Back To Top
İlâhî inayet ve yaratılış

İlâhî inayet ve yaratılış

 - Son Güncelleme: 29.06.2019 Cumartesi 10:11
- A +

Bu satırları Gökçeada’daki Cicirya Kafe’de Türk kahvemi yudumlarken yazıyorum. Gökçeada’yı ziyaret sebebim, farklı din, inanç ve kültürlere mensup insanların birbirleriyle didişmeden huzur ve sükûn içinde yaşamalarına bizzat tanık olmak istemem ve onca zamandır ruhumda biriken sosyolojik gerginliğin bu çok kültürlü yaşamı temaşa sayesinde ortadan kalkacağını ümit etmemdir. Geçen haftaki yazımda “Ben niçin yaratıldım?” meselesini ele almış ve Kur’an’ın bu konuda konuşmadığını anlatmaya çalışmıştım. Bu bağlamda, “Ben cinleri ve insanları sırf bana ibadet etsinler diye yarattım” mealindeki ayetin “Allah insanoğlunu niçin yarattı?” sorusuna cevap oluşturmadığını, çünkü mezkûr ayetin tevhidi isbat, şirki nefy meselesiyle ilgili olduğunu vurgulamıştım. Konuyla ilgili izahatım son derece açık ve anlaşılabilir olduğu halde, geçen haftaki yazıya, “Bu profesör belli ki Kur’an’ın beyanlarını yeterli görmemiş…” tarzında son derece ahmakça yorumlar yapıldığına tanık oldum. Bu tür yorumlarla kendilerini ele veren “Nato Kafa Nato Mermer” taifesine Allah’ın biraz zekâ ve idrak lütfetmesi niyazında bulunduktan sonra Kur’an’ın modern çağda sayısız müslümanın da zihinlerini meşgul eden “Ben niçin yaratıldım?” sorusu hakkında konuşmadığını bir kez daha vurgulamak istiyorum.

Kur’an kendi nüzul ortamında olgusal ve toplumsal karşılığı olmayan farazi meseleler hakkında konuşmaz. Nüzul dönemindeki Arap toplumunun kolektif bilincinde “Allah bizi niçin yarattı?” gibi felsefi bir soru/sorun yoktur. Bu tür sorular felsefi donanım, entelektüel birikim sahibi olan ve düşüncenin huzursuzluğu içinde yaşayan insanların zihinlerini kurcalar. Tabiatın bağrında Allah’tan rahmet (yağmur) ve bereket umarak yaşayan ümmî insanların aklında “Ben niçin yaratıldım?” gibi sorulara yer olmaz. Nitekim bugün de Anadolu’nun ücra köşelerinde yaşayan ve muhtemelen doğdukları yerde ölecek olan yurdum insanları da bu tür sorulara kafa yormaz. Ama geçmişte İbn Sina ve İbn Rüşd gibi filozoflar, günümüzde fazlaca okumuş yazmış insanlar varlık ve eşyanın derin anlam kodları üzerinde düşünmekten kendilerini alamazlar.

İslam düşüncesinde “Allah kâinatı ve insanı niçin yarattı” meselesiyle ilgili olarak “Kenz-i Mahfî (Gizli Hazine) gibi irfânî-tasavvufî, “Nûr-i Muhammedî” gibi Şiî-tasavvufi teoriler üretilmiştir. Bunun yanında başka felsefî nazariyeler de geliştirilmiştir. Allah’ın kâinatı ve insanı yaratmasıyla ilgili nazariyeler arasında benim de anlamlı bulduğum nazariye “inayet” kavramıyla ifade edilebilir. Kindî’den İbn Rüşd’e kadar İslam felsefe geleneğinin gelişme evreleri boyunca bu mesele şu ana fikirler çerçevesinde değerlendirilmiştir: (1) Allah’ın eşyayı varlık alanına çıkarmadaki cömertliği (cûd); (2) Allah’ın varlık vermedeki süreklilik arz eden ve hiç gevşemeye itinası, gözetim ve yönetimi (inayet ve tedbir); (3) Allah’ın, iyiliği âlemin her seviyesine durmaksızın yayan “sırf iyi” (el-hayrü’l-mahz) oluşu; (4) Varlık âlemindeki düzen ve gâiyyetin ilâhî ilimdeki yeter sebebi (hikmet).

Bütün bu kavramlar doğrudan veya dolaylı olarak ilâhî inayetle irtibatlıdır. İnayet Allah’ın mahlûkata dair bilgisi, hikmeti, idaresi ve lütfunu ifade eden bir kavramdır. İbn Sina, Tanrı’nın kendi zatını bildiği, varoluşun da bu bilgiye uygun biçimde gerçekleştiği kabulünü içeren sudûr teorisi ekseninde inayeti bütün varlık âlemini kuşatan ilâhî bilgi ve bilgiye uygun olarak varlığın mükemmel bir nizam içerisinde feyezan edip meydana gelmesi diye tarif etmiştir. Buna göre kâinat mükemmel tedbir sahibi Allah’ın hikmetinin, kâinattaki güzellikler ve yetkinlikler de O’nun inayetinin eseridir.

Allah’ın ilmi zatıyla aynı olup O’nun kendi zatı dışındaki varlıklara ait özel bir amacı/maksadı yoktur. O’nun ilim ve iradesinin kendi zatı dışındaki bir murada ve amaca tâbi olması, ilâhî ilim ve iradenin mutlaklığına halel getireceğinden Allah hakkında beşerî bir gaye düşünülemez. Başka bir ifadeyle, yüce Allah şu veya bu maksatla kendi yüceliğinden alt seviyede bulunan bir şeyi talep etmez. Çünkü böyle bir şey O’nun yüceliğiyle bağdaşmaz. Bu sebeple, Allah’a gaye/amaç gibi şeyler izafe edilemez. Fakat bu durum mutlak manada “hiçbir ilâhî gaye yoktur” anlamına da gelmez. Aslında ilâhî gaye Allah’ın varlık bahşetmedeki cömertliğinden (cûd) ibarettir. Yani Allah’ın ilminden feyezan eden evrensel hayır nizamı kendi cömertliğinin sonucudur; ancak O’nun cömertliğinde vermek (ifade), almak (istifade) için olmadığından, bu cömertlik tamamen garazsız ve ivazsızdır.

İbn Rüşd de yaratılışı ilâhî hikmet ve inayet bağlamında açıklamıştır. Ona göre Allah insana kâinatı ve hayatı lütfetmiş, kâinattaki bütün her şeyi insanın varlık şartlarına uygun biçimde meydana getirmiştir. Kâinattaki bütün varlıklar ilim ve hikmet çerçevesinde vücuda gelmiştir. Her şeyin yerli yerince yaratılıp insanın istifadesine sunulması, hem âlemdeki hiçbir şeyin tesadüfi olarak varlık alanına çıkmadığını, hem de bütün varlıkların ilâhî inayetin birer eseri ve tecellisi olma vasfını taşıdığını gösterir. Yaratılıştaki gayeyi ilâhî inayete dayandırmak özellikle âlemdeki kötülük (şer) problemini açıklama noktasında yetersiz kalsa da en azından bize göre inayet kavramındaki felsefî içerik gerek isbât-ı vâcib, gerek yaratılışın gayesi bağlamında insanoğlunun zihnindeki büyük soruları belli ölçüde cevaplar niteliktedir. Nitekim ilâhî hikmet ve inayet kavramı ekseninde geliştirilen teleolojik delilin, geniş kesimlere hitap eden sade ve anlaşılır bir ispat yöntemi olması sebebiyle Ebü’l-Berekât el-Bağdâdî, Gazâlî, İbn Teymiyye ve İbnü’l-Kayyim el-Cevziyye (ö. 751/1350) tarafından diğer delillere tercih edildiği, modern dönemde hız kazanan tabiat araştırmaları dolayısıyla bir bakıma yeniden keşfedildiği bilinmektedir.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Oğuz Dönmez 27 Eylül 2019 17:42
Kainattaki kötülük ve acılar ele alınmadan, Allah'ın kainatı veya evreni neden yarattığına açıklık getirilmiyor sayın hocam. Bu soruyu anlamadan göçüp gideceğiz.
Cevdet 14 Temmuz 2019 03:20
Asırlar boyu Müslümanlar Kuran'ı ve İslam'ı överek, mükemmelliğini ve kusursuzluğunu anlatmıştır. Oysa sonuç olarak bakıldığında İslam'ın uygulaması olan Müslümanlık başarısız olmasına rağmen, hiçbir özeleştiri ve sorgulama yapılmadığından Müslüman alemi çıkmaza girmiştir.
Hakkı seven 05 Temmuz 2019 14:29
Sorgulayıcıya son cevap Cenabı Allah için zaman sınırı gecmiş ve gelecek varmı. madde ile ilgili kavramlar Allah için kısıtlıyıcı olamaz. Son ve baslangic bizler için var.Yaradan için yok.öyleyse yaradan katında biz hep vardık.
KARAR OKURU 05 Temmuz 2019 11:42
Allahın insanı ve kainatı (kendi açısından) niçin yarattığını kendisinden başka kim bilebilir ki, kendisi bu manada bi açıklama yapmadıktan sonra, ki yapmamıştır, insanın yaptığı bütün yorumlar ister dini olsun ister felsefi, beyin fırtınasından veya niyet okumadan öte birşey değildir. Ama düşünmek ve sonucunda bu sorunun cevabının olmayacağına varmak bile insan için bir erdemdir.
KARAR OKURU 05 Temmuz 2019 17:49
0
Kuran'da verilen cevap ve izahatları görüp te görmemezlikten gelmek erdem midir? yoksa kendini aldatmak mı? Bu aldatma işinin yine Kuran'da belirtilen "insanı şeytanın aldatması"ndan bir farkı varmıdır?
KARAR OKURU 05 Temmuz 2019 00:41
Yorum yazdım HASAN'a ha Hasan'a HA SANa! Şirazi derken o yetmiyomuş gibi Mevlana'nın kitabı da boca edilmiş sanki. İki satırlık şey için havanda o kadar su dövülür mü Hasan bey? Madem o kadar büyük insanlardı neden onların arasından aklını kullanarak tek bir bilim adamı çıkmadı? Elin hristiyanlarında bu var ama. El oğlu çalışarak hem din adamı hem de bilim adamı Prof olmuş. Şirazi, Mevlana oturduğu yerden aşık olmaya, aşkı anlatmaya mı geldiler? Meslekleri neydi, geçimlerini nasıl kazandılar? ne ürettiler? Bıraktıkları eserlerin bugünün aç gençliğine faydasını anlat?
Hasan 05 Temmuz 2019 18:05
0
Eşek ölür kalır semeri insan ölür kalır eseri…Mesnevi 6 7 asır önce yazılmış bir eser ve buna rağmen hala yeni yazılmış gibi insanlarla konuşuyor (yani söylecek sözüm var diyor) onları etkiliyor ve hatta Amerika’da en çok okunan on kitap arasında yer alabiliyor…Ve sen hala ne üretmiş diye soruyorsun? Bu soruyu sormanızın ifade ettikleri benim bir şey boca etmeme gerek bırakmıyor…Ne diyeyim Sadi’nin dediğinden başka: Git iş(ini iyi) yap, iş de nedir deme / iş ebedi sermayedir…Can birader! Emek vermeden hazine ele geçmez / ücreti ancak çalışmışsan alırsın…Vesselam.
KARAR OKURU 05 Temmuz 2019 19:25
0
Hasan ben tam da onu diyorum ya pek annamıyon Mevlana veya Şirazi neden 6-7 asır sonra? Amerikan'a faydasını bugün ne şekilde görebiliyoz? Adres neden Kuran değil de Mesnevi? Onun bu konuda bir hatası olabilir mi? Niye kendi devirlerinde etkili olamadılar bizzat çalışarak ve ümmete faydalı somut işler üretilmesinde önder ve yol-gösterici olamadılar? Ümmetin ihtiyacı eser bu olmalıydı. Mevlana mı Şirazi mi hangisi dediyse aklın aklı aşk dedin bu ne kadar doğru bir tabir. Aşk aşk aşk! Amerikan Holivud aşkı böyle mi anlıyo...
Hasan 06 Temmuz 2019 01:32
0
Hergün düşündüğüm, her gece söylediğim şudur; / neden gönlümün ehvalinden habersizim? Nerden gelmişim ve gelişim ne içindi? /nereye giderim? Bilhare vatanımı nümayan etmezsin /içinde şaşıp kalmışım beni neden yarattı diye? /yada bu yaratılışımdan gayesi neydi diye? /Melekut bağının kuşuyum, toprak aleminden değilim /birkaç günlüğüne bir kafes yapmışlar bedenimden /ne hoştur o gün ki sevgiliye doğru kanat açayım/onun hatrına bir iki kanat çırpayım /kulakta avazımı işiten kimdir? Veya ağzıma sözü koyan kimdir? Kimdir gözde ve gözden dışarıya bakan?
Hasan 06 Temmuz 2019 01:29
0
Ya da demiyorsun nasıl bir candır ki ben onun gömleğiyim? Tahkiki olarak bana evi ve yolu göstermediğin sürece / bir an dahi aram olmam bir nefes dahi ağzımı açmam / ben kendim buraya gelmemişim ki giderken kendim gideyim / beni buraya getiren kimse vatanıma geri götürecek olan da odur / Sanma ki kendi kendime şiir söylüyorum / uyanık ve ayık olduğum sürece bir dem dahi vurmam…(Şems’in Gazaliyatı). Bu örnekte gördünüz gibi Mevlana insanların ortak soru(n)larına, dertlerine dokunur ve bana göre onu gümdemde tutan en önemli etken de budur.
Hasan 06 Temmuz 2019 01:34
0
Mevlana insanlığın her zaman karşılaştığı ortak dertlere parmak basar ve çareyi aşkta, sevgide bulur ve bu yüzden aşkı bütün dertlerin tabibi olarak tanımlar. Çözümüne katılırsın veya katılmazsın o ayrı. Bir söz sizin için neden doğru olur?Yeni diye mi? Eski diye mi?Biri söyledi diye mi? Yoksa arkasında doğru kanıt var diye mi? Kuran’ın adres oluşunu sizin gibi anlamıyorum ve Kuran’ın dışındaki kitapları okuyup en güzel söze uymayı Kuran’ın bir adres göstemesi olarak görüyorum. “Söylenenleri dinleyip de en güzeline uyan kullarımı müjdele!” (Zümer:18)
Hasan 06 Temmuz 2019 01:38
0
Son nokta ve son yorum: Dolaysıyla Mevlana’yı Kuran’ın oluşturduğu vaha içinde yetişmiş birnlerce çiçekten biri olarak görüyorum, Kuran’a karşı dükkan açmış biri olarak değil…Soruları dizmek ve ondan sonra da cevapları bir iki satırda beklemek kolaydır. Biraz da siz görüşlerinizi, yaklaşımınızı yazın istifade edelim.
KARAR OKURU 06 Temmuz 2019 21:38
0
Yani Hasan diyosun ki mevlana dünyaya sevgili aramaya geldi gitti. Geriye bıraktği insanlar ac. Hangi derde care oldu?
Umit 04 Temmuz 2019 11:36
Allah aciklamadigina gore bu sorunun cevabini bilemeyiz. Her merak ettigimizi eninde sonunda bilecegiz diye bir sey de yok. Ama soyle bir tahmin olabilir: mahlukati yaratmadan once Allah in rahim, kadir, kerim, muntakim gibi sifatlari kuvvede (potansiyel olarak) mevcuttu. Evet Allah rahimdir ama mahlukat var olmadigi icin rahmeti tecelli etmiyordu. Diger bir deyisle o sifatlari kuvveden fiile gecmemisti. Mahlukati yarattiktan sonra o sifatlar tecelli etmistir. Belki de Mustafa Ozturk beyin sordugu sorunun cevabi budur. Allahu a'lem..
Eşref 02 Temmuz 2019 15:53
Allaha ibadet ona hizmet değildir. Çünkü O'nun hizmete ihtiyacı yoktur.(Ankebut, 6)İbadet insanın bizatihi kendine iyilik etmesidir. İbadet etmenin zirve noktası ihsandır. İhsan iyilik etmek demektir, kime? Yine insanın kendisine. Allah'ın iyiliğe ihtiyacı yoktur. Ama O iyilik edenleri sever.(Bakara, 195; Ali İmran, 134) İHSAN: "Allahı görüyormuş gibi O'na ibadet etmek, (ilâhi emir, tavsiye ve yasaklara elinden geldiğince uymak) her nekadar sen O'nu görmüyorsan da O seni görmektedir" * bilinciyle hareket etmektir. * Cibrîl hadisi diye meşhur hadis için bkz. Müslim, Îmân 1, 5. Ayrıca bk. Buhâ
H.K. 02 Temmuz 2019 17:17
0
Yeryüzünde herşeye ve herkese iyilik yaparken bunu Allah rızasına göre yapmak ibadet kapsamında kendine hizmet olduğu gibi topluma, tabiata ve O'na hizmettir. İyiliğin en iyi ve en verimli şekli, özellikle büyük kitlelere hitap edecek şekilde iyilik yapabilmenin yolu bilim ve teknolojidir. Müslümanlar Allah rızası ve peygamberlerin sevgisi saygısı kapsamında bilim & teknolojiye sadakat ve aidiyet geliştirmedikçe kalkınamazlar. Geri kalmak ve sömürülmek zorundalar. Öyleyse bilim & teknolojiyi ibadet hassasiyetiyle sahip çıkıp geliştirmeliyiz.
HAKKI SEVER 01 Temmuz 2019 19:55
Ne Evren, Ne Dünya ,Ne İnsan Cenabı Hak katında yaratılmamıştır. Zati sıfatına göre yaratmamıştır zaten her daim vardır. Allah'ı zaman ve mekanla sınırlandıramayız. Allah'ın amacı da olamaz ,amaç bir hedeftir.Beklentidir.Bilinenin bekleneni olamaz. Bana göre İnsanlardaki hata bu ilahi gücü kavrayamaması,Allahı da bir çeşit üst makam da oturan KRAL gibi algılamanın kolay oluşu
Sorgulayıcı 02 Temmuz 2019 16:46
5
Sen kavramışsın ya bu senin küçük tahayyülüne yeter. Avun dur. Sana göre bütün dinler, din kitapları, peygamberler hikaye. Sana göre Tanrı'ın olması bile sürpriz bi şey. İnanmak zorunda hissediyorsun. Hiç değilse o var. Evel ezel var ve sınırlanamaz. İyi güzel de bunu dini kitaplar ve Peygamberler zaten söylüyor. Sen neci oluyorsun? Bir ipucu vereyim: az buçuk aklının kölesi, şirk içinde bir deist! Kimdir peygamberin, kimdir önderin? Bak Kuran ne diyor; "Bir gün insanları önderleriyle birlikte huzurumuza çağıracağız". O zaman "Bana göre..." diye başlarsın artık!
Hakkı seven 04 Temmuz 2019 16:03
0
Sorguluyacı sorgulamış kısmen anlamış oda yanlıs anlamış.Allah için zaman yok evvel gecmiş yok.Allah için biz hep vardık.Hep olacagız.
Hakkı seven 04 Temmuz 2019 16:08
0
Sorgulayıcı bey evet huzurda Allahın bahsettiği aklımla tamda öyle söyleyeceğim Bana göre...
Sorgulayıcı 04 Temmuz 2019 20:05
0
Hakkı Sever, Allah için zaman yoksa şuna bi cevap versene: Biraz düşünsene... Zaman yoksa mekan da yoktur sen de yoksun. Sen ne dediğini, neye inandığını bilmiyorsun. Aklın şöyle-böyle iken "Bana göre..." desen bi ağırlığı var mı? Zaman yoksa Allah kuranda "Zamana andolsun ki.." diye söze başlar mı? Allah için biz hep vardık diyorsun. Yahu insan yoktu sonradan var oldu.. Sen kendini ne sanıyon; insan değilmisin?
KARAR OKURU 01 Temmuz 2019 14:51
Belki de herbirimizi bütünü tamamlayan başka bir parça olarak yaratmıştır.. Biz ancak bunu arayabiliriz, O ise bilir, arayalım diye herşeyi bildirmez..
Hasan 30 Haziran 2019 08:32
kainat cihazının çalışmasını boşa çıkarmadığı için bir anlamda onu da kendi gaye ve kemaline erdirmiş olur (yani ‘yeryüzü ve gökyüzündekileri sizlere musahhar kıldık’ ayetindeki ilahi gaye de gerçekleşmiş olur). Farkındalık yapılan ya da yapılmayan her eyleme anlam katar, ruh katar ve onu etkili/faydalı hale getirir; teveccühsüz yapılan bir ibadet tekrar haline gelir, etkisini, özünü yetirir. Nitekim sen O’nu görmesen de O seni görüyor farkındalığıyla yapılan her şey ise sevabı olan ibadete dönüşür. Yakza hali ilahi bir ışık misali insanın içini aydınlatır ve tehlikelere karşı sürekli insanı
Muhtefi. . 01 Temmuz 2019 23:24
0
Yorumlar güzel,fakat küçük arz.! :) 14:00'e Hasan Bey Hz Pir Mevlana (Zaaf olarak) ilimleri ve Dünyayı mamur edenleri alaya aldiginı yazmışsınız.Acizane olarak Pinar'dan (Ilahi feyzlerden) içmişler O hal üzere konuşmuşlar.Tabiri caizse Sarhoşun Şarkıya veya o anki keyfine göre cezbelenip gücü oranında Maddi vb durumundan vazgecmesi veya Bir Patronun Fabrika bağışlamasi vb Akil işi değil bu durum,Hz Mevlana k.s bilmez mi ilimleri,Bağları,Bahçeleri, Sarayları,Hanlari iyi bilir.zaafları olan insandan Mesnevi vb sadir olmaz,olamaz.!.acizane .
Hasan 03 Temmuz 2019 06:17
0
Muhtefi Bey, nacizane önerimdir; Mevlana’ın eserlerini okurken eğer onun pirliğini, kudsiyetini ve otoriterliğini geçici olak parenteze alırsanız inanın onu çok daha iyi alarsınız ve onun ruhunu mutlu edersiniz zira her büyük insan gibi onun da arzusu anlaşılmaktı: Herkes kendi zannıyla yarim oldu / sırlarımı içimden arayan olmadı (Mevlana). Ve yine onun deyişiyle gerçeği anlamak ve var olduğu gibi görmek için gözün önünde mor cam olmamalı: Gözünün önünde mor cam duruyor / o yüzden her şey sana mor görünüyor.
Hasan 03 Temmuz 2019 06:20
0
Zaaflardan kastım ahlaki, itikadi ve irfani zaaflar değildi, belki Mevlana’nın “insan ihtiyaçların, şartların kölesidir” şeklindeki ifadesinden de anlaşıldığı üzere insanın içinde teneffüs ettiği tarihi, içtimai, siyasi vb şartların zorlamasıyla yaşadığı zaaflardır. Onun için Mesnevi’de konuşan sadece Mevlana değildir, belki onun dilinden insalığın, Müslümanların düşünce mirası ve koca bir irfan geleneği, özellikle de Horasan irfanı konuşur.
Hasan 03 Temmuz 2019 06:23
0
Bazen kendisi konuşur veya konuşturur bazen de konuşturulur veya konuşturulmaz ve “dilimin altına binlece düğüm atmışlar” diye feryad eder. Bakın, Mevlana bir yerde bedenle ruhu aynı gerçeğin iki farklı yüzü olarak tanımlar yani aralarında bu kadar sıkı bir ilişki var…Bundan çıkan ilk sonuç bedendeki bir hasatalık kesinlikle ruhu da etkileyecek olmasıdır…Peki bedenin sağlı için türlü mikrop ve hastalıklarla baş etmeyi gaye edinen tıp ilmini ahır ilmi olarak nitelemek bu görüşle nasıl bağdaşacak?
Hasan 03 Temmuz 2019 06:28
0
Yine başka bir yerde, “Ey canlar!Bizi esir eden dış düşmanı yendik şimdi iç düşmanı (egomuzu) yenme zamanı…” der. Bundan da çıkan sonuç şu: Bizi esir eden iki tür düşman vardır; biri dış düşman (bedenimize giren bir mikrop veya ırzımıza, vatanımıza girmek isteyen zalim bir güc gibi) diğeri de egomuz; egomuzla başa çıkmanın yolu manevi ilimlerle donanmaktır, dış düşmanla başa çıkmanın yolu ise dünyevi/maddi ilimlerle kuşanmaktır;
Hasan 03 Temmuz 2019 06:27
0
yoksa salgın bir hastalık veya egosunun esiri zalim bir düşman gelir bizi esir eder (yani esirin esiri durumuna düşeriz). Şimdi bu gerçeği dünyevi ilimleri ahır ilimleri diye küçümsemekle nasıl bağdaştıracağız? Sakın, ilahi cezbeye kapıldığı için böyle söylemiştir deme lütfen, çünkü öyle durumlarda şethiyyat dedikleri harikulade sözler söylenir her insanın söyleyebileceği sözler değil. Burada Mevlana ahır nitelemesini yaparken ilahi cezbenin etkisinde kalarak değil, tasavvuftan devraldığı ve
Hasan 03 Temmuz 2019 06:33
0
insanı egosuna karşı galip etme namına dış düşman karşında donanımsız bırakan, egolarına tapanların esiri haline getiren pasifleştirici mistik anlayışın etkisinde kalarak yapmıştır. Bu anlayış, ne akılla, ne Mevlana’nın “aklın aklı” dediği aşkla, ne İslam’la, ne de Mevlana’nın kendisi konuşken veya konuştururken serdettiği görüşlerle bağdaşmaz. Mevlana’yı kendi küçük aynama bakarak değil, onun has aynasına bakarak anlamaya çalışıyorum.
Hasan 03 Temmuz 2019 06:43
0
“Ona dedim: Yarin sırrı örtülü olursa daha hoştur / Sen kendin hikayenin üzerinden dinle / Daha hoş olan odur ki gönül kapanların sırrı / başkaların dilinden söylenmiş olsun” (Mevlana). Uzun bir yorum oldu umarım canınızı sıkmamıştır.
Muhtefi. . 04 Temmuz 2019 00:33
0
Hasan Bey. Bendenize Zat i Alilerinizin cevap yazma Zahmetinde bulunduğunuz için teşekkürler. Hz Pir Mevlanadan Bahsetmek(vesile oldunuz) bile çok güzel. Onun Mübarek isimlerinin geçtiği yerde sadece İrfan,Neşe, Huzur olur.. Bu vesile ile Sefaatlerini Niyaz ederiz. Malumunuzdur El Ele, El Hakka Varır. .Feyziniz Daim olsun. Hak Erenler Yoldasınız olsun. Insaallah...Sağlıcakla kalınız. ;)
Hasan 30 Haziran 2019 01:44
Bulut, rüzgâr, ay, güneş ve gök, sen eline bir lokma ekmek alasın da gafletle yemeyesin diye çalışmaktalar (Sadî Şirazî). Temel gaye gaflet içinde, karanlıkta yaşamamak, yakza/ayık olma halinde yaşamaktır. Pratik irfanda bütün kemal mertebeleri (gafletin karşıt hali olan) yakza mertebesinden ortaya çıkar. Yakza hali farkındalık halidir. Adet ve alışkanlıklara göre şekillenen statik bir yaşam tarzı değil, farkındalığa dayalı dinamik bir yaşama tarzıdır. Farkındalık hali ile yaşayan bir insan kemale erer ve kainatın bağrında açılan hoş kokulu bir çiçek gibi hem kendisi gayesine ermiş olur hem de
KARAR OKURU 30 Haziran 2019 10:11
1
Bütün bunlar Kuran'da zaten ifade edilen şeyler. Bunu Şirazi'nin mistisize edip yeni bir felsefeymiş gibi sunmasına ne luzum varmış? Farkındalıktan sonra Şirazi dinamik yaşam kapsamında neler demiş, dua niteliğinin dışında, özellikle İslam aleminin o zamandan bu zamana geri kalmışlığına çare bir dinamizm varsa onlara geç.
Hasan 30 Haziran 2019 22:28
0
Birisi de kalkıp, Kuran’da ifade edilen şeyler de bazı detaylar hariç hepsi önceki semavi kitaplarda gelen şeylerdir ve Kuran da zaten kendisinin ehli kitabın yanındaki kitapları tasdik ettiğini (musaddikun lima meahum), Peygamber’in İbrahim’in ve diğer peygamberlerin dinini ıslah edip getirmekten başka çok farklı bir şey getirmediğini, İslam Peygamberi’nden önceki Adem’e kadarki peyagamberlerin de dini Allah katındaki İslam olduğunu vs. dese cevabınız ne olacak?
KARAR OKURU 01 Temmuz 2019 11:19
0
Konuyu bu açıdan ele almanız harika olmuş. Teşekkürler. Bir yorumcu size cevaben Kur-an'da farkındalık işlenmiştir diyor. Ben de ilaveten diyorum ki ; farkındalık öyle bir şeydir ki , olmadığı hallerde kuran' da işlense bile yine de farkedemeyiz.. Ne kadar bilgi sahibi olsak da ne dünyada olup biteni anlayabiliriz ne de kendimizi..Tabii niye yaratıldıgımızı da..
Hasan 01 Temmuz 2019 13:48
0
Sayın Öztürk’ün de haklı olarak değindiği gibi Kuran ayetleri o dönemin kollektif hafızasındaki sorulara yanıt veriyordu, bir olay oluyurdu, bir soru/n çıkıyordu ve ondan sonra ayetler iniyordu, aksi halde inmiyordu veya pek nadir inerdi. Ve o hafızanın içinde başka şeyler de vardı ki ayetlerin anlaşılması açısından son derece önemli şeylerdi. Mesela Kuran’daki kıssaların daha önce bir şekilde o kollektif hafızanın kulağaına değişmiş olması bunlardan bir tanesidir.
Hasan 01 Temmuz 2019 13:52
0
Onun için hatta müşrikler bile ayetleri duyarduymaz ne demek istediklerini anlıyorlardı ve etkileniyorlardı. Bir ayet indiğinde ‘ben bu ayetin ne demek istediğini anlamadım’ diyen pek ender olurdu. Saniyen, Kuran’da yaş kuru bir şey yok ki bende olmasın diye buyuruyor ama bu asla okumayın, düşünmeyin ve dediklerimi ilme-l yakin, ayne-l yakin ve hakke-l yakin süzgeçlerinden geçirmeyin demek değildir.
Hasan 01 Temmuz 2019 13:51
0
Üçüncü nokta olarak, ben Şirazi uzmanı değilim ve onun düşünce haritasına hakim değilim. Dolaysıyla Kuran’daki öğretileri mistisize ederek yeni bir felsefe sunma derdi var mı yok mu hatta filiozof sayılır mı sayılmaz mı bir yargıda bulunamam. Mistisize ile tam olarak neyi kastteğinizi anlamış değilim. Ama eğer kişinin karakteri dilinin altında gizlidir gerçeğini kabul edersek o zaman Sadi’nin şöhret gibi ucuz amaçlar peşinde olmadığı için insanlık belleğine eskimez sözler kazıyabildiğini teslim etmek gerek.
Hasan 01 Temmuz 2019 13:58
1
Ayrıca Sadi Horasan irfan ekolünde yer alır. Şiir, kıssa ve veciz sözleri kullanarak düşüncelerini dile getiren Hafız, Sadi, Senai, Fuzuli, Cami, Mevlana, Yunus, Ceziri, Nesimi, Şehms ve benzeri birçok arif, şair bu ekolün temsilcileridir. Müphem ve tumturaklı kelimelerle konuşmayı sevmezler, zor meseleleri her kesin anlayacı şekilde izah etmekte son derece yetkinler, çok güçlü bir insan sevgileri, Allah ve doğa sevgileri vardır,
Hasan 01 Temmuz 2019 14:02
0
hepsinde az çok bir melameti (anti-riyakarlık) damar vardır, onlarda güzellik (maddi ve manevi güzellik) olmazsa aşk ve sevgi doğmaz, sevgi doğmadığı zaman da Sokrat’ın bahsini ettiği kötülükle yana yana gelmez olan nitelikli bilgi doğmaz. O da doğmayınca insan kindarlık, cehalet ve kör taassup içinde çürüyüp gider.
Hasan 01 Temmuz 2019 14:00
1
Tabi bunların zaaf noktaları da çoktur; mesela Mevlana bir yerde tip ilmini, bütün dünyevi ilimleri ahır ilimleri diyerek küçümser, veya dünyayı imar edenleri müttekilerin hammam suyunu ısıtmak için odun taşıyıcılara benzetir. Ve buna benzer akla, vicdana ve hatta sevginin bütünleştiriciliğine sığmayan yaklaşımları vardır. Onun için mirasımızı eleştirmek, eleyerek zaaflardan arındırmak şarttır.
Hasan 02 Temmuz 2019 23:28
0
11:19’e: Evet aynen öyledir…Gaflet/farkında olmama hali içinde olunduğu sürece bir şeyi anlama olanağımız olmadığı gibi yapılan her amel de gaflet damgasını yemekten kurtulamaz ve gafleti güçlendirmekten başka bir işe yaramaz. Gaflette farkındalıkta özbenliğin varoluşsal iki halidir; bu iki halin ilişkisi bir kömür parçasındaki korluk ile kurum/is arasındaki ilişki gibidir. Özbenliğin gafletle attığı her adım ondaki körlüğü güçlendirirken farkındalıkla attığı her adım da ondaki korluğu gürleştirir. Düşünmek, anlamak ve bilmekte diğer faziletler gibi ancak özbenliğin farkındalık dalında çiçek a
H.K. 29 Haziran 2019 23:12
Birlikte yaşamak arzusundan dem vuruluyor. Ancak kendi aramızda bile fikir beyanı konusunda sansür var; tahammül mü yok? Geçen hafta üzerinde durulan ibadet neden olarak ne kabullenildi ne de bu hafta inkar edilip yeni 1şey söylendi. İnayet kendini tanıtmayla bütünleşen 1tanıma & bunun ibadetle tasdiki nedensellik açısından bağlantılı değil mi? Yani 1biriyle ilişkili, 1birini tamamlayıcı 1den fazla cevap(cık) var. İbadetin anlamını açmak gerek. NatoMermer NatoKafa tabiri hoş olmamış. Konuyu öğrencilere anlaşılır 1dille anlatabilmek önemli. Kullanılan lisan ağır!
Tarık Selim 29 Haziran 2019 21:05
Yani insan açısından meseleye noktayı koyacak dört başı mâmur bir çözümümüz yok hocam. Olmaması da entellektüel heyecanı galeyana getiren güzel bir şey kanaatimce :)
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 20:52
Kusura bakmayin hep ayni problemi goruyorum, bazi dogru tesbitleri olan herkes her konuda ahkam kesiyor ve hep onun dediginin dogru oldugunu iddia ediyor. Ya kardesim size ne, isteyen istedigi gibi inanir, istedigi gibi yasar. Hesabini sen vermeyeceksin. Sen bana boyle geliyor dersin, oda bana oyle geliyor der. Eger vicdanda problem yoksa ikiside dogru olur ve bunu sadece Allah bilir. Zaten donuste onadir, hesapta ona verilecektir. Herseyi bilende odur. Her ne bela varsa egodan, benden gelir. Hic kimse benim gibi dusunmek, inanmak ve yasamak zorunda degildir.
Kararli okur. 30 Haziran 2019 10:50
0
Bunu kendi aramizda yapariz gecer gideriz. Ancak hele hele arayis icindeki taze zihinlerin "AKIL" kişilerce ozellikle cok da kabul gormemis felsrfi görüşlerle daha da bulandirilmasinin vebali ne olacak.
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 19:10
Konuyu anlamamışsınız hocam. 1-Allahın kulları üzerinde bir amacının olmadığını söylemekle birlikte, kainatın-koşulların tam da insanın yararına-ihtiyacına uygun yaratıldığını ifade etmektesiniz. 2-İlim eşittir Tanrı ise yaratmada irade olması gerekmez mi? Tek başına ilim neyi var kılmış? Örneğin biz her bildiğimizi yapmamaktayız. 3-Kulları için özel amacının olamaması, söylediğinizin aksine aslında sonsuz iradesini sınırlamak demek değil midir?
Coşkun 29 Haziran 2019 18:32
(7) ubudiyete / kulluğa davet eder. "Ölünceye kadar Rabbine ibadet et." (Hicr,15/99) ilahi ferman bu hakikate işaret etmektedir. Kaynak: sorularlaislamiyet
Coşkun 29 Haziran 2019 18:34
(6) Semi' ve Basir isimlerini görebilir. Evet, dünya hayatı bir denizdir. Vücudumuz bir gemidir, ölüm ise deniz sahilidir; sağlık, mal, mülk, çoluk-çocuk ve saltanat gibi hususlar, geminin müştemilatıdır. Kuvve-i gazabiye buharının kazanı hükmündedir. Kuvve-i şeheviye buharlaşan su mesabesindedir. Akıl-fikir kuvveti ise geminin kaptanıdır ki şu karışık hayatın dalgaları arasında hayat gemisini istikametli rotada seyrini tanzim edecektir. (Gazali, Kimya-yı Saadet. 1. Bölüm)  Bu istikametli hareketin rotası ise Kur'an-ı Kerim'in tespit ettiği iman ve İslam rotasıdır ki, insanı ... (Devami var)
Coşkun 29 Haziran 2019 18:32
(5) Pek yakında onlara dışlarındaki âlemde ve kendi iç âlemlerinde ayetlerimizi / varlığımızın, kudret ve ilmimizin belgelerini göstereceğiz. Taki (Peygamberin söylediğinin) hak olduğunu anlasınlar."(Fussilet, 41/53) İşte, dış alemde sanattan sanatkâra geçmek gibi mantık-istidlal yoluyla Cenab-ı Hakkı tanımak mümkün olduğu gibi, insanın yaradılışında var edilen bazı ölçülerle de Allah'ın sıfatlarını bilmek kabildir. Mesela, kendi ilmini, kudretini, görmesini, işitmesini ve konuşmasını küçük çapta mikyas yaparak yüce Rabbin sonsuz ilim, kudret, kelam sıfatlarını, (Devami var)
Coşkun 29 Haziran 2019 18:26
(4) geçirmek suretiyle onları doğru algılamaya çalışarak, fıtrat vazifesini yerine getirmektir. "Cinleri ve insanları ancak beni tanımaları, bana kulluk etmeleri için yarattım."(Zariyat, 51/56) mealindeki ayet-i kerimede bu gerçeğe vurgu yapılmıştır. Netice olarak denilebilir ki, insanın yaradılışının esas gayesi Rabbini tanımak ve ona ibadet etmektir. Tanımanın ölçüleri insanın yaradılışında var edilmiştir. Nitekim, "Nefsini (kendi hakikatini, özünü) bilip tanıyan Rabbini tanır.” kaidesi, bazı İslam âlimlerince ilmi bir düstur olarak kabul görmüştür. (Devami var)
Coşkun 29 Haziran 2019 18:28
(3) Buna mukabil Sanatkâr Yaratıcı, insanoğlu ve cinler gibi şuurlu varlıklardan bu  hârika sanat şaheserlerini tefekkürle mütalaa etmesini istemektedir. İşte ubudiyet genel olarak hem eylem, hem fikir planında cereyan eden bir kulluk nişanesidir. Kulluğun temel esprisi; bir yandan Allah’ın had ve hesaba gelmez lütuf ve nimetlerine karşı şükran borcunu eda etmek, diğer yandan kâinatın her sahası ve her safhasında kusursuz işleyen eşsiz sanat tablosundan gönül ve akıl ekranına yansıyan hârikulâde sanat nakışlarını uyanık bir şuurla okumak ve dikkatli bir fikir süzgecinden... (Devami var)
Coşkun 29 Haziran 2019 18:26
(2) İkinci daire; Rububiyet dairesi hesabına hareket eden UBUDİYET dairesidir. Rububiyet dairesinden gelen, binlerce iyilik, ikram ve ihsanlara karşı, ubudiyet dairesinde yerini alan insanoğlu, bu ihsanlara karşı şükran borcunu eda etmek için bütün kuvvetiyle Rabbine ibadet eder, kulluk vaziyeti takınır.  Var olan tablolardan birincisi sanat; ikincisi tefekkür tablosudur. Sanat tablosu; Yüce Yaratıcının sanatkârlığını, sonsuz ilmini, kudretini, iradesini ve eşsiz hikmetini yansıtmaktadır. (Devami var)
Coşkun 29 Haziran 2019 18:19
(1) Allah, insanları ve cinleri kendi büyüklüğünü, cemal ve kemâlini, iki şekilde görmek maksadıyla yaratmıştır. Birincisi: Bizzat kendi sonsuz ilmiyle harika sanatını görmek ister. İkincisi: Ehil olan melek, cin ve insanlar gibi şuurlu varlıkların gözüyle, harika sanatını ve eşsiz maharetini görmek ister. Çünkü, varlıkta iki daire ve iki tablo söz konusudur: Birinci daire;  Allah’ın Rab ismiyle yaptığı icraatlarını, kâinatı yaratma ve idare etmesini simgeleyen RUBUBİYET dairesidir. (Devami var)
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 17:19
Allah Teala ruhunu taşıma teklifini dağlara denizlere yapmış ancak onlar kabul etmemiştir. Daha sonra aynı teklif insanoğluna yapıldı. Allah insanı oluşturduktan sonra ona kendi ruhundan üfledi. Biz bir nevi filtreyiz. Kötü ruhlar iyi ruhlar bu dünyada ayrışacak.
Muhtefi. . 29 Haziran 2019 16:23
Yaradılış. :).ne ilk soran biziz ne de son sorgulayan. Seytan bile anlamamış o Kadim bilgisiyle :))...Kahveler içelim :)) Kesret aleminde Tevhidte kalarak. Acizane. .bu en güzel hal. Bitmez bu lakirdilar. .Akşam şimdi,Sabah olunca herşey meydana çıkacak nasıl olsa. !...Hurdacı olan Kuyumcu olarak Sabahlamayacak..!..der İrfan, hikmet denizinin Dalgıçı Yuce Pir Hz. Mevlana. .Ask olsun onlara. ..
Kararli okur. 29 Haziran 2019 14:54
Bay yazar , oncelikle baslangictaki uslubunuzle kimliginizi daha da belirtmis oldugunuz icin sevindim. Ne o oyle " AHMAK" NATO KAFA NATO MERMER " ifadeleri. Sanki bir ILAHIYATCI degil baska biri gibi davranmaniz HIC YAKISMAMIS. Neyse de HALA ; KURAN I KERIM HADISI SERFLER VE ALIMLERIMIZ CEVAP VERMEMIS DEMENIZI ANLAMAK MUMKUN DEGIL. NICIN OLANLARI GORMEZDEN GELEREK FELSEFE SOKAGINA GIRIP DUSUNCENIZE UYGUN GORUSLERE SARILIYORSUNUZ. Sosyolojik gerginliginizi gidermek ici aradığınız yer sadece orasimi. Bahsettigiz gerginligi giderecek nice dusunceler ve ortamlar hayice cok tabi arayana.
İbrahim Terzioglu 29 Haziran 2019 14:44
Mustafa bey, Sizi son bir kaç yıldır,yazı,konuşma ve kitaplarınızı okuyarak yeni,değişik ve makul yorumlarınız dan çok istifade ettim .Bilhassa Kur'an mealiniz yıllardır anlama ve yorumladaki okumalarımda zihnime takılan sorulara tatmin edici cevaplar buldum ve şu an Hasan Elik / Muhammed Coşkun beyin tefsiri ile devam ediyorum. Gerçekten çok farklı adeta kral çıplak der gibi çok önemli ,doğru ve güzel bir metodla çalışılmıştır . Görüş ve düşüncelerinizi den çok yararlandım, çok teşekkür eder,Yüce yaratıcı ilimizi artırarak devamını dilerim. Selam eder Saygılar sunarım.
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 21:33
0
İbrahim bey ben de hasan eliğin tefsirini beğenerek okuyorum. Herkese de tavsiye ediyorum. Keşke nüzul sırasına göre de baskı yapsalar.
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 12:15
Sayın yazar öncelikle sizi severek takip ettiğimi belirteyim . Kuranı Kerim’de Yüce Allah ben sizin hanginizin daha iyi davranış sergileyeceğini görmek için yarattım ifadesi ve bana kulluk etsinler ifadeleri yer alıyor ve bu iki ifade birbirini tamamlayan ve yaratılış gayesini açıklayan ifadelerdir
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 12:12
"Ben insanları ve cinleri yaratmadım (kula kulluk etsinler diye), Ancak bana kulluk etsinler diye yarattım." diyor sanki ayet. Vema halaktul cinne vel inse, İLLA liya'budun... Orhan Babanın dediği gibi kula kulluk edene yazıklar olsun. Orhan baba bile anlamış da onca ilahiyatçı anlayamadı.... :)
"Allah her an bir şe'n-iş üzeredir" ayeti gaye noktasından neyi anlatır ki? Hocam bitmez bir araf labirentinde.Kendi soru ve sorunlarını müslümanın sorunu zannediyor.Çözümü de geçmiş alimlerde arıyor bulamıyor.Günümüzde soru ve sorunlarını çözenlere de kibirle yaklaşıyor.Allah yar ve yardımcısı olsun.
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 10:32
Gövdemi alemlere zerkederek Varoldum kayrasıyla Varedenin İsmet Özel Sayın hocam-haddim olmayarak-size yapılan yorumlarla fazlaca meşgul olmayıp sadece ilminizi paylaşsanız. Vakarınız zedeleniyor ki sizi öyle görmek istemeyiz. Siz de adalara kaçmak zorunda kalmazsınız.
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 10:05
Sayın yazar 'ben insanları ve cinleri sadece bana ibadet etsinler diye yarattım' cümlesinde geçen sadece kelimesi yaratma nedeni mi yoksa ibadet edilecek zatı mı sınırlıyor. Arapça Biri cevap yazarsa konu biraz daha anlaşılır. Sadece bana ibadet edin manasında mıdır yoksa insanları sadece ibadet etmesi için yarattım manasındadır.
Ali EROĞLU 29 Haziran 2019 12:20
0
Ayet aslında şöyle diyor zannımca kelime kelime çevirince: "Ben cinleri ve insanları benden başkasına kulluk etsinler diye yaratmadım."
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 12:45
0
İlgili ayet وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْاِنْسَ اِلَّا لِيَعْبُدُونِ Sorunuzun cevabı yabudun kelimesinin başındaki LAM harfinin nasıl anlaşılacağı ile ilgilidir. Bu konuda bir uzlaşı yok. Hocam, geçen haftaki yazısının, “Bu ifadenin başındaki lam harfi” diye başlayan altıncı paragrafında bu konuya değinmiştir.
Fuat Ortatepe 29 Haziran 2019 10:08
Neden buradayız veya neden dünyaya geldik? Bu soruların öyle derin felsefi cevapları yoktur. Buradayız; çünkü bu gezegen insan ve benzeri canlıların yaşam sürebilmesine imkan sağlayan şartlara sahip. Solucan neden toprakta, sivrisinek neden bataklıkta ise biz de benzer sebeplerle buradayız. Yaratılış ortamımıza uygun olarak çevremizle, diğer canlılarla uyum içerisinde yaşarsak huzurlu oluruz. Çevremizi bozar, ekini ve nesli yok edersek mutsuz ve huzursuz oluruz.İslam'ın bizden istediği başka bir şey de yoktur zaten.
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 10:02
Yaradılışın iltibasa müsait olan illet ve hikmeti sınırlanamaz. Herkes kendi seviye ve idrak içeriğine muvafık birini daha bir içselleştirir. Diğerleri ikinci veya üçüncü sırasına geçer. Demek ki yazarın müktesebat ve ikna durumu yaradilışa illet olarak inayet delilini tercihe sebep olmuş. Ama bence yazar illet ile hikmet kavramını karıştırmış. Ben de diyorum ki yaradılışın illeti rahmet hikmeti ise ubudiyet tarafi ilahiyeye bakan yönündeki hikmeti ise şuunu kudsiyesine muvafık şevki mukaddese ve lezzeti münezzehesidir. Onun isim ve sifatları ezeli oldugundan öncelik sonralık da yoktur.
Takipci 29 Haziran 2019 09:17
Hocam bu yazinizi anlayamadım, cahilligime veriniz lutfen. Bu dünyaya kendi istegimle gelmedim, bana sorulsaydı böyle adaletsizlik üzerine kurulu dünyaya asla gelmek istemezdim.
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 10:28
4
Evet haklısın sana ve bize sorulmadı. Sen bu durumda neyi soruyorsun. Neye göre haksızlık. Bütün bilim adamlarının hayran kaldığı bu evren için bulundugun çıkarım bu bilimcilere ters. Sen hikmet yönüyle bakarsan haksızlık değil allaha vakan yönde tam bir adalet görürsün. Gizli bir suçu olana sana sokak serserisinin musallat olması allah'a bakan yönde adalet iken sen bana haksızlık edildi diyorsun. Adalete sen hsksizlik doyorsun. Bu dunyada herşey bunun gibidir. Yeterki işin iç yüzü bilinsin.
HACI MURAT 29 Haziran 2019 05:09
“Ben cinleri ve insanları sırf bana ibadet etsinler diye yarattım” mealindeki ayetin tevhidi ispat,şirki nefyetmesi,aynı zamanda insanın niçin yaratıldığını da açıklıyor olmasına mani değildir.Öte yandan bu yazıda yer alan açıklamalar insandan ziyade kainatın niçin yaratıldığını izah ediyor.Ayrıca hem inayetle ilgili söylenenlerin,hem de insanın ibadet etmek için yaratılmasının aynı anda doğru olmasının önünde bir engel bulunmamaktadır.Yeni şeyler söylemek adına açık bir gerçeği kapalı hale getirmek gerekmez.
selahattin 29 Haziran 2019 10:04
7
“Ben cinleri ve insanları sırf bana ibadet etsinler diye yarattım” ayeti amaç bildiriyor sebep değil. burada söz konusu edilen "yaratılışın ardında yatan sebep nedir?" sorusudur.
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 12:55
1
Ortada salına salına gezen bir “ibadet” var ama, bunu herkesin aynı içerikte anladığından şüpheliyim. Burada kastedilen ibadet, bizim meşhur, namaz-oruç-hac-zekat diye özetlediğimiz ibadetler/ritüeller değildir. Zariyat, Mekki bir sure. O indiğinde, varsa belki, namaz var. Diğerleri hep Medine dönemi ibadetleri. Bu ayette kastedilen, belirli ritüeller değildir. Allah, insanın ve cinlerin sahibinin kendisi olduğunu vurgulayarak, ins ü cin kullarına kendisinden başkasına kulluk yapmamalarını yani şirk koşmamalarını öğütlemektedir.
Muhtefi. . 29 Haziran 2019 14:08
0
Acizane. 05.09 ile 12:55 aynı beyanda bulunmuş ve 10.04'e cevap olmuş satır aralarında. !.kısaca Yaradan Alış,Verişi sadece Benimle Yapılabilir, Yapılıyor, Yapılacaktır Şuur ve Bilincinde Olmaktir. KULLUGUN ilk adımı. !...kiminle alış, veriş yapıyor olsakta ideoloji, felsefe, mistik, pagan, atesperest veya Ehl i Kitap kim olursa olsun O"nunla Alış, Veris yapmis oluruz. Lutfetmis geçici olarak İnsan Suretini. .kimsenin elinde bisey yoktur Mutlak manada Cüz ı İrade vermiş. Geçici olarak Hesabını sormak için. !.
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 03:32
Tanrının yaratımı inayetinin sonucu ise ibadete ilişkin talebini neye bağlıyorsunuz? Teşekkürler
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 10:17
0
İbaset yaradılış'ın hikmeti olsa gerek. yaradılışın illeti ise harici bir sebep olmayıp o allah ın zatında olan bizim rahmet diye bildiğimiz bazılarının inayet bazılarının başka bir isim verdiği şuunu kudsiyesidir. Hakikatini ise ancak allah bilir.
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 02:40
Kahveniz afiyet şifa olsun Mustafa bey. Yazılarınızı programlarınızı takip ediyorum. ...Sağlığınıza duacıyım. Kaleminize birleştirici sözler diliyorum. Yüreğinizdeki közlerede bol bol gözyaşı diliyorum. Rabbim sizin gibi mert insanların sayısını çoğaltsın. Yazınız yine yürek tellerinden bir nağme. ...Teşekkürler.
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 00:22
Sayin Ozturk, "cunku mezkur ayet tevhidi ispat, sirki nefy meselesiyle ilgili oldugunu vurgulamistim" diyorsunuz. Siz vurguladiniz diye ben oyle mi dusunmelitim. Kuran insanlara mi, yoksa ilahiyatcilara mi indirildi? "Varsova kafa" mi diyeyim. Ne dersiniz?
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 10:11
3
Yazara haksizlik yapmayın. Adam kuranda geçen bu ayet beni tatmin etmedi demiyor ki siz adama kuran seni tatmin etmemiş diyorsunuz. Dediği bu ayet yaradılış nedeni anlatılmıyor ibadetin sadece allah'a olması hususu yani tevhid anlatılıyor diyor. Tabi teoloji kavramıyla. Adama bühtanda bulunulmuş. O da aşırı tepki vermiş.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN