Kimdir şu kültür adamı?

Sözü dolandırmaya gerek yok, herhangi bir arkeoloji müzesinin sadece müdürü değil her bir bölümünde görevli kişi de kültür adamıdır. Nasıl o müzede sergilenen bir eser tesadüfen orada bulunmuyorsa müzeden sorumlu kişiler de tesadüfen o çatıda yer alamaz. Müzelik eserler kendi kendilerini bir araya getiremezler. Ancak kültürel vizyonu olan bir zihin onlardan öykü çatabilir. Çatılan öykü insana ve insanlığa dairdir. Maddeye ve nesneye değil. Öyle görüldüğünde hemen her arkeolojik varlık çömlek taş, şekil madde, ağırlık yük diye algılanacak kültürden beklenen etkileşim oluşmayacaktır. Kültür adamı denilen kişi mesai dolduran memur değil bulunduğu mekandaki her bir ‘parçanın’ biricikliği bilgisine ve şuuruna sahip kişidir denilse abartı olmaz. Modern bir sanat müzesindeki bir eser de çağını temsil eder. O eseri sergileyen gözün şuurudur kültür adamlığı.

Bir resim sergisini düzenleyen küratör de kültür adamıdır. O sergiyi izleyip haberleştirecek muhabirin de öyle olması gerekir. Geçtik bütünüyle resim sanatını o sergiye hayat veren ressam hakkında bilgisi olmayan muhabir gerçekten haber yapabilir mi? Nasıl spor müsabakalarında atletizmin ayrı voleybolun ayrı, futbolun ayrı artistik patinajın ayrı bir kültür ve jargonu varsa hemen her kültür alanının da kendine has ayrıntıları bulunur. Hat sergisini dolaşan haberci de sadece serginin hangi tarihler arasında, günün hangi saatlerinde açık bulunduğunu hangi sanatçıların katıldığını ve mekanını yazarak haberleştiremez. Medyadaki kültür sanat muhabirleri, yapımcıları, prodüktörleri de kültür adamıdırlar ve öyle olmak zorundadırlar. Gittiği kitap fuarında hakiki yazar ve şairle wattpad yazarını ayırt edemeyen kişiye de kültür adamı denmez. İster devletin ister özel sektörün emrinde çalışsın gittiği kültür- sanat etkinliğini rejimin, ideolojinin, patronun tercihine göre şekillendiren kişilere de kültür adamı denilemez. Bizde bir devlet ve kurum olduğu kadar cenah ve kanon körlüğü hayattadır hep. Aktörleri değişse de varlıkları değişmez. Ne yaparlarsa yapsınlar kültür değildir onların işi. Dergi çıkarırlar ama ideologluk pozundan geri durmazlar. Özgürlük ve ilerlemeden dem vururken ilkesel çelişkiye düşerler durmadan.

Bir sinema yönetmeni elbette kültür adamıdır da senarist ya da film eleştirmeni öyle değil midir? Annemarie Schimmel’in ‘Sayıların Gizemi’ni kitabı hakkında eleştiri yazan kişi mesela 3 rakamı ile karşılaştığında bir yandan Aristotes’in üç sayısını neden geçmiş, şimdi ve gelecek arasında konumladığı yanında İbn-i Arabi’nin ‘birin aslı üçtür’ derken ne kastettiğini hatırda tutmalıdır. Bu bilgi züppeliği değil ilgilendiği alanın temel gereğidir. Yahya Kemal, Orhan Kemal, Yaşar Kemal hatta Kemal Tahir’in ismini görünce sadece Kemal’e takılan ve kültürel ve zihinsel farklarını süzemeyen kişilerin de kültürle alakaları bulunamaz. Hatta karşılaştığı her krizde google arama motoruna bağlananlar kültürden nasiplenmemiş demektir. Kültür geçmişin şimdiki akışı içinde nefes alıp veren bir organizmadır. Bilgiyi zevke dönüştüremeyenlerle atmosfer etkisi oluşmaz. İklime benzer kültür, gelip geçici şimşeklere, sağanaklara değil.

Kültür adamı ayrıca hemen her kültürel konuda az veya çok bilgiye değil rikkat, dikkat ve meraka sahip olmalıdır. Fakat onu asıl öne çıkaran taraf özel olarak ilgilendiği sahaya hakimiyetidir. Örnek mi gerekti işte Haluk Oral tam bir kültür adamıdır. İmzalı kitap konusunda önüne kim geçebilir? Biyografinin bir bilgi ve belge olduğunu onun kadar kim bilebilir? İşte Sabri Koz folklor denildiğinde ummandır. ‘Üç Turunçlar’ı bu sebepten en iyi o tahlil eder. Selçuk Altun yine, dünya kitap kültürünün kalbi sayılır. Her halde Şule Gürbüz’ün zaman bilgisi, Beşir Ayvazoğlu’nun biyografi yetkinliği, Cem Altınsaray’ın sinema birikimi, Süreyya Evren’in plastik sanatlar donanımı, Uğur Tanyeli’nin mimarlık külliyatı, İsmail Kara’nın İslamcılık vukufiyeti, Kayıhan Özgül’ün, Oğuz Demiralp’in birikimli kişilikleri yine sıralanabilir. Biliyorum ki Türkiye’de arkeolojiden şehir kültürüne, mizahtan polisiyeye, tiyatrodan şiire, resim sanatından Cem Behar misali musikinin enginliğine dahil kültür insanları var. Fakat, kültür atmosfer etkisi kazanmadıkça kültür adamı kendi köşesinde döner. Kültürü toplumsallaştıran kamusal kültür denilen bir olgu vardır ki onu deşip tartışmadan yol alınamaz. Kültürü şahsiyetler yaratır ama kurumlar ve izler çevre yaygınlaştırır.

Kültür adamını değerli kılan çekildiği siper veya sığındığı saçak değil hak edilmiş özgürlüğün bir başınalığı içindeki özgül ağırlığıdır. O ağırlık bireysel gayret ve tercihlerle edinilir fakat toplum katmanlarının birbirlerine karşı esneklikleri oluşmadığında kültür kolektif bir oluş meselesi değil güç çatışmasına dönüşür. Bu hengamede gerçek kültür adamlarının yerini ikame kişiler doldurur. Sahibinin sesi kadar yaratıcılığı düşük işler cenahların siperini kuşatır. İşler kolaylaşmıştır artık. Benzeşler arasında öne geçme yarışı günü doldurmak için yeterlidir. Yokluğun kireç kuyusu duman salmaya başlar sonunda. Kültür adamı bu siste, dumanda boğulur.

YORUMLAR (1)
1 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.