NEW AGE KURTLAR VÂDİSİ
NOW tv’nin mafya dizisi Yeraltı, haftalar öncesinden böyle duyuruldu. Nihâyet geçen çarşamba günü ekrana geldi. Bâzı sitelerde dizi hakkındaki olumlu eleştirileri okuyunca şaşırdım kaldım. Senaryo tutarlıymış. Başroller akıllıymış.
Bakalım şimdi bu akıllı adamlara.
İyi adam Haydar Ali, biraz sonra 12 adamı öldüreceği restorana, sevdiği kızla gidiyor. Katliamdan birkaç dakika evvel evlenme teklif ediyor. Sonra, “Git buradan! Yırt dışına git! Seni bulurum.” diyor. Anam babam, mâdem ortadan kaybolmasını, hattâ izini bulamasınlar diye yurt dışına kaçmasını istiyorsan niye getirdin? Bu saatten sonra kız, hangi yurt dışına kaçsın? Ağlayarak giden kız, vazgeçip geri dönüyor ve vuruluyor. Yerde kıvranırken yakınındaki silahı alıp, sevdiği adama ateş etmek üzere olan kötü adamı, kırk yıllık nişancı gibi alnının ortasından vuruyor. (Muhtemelen bu kız da gizli servisten çıkacak)
Gelelim diğer akıllıya, yâni kötü adama. Önce bir hatırlatma yapayım.
Geçtiğimiz eylül ayında, Fransız yazar Jean-Christophe Grangé’nin 2002’de yazdığı romanından sinemaya uyarlanan Kurtlar İmparatorluğu filminden bahsetmiştim. Filmde bozkurt işâreti, kötülüğün, terörün, insan kaçakçılığının sembolü olarak gösteriliyordu. Terör örgütü “Bozkurtlar”dan kasıt, ülkücülerdi. Ülkemizde çocukları küçük yaşta dağa hangi örgütün kaçırdığı gerçeği ortadayken Grangé’nin böyle bir kurgu için PKK’yı değil de ülkücüleri seçmesi, ilginç bir durumdu. Bu film Kapadokya’da çekilirken bir tepki verilmediği gibi başta Jean Reno olmak üzere başrollerdeki Fransızlar, el üstünde tutulmuş; röportaj yapılmıştı. Çekilirken verilmeyen tepki, 2005’de gösterime girdiğinde de verilmemiş; sonrasında unutulmuştu.
Bizim unuttuğumuz filmi, Avrupa ülkeleri unutmadı. Önce Almanya ve Avusturya, Türk milleti için anlamı olan bozkurt motifini, faşizmin sembolü olan Hitler selâmına benzeterek yasakladı. Arkasından Fransa’da yasaklandı. Merih Demiral’ın bir millî maç esnâsında bozkurt işâreti yapması, ortalığı karıştırdı ve Demiral, cezâ aldı. Çünkü UEFA’ya göre terör örgütü işâreti yapmıştı.
Hâl böyleyken yerli yapım mafya filminde uyuşturucu işi yapan kötü adamın adının Bozkurt olmasını anlayamadım. Hele hele senaristi Râci Şaşmaz’ın böyle bir tercih yapmasını hiç anlayamadım. Dizideki Bozkurt’un uyuşturucu işini Türkiye’de değil, dışarıda yapması, durumu kurtarmıyor.
Fâruk Aksoy ve Râci Şaşmaz’ın Fransızların değirmenine su taşımasının bir açıklaması olmalı. Ayrıca bir açıklama daha yapmaya mecburlar. Geçen sene yine aynı kanalda yayınlanan Hudutsuz Sevda dizisi sezon finali yaptı, sonra yayından kaldırıldı. Bu dizi de Medyapım ve Faruk Aksoy imzâsı taşıyordu. Ortada sonlandırılmamış bir dizi varken âlây-ı vâlâ ile bir başkasını çekmek, nasıl bir prodesyonellik? Gerçi, “Bu seyirci, bir iki konuşur unutur” diye düşünüyorlarsa kesinlikle haklılar. New age seyirci, maalesef kolay unutuyor.
Dizi yayınlanınca önce, “Ben elbette Bozkurtum!” diyenlerin ses vermesini bekledim. Sonra vazgeçtim. Allah muhâfaza, Uzak Şehir’in Mardinimizi ne güzel anlattığını söyleyenler, New Age Kurtlar Vâdisi için, “Bizi ne güzel anlatıyor” derlerse Jean-Christophe Grangé’ye kına yollamak lâzım.
Eşek değil ya O da bir kilim yollar artık!
