Tanrılarını yiyen insanlar

Dünyadaki güzel şeylerden biri de eski Yunan mitolojisidir.

Bir tanrılar ve yarı-tanrılar sosyetesi. İlişkiler karmaşık. Ama aşağı yukarı tutarlı.

Edebi değeri yüksek. İnsan muhayyilesinin ve insan zekasının mahsulü.

Bu sıralar ‘Yunanlar kendi mitlerine inanmışlar mıydı’ diye bir kitaba başladım bıraktım. (Paul Veyne, Alfa.) Ya kitapta sorun var ya çevirisinde.

Anladığım şu. Ne inanıyorlar ne inanmıyorlar. Lazım olduğu zaman inanıyorlar lazım olmadığı zaman inanmıyorlar.

Aslında herkes öyle yapıyor. Bütün dinlerin mensupları ne yapıp yapıp bir nevi ulular sosyetesi yani ‘büyükler’den müteşekkil bir cemiyet tasavvur etmeyi başarıyor. Lazımsa tanrılarına inanıyorlar. Sımsıkı sarılıyorlar. O’nun için kavga bile çıkarıyorlar. İşlerine gelmediği zaman nazikçe, kimseye göstermeden bir kenara itiyorlar.

Rüşvet alırken, rüşvet verirken tanrının kapısını dışarıdan kilitlemek gibi!

Cahiliye Arabı’nın helvadan put yapıp, tapınıp tapınıp acıkınca yemesi de mitoloji gibi evrensel. İnsanlar acıkınca bugün de tanrılarını yiyorlar.

İnsanların inandıklarını söyledikleri tanrılar baki değildir. İnsanlar menfaatlerinin baki olmasını isterler. Buna ‘beka meselesi’ derler.

Eski Yunan’a kadar gitmişken günün mana ve önemine uygun bir tarihi vakaya temas edelim.

Herodot Tarihinden hatırlıyorum. Persler Yunanlıların etrafını şimdi ABD ve İsrail’in İran’ın etrafını sardıkları gibi sarıyorlar.

Herodot belki de abartıyor. Milyonlarca İran askerinden söz ediyor. Mısır’dan, Anadolu’dan, Asya’dan her taraftan toplanmış. Her şey Perslerin lehine gibi görünüyor. Fakat Yunanlar bir deniz muharebesinde Persleri yeniyor. Persler Helen topraklarından çekilip gidiyorlar.

Buradan, İran’ı kuşatan emperyalist ittifakın dersini alıp çekilip gideceğine dair bir hikâye mi çıkarmak istiyorum?

Hayır.

Belki bir gün giderler, elli yıl sonra, yüz yıl sonra… Ama ben teselli aramıyorum.

Tünelin ucunda ışık görünmüyor. Tünelin ucu var mı? O da belli değil. Bir önceki yazımda “Dünya semalarında İblis’in bayrağı dalgalanıyor” demiştim, hala aynı yerdeyim.

Teselli aramıyorum. Tanrılarla meşgulüm.

Siyonistlerin tanrısı acaba çocukları öldürenlere mi yoksa ihtiyarları öldürenlere mi daha çok sevap yazıyor?

İhtiyar mollalar veya sabi kız çocukları.

Ne dediğimin farkında mıyım?

Farkındayım.

Epstein, Evanjelist hikâyenin orta büyüklükteki tanrılarından biri olabilir mi?

Olabilir, benziyor.

Dergahına uğramayan kalmamış. Müritleri ya devlet başkanı ya kraliyet ailesinden.

Çocuk istismarı hepsine cazip gelmiş cemaat olmuşlar.

Çocuk istismarı için mabet yapan bir cemaat çocuk öldürmeye sevap yazmaz mı?

Terbiyeli olalım. Başkalarının tanrılarına sövmeyin diye ayet var. Ağzımızı tutalım.

Bu arada şu tanrı kargaşasını da düzelteyim.

İnsanların tasavvur ettikleri, hakkında hikâye ve masallar uydurdukları, işlerine geldiği zaman tapındıkları, gelmediği zaman yedikleri tanrılar dursun durdukları yerde.

Allah insanların uydurdukları, yakıştırdıkları her şeyden, bütün noksanlıklardan münezzeh, kudreti sonsuz, Gafur ve Rahimdir.

Ve Adil’dir.

İran iyi bir rejim değildi, idarecileri halkını mutlu edecek bir düzen kuramadı. Daha bir sürü kabahat sayabilirsiniz.

Tamam da bu İranlıların meselesi. İranlılar vaktiyle Şah rejimini değiştirdikleri gibi, bir gün şimdiki rejimi değiştirirler veya değiştirmezler.

Sana ne? Her dediğine kafa sallayan bir sürü ülke var. Onlarla otur kalk, yetmiyor mu?

Yetmiyor. İran’ı yıkacak.

İran kendisini savunuyor. Amerikan üslerinin bulunduğu ülkelere menzili yettiği kadar saldırıyor.

Ülkeler?

İngilizler oraların sınırlarını jeologlarla çizdi.

Petrol olan yerleri kendisine aldı, petrolsüz yerleri Fransa’ya bıraktı.

Oralarda, saksıda devletler yetiştirdi.

Halkı olmayan. Tarihi, coğrafyası olmayan.

Dolar karşılığı petrolün başını bekliyorlar.

Bir sabah kalkmışsın o ülkeler yok.

Başka bir sabah kalkmışsın o ülkeler var.

150 tane kız çocuğunu okullarında öldürüyorsun.

Parçalayarak. Yakarak.

Yanlışlık oldu bile demiyorsun.

Yanlışlık olmadı çünkü. Ölçtün, biçtin, vurdun.

Belli oldu, dünyada o çocukların hangi günahtan dolayı öldürüldüğünü soracak kimse yok.

YORUMLAR (8)
8 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.