Kapitalizm buraya kadar mı?

Özellikle 1989-1991 dönemi yani doğu blokunun yıkılması ile başlayan kapitalizmin küresel evresi giderek çatırdamaya başladı.

Bu modelin belli başlı yapı taşları vardı. Bunlar, serbest sermaye hareketleri, liberal demokrasi, mümkün mertebe gümrüksüz sınırlar, devletin ekonomik hayata çok az hatta hiç müdahale etmemesi ve ülkeler üstü hakem kurumlar idi.

ABD ve Çin arasındaki başta olmak üzere Dünya’da son yıllarda giderek artan ticaret savaşları, Dünya Ticaret Örgütü, Dünya Sağlık Örgütü, IMF gibi küresel kurumların etkilerini giderek yitirmesi mevcut ekonomik düzenin artık ciddi bir değişime doğru gittiğini bize gösteriyor.

Bütün bunlara son virüs salgını ile artık daha da belirginleşen; devletin ekonomilere müdahalesi, korumacı gümrük duvarları hatta ithal ikamesi gibi uygulamaları da eklersek tablo daha da belirginleşiyor. Bildiğimiz anlamda kapitalizmin son otuz beş-kırk yıllık küresel evresi kapanıyor.

Peki bu iyi bir şey mi? Bir önce dönem çok kötüydü de başlamakta olan yeni ekonomik çağ daha mı iyi? Bu sorunun yanıtı hiç de kolay değil. Zira önceki devletçi, bürokratik ekonomiler gerek verimsizlikleri gerekse de yarattıkları siyasi-sosyal ortamlar itibarı ile hiç de iyi izler bırakmadılar. Zarar eden kurumlar, siyasilerin torpilleri ile şişirilmiş kadrolar, sumen altı edilen yolsuzluklar. Acaba gelen gideni aratacak mı, göreceğiz…

Daha önce bu sütunlarda “orta sınıfın huzursuzluğu” başlığı ile bir yazı yazmıştık. Ülkelerdeki ana kitle olan ve olması gereken orta sınıfın, sadece ülkemizde değil Dünya’nın ileri ekonomilerinde bile huzursuz olduğundan bahsetmiştik.

Eskiden bir maaşının bir kısmı ile rahatlıkla cep telefonunu değiştirebilen, tatile gidebilen insanlar şimdi yıllara yayılan taksitlerle bunu ancak gerçekleştirebiliyorlar.

Ev alabilmek, çocuğuna iyi bir tahsil sağlayabilmek, temiz ve güzel bir hastanede sağlık hizmeti görebilmek… Bunlar orta sınıf için neredeyse hayal olmaya başladı.

Mevcut sistemi savunan ekonomistler uzayan insan ömründen, gelişen tedavilere, seyahat etme kolaylığından, iletişimde yaşanan devrimlere kadar kapitalizmin başarılarını sıralıyorlar. Bunlar tamam, bunlara itiraz yok.

Ancak giderek uzayan hayat giderek daha da zor yaşanır hale gelmeye başladı. O seyahatler sürekli daha pahalılaşıyor, yeni teknolojilere ulaşmak giderek daha çok emek istiyor. Hayat uzadı ama güzelleşmedi. O güzellikleri nedense hep başkaları yaşıyor. Üstelik etrafımızda da gittiğimiz ülkelerde de yaşayabilenleri göremiyoruz.

Sadece ülkemiz için değil tüm dünya için bile şu soruyu sorabiliriz: nerede bu bolluk ve refah?

Göç hareketleri, mülteci sorunu, en tahsilli, varlıklı insanlarda bile gözlemlenen başka bir ülkeye kapak atma hayalleri tüm bu huzursuzluğun sonucu. Daha çok imkânı sunan ama o imkanlara erişimi daha da zorlaştırmış bir ekonomi. Ve artık onu ayakta tutan yegâne destekler karşılıksız para basımı ve yerini alacak modelin henüz netleşmemiş olması.

Kapitalizm yıkıldı bitti demiyoruz, ama bu şekilde devam etmeyeceği kesin. Nasıl bir modele evrileceği ya da yerini neyin alacağı henüz belirsiz. Daha devletçi-karma bir model mi, sosyalizm mi? Zaman bunu gösterecek. Biz ilk ihtimalin daha kuvvetli olduğunu düşünüyoruz.

Bütün bunlara bir de Dünya çapında giderek artan siyasi otoriterleşmeyi de eklersek bambaşka bir Dünya’nın bizi beklediğini söyleyebiliriz. Eskinin bazı sorunlarını çözmüş ama bazı yeni sorunları da beraberinde getirecek bir dönem olacağa benziyor.

YORUMLAR (12)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
12 Yorum