ayında Merkez’in faizi 45,00’den 38,00’e düşerken kredi faizleri ne olmuş?
Merkez Bankası 7,00 puanlık faiz indirimi gerçekleştirirken ihtiyaç kredi faizleri 11,74 puan düşmüş. Yine aynı dönemde ticari kredi faizlerinde de 6,49 puanlık düşüş gerçekleşmiş.
Ara dönemlerde faiz düşüşü sınırlı gerçekleşse de son dönemde yaşanan gerilemeler ile Merkez Bankası’nın faiz indiriminin kredi faizlerine de yansıdığını söyleyebiliriz.
***
Şimdi gelelim işin kaynak kısmına.
Şubat 2025’de TL mevduat faizi %50,57 seviyesindeymiş. Aralık 2025’de ise TL mevduat faizi %45,59 seviyesinde gerçekleşmiş. Yani TL mevduat faizindeki düşüş 4,99 puanda kalarak en az gerileyen faiz olmuş.
Kredi faizi daha hızlı düşerken mevduat faizi daha yavaş gerilemiş.
Daha ne olsun…
TAHVİLLERDE DURUM
Yukarıdaki oranlar Merkez Bankası verilerinden alınmıştır. Buna göre iş dünyasının faizlerden şikayet etmesinin bir dayanağı kalmamış demektir.
Fakat ortada hala bir sorun bulunuyor. Piyasa faizleri ya da tahvil faizleri…
Yazıyı yazarken 2 yıllık tahvil faizlerindeki oran %36,61 olarak görülüyordu. Bu faizler mart ayında en düşük 38,00’leri görmüştü. Bu demektir ki piy6asalar kısa vadede Merkez’in politikasına yeni yeni pirim vermeye başlamıştır.
Ama sorun uzun vadede…
Mesela şu anda 5 yıllık tahvil faizleri %32,73 seviyesine işaret ediyor. Oysa bu tahvil faizleri ocak ayında yüzde 30’larda seyrediyordu. Hatta 10 yıllık tahvil faizlerinde de durum aynı. Şu anda %28,96’lardan işlem gören bu faizler ocak ayında yüzde 27,00’lerin altından işlem görmüştü.
İşin özeti şu: TL faizlerinde kısa vadede bir düşüş yaşanıyor ve artık Merkez’in faizi ile eş değerde ilerleniyor. Oysa orta ve uzun vadede durum böyle değil… Piyasa orta-uzun vadede enflasyonun ve faizlerin tek haneye düşeceğine inanmıyor.
SİYASİ RİSKLER
Şimdi bir başka ayrıntıya daha bakalım.
Yıl içinde Merkez Bankası faizi ile kredi faizleri arasındaki makas uzun süre açık kaldı. Yani Merkez faizi düşürdü ama piyasa faizi düşürmedi.
Bunun ana nedeni siyasi risklerdeki artıştı. Daha açık yazalım: Ekrem İmamoğlu operasyonu ile en güçlü muhalefetin hapse atılmış olması piyasalara büyük zarar verdi.
Merkez Bankası’nın yıl biterken faiz hedefinin yüzde 30’a çekmesi de sadece bu nedenle açıklanabilir.
Peki, şimdi durum düzeldi mi? Elbette hayır. Sadece yurtdışı risklerin azalması ile oluşan CDS pirimi bize bu kolaylığı verdi. Hatta şunu da belirtelim: Şu anda resmi enflasyon yüzde 30,8 iken faizin yüzde 38 olması bile ülkemizdeki riskleri göstermektedir.
İş dünyası bundan sonra asıl buradan şikayet edebilir: “Riskler düşürülsün faizler indirilsin” diyebilir.
İyi ama bunu dile getirecek bir iş dünyamız var mı?
Çok beklersiniz…
