Bir de uzlaşmayı denesek

Toplumsal uzlaşma ve karşılıklı hoşgörü eşiğimiz hem iktidarın hem de muhalefetin tahmin ettiğinden çok daha ulaşılabilir bir düzeyde. Algılarımızda, ulaşılması çok güç olarak şekillenen toplumsal uzlaşma , aslında tahmin edemeyeceğimiz kadar kolay ulaşılabilecek bir yerde. Sadece toplumsal uzlaşmanın ve bir hukuk devleti olmanın zarureti konusunda asgari bir irade göstermemiz gerekiyor.

İran’a yapılan insanlık dışı saldırıdan bizim çıkarmamız gereken en önemli derslerden birisi de, bölgede güçlü bir ülke olarak kalabilmenin yolu toplumsal uzlaşma sağlamak ve hukuk devleti olmaktan geçtiği.

Demokratik ve daha önemlisi ahlaki meşruiyeti tartışmalı bir otorite tesis ederek kalıcı huzur sağlanamaz. Her neyi yaşamış olursak yaşayalım ve yaşananları nasıl değerlendirirsek değerlendirelim merkezinde toplumsal uzlaşma olan bir hukuk devleti Türkiye’nin geleceği için yegane alternatiftir.

PKK gibi en netameli konuda barış masasını kuracak cesareti gösteren Sayın Erdoğan ve sayın Bahçeli aynı feraseti muhalefete ve özellikle ana muhalefete karşı da sergileyebilir. Elbette sadece liderlerin değil iktidara yakın kamuoyunun da artık toplumsal uzlaşma yönünde irade beyan etmesi gerekiyor.

Kamuoyunun bu yöndeki irade ve beklentisini kavrayabilenler, Türkiye’nin siyasi geleceğini belirleyecek. Türkiye’de 2002’ye gelindiğinde aşılması gereken eşiğin askeri vesayet olduğunu çoğunluk hissetmiş ve onun için Ak Parti’yi iktidara getirmişti. Aslında bu Türkiye’nin on yıl öncesinden atması gereken bir adımdı ve değerli bir on yılını kaybetti. AK Parti’nin muktedir olma sürecini de bir on yıl olarak hesaplarsak, Türkiye çok önemli bir 20 yılını askeri vesayetle mücadeleyle geçirmiş oldu.

Şimdi ise aşılması gereken eşik toplumsal uzlaşma ve hukuk devleti anlayışı. Türkiye’de siyasi tartışma, kutuplaşma ve cepheleşme üzerinden yapılıyor. Ancak toplum bunu aştı. Türkiye’nin bu dönemde aşması gereken eşik toplumsal uzlaşma ve kamuoyu böyle bir adıma fazlasıyla hazır.

Böyle bir uzlaşmayı tetikleyen siyasi irade Türkiye’nin geleceğinde söz sahibi olacak. Kutuplaşma ile tesis edilmeye çalışılan iktidar ve buna karşı gelişen muhalif söylem, toplumu yoruyor ve yıpratıyor. Türkiye hiç gerek olmadığı halde siyasi bir kısır döngünün içinde. Oysa bu kısır döngüden rahat bir şekilde çıkabilecek her türlü sosyal, kültürel ve ekonomik imkan ve potansiyel var. Bu basit gerçeği başta iktidar olmak üzere artık Türkiye’nin tüm kesimlerinin görmesi gerekiyor. Siyasi bir argüman olarak toplumsal uzlaşma toplumun en çok ihtiyaç duyduğu şey.

Uzlaşmayı ve iç barışı kalıcı olacağının henüz garantisi olmadan çok ağır bedeller ödeyerek tesis eden komşularımız var. Suriye gibi. Yakın gelecekte büyük krizlere gebe orta vadede bile kalıcı istikrarı sağlaması mümkün olmayan komşularımız var İran ve Irak gibi. Savaşlar nedeniyle aldıkları hasarı en iyi ihtimalle on yıllarca telafi edebilecek kuzeye komşularımız var Ukrayna ve Rusya gibi.

Söz edilen ülkelerden çok ilerideyiz. Her ne kadar farkında olmasak da bu çok kıymetli bir durum. Bu istikrarımızın kalıcı olmasının teminatı ise toplumsal uzlaşma ve hukuktur. İktidarın bu temel değeri, elde ettiği gücü korumak amacıyla hukuku göz ardı ederek kendi lehine bir araç haline getirmesi çok yanlış bir siyasi tavır. Türkiye’nin sosyolojisi iktidarı ve muhalefetiyle otoriter bir iktidarın keyfi uygulamalarını teslim olmaktan çok öte bir yerde. Bu temel toplumsal gerçeği artık görmek gerekiyor. Yani Türkiye otoriter olarak yönetilebilecek bir ülke değil.

Yaşanan siyasi gerilim ekonomiyi de gün geçtikçe daha da kötü hale getiriyor. Potansiyel seçmene geçici ekonomik faydalar sağlamak suretiyle seçim kazanma hesabı da artık tutmayacak. Gelecek nesillerin kasasını yağmalayarak yapılan siyasetin ekonomik sonuçlarını daha gelecek nesillerin dönemine varmadan ağır bir şekilde ödemek zorunda kalacağız

Siyasetin geldiği noktada yeni bir toplumsal uzlaşma kültürü geliştirmenin vakti geldi. Şayet iktidar bunu başlatamıyorsa muhalefet başlatabilir. İnsanlar, umut olduğu konusunda herkesin ittifak ettiği bir tavır bekliyor. Bunu iktidar da sunabilir muhalefet de. Türkiye’de herkesin kendini iyi hissedeceği bir söylem geliştiren ve yaptıklarıyla bunu destekleyen siyasetin geleceği var. Cepheleştiren anlayış ise aslında tarih sahnesinden bile çıktı ama bunun henüz farkında değil.

YORUMLAR (1)
1 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.