Kim çalıyor?

Türkiye yolsuzluklar liginde sırasını düşüren değil tersine artıran bir ülke. Kendi hayatımdan hatırladığım ilk olay Jaguar vakasıydı. Turgut Özal’ın tüm imajını yerle bir eden jaguar marka araba hediyesi aylarca gündemden düşmedi.

Sonra Tansu Çiller ve ailesinin vakaları başladı. Özer Çiller ay geçmiyordu ki bir konu ile gündeme gelmesin. Ve ardından Mesut Yılmaz ve şu meşhur Cengiz (Mehmet Cengiz) haya5tımıza girdi.
Şaibeler günlerce yazılıp çizildi. Ve yine o sıralarda Hazine garantili elektrik santrallerinin durumunu konuşmaya başladık. Ne de olsa elektrikler kesiliyor ve elektrik ihtiyacımız olduğu bilgisinde ısrar ediliyordu. Cumhur Ersümer’in Enerji Bakanlığı dönemi de bu tartışmalar ile geçip gitti.

Buraya kadar saydıklarımda iki odak nokta var:

Yolsuzluk iddialarını yazan-çizenler basın sektörüydü. Ve bu yazılanları dinleyen seyreden vatandaşlar ise seçimlerde hesabını soruyordu.

Gerçi sonradan gördük ki bunları yazan çizen basın sektöründe de nice yolsuzluk iddiaları oluşuyormuş.

Yolsuzluk yazıp yolsuzluk yapan bir yapısal sorun…

İktidarlar değişiyor ve bazı küçük yargılamalar oluyor ama nerede ise hiçbir sonuç çıkmıyordu.

Kısaca söyleyeyim, mevcut kurumsal yapımız etkin bir yolsuzluk mücadelesinde başarı sağlayamıyor.

Hatta yukarıda yazdığım yolsuzluk yazan medyanın da yolsuzluk içine bulaşma durumu yargımız içinde de söz konusu.

Yolsuzluk yargılayan yargının da içinden nice yolsuzluk vakalarını yine yargıdan duyduk.

Velhasıl sistem işlemiyor… Bu net.

***

Ortada bir kamu gücü var. Bu gücü yeri geliyor siyasiler kullanıyor, yeri geliyor bürokratlar kullanıyor.

Ortada sadece rüşvet ve/veya benzeri durum söz konusu değil. Mesela kamu kaynaklarını kendi menfaatleri lehine kullanmakta yolsuzluktur. Ya da akrabalar ile Ailece kapağı kamuya atmakta…

Makam odasına banyo yaptırmak bile aslında suiistimal olarak bu kapsamda düşünülebilir.

Kısaca durumu daha geniş açıdan ele alıp yeniden etkin mücadele yapısı kurulmak zorundadır.

Mesela bugün Hazine garantili ihalelerin her biri yeniden ele alınmalıdır. Kaç kez yazdım ama tekrar edeyim: YSS Köprüsü 10 yıl 2 ay 20 gün içinde yapım ve işletimi biterek devlete geçmeliydi (19 Ağustos 2023 Devlete devir tarihi). Oysa köprü yılda 1 milyar dolar para toplarken 2028 yılına kadar müteahhide bırakılmış.

Ne karşılığı bilen yok. İhaleli mi ihalesiz mi, bilen yok… Osmangazi Köprüsü bir başka vaka… 1,5 milyar dolar maliyete 15 milyar dolar Hazine garantisi…

Bunlar sadece çok dile getirdiğim iki örnek. Mesela İhale yasası neden 200 kez değiştirildi? Nasıl bir sistem ki, müteahhitler ortak havuz kuruyor ve o havuzda toplanan paralar ile Turkuaz Medya satın alınıyor?

Bugün Ekrem İmamoğlu hakkında yolsuzluk iddiaları yazan iktidar medyasının içinde bulunduğu yolsuzluk iddialarını içeren içler acısı durumu…

İktidar tarafından da muhalefet belediyelerine yolsuzluk iddiaları ile yargısal operasyonlar gerçekleşiyor.

Dedim ya, iktidar gücü mü temiz yargısal sistemimiz mi? Ya da Belediyeler mi?

Toplum yolsuzluk konusuna kimin çaldığı gözüyle bakmıyor; taraf gözü ile bakıyor. O nedenle iktidar tarafında bir iddia olduğunda muhalefet ve muhalifler, muhalefet tarafından bir iddia olduğunda da iktidar taraftarları bağırıyor.

NE YAPILAMLI?

Ülkemizin acilen topyekun “yolsuzlukla mücadele” etmesi gerekiyor. Burada yolsuzluğun tanımından başlayarak oluşturulması gereken kurumsal yapılara kadar yeni baştan bir mücadele yapısı kurulabilir.

Hem yasal hem de kurumsal yapılar oluşturulmak zorunda.

Mesela AK Parti’nin iktidara geldiğinde ilk kaldırdığı yasalardan olan “nereden buldun” yasası yeniden gündemimize alınmalıdır. Ve Davutoğlu’nun Başbakanlığı kaybetmesine neden olan “siyasi ahlak yasası” yeniden gündeme getirilmelidir.

Kısaca yolsuzlukla mücadele medya ve yargı üzerinden karşılıklı siyasi mücadele aracı olmak yerine kurumsal bir mücadeleyi gerektiriyor. Hatta bu konuda şunu da sorabiliriz: 100 bin caminin olduğu ülkemizde neden yolsuzluk-hırsızlık bu kadar yüksek? Diyanetin bu açıdan konumu bile yeniden ele alınmalıdır.

SONUÇ: Kim çaldı sorusu artık basit bir sorudur. Kim çaldı kadar kim çaldırdı sorusu da buna eklemlenebilir. Ufkumuzu genişleterek topyekun mücadele için yasal ve kurumsal yapıları oluşturmak zorundayız.

Ahlakı kaybeden toplumların gerisinde başka ne kalır ki?

YORUMLAR (8)
8 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.