Edebiyatın gücü kimde toplanır

İnsandan çıkan edebiyat sonuçta insan ile buluşmak ister. Yaratıcı öznenin sembolik tekilliği, eser yoluyla okur kişiliğin özgürlüğüyle buluşunca, edebiyatın bir şekilde içinde tuttuğu idealizm de gerçekleşir. İster gönül ister zevk ister düşünce buluşması diyelim buna iki yönlü bir zenginleşme söz konusudur. Zenginleşme bugün maddi ölçülerle anlamlandırılsa bile ölçülüp tartılmanın ötesinde bir zenginleşmedir edebiyatın getirdiği.

Ne var ki edebiyatın, onu yaratan/ yazan öznenin taşıdığı teorik sorunlarla, edebiyatla toplum arasında hep var olan meseleler de görmezden gelinemez. Yazı kadar toplumun canlılığı bu mesele çeşitliliği ve sürekliliğine bağlıdır. Ne kadar gerilim, çatışma, soru, sorgulama o kadar ilerlemek demektir edebiyatta. Türk Edebiyatı onca tarihsel krize rağmen varlığını sürdürmüşse bu iki taraflı canlılığı sebebiyledir. Yazar hem edebiyatın iç meseleleri hem de eser verme süreciyle ilgilenirken okur da yüz çevirmemiştir ona. Bu canlılık güç oluşturur sonuçta. Kültürel, tarihsel, dilsel, düşünsel ve ruhsal bir güç toplamı. Peki bu gücü kim temsil eder? O güç kimde toplanır?

Osmanlı toplumu yukarıdan aşağıya kolektif bir yapıya sahipti ve edebiyatın örüntüsü de buna göre şekilleniyordu. Şahsi yetenek ve yaratıcılık ancak bir üst otorite ile temas kurdukça yaşama şansını buluyordu. Toplumun edebiyatla kurduğu ilişki ferdi değil kolektifti. Bu durum hayatın her alanına hakim olduğu için yaratıcılığın tutarlılığı devam ediyordu. Batılılaşma dönemi ve Cumhuriyet çağı boyunca bu gelenek, devlete bağlılık olarak devam etti. Devlet sadece hukuk, para, sosyal düzen yönünden değil zihniyet bakımından da üst kabul noktasıydı. Ne zaman ki önce Osmanlı devlet aklı sonra da Cumhuriyet şu veya bu gerekçe ile birinci sınıf şair ve yazarlarla kavga etmeye, üst otoritesiyle ( bazen ekip ve ekipman kullanarak) onları bastırmaya yöneldi, öteden beri var olan ontolojik güç de çatladı, tartışmaya açık hale geldi. Makbul yazar peşindeki devlet ile bağımsız yazar arasında kopuş o günden bugüne devam ediyor. Ne var ki bugünü de dünden ayrı kılan sebepler var?

Yazar, şair, devlete değil de insana, kitleye, topluma dayanmak, bağlanmak isteyince durum nedir? Hele edebiyat değerleri ( edebiyatın taşıdığı her tür, estetik, felsefi, düşünsel, dilsel değer) gündem kaybedip de piyasa değerleri ( şöhret, çok basma, çok satış, her tür toplumsal mask olmaya uygunluk, ırksal, cinsiyetçi ve dini aidiyet) güç kazanınca durum ne olacak? Ne oldu? Devlet ( patron) ile piyasa ( patron) yer mi değiştirdi? Ölçülebilir olan şey bir nitelik değerine büründüğü/ büründürüldüğünde güç dengeleri nasıl değişti? Aslında şu veya bu derecede, edebiyat ve yayın dünyasında olup bitenlere bakıldığında niteliğin güç kaybı kolayca görülecektir. Edebiyatın gücü, asıl kaynağı olan yazar/ şair öznede değil de, dolayımlı ilişkilerde toplanıyorsa, orada durup düşünmek gerekmektedir.

Geçtiğimiz otuz yıl boyunca tek tek istisnaları olsa bile edebiyatın gücü yazar/ şair öznenin üstünden çekilip alınmıştır. Yaratıcılık, yaşamsal tutarlılık, dil bilinci, tarihsel eleştirellik, estetik bilinç ve yüksek idealler kitlesel gücün karşısında gölgelenmektedir. Her tür siyasal hatta sınıfsal kitleselliğin güncel politika ile kurduğu temas sebebiyle de aşınma hızlanmaktadır. Yazarın eser ve söz gücünün, temsil ettiği sembolik değerin bu yönden aşınması/ aşındırılması düşündürücüdür.

Ülkenin eğitim hayatından başlayarak bir türlü nitelik hattına oturamayan kültürel, sosyal, ekonomik ve tarihsel akışı karşısında edebiyat ne yapıyor? Ne yapmalı? Bir yandan kendi özgül ağırlığını ayakta tutmaya çabalarken olup biten karşısında nasıl bir tutum edinmeli? Şüphesiz edebiyatın kendisi olmak ve kendisi kalmak dışında bir yolu olamaz. Ancak unutulmaz ‘Sartre Fransadır’ sözü hatırlandığında, ‘Türkiye kimdir?’sorusunun cevabını bulmak da o kadar zor olmamalı? Yanaşma yazarlardan ve özgürlüğünü yitirmiş, tüketici konumuna itilmiş okurlardan da nitelikli toplum olunup olunmayacağı iyi düşünülmelidir? Edebiyatın gücü nerede toplanır sorusu zordur? Cevabı ise şart.

YORUMLAR (2)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
2 Yorum