Protesto ertesi

İran’da protestolar şimdilik son buldu ancak protestoları doğuran kriz elbette sürüyor. Protestolarda binlerce kişi hayatını kaybetti. Hem rejim hem de muhalifler farklı rakamlar veriyor ve ölümlerin müsebbibi olarak karşı tarafı suçluyor.

Protestolar esnasında binlerce kişinin hayatını kaybetmesi gerçeği, İran’daki krizin ne denli büyük bir şiddet potansiyeli taşıdığını gösteriyor. Ne acı ki hayatını kaybedenlerin insanlık haysiyeti unutularak, rakamlar birer propaganda malzemesi olarak her gün ekranlarımızdan akıyor. Bütün bu krizde tek unutmamamız gereken şey olayın insani boyutu.

İran’daki kriz hiçbir şekilde son bulmadı ve bu krizin taşıdığı şiddet potansiyeli, benzeri siyasi gerilimlerin çok ötesinde büyük bir tehlikeyi ve insanlık dramını barındırıyor. İran’da muhalefetin, artık bir takım yasal ve ekonomik düzenlemelerle, rejimle uzlaşma imkanının kalmadığı tüm gözlemciler tarafından söyleniyor.

İran’da bu saatten sonra yaşanacak her şey, başta Türkiye olmak üzere tüm bölgeyi menfi olarak yakından ilgilendiriyor. Bundan dolayı aslında İran’ın düşmanı olan Suudi Arabistan ve BAE ile görece dengeli bir siyaset sürdüren Katar ve Türkiye iddialara göre ABD’ye muhtemel bir hava saldırısında uçuş izni vermeyecek. Bu bilgiler resmi olmasa da kamuoyunda oluşan hakim kanaat bu yönde.

Protestolar rejim açısından bir varoluş sorunu ve rejim silah kullanmaktan imtina etmeyeceğini bir kez daha gösterdi. Protestoların aynı şiddette sürmesi durumunda hayatını kaybedenlerin sayısının şimdikinden kat kat fazla olması tehlikesi çok büyük. Bir felaket senaryosu çizilecek olursa, hem daha büyük protestolar hem de rejimin yıkılması gibi bir ihtimal İran’ın bir kan gölü haline gelmesi anlamına geliyor.

İranlılar açısından tarihi bir açmaz söz konusu. Koşullar göz önünde bulundurulduğunda da kimse gelecek hakkında kesin bir tahminde bulunamıyor. Hele İran’da tüm rejim karşıtlığına rağmen muhalif gurupların da kendi aralarında aşılmaz ihtilafların bulunması, durumu daha karmaşık hale getiriyor.

Bölge ve elbette Türkiye nereye evrileceğini kimsenin kestiremediği büyük bir krizle karşı karşıya. Çevre ülkeler açısından en ideal çözüm aslında istikrarlı bir İran. Ancak bu rejimin varlığını sürdürmesi anlamına da geliyor ki, İran halkının çoğunluğunu teşkil eden muhalifler açısından kabul edilebilir bir opsiyon değil.

İran, ABD ve çevre ülkeler dahil olmak üzere herkes sanki sorunun şimdilik ertelenmesi konusunda adı konulmamış bir uzlaşma içinde. Rejimin gerek gördüğü anda, tüm imkanlarla silaha sarılma ve sonuna kadar savaşma kararlılığı bir yana, gelecek hakkında kimsenin kesin bir kanaati yok.

ABD, İran konusunda kanaat önderi konumunda olduğu için Batı kamuoyunda da kınamayı aşan bir irade şimdilik yok. Avrupa medyasında İran hakkında çoğu bilindik analizlerin yanında İran diasporasının görüşleri, tecrübeleri vs. gibi haberler çıkıyor.

Türkiye kamuoyu açısından, diğer önemli dış politik olaylarda, örneğin Maduro olayında olduğu gibi, İran krizini iç siyasetin malzemesi yapmadan, sağduyu ve nesnellikle izlemek atılacak en akıllı adım olur. Muhaliflik adına Türkiye ile zorlama benzerlikler yaratmaya çalışmak en başta, haklarını almak için hayatların veren ya da tehlikeye atan insanlara karşı yapılmış büyük bir saygısızlık olur.

Şimdilik gündemden çıktı ancak çok yakın bir gelecekte çok daha yoğun bir şekilde İran konuşacağız.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.