Seçilmesi halinde…

Türkiye her anlam ve alanda çok tecrübeli bir diplomatını, Feridun Sinirlioğlu’nu BM Genel Sekreterliğine 31 Ekim itibarıyla resmen aday gösterdi. Seçilmesi halinde BM’nin yönetimine, dünya barışının sağlanmasına, Birleşmiş Milletler’in diğer hedeflerinin gerçekleşmesine katkıda bulunacağına şüphem yok. Seçilmesinin Türkiye’nin imajına, dış politikasına ve hatta kendi içindeki sorunlarının çözümüne olumlu etkisi olacağı da gerçek. Ancak Sinirlioğlu’nun seçilme olasılığı pek çok analize göre düşük.

Çünkü BM 81 yıllık tarihinde bu kez mümkünse bir kadın genel sekreter arıyor, coğrafi alan rezervasyonu Türkiye’yi dışlıyor, Yunanistan’la pek sıkı fıkı olan daimi üye Fransa’nın bir Türk adayı desteklemeyebileceği, her ne kadar zamanında Tel Aviv’de büyükelçilik yapmış ve sorunların aşılmasında aktif rol oynamış olsa da İsrail yüzünden Amerika’nın kendisine oy vermeyebileceği, geçici üye Yunanistan’ın da elinden geleni yapacağı söyleniyor. Kıbrıs sorununun varlığı da dezavantaj olarak gösteriliyor.

Diğer yandan aralarında Güvenlik Konseyi’nin (GK) beş daimi üyesinin de olduğu birbirinden farklı 57 ülkenin oyunu alıp 2024’te AGİT Genel Sekreterliğine seçilmesi, şimdiye kadar GK’de yapılan ön yoklamalarda (straw polls) hiçbir adayın tam olarak öne çıkamaması, sessiz diplomasiyi iyi uyguladığının muhtaplarınca bilinmesi, seçim yarışına yeni girmiş dolayısıyla da yıpranmamış olması ona avantaj sağlıyor. Fakat bu avantajın fırsata çevrilmesi için onu aday gösteren Türkiye’nin arkasında durması, siyasi kulis yapması, beş daimi üyeyle konuşması, en az dört geçici üyeyi de ikna etmesi gerekiyor.

Somali ve Pakistan’ın GK’de bu yıl sonuna kadar geçici üye olması Sinirlioğlu için önemli bir avantaj. Muhtemelen Bahreyn de Suudiler aracılığıyla ikna edilebilir. Zaten beş daimi üye evet dedikten sonra dördüncü geçici üye nasılsa bir şekilde bulunur. Bundan sonra yapılacak oylamalarda, özellikle de renkli pusulalılarda öne çıkarsa Genel Kurul’daki oylamada hukuken 193 üyenin yarısından bir fazlasının desteğini almasıyla, pratikte ise alkışlanmasıyla 1 Ocak 2027 itibarıyla görevine başlar. Azerbaycan, İsrail ya da bir başka ülkenin oyu Genel Kurul’u etkilemez.

Fakat sanıldığı gibi Feridun Sinirlioğlu seçilince Türkiye adına çalışmaz, çalışamaz. Olsa olsa biraz kayırır. Ama mesela Kıbrıs sorununu bizim istediğimiz biçimde çözemez, İsrail’i lanetleyip bir daha böylesine şiddet kullanmamasını sağlayamaz, Amerika’yı İran’da, Rusya’yı Ukrayna’da dizginleyemez. BM Şartı’nı değiştirip Türkiye’nin de Güvenlik Konseyi’ne katılmasına, dünyanın beşten büyük olduğunun görülmesine zemin hazırlayamaz. Kendisine tanınan hareket alanı içinde kalır, görev sınırlarını aşamaz, yani büyük ölçüde önceki Genel Sekreterler gibi davranır.

Yine de seçilmesi Türkiye ve dünyanın geri kalanı için iyi olur. Türkiye’nin barış yapıcı rolü perçinlenir, algısı, imajı güçlenir; çok az devlet, bünyesinden genel sekreter çıkartan bir ülkeye saldırmayı aklına getirir. Belki biz de ona destek olmak, onun imajını ve algısını beslemek için kurallara daha saygılı, kendimizle daha barışık bir ülke oluruz. Kural bazlı bir dünya için hukukun üstünlüğü deriz. Dünya da Feridun Sinirlioğlu’nun dengeli tutumundan, diplomatik becerilerinden, arabuluculuk tecrübelerinden yararlanır. İşi hiç kolay olmaz ama benim tanıdığım Feridun her türlü güçlüğün altından kalkar…

YORUMLAR (2)
2 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.