15 Temmuz... Unutulamaz bir gece
15 Temmuz gecesi, yakın tarihin en acılı ve en karanlık anlarından birisidir. FETÖ’nün ülkeyi bir darbeyle ele geçirebileceğini ve Türkiye’nin kolayca teslim olacağını düşünmesiyle başlayan bir dizi inanılmaz kötü fikrin sahne aldığı bir geceydi… Uzun gecenin sabahında ise hem o varsayım hem de fikir tarihi bir fiyaskoyla yüzleşti.
Bir daha asla olmaması, yaşanmaması gereken bir olay varsa budur.
Türkiye’de darbe planlayabilmek ve bunu hayata geçirme cesareti bulmak, tek başına bu ülkeyi değersiz kılan bir kötülüktür. Buna cesaret ettiler ama millet de ülkenin bu muameleyi hak etmediğini, darbeye boyun eğmeyeceğini olabilecek en hızlı şekilde gösterdi. En büyük fedakarlıkla… 15 Temmuz bu yönüyle bir dizi kahramanlık hikayesinin de adıdır.
Millet deyince gerçekten bir bütün olarak millet. Sadece bir partinin değil bütün partilerin seçmenleri ve tabanları aynı anda, aynı kararlılıkla darbeye karşı çıktı. Ülkeyi sadece kendi iradesinin istediği ve onayladığı iktidarların yöneteceği prensibini bihakkın sahada gösterdi. Kanıyla, canıyla ve korkusuzluğuyla… O gece, Cumhurbaşkanı’nın yaptığı çağrı ile Meclis’teki ortak irade güçlü bir kararlılık ifadesiydi.
Ülkeyi darbecilere bırakmamak için sokaklara çıkan, FETÖ’ye karşı benzersiz bir mücadele veren milyonlar demokrasiyi ayakta tutmayı başardı.
Üzerinden yıllar geçtiği için bazı şeylerin heyecanı ve önemi o kadar yoğun hissedilmeyebilir ama 15 Temmuz püskürtülmeseydi olabilecekleri düşünmek bile ürkütücüdür. Ürkmenin dışında, darbeye yenilmek onur kırıcıdır. O kadar on yıllık demokrasi tecrübesinin ardından bir kez daha darbeye teslim olmak bu ülkeye ağır gelirdi.
Öte yandan, elbette 15 Temmuz’a giden yolda bilhassa devlet içindeki kadrolaşmaya kayıtsız kalınmasının etkisi büyüktür. Öylesine kolay ve güçlü kadrolaştılar ki bir noktaya gelindi ve sadece güvenlik bürokrasisinde değil, bütün alanlarda ve özel sektörde de devasa bir güç oluştu. Kayıtsız, denetimsiz, kendi içinde emir-komutası olan; en önemlisi de hedefleri olan bir güç. Darbeye dahi cüret edebilmek, bu gücün sonucudur. Artık büyük bir parçası oldukları devleti, savunmasız hale getirebileceklerini, hazırlık yakalayıp baskın verebileceklerini düşündüler. Bunu kendilerinde hak gördüler. Kolay olabileceğine inandılar ve zaten eskiden de darbelerin kolaylıkla yapılıp, yapanın yanına kar kaldığı düşüncesine esir oldular. Başaramadılar…
15 Temmuz bir yandan hepimiz için daha acı hatıraları olan bir geceydi.
Arkadaşlarımızı kaybettik; darbeye karşı mücadelede köprü üzerinde ve sokaklarda şehit oldular. Mustafa Canbaz’ı unutamıyorum, acısı çok ama çok büyük. O gece buluşmak için günler öncesinden sözleşmiştik. Araya tanklar ve silahlar girdi. Gece yarısı haberini aldım. Erol’dan da haber alamıyorduk. Orayı ara, burayı ara yok. O’nun da haberi gece yarısı haberi geldi. Erol Olçok’la, oğlu Abdullah yan yana, köprü üzerinde şehit edilmişlerdi. Mustafa’nın, Erol’un, Abdullah’ın ve bütün o kahramanların hatırası unutulmaz, unutulamaz. O gece 251 kahraman şehit oldu, iki bin iki yüz kişi de yaralandı, gazi oldu. Hepsine bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum. Bu ülke için gösterdikleri fedakarlık her şeyin üzerindedir.
