Öcalan’a statüden sonrası
DEM dahil, Kandil dahil “Öcalan’a statü olmadan olmaz”da ısrar ediyordu ya, bu iş kestaneleri ateşten almaya benzetiliyordu ya, Süreçte koç başı rolünde olan Bahçeli “Öcalan’a statü”nün adını da koydu nihayet.
“Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü” olsun dedi Öcalan’ın statüsü için.
DEM adına Tuncer Bakırhan hemen sahiplendi Bahçeli’nin “statü” önerisini: “Bahçeli’nin sarf ettiği sözlerin altına imza atıyoruz.”
Henüz Ak Parti ya da Beştepe cenahından bir tepki ya da onay gelmedi. Herkes o cenahın o alanda çok heyecanlı olmadığı, hatta oraya dokunmayı riskli bulduğunu düşünüyor.
“Barış ve siyasallaşma koordinatörü…” Ne ifade ediyor bu üç kelimenin içeriği? Bahçeli aynı zamanda Öcalan için “PKK’nın kurucu önderi” tanımlamasını da yapıyor. Buradaki “kurucu önder” ifadesi de “Barış ve siyasallaşma koordinatörlüğü” de, Devlet adına belirlenmiş bir statü olacak anlaşılan ki, bu da Öcalan’ı “terörist başı” statüsünden çıkarıp, meşru muhatap ya da müzakereci haline getirecek.
Süreçte gelinen noktada belli ki Devlet Bahçeli, “statü” konusunun sürecin ilerlemesi için kaçınılmaz bir mesele olduğuna inandırıldı.
Buna kim inandırdı Bahçeli’yi?
“Öcalan’a statü olmadan olmaz”a hangi saiklerle inandı Bahçeli? “Yaaa, madem çok istiyorlar verelim gitsin, memnun olsunlar” gibi bir duygu mu hakim, yoksa “Baksanıza PKK – Kandil de statüde ısrar ediyor, şimdi statü verilmezse Öcalan devreden çıkar, terör eylemleri yeniden başlar” gibi “risk değerlendirmesi” mi yapıldı güvenlik birimlerince Bahçeli’nin huzurunda?
O zaman Dağ’da, Kandil’de hâlâ büyük bir tehdit örgütü mü var?
Öcalan’ın ilk açıklamalarında, hatta daha 2013’de söylediği gibi “Silâhlı mücadele dönemi bitti” ifadesinin bir anlamı yok mu?
Öcalan, misyonu bitmiş, güvenlik örgütlerince “ayakkabı numaraları bile bilinen” bir örgüt adına mı konuşuyor yoksa hâlâ kıymet-i harbiyesi büyük olan bir örgütün silâh bırakması adına mı?
Her zaman yazdım, “Kürt sorunu” diye bilinen başlığın adına insani planda – eşit vatandaşlık planında ne giriyorsa herhangi bir pazarlık yapılmadan derhal sağlanmalı.
Bunun yanında bir terör örgütü “Artık misyon bitti, duvara dayandık” diyorsa, bunu bizzat örgütün kurucusu ifade ediyorsa, Devlet onlara da “daha fazla can kaybı olmaması” gerekçesiyle bir “çıkış alanı” sağlayabilir.
Ama örgüt kuyruğu dik tutma pozisyonunda “Af istemiyoruz, af edilecek bir ey yapmadık” üslûbuyla hâlâ pazarlık yapabilirmiş gibi bir psikoloji ile hareket ediyorsa, onu binlerce insanını toprağa vermiş bir topluma anlatamazsınız.
Şu anda Kandil’de ne kadar eleman var, silâhları ne kadar, şu ana değin ne kadar silâh bırakıldı, yoksa ilk gün gösterisinden bu yana silâh bırakma olmadı mı, Türk Güvenlik güçleri, Kuzey Irak’ta kurulan üs bölgeleri ile ve İHA’larla örgütün tüm varlığını hem kontrol ediyor hem gerektiğinde müdahale ediyorken, PKK adına bir pazarlık yapma imkânı mevcut mu ki, hâlâ pazarlık – tehdit cümleleri kurulabiliyor?
Sayın Bahçeli’nin üslûbunda “Öcalan’ı sakınır” bir ton gözleniyor. Onun üzerinden iş bitirme arzusuyla da olabilir bu. Ama sanki adım adım inisiyatifin Öcalan – DEM – Kandil tarafına geçtiği gibi bir görüntü var. Bunu geniş halk kitlelerinin algılamayacağını düşünmek gerçeği görmemek olur.
Örgüt mensupları hayata katılsın, siyaset yapsın, KCK yapılanması devam etsin, Öcalan’ın liderliğinde yeni bir Kürt siyasi yapısı oluşsun…
Bu bir hesap.
Bu süreçte DEM ve Kürt oylar, en azından önümüzdeki seçimlerde Cumhur İttifakını ve Erdoğan’ın yeniden seçilebilme yolunu açsın...
Bu da bir başka hesap.
Halk olan biteni izliyor. Bakarsınız orada işler hesapladığınız gibi gitmiyor. Ne dersiniz bu işler halk oyuna sunulsa mı?
…VE CHP - MUTLAK BUTLAN UYARISI
Bu arada MHP lideri Devlet Bahçeli’nin CHP ile ilgili mutlak butlan dâvâsına ilişkin kaygısı, uyarısı ve temennisi de kayda değer bir siyaset tavrıdır. Şöyle dedi: “CHP’nin içinin karıştırılması, parçalanması, hukuki yönden zedelenmesi veyahut başka amaçlarla kullanılmasına müsaade edilmemesini temenni ederiz.»
Bahçeli bunları “Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhuriyetin kurulduğu günden bu yana var olan önemli bir siyasi kurumdur” cümlesinin ardından söyledi. Özgür Özel’in “Kurucu parti” sözlerine uyum içinde.
Bahçeli mutlak butlan işinin “CHP’nin içinin karıştırılması, parçalanması, hukuki yönden zedelenmesi veya başka amaçlarla kullanılması” gibi bir amaç taşıdığına işaret ediyor ve bir anlamda “Bunu yapmayın” diyor. Temenni dozunda. Ama bu niyetin altının çizilmesi önemli. “Bunu görüyoruz” gibi bir işaret de var sözlerinde… Her kimse – kimlerse onlarla açı farkının altını çiziyor.
Bu açı farklarının biriktiği söylenebilir. İBB davalarının TRT’den canlı yayınlanması, uzun tutukluluğa itiraz – lekelenmeme hakkının hatırlatılması, “İki Ahmet, Demirtaş, Öcalan” farklılaşması…
Biriksin bakalım bu açı farkları… Bir filmde duvarda silâh görülüyorsa bunun patlayacağı açık… Bahçeli ismi sürprizler barındıran bir siyasetçiyi anlatıyor.
