Hangi büyük tehlikeler bekleniyor?

“Kritik maç” denildiğinde, sarı-lacivertliler adına akla artık başarı değil hayal kırıklığı geliyor. Çünkü Fenerbahçe, uzun yıllardır oynadığı kritik karşılaşmalarda beklenen performansı ortaya koyamıyor.

Dün akşam oynanan Eyüpspor karşılaşması, Fenerbahçe açısından olmasa da düşme hattındaki takım için büyük önem taşıyordu. Sarı-lacivertliler, bu mücadeleden de galibiyet çıkaramadı.

İlk yarıda yapılan bireysel hatalar maçın kaderini belirledi. Bir Mert çalımı yerken, diğer Mert köşeye giden toplarda yetersiz kaldı kalesinde goller gördü.

Yaklaşık 10 yıldır Fenerbahçe’de yerli oyuncular öne çıkarken yabancı transferler tartışma konusu oluyordu. Bu sezon ise tablo tersine döndü. Uzun zamandır yerli oyuncu grubunun bu kadar formsuz ve hataya açık olduğu bir Fenerbahçe izlenmedi.

Teknik sorumlu Zeki Murat Göle 65. dakikada savunma dörtlüsünü tamamen değiştirmesi ise gecenin en dikkat çekici hamlelerinden biri oldu.

Sarı-lacivertliler son 20 dakikalık bölümde etkili oynayarak üç gol buldu. Ancak son dakikada yedikleri golle rakibinin ligde kalmasına doğrudan etki etti.

Esenler Erokspor final maçını kazanması hâlinde önümüzdeki sezon Süper Lig’de İstanbul temsilcilerinin sayısı yediye çıkacak. Bu gidişle ligin adına “İstanbul Ligi” denilse şaşırtıcı olmayacak” gibi.

Dün akşam Avrupa’da oynanan maçların ardından Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’ne 2. eleme turundan katılacağı da kesinleşti. Sarı-lacivertliler sezonun ilk resmi maçına 21 veya 22 Temmuz’da çıkacak. Yaklaşık 65 gün sonra.

Ortada bir başkanı yok,netleşmiş bir teknik direktörü, kesinleşmiş bir kadro planlaması ve tam anlamıyla oluşmuş bir yönetim yapısı bulunmuyor.

Muhtemel rakipler ise oldukça güçlü:

2.ön elemede seri başı olması kesinleşti. 3. ön elemede seri başı olabilmesi için Aston Villa’nın kupayı kazanması gerekiyor.

Tam da bu noktada seçim dönemlerinin klasik söylemi yeniden gündeme geliyor:

Seçimi biz “Kazanamazsak kulübü büyük tehlikeler bekliyor.”

Peki gerçekten sorun yalnızca şampiyonluk mu?

Şimdilik iki aday arasında sert bir söylem savaşı başlamış değil. Hakan Safi cephesi daha sakin bir görüntü verirken; teknik direktör görüşmeleri, futbol yapılanması ve dünya çapında ses getirecek yıldız transferler üzerinde konuşuluyor.

Aziz Yıldırım ise geçmiş dönemleri referans göstererek mevcut yönetimi eleştiriyor. Özellikle “Şampiyon olamazsak bizi çok büyük tehlikeler bekliyor.” sözleri dikkat çekiyor.

Oysa liderlik, yalnızca güçlü söylemler üretmek değil; ortak aklı yönetebilme becerisidir. Türk futbolunda yıllardır aynı sorun tekrar ediyor: Eleştiriye kapalı, tek merkezli ve kişilere bağlı yönetim anlayışları…

Bugün Fenerbahçe’nin karşı karşıya olduğu risk de tam olarak bu.

Büyük kulüpler, kişisel egolarla değil; kurumsal yapı, sürdürülebilir planlama ve ortak akılla ayakta kalır.

Fenerbahçe uzun süredir şampiyon olamıyor. Ancak bugüne kadar dile getirilen “büyük tehlikelerin” hiçbiri de tam anlamıyla gerçekleşmedi. Buna karşın kulübün mali tablosu giderek ağırlaşıyor. Borcun 30 milyar TL’yi aştığı konuşulurken, UEFA’dan Haziran ayı içerisinde gelebilecek para cezası olası yaptırımlar da gündemdeki yerini koruyor.

Yeni yönetimin birçok oyuncuyla yolları ayırıp daha yüksek maliyetli transferlere yönelmesi bekleniyor. Sürekli seçim atmosferinde kalan bir kulüp yapısı, geleceği belirsiz futbolcular, Samandıra içerisini etkisi altına almış olan menajerler, sosyal medya baskısıyla şekillenen gündem…

Belki de Fenerbahçe’yi bekleyen en büyük tehlike; başarısızlık değil, istikrarsızlık.

Plansızlık, günübirlik kararlar ve ortak akıldan uzak yönetim anlayışı; büyük kulüpler için kaybedilen bir şampiyonluktan çok daha ağır sonuçlar doğurabilir.

İstanbul ligine doğru gidiyoruz

Çoğu kişinin, maçlar ve lig bittikten sonra yaptığı açıklamalarda “Söylenecek çok şey var ama söyleyemiyoruz.” Kim ne biliyor da söylemiyor?..

Karagümrük ve Kayserispor’un ardından, son düşen takım; kazanmasına rağmen Antalyaspor oldu.

Süper Lig’i ilk üç sırada bitiren takımların rakiplerine puan vermesi nedeniyle Akdeniz ekibi küme düştü. İşin ilginç tarafı ise sezon içinde başkanlarının bahis olayları nedeniyle ceza alması sonucu kayyum atanan iki İstanbul kulübünün ligde kalmayı başarmasıydı. Özellikle birçok oyuncusunu kaybeden Eyüpspor ile yıllardır beş bin taraftara oynayan Kasımpaşa’nın ligde kalması dikkat çekti.

Unutmuştuk; taraftar demek bazen sıkıntı demekti.

Sahi Başakşehir, Kasımpaşa, Eyüpspor un toplam taraftarı 10 bin var mıdır?

Sonuca dönersek; konumuz dün akşam yine değişti yeni tartışma yabancı kuralı…

YORUMLAR (1)
1 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.