Mehmet Uçum ne diyor?
Mehmet Uçum herhangi bir hukukçu değil. Cumhurbaşkanı’nın başdanışmanı olduğu gibi Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu başkanvekilidir.
2015’ten beri nice bakanlar geldi geçti, Uçum görevdedir. İktidarın başta CB sistemi olmak üzere temel hukuk yönelişlerini Mehmet Uçum hukuk kavramlarıyla tezyin ediyor.
Başbakan/Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ilk on yıldaki “evrensel hukuk” ve “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi” vurgulu jargonunu bıraktıktan sonra geliştirdiği “yerli ve milli hukuk” jargonu da en aktif sözcüsünü Uçum’da buldu.
AA’da yayınlanan son makalesin de bu açıdan son derece önemlidir, sıradan bir mütalaa değildir.
‘YENİ ANAYASA’
Anayasal bir devlette, anayasada bazı değişiklikler yapılacaksa, bu, mevcut anayasada belirlenmiş olan kurallara uyularak yapılır. Bunda bir ihtilaf yok.
Fakat bir ülkede darbe olmuş, ihtilal olmuş, rejim değişmiş, mevcut anayasal düzeni kökünden sarsan olağanüstü hadiseler yaşanmış ise, yeni durum kendi anayasasını yaparken, artık “eski anayasada beşte üç şartı vardı, üçte iki şartı vardı… değişmez maddeler vardı” diye bakmaz.
Yeni “kurucu irade” bildiği gibi yeni anayasa yapar. Fiili bir gerçektir bu
Anayasa hukukundaki asli kurucu iktidar / tali kurucu iktidar yahut kurucu iktidar / kurulu iktidar teorilerine, Carl Schmitt’in mahut tezlerine burada girmiyorum.
Uçum makalesinde, eğer Meclis anayasada değişiklikler değil de “yeni anayasa” yapmak için karar alırsa “kurucu irade” olur ve anayasadaki hiçbir kuralla bağlı olmadan yeni anayasa yapabilir, diyor. Bizde AYM’nin anayasa değişikliklerini “şekil” bakımından inceleme yetkisi vardır: Oylama kurallarına üçte bir, beşte üç, üçte iki gibi yetersayılara uyulmuş mu?
Uçum’a göre Meclis “yeni anayasa” kararı alınırsa AYM bunu bile denetleyemez:
“Yeni anayasa yapım sürecindeki hiçbir karar ve işlem, hiçbir şekilde AYM denetimine tabi olamaz…”
Bu mesele kitap çapında bir konudur. Şimdilik şu soruyu ortaya koyayım: Meclis kaç oyla “yeni anayasa” yapma kararı alacak?! AYM bunu denetlemeyecek mi?
Eğer Uçum “çoğunluk oylarıyla” diyecekse, bu, iktidar blokuna anayasayı “iskat ve ilga” yetkisi vermek olur ki, hukuka saygısı olan hiç kimse bunu savunamaz.
DENETİMSİZ YOLLAR
Hukuki tartışma köşe yazısının çok üstünde teknik bir konudur. Siyasi tarafının daha önemli olduğunu da hemen belirteyim. Çünkü, iktidarın amacı evrensel anayasa hukukunun değerlerine uygun, geniş mutabakatlı bir yeni anayasa yapmak değil, kafasındaki yönetim modelini Meclis’ten geçirebilmektir.
Böyle değilse Uçum, niye AYM’nin denetleyemeyeceği formüller arıyor?
Bugünkü Meclis aritmetiğinde işi biraz daha zor olduğu için AYM’nin “şekİl” denetiminden dahi kaçırarak “yeni anayasa” yapma yolunu arıyor: En az 200 vekilin imzası, her madde oylamasında ve genel oylamada en az 360 vekilin kabul oyu vermesi…
AYM bunları bile denetleyemeyecek!
Tahminim “yeni anayasa” için düşünülen, Meclis’te Cumhur İttifakı oylarına DEM oylarının eklenmesi… Fakat gizli oylamada fireler olabilir. AYM denetimin olmayacağı bir yol, daha güvenli görülse gerek.
Böyle AYM denetiminden uzak yollara ne gerek var? Milletin büyük çoğunluğun oylarıyla yapılması gereken bir “yeni anayasa”, neden Meclis’teki üçte bir, beşte üç gibi yetersayılar bile AYM tarafından denetlenmesin?
MECLİS ÇOĞUNLUĞU…
Ülkede iyi kötü bir anayasa düzeni varken, neden daha ziyade darbelerde, devrimlerde, rejim değişikliklerinde uygulanan kavramlara sarılıyor?
Darbe, devrim, rejim değişikliği usullerini Meclis çoğunluğunun uygulaması o usulleri meşrulaştırmaya yetmez.
Alexis de Tocqueville’den günümüze, siyaset biliminde “çoğunluk istibdadı” diye bir kavram vardır. Merhum Ali Fuat Başgil’in bunu anlatan şu satırlarını, iktidar blokunda hukuk vicdanını kaybetmemiş olanların dikkatine sunarım:
“Başıma inen haksız bir yumruğun sahibi kim olursa olsun, bunun bence ehemmiyeti yoktur. Haksız yumruk ister bir hakimiyet hakkına dayanan bir hükümdar yumruğu, ister arkasını millet manevi şahsına dayamak suretiyle hükmeden bir şahıs veya zümre yumruğu olsun, müsavidir...” (Vatan, 5 Kasım 1946)
Başgil, yazısının devamında kuvvetler ayrılığını, hak ve hürriyetlerin üstünlüğü savunuyordu.
Tam seksen yıl geçti ve hâlâ… Ne kadar acı değil mi?
VEFAT: İş dünyamızın sanayici liderlerinden Ahmet Nazif Zorlu’nun vefatı bütün Türkiye için bir kayıptır. Türkiye’nin endüstriyel üretimine ve ihracatına büyük katkılar yapmış, binlerce insana istihdam sağlamıştı. Allahtan rahmet diliyorum. Ailesine ve iş arkadaşlarına başsağlığı diliyorum.
