Kırmızı öpücük ya da Kürklü Kadın*
2025’in son güzelliği İş Bankası Kültür Yayınları’ndan geldi. Genel Müdür Yardımcısı Suat Sözen’in yeni yıl tebriği ile ulaşan bu olağan üstü çalışmanın ilkin kapağına, ciltlerine uzun uzun baktım. ‘Yan yana’ kavramı öteden beri şiirimdeki başat izleklerden biriydi. Bazen aşk olup yan yana dolmayı bekleyen iki bardak bazen de ‘yan oda’ şiirinde seslerle örüldü. Yan yanalık en zor fakat bir o kadar da yaratıcı değil mi? Ayrılıkta bile bir yan yanalık yok mu? İşte bu kitap da öyle. Hem iki ayrı cilt iki ayrı dünya halinde yan yana. Bedri Rahmi - Eren Eyüboğlu ile Melahat- Eşref Üren de öyle, birbirini yok etmeden var kılmışlar birlikteliklerini. Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin iki katına yayılan sergiden can bulan ‘yan yana’ yine iki değerli kuratörün elinden çıkıyor; Ömer Faruk Şerifoğlu ve Ali Kayaalp. Her ikisi de son derece doyurucu metinlerle kitabın ruhunu okura aktarıyorlar. Yan yanalık bağlamlı bir sanat eylemine dönüşüyor böylece. İki küratör yan yana, omuz omuza
Nice yaratıcı uğraşta görüldüğü gibi sanatta da ilk yaratıcı olan aşktır. Dolayısıyla aşkın birleştirip yan yana yürütüşünde de görülür bu yaratıcılık. Bir özel, özge varlık sayılmalı aşk. Ömer Faruk Şerifoğlu ve Ali Kayaalp, ressamları birbirine çeken bu çetin ‘varlığın’ altını özellikle çiziyorlar. Bununla yetinmiyorlar elbette. ‘Sanatçı kadınların böylesi ilişkilerde baştan dejavantajlı oluşları’ ve bunu aşmakta sergiledikleri olağanüstü emek saygıyla anılıyor. Bu bakımdan denilebilir ki ‘yan yanalık’ durumunu asıl yaratan Eren Eyüboğlu ve Melâhat Üren sayılsa yeridir. Ali Kayaalp uzun uzadıya, sanatta kadın olmak halini tartışmaya açıyor. Kadının ‘ilham perisi’ olmaktan yan yanalığın eşiti kılınışındaki akışkanlığa değiniyor. Her ne kadar ‘sanatçı çift’ten ziyade ‘erkeğin öne çıktığı, kadının ise onun arkasında yer aldığı bir anlatı çıksa’ bile bu gerçeği tam yatsıtmaz. Erkeği ve kadını birbirinden ayırmadan ‘yan yanalık’ esasından okumak fikri belki edebiyat başta olmak üzere başka alanlara da ilham verecektir.
Bizde sanat ve edebiyat tarihinin yazılması baştan beri hep sorunludur ve genellikle eserlere ve yaratıcılığa göre değil şablonlara ve alışkanlıklara bağlı olarak ilerler. Günümüz araştırma teknikleri ve eldeki malzemeyi tasnif edip kıyaslama kolaylığı vesilesiyle pek çok çalışmanın yeniden gözden geçirilmesi gerekir. Her öykü kendi içinde bağımsızdır elbette. Eyüboğlu ailesinin geçirdiği süreçlerle Üren’lerinki de birbiriyle aynı değildir. Hatta popülerlik ölçüleri bile zamanla değişir. Küratör ve araştırmacı burada şu kritik soruyu sorar; ‘yan yanalık tam olarak ne getirmiştir? Birlikte fakat farklı olmanın dinamiği nedir?’ Melâhat Üren gibi erken ölümlü durumlarda bile geriye doğru çalışan bir yan yanalık saati yok mudur? Şerifoğlu ve Kayaalp birer katalog metni çıkarmıyorlar ortaya şüphesiz. Türk Resim Sanatı’nı iki çift üzerinden düşünmeye çağrı özelliğiyle göz dolduruyorlar. Bütün bu detaylı bilgi ve yorumlarım kılavuzluğunda resimlere dalmanın ve yan yana bakmanın yolu açılıyor.
Her iki cildi de birkaç kez gözden geçirip resimler üzerinde durduğumuzda renklerin ve çizgilerin bize telkin ettiği yan yanalık ışımaya başlıyor. Benim ilk durağım Bedri Rahmi imzalı ‘Kırmızı Öpücük’ resmi oldu. Kıpkırmızı kesilmiş deniz dibinde büyük bir balık sürüsünün izlediği tek bir balık gözünde birleşmiş aşkı gördüm ben. Göz sanki Eren ( Ernestine) Eyüboğlu’na karşılık gelirken yine deniz dibine batmış bir anfora kulpuna benzeyen omuzlarda Bedri Rahmi’yi gördüm. Hayat, iri bir narın bütün suyunu buraya doldurmuş belki de bir balık olmaya en yaraşır insan soyunun kaderini teslim ediyordu. Eren Eyüboğlu imzalı ‘Hasada Giden Köylüler’ tablosunda ise at gözleriyle kadın gözlerinin bir balık kolonisi gibi çoğalıp ‘Kırmızı Öpücük’ e göz kırptığını söylemek abartı mı sayılmalı.
Ya, Eşref Üren imzalı ‘Kürklü Kadın’a ne demeli? Boynuna sarılmış kara şal olmasa kırmızının bir hükmü kalır mıydı? Kapıdan giriyor mu yoksa çıkıyor mu olduğuna karar verilemeyen görsel akt, aşka ve kadın erkek arasındaki yaratıcı yan yanalığa mı denk geliyordu? Melâhat Üren’in ‘ Portrem’ resmindeki gözlerde bulunur mu soruların cevabı bilinmez ama taze dökmüş patlıcan moru elbisenin devamındaki hüzünlü boyun yol gösterdi. Bir kömür madeninin binlerce yılda oluşunu ifşa eden enerji sonuçta aynı yere çıkar. O gözlerde kömürü görmek abartı mı? Sanat hep yan yanalıktır. Okundukça çizgileri daha da belirir, güzelleşir.
Yan Yana. Eren- Bedri Rahmi Eyüboğlu/ Melahat- Eşref Üren. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. Aralık 2025. İki Cilt. Haz: Ömer Faruk Şerifoğlu- Ali Kayaalp.
