Fakirlik fırtınasını BUTLAN örter mi?
Çeyrek asır önce…
2002 yılında asgari ücret ortalama 173,9 lirayken açlık sınırı 337,3 liraymış. Nerede ise açlık sınırının yarısı kadar bir asgari ücret varmış.
Bu düzen devam etseydi 2025 yılında asgari ücret 22.104 lira yerine 13.500 lira olacaktı.
Evet, asgari ücret reel olarak hâlâ eskiye oranla artmış durumda.
Benzer durum emekli maaşlarında da yaşandı.
2002 yılında 6,5 milyon emekli, dul ve yetim16 milyar 687 milyon lira maaş almış. Kişi başına maaş 212,3 liraydı. Bu maaş ise yine açlık sınırı olan 337,3 liranın yüzde 37,1 gerisinde kalıyormuş.
Bu düzen devam etseymiş 2025 yılında emekli+dul+yetim maaşı ortalama 18.490 lira yerine 16.230 lira olacakmış.
Bu rakamlar ‘Açlık Sınırı’ verilerine göre hesaplanmıştır. Tartışmalı TÜİK verileri yerine Türk-İş’in açıkladığı gıda verileri baz alınmıştır.
Buna rağmen hem asgari ücrette hem ortalama emekli, dul, yetim maaşı ortalamasında 2002 yılına göre daha iyi durumdayız.
Bu hesabı elbette konut, kira vs. fiyatlarıyla da hesaplayabiliriz. Biz en temel gider gıda olduğu için ve TÜİK verileri tam yansıtmadığı için Tük-İş’in hesapladığı gıda fiyatlarını baz alıyoruz.
Gelelim 2016 ve sonrasına…
2016 yılında açlık sınırı 1.395 lirayken asgari ücret 1.301 liraya yükseltildi. Ve emekli+dul+yetim ortalama maaşı da 1.313 liraya geldi. Bir bakıma 2016 yılında tam denge sağlanmış oldu.
Hem asgari ücret hem emekli maaşları açlık sınırı seviyesine taşınmıştı.
Gelelim 2016 yılına göre bugüne.
2025 yılı rakamlarını bu değerler üzerinden hesaplarsak;
Asgari ücret 22.104 lira yerine 24.420 lira olmalıymış.
Ortalama emekli maaşı da 18.490 lira yerine 24.638 lira olmalıymış.
Ya 2026 yılı?
Şu anda açlık sınırı 34.587 lira. Henüz yılın ilk 4 ayı. Bu hızda giderse 2026 yılı ortalama açlık sınırı 36.760 lira olacak.
Bu durumda 2016 değeri ile kıyaslarsak ortalama emekli maaşı ile asgari ücretin 34.000-34,500 lira aralığında olması gerekiyor.
Oysa emekli maaşı ortalaması 23.033 lira iken asgari ücret 28.075 lira.
Asgari ücrette AK Parti öncesine dönmüyoruz ama 2016 öncesine kesin dönüş yapmış olduk. Yeniden açlığı bile karşılamayan asgari ücret devri başladı ve fark giderek açılıyor.
Emekli+dul+yetim maaşlarında ise 2004 öncesine kesin dönüş yapmış olduk.
Asıl feci durum emeklilerde. Özellikle ileri yaştaki emeklilerin durumu içler acısı.
Gelelim konut ve kiraya oranla asgari ücrete.
2016 yılında Türkiye’de ortalama konut fiyatı 245.000 liraymış. Bir asgari ücretli yemeden içmeden 1.301 lira maaşı ile 15,7 yılda bir ev sahibi olabiliyordu. 2025 yılı rakamlarına göre konut fiyatı ve ev sahibi olma süresi yine aynı kalmış. Yani asgari ücret açlık sınırına göre düşse bile konut alım gücü açısından düşmemiş.
(2025 yılında ortalama konut 4 milyon 135 bin TL iken asgari ücret 22.104 lira. Konut alım süresi 15,6 yıl)
Lakin kirada durum böyle değil.
Kira verileri 2018 yılına ait olduğundan o yılla değerlendiriyorum.
2018 yılında ortalama asgari ücret 1.620 lira iken ortalama kira 1.150 liraydı. Yani asgari ücretli kirada otursa bile maaşının yüzde 30’u geriye kalıyordu.
2025 yılında ortalama kira 20.110 lira iken asgari ücret 22.104 liraydı. Yani artık asgari ücretli kira ödedikten sonra parasının sadece yüzde 9’u geriye kalıyor.
Kira işi gıda kadar olmasa bile artık çok önemli. Çünkü kiracılık oranı yüzde 21’lerden yüzde 28’lere çıktı. Bu demektir ki yeni kurulan her 2 haneden 1’i kiracı.
Bu durumda tablo şu noktaya geldi:
Kira ödüyorsanız gıdaya paranız kalmıyor
Ya da gıda ödüyorsanız kiraya paranız kalmayacaktır.
MESELE MUHALEFET DEĞİL FAKİRLİK
Eskiden meydanlarda şimdi ise ekranlarda sıkça duyduğumuz bir cümleyi hatırlatalım: “Kişi başına geliri 3600 dolardan 18 bin dolara AK Parti yükseltti.”
2025 yılında kişi başına yıllık gelir 733.838 TL idi. Bu geliri aylığa böldüğümüzde 61.153 TL ediyor. Ortalama emekli dul yetim maaşı aylıkta 18.490 lira ettiğine göre kişi başı gelirin yüzde 69,8 altında olduğunu görüyoruz.
Ya da asgari ücret: Aylık kişi başına ülke geliri 61.153 TL ederken asgari ücret 22.104 liraydı. Yani ülke gelirinin yüzde 63,9 gerisinde bir asgari ücret varmış.
Grafiklerin sağ taraflarında emekli maaşları ve asgari ücretin ülke gelirinden aldığı kişi başına pay farkını görüyoruz.
Ne emekli ne de asgari ücretli ülke gelirindeki artıştan hiç ama hiç pay alamamış. Yani ülkemizde kişi başına gelirin 3600 dolardan 18 bin dolara çıkması sabit gelirliler açısından hiç değer oluşturmamış.
Şu günlerde tartıştığımız CHP’ye mutlak butlan olsun veya muhalefete yönelik operasyonlar olsun bu tabloya hiçbir olumlu katkısı olmayacaktır. Hatta fakirliğin daha da derinleşmesine yol açacaktır.
Özellikle Türk Tipi Başkanlık Sistemi ile derinleşen fakirlik ve ekonomik buhran daha da artacaktır. Acaba bu derinleşen fakirlik butlan gibi kararlar ile örtülebilecek midir?
Sorun muhalefet midir yoksa ‘itibardan tasarruf olmaz’ diyerek milletin derinleşen fakirliği midir?
Karar sizindir.


