Kudüs!

Trump’ın birden küresel gündemin içine fırlattığı Kudüs ‘bombası’ sahiden de cehennemin kapılarını açacak mı? Bazıları çok mu istiyor Armageddon’u ve umdukları sonuçların gerçekleşmesini? Yoksa her şey Trump’ın kendi iç politikasında yaşadığı tutarsız gelişmelere karşı fırlattığı ‘gündelik’ ama uzun vadeli sonuçları hesaplanmayan çıkışlarından biri daha mı?

Ortadoğu denince önce Kudüs geliyor aklımıza. Sonra da Kudüs.

Filistin deyince, İsrail deyince, Mirac denince, Hz. Ömer deyince, Selahaddin deyince, kıble deyince, ‘gökte yapılan şehir’ deyince…

Aklımızda hep bir Kudüs var, hep bir Kudüs olacak.

Dün cuma idi.

İçimizin ve dışımızın bütün meydanlarında Kudüs vardı.

Kudüs, dün dünyanın bün meydanlarında herkesin göreceği kadar billurlaşmış, somutlaşmıştı.

Ortadoğu’da ne çok fil var.

Ebabil’lerin ve her şeyin sahibi de var.

Üstad Sezai Karakoç o tarihsel sesiyle Kudüs’ü bilinçlerimize kazırken ne demişti?

“Tanrı şehri ve bütün insanlığın şehri.
Altında bir krater saklayan şehir.
Kalbime bir ağırlık gibi çöküyor şimdi.
Ne diyor ne diyor Kudüs bana şimdi
Hani Şam’dan bir şamdan getirecektin
Dikecektin Süleyman Peygamberin kabrine
Ruhları aydınlatan bir lamba
İfriti döndürecek insana:
Söndürecek canavarın gözlerini
İfriti döndürecek insana
Ve Kudüs’ü terkettiğin o ikindi
Birinci Cihan Harbi günü vakti
Kan sızdırıyor kaburga kemikleri
Karlı dağlardan indirdiğin atların
Bir evde perdeyi indiriyor bir kadın
Mahşerin perdesini kıyametin perdesini
Ağlıyor yere inen saçları
Göğü yırtan kefen beyazı

(…)”

Bir şifâ kelimesi gibi söylediğimiz Kudüs, zehirli dillerde, karanlık zulüm mahfillerinde pazarlık konusu olmayacak. Dün içimizin ve dışımızın bütün meydanlarında gördüğümüz yüksek bilinç, çok temelde rahmet ve merhamete, esenliğe duyulan derin özlemin bir yansıması; bir çığlık, bir dua idi. Hak icabet ede.

17-12/09/09krr13mevlana.jpg

KENDİNDEN İNTİHAL

Bir halk ancak bir devrim yapabilir. Almanlar Reform başarısını asla tekrarlayamadı, daha doğrusu ona denk olmayan bir reform yaptılar. Fransa her zaman 1789’a bağlı kaldı. Rusya ve bütün ülkeler için aynı şekilde gerçek olan, devrim konusundaki bu kendi kendinden intihal eğilimi insanın hem içini rahatlatır hem de canını sıkar. Çöküş döneminin Romalıları sadece Yunan aylaklığını (otium graecum) severlerdi, oysa güçlü zamanlarında en çok küçümsedikleri şeydi bu. Günümüzün uygar uluslarıyla benzerlik o kadar açık ki, vurgulamak uygunsuz olacak. (…) Batı: gazel kokan bir çürük, hoş kokulu bir kadavra. Beyazlar, Amerikan yerlilerinin onlara verdiği soluk benizli adını giderek daha çok hak ediyorlar. (…) Gelecekle ilgili görüşüm o kadar kesin ki, çocuklarım olsaydı hemen boğardım!

Cioran-Doğmuş Olmanın Sakıncası Üstüne- Çev.: Kenan Sarıalioğlu- Metis yay.

ANONS

Kudüs’süz bir gerçeğe ve rüyaya: Hayır!

YORUMLAR (4)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
4 Yorum