19 Mart’tan butlana… Millet bir türlü gerçeği görmeyince!

İktidarın, karşısında CHP liderliğinde biriken muhalefet gücü ve enerjisine karşı uzun süredir amansız bir hücumu var. Uzun süredir hücum var ama miladı Ekrem İmamoğlu’nu hapse atmak için yapılan 19 Mart olarak alalım. O günden beri Türkiye benzersiz bir operasyon dalgası içindedir. Ana muhalefet partisinin anketlere yansıyan düzenli üstünlüğüne ve Cumhurbaşkanı adayının yarışı önde götürmesine karşı amansız bir mücadele var. Ve bu mücadele siyasetle veya icraatla değil, yargı eliyle yapılıyor. Yargı eliyle ama hukuk aracılığıyla da değil. Akla hayale gelmeyecek iddialar ve akla hayale gelmeyecek yöntemlerle.

Hamlelerin giderek sertleşmesi ve mutlak butlan gibi sınır tanımaz bir noktaya ulaşması gösteriyor ki başlangıçta yapılan planlama tutmadı. İmamoğlu hapse atılınca tehlikenin geçeceği ve milletin “gerçeği görerek” yeniden iktidara ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yöneleceği hesaplanmıştı. Ama öyle olmadı, millet iktidarın kendisine göstermeye çalıştığı gerçeği görmediği gibi muhalefet gücü iktidar karşısında daha da kemikleşti. Bu kez belediye operasyonları başladı. Her sabah bir baskın, her akşam bir medya kampanyasıyla milletin gerçeği görmesi umuldu. Yani, CHP’nin hırsız, yolsuz ve memleketi idare etmeye layık olmayan bir parti” olarak yaftalanması murad edildi. Bu da işe yaramadı.

İşe yaramadığını siyaset geleneğini ve siyasi parti güvenliğini yerle bir eden “mutlak butlan” gibi akıl almaz bir yola müracaat edilmesinden anlıyoruz.

YSK onayına rağmen CHP’nin kurultaylarının yok sayılması ve koltuğun kurultayda kaybeden eski genel başkana teslim edilecek kadar ileri gidilmesi gösteriyor ki iktidar, milletin gerçeği görmesinden umudu kesmiş bulunuyor. Seçmen partisinden ve Cumhurbaşkanı adayından vazgeçmiyorsa o zaman, adayı da partiyi de yok etmek lazım diye düşündüler.

Özgür Özel’i de oyundan düşürüp mutlak belirsizlik, mutlak kaos, mutlak karmaşa yaratmak…

Ortadaki tablo bundan ibarettir.

Peki, bu işe yarayacak mı?

Yani İmamoğlu’nu hapse atmak, belediye başkanlarını onun yanına göndermek, aile, akraba, tanıdık kim varsa onları da içeri tıkmak… Mansur Yavaş’a davalar açmak… Yetmeyince CHP’ye yeni yönetim atamak, Özel’i mahkeme kararıyla görevden alarak muhalefet gücünü lidersiz bırakmaya çalışmak iktidara ve Cumhurbaşkanı’na seçimi garanti ettirir mi?

Ettirmez…

Çok basit bir sebeple ettirmez.

Başkanlık Sistemi denilen model, iktidarın eline muhalefeti ezmek için sınırsız güç verse de sonuçta iki adayın yarışacağı bir sistemdir. Bu da seçmene ince siyasi mühendislik girişimlerine karşı bağışıklık kazandırıyor. Sandık bayında parti ambleminin ne olduğu veya hangisinin mutlak, hangisinin butlan olduğu önemsizdir… Seçmen detaylara bakmaz, her şeyi düz bir hat üzerinde kolayca analiz eder ve bilhassa mağduriyeti kolaylıkla puanlar. Butlana kadar hep böyle oldu, butlandan sonra böyle olma ihtimali daha da yükseldi.

19 Mart’tan bugüne yaşanan süreç gösterdi ki sadece seçim kazanmak için yapıldığı aşikar olan hamleler seçimi zora sokuyor.

Seçimi kazanmaya talip olan veya koltuğunu korumak isteyen mutlaka demokrat olmak zorundadır, mutlaka icraatçı olmak zorundadır, mutlaka halka gelecek için güven vermek zorundadır ve mutlaka adil olmak zorundadır. Ne kadar kudretli olursanız olun bundan gayrı seçim kazanma yolu yoktur. Sonuçta iki aday başbaşa kalacak ve onlar hakkında kararı verecek olan seçmen sandığa bugün yaşanan bütün olayların kendisine hissettirdiği duyguyla gidecektir. Seçimi, sandık gününe kadar haklı kalmayı başaran ve siyaseten meşruiyetini muhafaza eden aday kimse, o kazanacaktır.

YORUMLAR (5)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.