Haşılı pisletenler
Haşıl, bulgurla yapılan bir çorba. Çok özür dileyerek, başlığın kaynağı olan kıssayı anlatayım.
Bir evin hanımı, ocakta pişen haşılı karıştırırken bir damla çorba, eline sıçramış. Birden canı yanınca, “İçine ettiğim, elimi acıttın!” diye söylenmiş. Bunu duyan kocası, ağzına küfredip “haşılı pislettin!” diye kızmış.
Bizde, birbirine sövüp sayan, sonra utanmadan oturup birlikte yiyip içenlere, “Haşıla şey edenler” derler. Biz, ağzımızı bozmayıp, “haşılı pisletenler” diyelim. Birlikte yiyip içip, sonra birbirlerine sövüp sayanlar da aynı sıfatı hak ediyor elbette.
Birkaç gün evvel köşe yazarı ve tv yorumcusu Rasim Ozan Kütahyalı, Adana merkezli bahis operasyonunda göz altına alındı. Sonu nereye varacak, bekleyip göreceğiz.
Kütahyalı’nın geçmişte birlikte yiyip içtiği, birlikte darbe müjdesi verdiği arkadaşlarından biri olan Cem Küçük, Kütahyalı gözaltına alınınca parayı sevdiğini söyledi. Bunu biliyoruz. Para için ekranda yapmadığı rezillik yok.
Küçük, bir şey daha söyledi. Kütahyalı, Cem Küçük’ün adını kullanarak bir mobilyacıyı tehdit edip para istemiş. “Cem’e, aleyhinde yazı yazdırırım.” demiş. 2017 yılında Rasim Ozan Kütahyalı'nın Beyaz tv ekranında Boşnaklar hakkındaki iğrenç sözlerine tepki gösteren bir yazar, Kütahyalı’nın, hemen her kapıyı “reis” adına açıp, tasarrufu altına alabilme yeteneğinden bahsetmişti.
Ne kadar ilginç değil mi? Adam, bir iş adamını tehdit ediyor. “Ben yazarım.” demiyor. “Cem’e yazdırırım.” diyor. Niye? Küçük’ün böyle bir şöhreti mi var ki Rasim Ozan, bunu kullanıyor? (Şecaat arz ederken böyle de çuvallanır.)
Ah ah! Her kapıyı reis adına açtıkları günler neydi öyle? Çocuğu dersaneye giden, bankaya para yatıran yurdum insanı inim inim inlerken bunlar, habire semirdiler. Biri, reis adına racon kesti; diğeri, onun adına.
Çok beddua aldılar. Elbette ayaklarına dolanacak. Adalet, hukuk diyeni yaftaladılar. Şimdi birbirlerini karalama kuyruğuna girdiler.
Ne dersin aziz okuyucu, haşılı pisletenler demekte haksız mıyım?
Acaba Cem Küçük’ün bahsettiği mobilyacı, para ödedi mi? Ödediyse kimler paylaştı?
Size ilginç bir örnek vereyim. Bu tıynetteki gazetecilerden birinin evi, basına düştü. Ama isimle değil imalı bir şekilde düştü. Dekorasyonunu yapan firma var arkasında. Gazeteci, kızdı. “Benim değil” dedi. Firma da “Yok, o değil” dedi. Konu kapandı. Çok süfli örnekler duyduğum için şaşırmadım. Muhtemelen gazeteci, parayı ödemek istemeyip tehdit etti. Firma da muhalif basına böyle bir haber yaptırıp, “Seni rezil ederim!” sinyali verdi.
Bahis oynayan gazeteci, yol arkadaşları gibi aza kanaat etseydi, bu hâle düşmezdi.
