Yeni bir Türkiye kurulur ve Dünya orada yerini alır

AP olmayacak duaya âminciler için dananın kuyruğunu şöyle bir çekiyor gibi yaptı, Türkiye’den ânında tonu ve niyeti değişik sesler yükseldi: “aman mahvolduk, ay şimdi n’apiçiiz, oh be çok iyi oldu, vız gelir tırıs gider ve ilh...”

Olaylar hızla gelişmeye veya gelişmemeye devam ediyor, son tahlilde ‘kendileri bilir’ modunda izlemeye devam etme isteği bile ortadan kalkacak gibi. Terör örgütleriyle kucak kucağa yaşamayı seçtiklerine ve 15 Temmuz darbe girişimini ağızlarının suyu akarak izlediklerine göre ‘bırakınız yapsınlar, bırakınız bitsinler.”

Nitekim, yeni bir Türkiye kurulur ve Dünya oradaki yerini alır.

Lâkin Yeni Türkiye’yi kurarken şu meşhur mevzuat hazretlerini ve taife-i bürokrasiyi ne yapacağız, kestiremiyorum.

Efendim dün bir dostumuz vergi yapılandırması için İstanbul’daki bir vergi dairesine gitmiş. Dört saatlik kuyruk (hâlâ?...) çilesinden sonra sıra kendisine gelmiş. Motorlu taşıt vergisinin mükerrer ödemesinin tashihi ve mevcut borcundan mahsubundan bahisle derdini söyleyince sayın genç memur ne dese beğenirsiniz? “2012 yılında fazladan bir vergi yatırdığınızı ekrandan görüyorum. Fakat bununla ilgili işlem yapabilmem için bana o tarihli dekontu getirmeniz gerekir.”

Şimdi arkadaşım şu basit soruların cevabını bana soruyor, ben de bir ilgili varsa o ilgili için buraya dercediyorum:

* Vergi dairesinde sıra için bir numaramatik ve başında bir görevli var. Bunların hangisi fazlalık?

* İçerisi yüzlerce insanın nefesi sebebiyle çok kirli, niçin havalandırma yok?

* Genç memur kendi ekranında gördüğü devlet bankasının işlemlerine niçin itimat etmeyip, temini en az bir saati bulacak bir belgeyi vatandaştan talep ediyor?

*l Vergi yatırmak üzere oraya gelen ve saatlerce çıkamayan binlerce vatandaşa bir bardak su, çay niçin ikram edilmiyor?

* İnternet çağı falan söylem olarak gayet hoş ama dairede harcanan süreye bakılırsa bir arpa boyu yol gidilmemiş gibi, niçin?

16-11/26/26krr13gozluk.jpg

Tam bir bilgisayar kurdu olan genç arkadaşımın başka soruları ve sinir olduğu şeyler de vardı. Ayrıca sinirden biraz şekeri de düşmüştü galiba. Ona bir orta kahve söyledim. Sonrası iyilik sağlık.

Başa dönelim, AB’ne girildi diyelim, o genç memurun ‘mevzuat’ diye tutturduğu şeye bakışında ve yorumunda bir değişiklik olacak mı? Olmayacaksa dana bir daha düşünsün kuyruğunu.

Genç Öğretmenin Soruları

Hani Öğretmenler Günü’nü daha yeni kutladık ya, bugün bir öğretmen arkadaşımı buraya konuk edebilirim diye düşündüm. Bu biraz da adalet için aslında.

Geçen yıl genç bir felsefe öğretmeni ile tanıştım. Hem mesleğine, hem de kendi disiplin alanına âşık, pırıl pırıl bir zihin ve iç açıcı bir insan. Öyle ki bir öğretmen gelmediğinde, o sınıfın öğrencileri açıkta kalmasın diye kendi sınıfına alıp misafir edecek kadar hassas bir kalp.

Bu genç dostumuz 15 Temmuz sonrası furyada meslekten ihraç edildi. Şimdi kendi memleketinde hiç semtine uğramadığı işleri yapmaya çalışarak ailesinin hayatını idame ettirmek için çaba gösteriyor. Ama onu kahreden şey bu değil, uğradığı haksızlık.

Zaman zaman bana bir kaç cümle gönderiyor, içinde kahır, haksızlığa isyan, tevekkül...Hepsi var. Bu durumda olan bir çok insanın da hislerine tercüman olur diye iki üç cümleyi buraya alıntılıyorum:

Kendini anlatma sadedinde şöyle diyor genç dostum:

1- Medyadan takip edebildiģim kadarıyla üst düzey komisyonlarda olanlar arasında, Fetö davalarında bilirkişilik yapanlar arasında dahi bylock kullananlar olduğu ortaya çıktı.

2- Bu durumda kriterlerinizin yetersizliğinden süphelenmeniz gerekmez mi, nasıl kriter ki bunlar bylock listeleri çözülemeseydi bu kişilere ulaşılamayacaktı?

3- Soramadan edemiyorum, ben nasıl bir Fetöcüyüm ki telefonumu, numaramı, laptopumu, mail adresimi, sosyal medya adresimi değiştirmiyorum ?

4- Ben nasıl Fetöcüyüm ki mesajlasma programlarını medyadan öğreniyorum?

5- Ben nasıl bir Fetöcüyüm ki 14-15 senedir tek bir idaracelik görevim, AR-GE görevim gibi bir yükselmem olmamış?

6-Ben nasıl bir Fetöcüyüm ki bir kuruş para vermemisim, gizli sohbetlerine katılmamışım, kızımı okullarına yollamamışım?

7- Ben nasıl bir Fetöcüyüm ki ne sosyal medyada, ne sınıfta ne velilerimle ne okulumda hiç propaganda yapmamışım? Öyle olmasaydı gelin sorun der miydim bu kadar rahatlıkla?

8- Ben nasıl bir Fetöcüyüm ki Eğitim Bir-Sen gibi araya kaynayabileceğim sendikalar dururken(Bylock alımları sizce neden en çok orada oldu?) Anadolu Eğitim Sendikası gibi az üyeli ve ömrü bu tip yapılanmalarla mücadelelerle geçmiş bir sendikayı seçeyim?

Tüm bunlar ortadayken evimi arabamı satıp kredi çekip bankaya yatırmış gibi muamele gördüm oysa Eminevim’in havale almamasıyla alakalı bir bankacılık işlemiydi yaptığım. Sendikaya girişimiz ise eşimin Türkçe olimpiyatları döneminde tanıdığı birkaç arkadaşının tavsiyesiyle oldu ve istifa ettik. Kendi onurumun ve kızımla eşimin rızkının hakkı için soruyorum, 15 yıllık bir öğretmeni ve eşini sormadan, soruşturmadan atmaya yeterli sebep midir bunlar?

Genç felsefe öğretmeninin çok açık başka soruları da var. Sorular kolay, ama sanırım cevapları biraz zor. Göreve iade edileceği günü ondan çok ben bekliyorum. Görelim Mevlâ neyler.

YORUMLAR (1)
YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
1 Yorum