İyi şeyler de oluyor

Türkiye sorunları bol olan bir ülke. Terörden ifade özgürlüğüne her gün yeni bir şey yaşıyoruz. Yakın ve uzak çevremiz de hiç fena sayılmaz. Güneyimizde IŞİD ve PKK. Suriye’de ve Irak’ta istikrarsızlık ve hemen her yerde patlayan bombalar. Amerika’da da Zarrab. Çoğu kaygı, keder, üzüntü kadar siyasi sonuç da doğuruyor. Ama iyi giden, daha doğrusu çözüm yoluna giren sorunlarımız da var. Bazıları Türkiye’nin geliştirdiği inisiyatiflerle, bazıları da şartların zorlamasıyla doğru yolda ilerlendiğine dair işaretler veriyor.

***

Bunlardan belki en önemlisi 24 Kasım’da ciddi sarsıntı geçiren Rusya-Türkiye ilişkilerinde yaşandı. 3 Aralık’ta Belgrad’da muhatabı Lavrov ile görüşen Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun uçak düşürülmesi olayını da kapsayan, ilişkilerin farklı boyutlarını ela alan bir komisyon kurulması önerisi, 5 Mart’ta Moskova Büyükelçisi Ümit Yardım tarafından Sputnik haber sitesine verdiği mülakatta yeniden hatırlatıldı.

Henüz ciddiye alınabilecek bir ilerleme olmasa da, bu hatırlatma Türkiye’nin Rusya ile olan ilişkilerdeki sorunları aşma iradesi göstermesi bakımından önemliydi. Komisyon kurulacak olursa, Türkiye komşusu Rusya ile ilişkilerini normalleştirmek için üstüne düşen her türlü sorumluluğu yerine getirmeli. Ticaret ve turizmdeki kayıpları gideremesek dahi, yakın çevremiz üstünde söz sahibi olmak için Amerika gibi Rusya’yla da iyi geçinmek zorundayız.

İkinci olumlu gelişme 14 Mart’ta Rusya’nın Suriye’deki bazı askeri unsurlarını ani bir açıklamayla (kararla değil) geri çekeceğini duyurması oldu. Ve nitekim de çekti. Sebebi ne olursa olsun, karşılığında ne almış olursa olsun, bu çekilme Suriye sorununun çözümü için başlayan Cenevre süreci üstünde olumlu etki yaptı, başarı şansını güçlendirdi. Cenevre başarıya ulaşırsa, Türkiye’nin üstündeki güvenlik baskısı da azalır.

Bu ay içinde yaşadığımız üçüncü olumlu gelişme Türkiye’nin 18 Mart’ta 28 AB üyesiyle Brüksel’de vardığı 9 maddelik mutabakattı. Daha önce de yazdığım gibi anlaşma mükemmel değil. Hukuken de sorunlu, pratikte de sorun çıkartma potansiyeli taşıyor. Ancak şu anda 29 ülkenin üstünde mutabakata varabildiği tek metin bu. Hayata geçirilebilirse Türkiye üstündeki mülteci yükü bir nebze olsun hafifleyecek, vize serbesti sağlanacak ve en az bir başlık daha müzakereye açılacak.

Dördüncü olumlu gelişme de İstanbul’da patlayan IŞİD bombası sonrasında İsrail ile yaşandı. İsrailli turistlerin hayatını kaybetmesi iki tarafın birbirine daha da yakınlaşmasına vesile oldu. Karşılıklı mesajlar gönderildi, ziyaretler gerçekleşti. Görünen o ki Aralık 2008 Dökme Kurşun operasyonundan bu yana sürekli zayıflayan diplomatik ve siyasi ilişkiler, yakın bir gelecekte normalleşecek. İsrail lobisinin Türkiye üstündeki baskısı azalacak.

Bu ayın beşinci olumlu gelişmesi ise Türkiye’nin İran’la olan ilişkilerindeki çoğu karşılıklı açıklamalardan doğan gerginliği yumuşatmak için çaba harcamasıydı. 5-6 Mart tarihlerinde Başbakan Davutoğlu kalabalık bir heyetle Tahran’ı ziyaret etti. Önceki hafta sonunda da İran Dışişleri Bakanı Zarif Türkiye’ye geldi. Yeni yatırım olanakları ve ticari potansiyel konuşuldu. Ama ilişkilerin gelişmesinin Suriye ve bölge üstündeki rekabetin koşullarını düzenleyeceği akılda tutularak.

***

Yemen’de ateşkesin ileriye dönük de olsa sağlanmış olması, Brüksel’de yaşanan katliamın ardından IŞİD terörüyle savaşta Türkiye’nin kilit ülke olduğunun az da olsa anlaşılması gibi olumlu gelişmeler de var. Ancak en olumlu gelişmeler henüz yaşanmamış olanlar. Onlar da umarız yakında yaşanacak. Dündar-Gül davası düşecek, ifade özgürlüğü ve hukukun üstünlüğü tartışmasız bir şekilde sağlanacak, iç siyasetteki gerilim azalacak, barış süreci canlanacak ve Türkiye bölgesindeki sorunların değil çözümlerin parçası olacak…

YORUMLAR (3)
YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
3 Yorum