Back To Top
“Şura”sız oluşan sistemin sonu saltanat yönetimidir

“Şura”sız oluşan sistemin sonu saltanat yönetimidir

 - Son Güncelleme: 27.05.2019 Pazartesi 07:38
- A +

İslam’ın evrensel mesajı adil olmayı ve adil yönetim oluşturmayı dinin esası olarak vazetmiş olmasına rağmen, Müslüman toplumlarda hukuka riayet eden adil yönetim modellerinin oluşturulamamasını nasıl izah etmek gerekiyor? 

Geleneksel İslam siyaset kültürünün hemen bütün evrelerini incelediğimizde, hilafetin giderek saltanata dönüştüğü bütün İslam devletlerinin hemen tamamında ‘ortak aklı’, danışmayı ve uzlaşmayı esas alan İslam’ın Şura prensibinin farklı gerekçelerle askıya alındığını görürüz. 

Hz. Peygamberin vefatından sonra iş başına gelen dört halife dönemi de tartışmaya açık olmakla birlikte, özellikle sonrasındaki Emevi ve Abbasi dönemlerinde ne yazık ki “Şura”yı esas alan ve de günümüz açısından pozitif örnek teşkil edebilecek adil İslami yönetim modelleri oluşturulamamıştır. 

Kuşkusuz o dönemlerin şartlarında oluşan hukuk normlarını, günümüzün evrensel hukuk normlarının standartlarına göre değerlendirmek çok hakkaniyetli bir tutum olmayabilir. Bir kere henüz o dönemde kurumsallaşmış hukuki yapılar bulunmuyordu. Dolayısıyla o günün İslam devletlerinden evrensel ölçekte hukuk sistemlerinin oluşmasını bekleyemeyiz. 

Ama İslam’ın temel ilke olarak vazettiği “Şura” prensibine neden işlerlik kazandırılamadığını sorgulayabiliriz. Eğer Müslüman dünyanın devlet yapılarında “Şura” prensibine işlerlik kazandırılabilseydi, belki de bugün hukukun üstünlüğüne dayalı İslam devleti örneklerini tartışıyor olacaktık, yani elimizde somut veriler olacaktı. Zira adil yönetimler kurabilmek için dinin temel ilkeleri son derece müsaitti ve hiçbir engel de yoktu, bu konuda Kur’an’ın emri de son derece açık: “Allah size, mutlaka emânetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adâletle hükmetmenizi emreder…” (Nisâ, 58) 

Evet dinin Müslümanlara yüklediği görev budur, ama kabul edelim ki İslam toplumları bu görevi hakkıyla yerine getirememişlerdir. Maalesef elimizde adil yönetim örnekleri olmadığı için de “hukukun üstünlüğü” kavramı günümüzün dindarları açısından bile bir değer ifade etmemektedir. Bu yüzden de “hukuk” ve “adalet” kavramlarına  yapılan vurgular bir demokrasi dayatması gibi algılanmaktadır. Aslında bu tutum sadece demokrasiye muhalefet değil, İslam’ın adil yönetim modeline itiraz anlamına gelmektedir. Biliyoruz ki İslam, demokrasi ya da başka bir yönetim modeli dayatmaz. Prof. Dr. Ali Bardakoğlu Hoca’nın ifadesiyle “Din açısından önemli olan adalettir, adaletin gerçekleşmesidir. Önemli olan haktır, hakikattir, doğrunun egemen olmasıdır, zulmün, haksızlığın olmamasıdır. Bunu kim sağlıyorsa İslam onu alkışlar, kim yapmıyorsa onu da karşısına alır.” (Yüzleşme, s.24) 

Maalesef İslam uleması tarihsel süreç içinde, adil yönetim konusunda gerekli hassasiyeti göstermemiş, dolayısıyla görevini yapmamıştır. Kuşkusuz saltanat yönetimlerinde ulemanın, İslam’ın temel ilkelerini özgürce dile getirmeleri çok kolay değildi. Ama kabul etmek gerekiyor ki “Müslüman dünya neden adil bir yönetim modeli ortaya koyamamıştır?” sorusu gündeme geldiğinde, İslam ulemasının bu konuda ciddi sorumluluğunun bulunduğunu da kaydetmek gerekiyor. 

Şurası muhakkak ki dört halife döneminden bu yana Müslüman dünyada hakim olan zihniyet genel olarak “hukuk”, “adalet” ve “Şura” gibi temel ilkelerin etrafından dolaşarak mevcut saltanat yönetimlerini meşrulaştırmayı tercih etmiştir. 

Muhammed Abid El-Cabiri “Arap İslam Medeniyetinde Entelektüeller” adlı eserinde “Şura” konusunda ulemanın oluşturduğu bahaneleri “kalıcı geçici” olarak tanımlar. Abbasi halifesi Me’mun’un kendisine muhalefet eden ulemaya karşı Ehl-i Sünnet’in ileri sürdüğü “Müslümanları yönetecek bir yöneticinin bulunması” teziyle kendisini savunduğunu belirten Cabiri Müslümanların “Şura” meselesini nasıl kadük hale getirdiğini şöyle anlatıyor: “Müslümanlar dindar ve adil bir yönetici arkasında anlaşıncaya kadar dindar veya günahkar bu yöneticiye itaat etmenin gerektiğini dile getirmiştir. Bu arada gerçek bir olayı anlatsın ya da hayal ürünü olsun bu hikaye ikinci durumda bile ‘Şura’yı esas almayan ve gelecek ama gelmeyecek olanı ‘bekleyen’ mevcut yönetimi aklamak için kullanılan propaganda araçlarından biridir. Gelecek ama gelmeyecek olanı: Müslümanların imam olarak razı olacakları bir kimse üzerinde anlaşmaları... Bu, Raşid halifelerden günümüze kadar Müslümanlara hükmeden ‘kalıcı geçici’dir.” (s,137) 

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 29 Mayıs 2019 00:58
Sanırım sadece sayın ocaktan i elestirseydim yorumum yayınlanacakti ancak ucu gazeteye dokununca yayınlanmamış haklı ciktigima üzüldüm. Demek ki ufukta ümit beklemek beyhude imiş. Vesselam Karar
Sezgin ulutaş 28 Mayıs 2019 22:05
Dört Halifeden sonra saltanat devri başlar.Babadan oğula modeli.Seçim olmaz.Şura işlevsizliğe duçardır.Bu dönemlerde Halife sultan yönetim şekli hakim renk oldu.Tek renk tek ses tek desen tek koku vardır.İslam alimleri 4 halifeden sonra 6.,7.,8 inci Halife diye kimseye o sıfatı kullanmamışlar.Şura olma imkan ve ihtimali olmadığından hanedana,Kabileye tesanüt ettiğinden“Halife Sultan”diye tavsif edilmiştir.Katı ve otoriter olduklarından İslami idare açısından kayıp yıllardır.Seçim yok ki liyakat,adalet,muhalefet ve rekabet olsun.
cengiz özdemir 28 Mayıs 2019 02:27
Senin bu yazdıklarına uyan tek hareket milli görüş hareketidir,kurulduğundan bu güne kadar binlerce engellere rağmen haktan sapmamış bir harekettir,bütün planlar onun gelmemesi üzerine yapılır,darbeler ve seçim barajları dahil.
Nihat 28 Mayıs 2019 02:04
Hazreti Al efendimiz “devletin dini adalettir” adaleti olmayan devlet dinsizdir arkasından kullandığı ikinci cümle de “dinin devletinin de özgürlük” olduğunu ifade etmiştir.
KARAR OKURU 27 Mayıs 2019 18:00
Sayın Ocaktan, bir süredir islami yönetim modellerinde hukuk ve adalet kavramlarının olmadığını söylüyorsunuz yazilarınızda. Ancak bu iktidar da kuruluşundan bu yana kurumlarda islami modeli adım adım uygularken sizler de desteklediniz. Arada bir de özeleştiri yapsanız daha iyi olmaz mı?
Süleyman ÖEN 27 Mayıs 2019 17:40
Sayın OCAKTAN ; Yazını okudum ve aynen katılıyorum. Ancak ; Dilsiz şeytan olmamak için yazıyorsun , bari SİLİVRİ'nin yolunu da tarif etsen diyorum.Bakarsın yanına gelmek isteyen olur.
Abdullah GARİB 27 Mayıs 2019 15:38
S.A Sayın Mehmet OCAKTAN Beyefendiye; Maalesef başkanlık sistemi oylanırken şurasız bir sistem olduğunu anlamıştır. İtiraz etmeme rağmen yine de oy verdim. Gerçekten ne büyük hata yaptığımı şimdi anlıyorum. Ne yazık ki tek adam rejimini onaylayan, aldanan olduk. Allah bizi affetsin. Şuan ne kadar zorluk çekiyorsak Sayın Erdoğan'dan sonra daha fazla zorluk çekmemiz mukadderdir. Selam ve dua ile
KARAR OKURU 27 Mayıs 2019 14:01
HEPİNİZ ORADAYDINIZ...….dediğimiz zaman, kızmaca gücenmece yok ama.
KARAR OKURU 27 Mayıs 2019 13:57
adaletten hakdan hukukdan sadce kendi işine geldiğinde anlayan ne kadar kuyruk acısı olan tip varsa buralarda
KARAR OKURU 27 Mayıs 2019 13:38
Yaşasın Hayrettin Karaman hoca... Ver fetvayı, ver fetvayı...
Ocaktan sanki islam ile şeriat ıle yonetiliyoruz ALLAH demenin bismillah demenin yasak olduğu daha dün gibi hatirdayken neyin sultasindan bahsediyon mazbatali ekrem gelirse sura yapar
furkan 28 Mayıs 2019 00:15
0
merak etme AKP ve Erdoğan sayesinde toplum ateist olmaya başladı durmadan 24 Saat dini sömürüp ve dini kullanıyor AKP'liler Bu dine ve inananlara en büyük zulümdür ve en büyük hakareti siz akp erdoğancılar yapıyorsunuz AKP bir 5 yıl daha iktidarda kalsın Türkiye'de islam dini azınlık dini olacak Benden söylemesi
KARAR OKURU 27 Mayıs 2019 12:18
Ocaktan diyor ki: Şuranın içinde ben yoksam, o şuraya şura demem...
Faruk AKSOY 27 Mayıs 2019 11:58
Aklı başında bir yazı olmuş, milletvekilliği döneminde yazılsaydı daha iyi olurdu.
KARAR OKURU 27 Mayıs 2019 10:36
Baskanliğı bu adamlara verirken düşünecektiniz. Atı alan üsküdarı alkışlar eşliğinde geçti.
karar verildi 27 Mayıs 2019 10:23
Yazıyı okuyunca Osmanlı'nın son demlerinde Bedizuzzaman'ın meşrutiyet-i meşrua için çırpınışları aklıma düştü... Halen yeteri kadar yol katedememişiz maalesef.
KARAR OKURU 27 Mayıs 2019 09:41
Yönetici, şuraya/istişareye niye ihtiyaç duyar ? Bilmediği bir şey varsa öğrenmek için; hatalı düşünüyorsa düzeltmek için. O zaman bu konu bizim gündemimiz değil. Başımızda her şeyin en iyisini, en doğrusunu bilen, demokrat bir reisimiz var. Bakmayın siz Avrupa Birliğinin karnesindeki demokrasi notumuza; adalet ligi, İslamilik ligi gibi kategorilere, PISA mı pizza mı neyse onlara. Bunlar fasa fiso işler. Almanya bilem kıskanıyor bizi.
KARAR OKURU 27 Mayıs 2019 09:24
“hukuk” ve “adalet” kavramlarına yapılan vurgular bir demokrasi dayatması gibi algılanmaktadır. Kim öyle algılayanlar. Sen öyle deyince öyle mi olmuş oluyor. Ne diyon ya. Okurların ahmak olduğunu mu zannediyon yazmaktan yana konu sıkıntısı mi çekiyon. Sanki milletvekilliği yapmadınız bu memlekette. Yaptığınız dönemde başımız arşı alaya ulaştı sanki. Laik memlekette ulemanin yönetime dair sorumluluğu ne ayak. Her haltı başkaları yesin ama adaleti ulema sağlasın ya da kendini bu uğurda veda etsin. Nerede, laik ülkemizde. Nasıl bir zihin dünyas
METİN P. 27 Mayıs 2019 09:13
İŞTE SİZE TÜRKİYEDEKİ BAZI ADALETSİZLİKLERDEN BAZI ÖRNEKLER:SEÇİM BARAJI VE SEÇİM YASASI,SÜRESİZ NAFAKA,BENİM VERDİĞİM VERGİLERDEN MAKAM ARABASI VE KONUT SALTANATININ DEVAM ETMESİ,YÜKSEK MEVKİLERDEKİ KİŞİLERİN MAAŞI İLE MEMUR MAAŞI ARASINDAKİ UÇURUM.SUÇUN CEZASININ SUÇUN BÜYÜKLÜĞÜNE DENK OLMAMASI.ZİNANIN SUÇ OLMAKTAN ÇIKARILMASI.DARBE ANAYASASININ DEVAM ETMESİ.BUNLARI HALLETMEDİĞİNİZ MÜDDETÇE İKİ YAKANIZ ASLA BİR ARAYA GELMEZ.NOKTA.
METİN P. 27 Mayıs 2019 08:58
sonuç:türkiye cumhuriyeti devletinin gayri adil,islam dışı ve fıtrat dışı kanunlarını değiştirelim.hem eski kafada ısrar edip hem de olumsuzlukları islama ve müslümanların üzerine atmak şark kurnazlığı mıydı neydi?Onu da siz bulun.
Takipci 27 Mayıs 2019 08:55
M.Genc hocamiz diyor ki: Sanayi Devrimi insanligin tarihini 10bin yildan beri benzeri gorulmemis sekilde ikiye bölen buyuk bir donuşumu gerçekleştirmiştir. Kisaca ifade edersek "modern iktisadi buyumeyi" baslatmistir.( Osmanlida Devlet ve Ekonomi, S.35) Islamcilarimiz genel olarak bu olguyu tam olarak kavrayamamislardir. Eski zamanlara ait ornek ve tecrübelerin yeni zamanlarda geçerliliği yoktur.
yüksel dinçer 27 Mayıs 2019 08:20
yirmibirinci yüz yılın insanı binbeşyüzyıl geçmişinde örneklerle ve demokrasi tarifleriyle bir yere varamayacağını anladığı gün kurtuluş günüdür.
KARAR OKURU 27 Mayıs 2019 08:12
Kim demiş şura sız sistem diye. O kadar başdanışman var hatta başdanışman lara atanan danışmanlar var . İlahi Mehmet bey sosyal medya yıkıldı başdanışmana atanan danışman diye ...Haberiniz yok sanırım. Ne şura meclisleri kuruluyordur şimdi. Ramazan ramazan kimsenin günahina girmeyelim !!!!!
KARAR OKURU 27 Mayıs 2019 07:28
Dindarlar siyasi iktidarlarin yapip-ettikler ile değilde din ile kendilerini meşru göstermelerine aldanmamaldirlar... Din,inaniyorsaniz meşrulaştırma ☝aracı değil meşruiyet☝ölçütütdür.
Alparslan Tekin 27 Mayıs 2019 07:18
Kuranda birçok ayette adaletten bahseder ve dediğiniz gibi Nisa 58 de hükümda adaletli olmalıdır der. İslam da bir sorun yok ancak bugün yapılanlar doğru mu? Bence sorulması gereken soru budur.
KARAR OKURU 27 Mayıs 2019 06:55
Hayatında hiç bedel ödedin mi ki geçmiş İslâm alimlerini eleştiriyorsun...
Hz Osman' ın (r.â) hilafetinin 6'ıncı yılından etibaren valilerini akrabalarından ataması başlangıçtır bana göre. Örnek dönem Peygamberimizin vefatından sonra 18 yıl sürmüştür...
Thales 27 Mayıs 2019 10:40
2
Örnek dönem diye bir şey yok. Hiç bir yerde hiç bir zaman olmadı. Her sistemin her zaman aksayan yönleri olacaktır. Her zaman değişmeye ihtiyaç duyar. Hep de böyle olacaktır. Bu nihai kökleri termodinamiğin ikinci yasasına kadar giden temel bir dış veridir.
KARAR OKURU 27 Mayıs 2019 02:29
Şura dediğin iktidarı ele geçirip halkın reisin kim olduğunu anlayana kadar geçen sürede işledi.Sonrası iki dönem kuralıyla birer birer ayıklandı yerlerine 24 saat nöbet tutacak sorgulamayacak emir erleri yerleştirildi adına'da davamız dendi.
Ben 27 Mayıs 2019 02:25
Türkiye'nin Osmanlı'da Tanzimat'la başlayan bir demokratikleşme serüveni var zaten. Mesele bazılarının bunu gerileme sebebi olarak görüp demokrasi içermeyen saltanat özlemine girmesinde. Anlamadıkları şu ki Osmanlı zaten bir zorunluluk sebebi ile bu değişimi yaptı. Diğer türlü zaten daha kısa sürede yıkılıp gidecekti. Aklın gereği neyse onu yapmalıyız. Demokrasi, hukukun üstünlüğü, laiklik, güçler ayrımı ve ortak akıl makul çözümdür. Denenmiş ve çalışmayan şeyleri yeniden denemek açıkça macera ve akılsızlıktır.
Merakli 27 Mayıs 2019 00:25
Nie gunuzmude istedigimiz yonetim bicimi icin illa ki gecmisten referans vermemiz lazim? Oturup, dusunup kendimiz "mantik dahilinde" bir sonuca ulasmaz miyiz? Vardigimiz sonuc Islami bir sistem olur, dikatatorluk olur, "Batu usulu" demokrasi olur v.s. ama daha bastan "usul" yanlis gibi geliyor bana. Ne dersiniz?
Thales 27 Mayıs 2019 10:37
1
Bilgi gözlem ve deneydedir. Akıl yürütmede değil. Akıl yürütme genellikle seni yanlış bir yere götürür. Mesala sadece akılla dünyanın küre olduğunu kavramak zordur. Gözlem yapmalısın. Zeno paradoksları güzel örneklerdir. Zeno bu paradoksları hareketin bir yanılsama olduğunu göstermek amacı ile kullanmıştı. Ancak asıl işlevleri aklın yetersizliğine örnek olmalarıdır.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN