Kedi babasını ne yapacaksınız?

Geçtiğimiz günlerde bir beyaz eşya firmasının reklamında evcil bir köpek için yapılan annelik vurgusu çok tepki aldı ve Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) reklam hakkında inceleme başlattı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı da reklamın yargıya taşınacağını belirtti. Bakan Mahinur Özdemir Göktaş açıklamasında “Annelik bir iletişim kurgusu değil, bir neslin ve geleceğin taşıyıcısıdır. Bu değerin, hakettiği hassasiyetle ele alınması bir tercih değil, bir sorumluluktur.” cümlelerini kurdu. RTÜK Başkanı Mehmet Daniş de konuyu benzer bir yönden ele aldı ve sosyal medya hesabında “Anne-evlat bağı gibi derin, kurucu ve toplumsal devamlılığın temelini oluşturan bir değerin, ticarî kaygılarla esnetilmesi, sembolleşmesi ve sıradanlaştırılması kabul edilemez.” dedi. RTÜK başkanı, anayasanın 41. maddesinde ailenin temel unsurlarının “anne, baba ve çocuk” olmasına vurgu yaptı.

Reklamı hazırlayanlar, reklamın bu kadar ses getireceğini düşünmemişlerdir muhtemelen. İşin kötüsü “Reklamın iyisi, kötüsü olmaz.” da denir. Reklamın hedef kitlesi, reklama gösterilen tepkiden muhtemelen ters yönde etkilenecek bir kitle ama konumuz bu değil. Konu, anne-çocuk kavramları bu kadar kolay yıkılabilecek ya da daha hafif bir tabirle olumsuz etkilenebilecek kavramlar mı?

Sadece anayasanın maddeleri arasına girmiş bir konu olduğu için değil, gerçekten de “aile” konusu hassas ve önemli bir konu, bunu hepimiz biliyoruz. Bir toplumun en temel yapı taşı olduğu için aileye, anne ve çocuk kavramlarına önem vermek de gerekiyor ancak ne annelik kavramı ne çocukluk, bir reklamdaki bir sembolleştirmeyle esnemez, sıradanlaşmaz çünkü dil, çoğu zaman geçici mecazlarla, sembolleştirmelerle iletişim kurar ve bunlar çoğu zaman toplumun bütününe yayılmaz. Toplumun daha küçük bir kısmında, genellikle o konuyla ilgili kısmında karşılık bulup kullanılabilir ancak genele yayılacak kadar etkili olmaz. Hasılı özellikle yalnız yaşayan hayvanseverler arasında, evcil hayvanı için “O benim çocuğum gibi, evde bana can yoldaşı oluyor.” diyenlerle gerçek hayatta karşılaşıyoruz. Gerçek hayatta da karşılaştığımız bu durumu reklam diline yansıtmışlar diye düşünmek mümkün.

Burada sorulması gereken asıl sorular reklam neden bu kadar tepki aldı ve bu kadar tepkiye gerek var mıydı? Kültürümüzde Ebu Hüreyre künyesiyle bilinen bir sahabe bile var. Ebu Hüreyre, anlam olarak “kedi babası” demek. Kedileri çok sevdiği için kendisinin böyle anıldığını söylüyor kaynaklar. Bugüne kadar da hiç kimsenin “Bu nasıl isimlendirme, hiç böyle isimlendirme olur mu?” dediğini duymadık. Konu, anne ve köpek olunca ki reklamda, günlük hayatta hayvanseverlerden duyduğumuz “O, benim çocuğum gibi.” ifadesi açıkça geçmemesine rağmen ne değişti?

Şunu hepimiz biliyoruz: Anne, baba, çocuk ya da aile gibi kavramlar böyle sembolleştirmelerden zarar görmez. Bunlar, olsa olsa başka sebeplerle görülen zararların yüzeye çıkan halleridir. “Neden bu kadar kişi yalnız yaşamayı tercih ediyor?, Neden çocuk yapma oranları bu kadar düştü?, Neden çoğu insan, bir evcil hayvanı aileden biriymiş yerine koymak zorunda kalıyor?” gibi sorulara cevap aramak gerekiyor aslında. Bu soruların cevapları hiç de öyle basit cevaplar değil, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının da RTÜK’ün de kendine bu soruları sorması gerekiyor.

YORUMLAR (1)
1 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.