Bazı güçler galiba Avrupa’yı karıştırmak istiyor!

Panama Papers ya da KARAR’ın deyimiyle “Küresel Zula” karşısında ülkelerin ve liderlerin takındıkları tavırları bütün dünya izliyor. Hesap vermek zorunda olan ya da hiçbir şekilde böyle bir mecburiyet hissetmeyen ülkeler ve liderler birkaç gün içinde ayrıştı. Ve herhalde bu ayrışma da kimseyi şaşırtmadı. Kimin hesap vermesi bekleniyorsa o hesabını verdi, kimin beklenmiyorsa o da vermedi.

Oysa, bırakın demokrasileri otokrasinin en ağırında bile liderler, politikacılar, bürokratlar hesap vermek zorundadır. Kamuoyunu ve vatandaşlarını mutlaka aydınlatmalı ve bu mümkün olamıyorsa da istifa etmelidir. İzlanda ve Ukrayna başbakanları bunu yaptılar. İngiltere Başbakanı ise sadece 30 bin Sterlinlik bir offshore yatırımından elde ettiği kazancın bütün vergilerini ödemiş olmasına rağmen, hissesini zamanında bildirmediği için belki de siyasi hayatının sonuna gelmiş bulunuyor. Üstelik, Başbakan David Cameron mecbur olmadığı halde hemen hemen siyasi hayatı boyu elde ettiği bütün kazançları kuruşuna kadar açıkladı. Yine de sokağa taşan istifa protestolarından, medyanın “çekil” çağrılarından kurtulamadı.

***

Öte yandan, belgelerde suçlanan Rusya ve Çin gibi ülkelerin liderlerinin tavrı ortada. İlki, “Amaç ülkemi karıştırmak. Rusya istikrarsızlaştırılmak isteniyor. Bu bir CIA oyunu” deyip geçti. Diğeri buna bile ihtiyaç duymadan doğrudan sansürü seçti. Rusya ve Çin gibi ülkelerin liderleri veya lider yakınlarının sahip olduğu kaynağı açıklanamayacak servetleri Panama gibi korunaklı merkezlerde saklamalarına dair söyleyecekleri bir şey olamaz. Yaptıkları şeyin yanlış olduğunu düşündüklerine dair bir işaret de yok ortada.

Oysa, Panama belgeleri ortaya çıktığında akıllara ilk gelen şey şuydu:

Acaba bu Batı’nın kendi sistemi dışında kalmaya direnen ülkelere yönelik bir girişimi mi? Gerçekten de Putin’in iddia ettiği gibi bazı ülkeler istikrarsızlaştırılmak mı isteniyor?

Gariptir öyle olmadı. Tam tersine, Batı medeniyetinin ve demokrasisinin kalbindeki İngiltere Irak işgalinde bile olmadığı kadar istikrarsızlaştı. Ve yine tam tersine Avrupalı liderler art arda istifa etmeye başladı.

***

Şimdi… İddialar doğruysa, belgeler açıklandıkça da yine Avrupalı şirketlerin zor durumda kaldığını veya itibar kaybederek iflasa sürüklendiğini göreceğiz.

Çin, Rusya gibi ülkeler ve diğer otokrasiler yerlerinden milim sarsılmadığına göre, ortada Batı kaynaklı olan ve yine Batılı ülkeleri hedef alan muazzam bir komplo olmalı. Söylendiği gibi, Batı sistemine itiraz eden ülkeleri değil.

Her durumda bu “karıştırma/istikrarsızlaştırma” hipotezi pek inandırıcı görünmüyor. Çünkü, hep kullanılan şablon bir türlü yerine oturmuyor.

Anlaşılan o ki bütün bu olup bitenler kara paraya dünyayı dar etme girişimi olarak okunmazsa ortadaki durumu izah etmek gittikçe daha güçleşecek.

YORUMLAR (10)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
10 Yorum