Terörsüz Türkiye sürecinin nihai safhasına girildi galiba

Türkiye epey bir süredir kahredici teröre muhatap değil; ne kadar sevinsek az… Herhalde bunu öncelikle teröre karşı alınan tedbirlere borçluyuz.

İçeride-dışarıda bulunan terör örgütü mensupları hayli zamandır işlevsiz haldeler…

Bir yıl önce bu sıralarda PKK kendini fesih kararı aldı; sembolik de olsa bir kısım silahlarını yakarak yeni döneme uyum sağlama niyetini PKK da dışarıya vurdu.

Olumlu bir gelişme bu.

Komşumuz Suriye’de on yılı aşkın süre devam etmiş iç-savaş sırasında sınırlarımıza yakın bölgede ülkemizi tehdit eder hale gelmiş bir yapının varlığı endişe vericiydi; orada da artık Suriye’nin bütününe hakim bir yönetim var ve tehditçi yapı eskisi kadar ürkütücü değil.

Ülkeyi yarım asra yakın bir süre meşgul etmiş, en az 50 bin kişinin hayatına mal olmuş terör sayfasının kapatılmasında, hiç değilse moral açısından, kısaca ‘Terörsüz Türkiye’ adı ile anılan sürecin de payı olduğu açık.

MHP lideri Devlet Bahçeli’nin partisi grubunun kürsüsünden yaptığı çağrıyla (22 Ekim 2024) başlayan süreç kısa sürede Cumhur İttifakı politikasına dönüşmüş, DEM Parti de süreci kolaylaştırıcı bir misyon üstlenmişti.

Devreye sonunda TBMM de girdi ve her partiden milletvekillerinin katılımıyla oluşan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonuyapılması gerekenler listesi’ de içeren bir rapor yayınladı.

Her şey yolunda” demek için pek çok sebep bulunuyor.

Ancak yine de şöyle rahat bir nefes alamıyoruz.

İktidarın sahiplendiği süreçte doğrudan rol verilen Abdullah Öcalan ile Kandil dağında ve Avrupa’da bulunan PKK kadrosu belirleyici olma çabasında.

Vaktiyle ‘bebek katili’ olarak anıldığı halde sonradan ‘kurucu önder’ sıfatı bağışlanmış Öcalan, İmralı’da daha yaşanabilir şartlara sahip olmak ve statü elde etmek arzusunda; bunu ziyaretine gelen DEM Parti temsilcileriyle iletiyor.

Genişletilmiş mekanında kendisinin davet edeceği kişilerle görüşebileceği imkanlara sahip olmak istiyor Öcalan

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Öcalan’a ortam hazırlandığı söylentileri aktarıldığında, İmralı’da bazı iyileştirme çalışmaları sürdürüldüğünü açıkladı.

Statü konusundaki tıkanıklığı aşacak çıkış ise, yine, süreci başlatan MHP lideri Bahçeli’den geldi. Partisinin grup kürsüsünden, Öcalan’a ‘Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörü’ statüsü verilmesi teklifinde bulundu Bahçeli.

Kolaylaştırıcı misyonunun sahibi DEM Parti teklifi olumlu karşıladı.

DEM’i sevindiren teklifinin gerekçesini şu sözlerle açıkladı MHP lideri:

11 Temmuz 2025’te terör örgütü PKK mensubu bir grubun sembolik törenle silah bırakması, ‘Terörsüz Türkiye’ iradesinin karşılık bulduğu önemli bir aşama olmuştur. Elbette bu tören tek başına nihai sonuç değildir. Süreç titizlikle, güvenlik hassasiyetlerinden taviz verilmeden yürütülecektir. Bu kapsamda Abdullah Öcalan’ın statü meselesinin konuşulması da önemlidir. Bu mesele yokmuş gibi davranarak sürecin sağlıklı işlemesi mümkün değildir. Sürecin yürütülmesini istiyorsak, çağrımızın bağlayıcı olmasını temenni ediyorsak, örgütün tüm unsurlarıyla feshi ve silahların teslimini takip eden bu süreçte bunun hukuki, siyasi ve vicdani ölçüler içinde açıkça değerlendirilmesi gerekir. Abdullah Öcalan için statü açığı varsa; bu açık Türkiye Cumhuriyeti lehine, Terörsüz Türkiye hedefinin başarısına hizmet edecek biçimde ele alınmalıdır.”

Dikkatle okunup üzerinde düşünmeyi hak eden bir açıklama bu.

Statü sorunu sürecin ilk sorumlusu Bahçeli’nin önerdiği unvanla çözüme kavuşturulursa, Bahçeli’nin çizdiği çerçevede çözüm için en önemli konuma yerleşmiş olan Öcalan’ın arzusu yerine getirildiğinden, o statüye sahip birinin adadaki yaşama şartlarının iyileştirilmesi de kendiliğinden hallolacaktır.

Geriye ne kalıyor?

Dağdakiler ile değişik ülkelere dağılmış PKK’lıların ülkemiz sosyal ve siyasi hayatı içerisine katılmalarının sağlanması elbette.

Lider düzeyindekilerin yabancı ülkelere gitmelerine müsaade edilecek… Silahlı eylemlerde bulunanlar dışındakiler için herhangi bir cezalandırma işlemi başlatılmayacak…

[Demokratik hak ve özgürlüklere dönük iyileştirmeden bahseden yok.]

Çıkışıyla, MHP lideri, sürecin takvimini bayağı öne çekmiş oldu.

Devlet Bahçeli’nin, son çıkışından bir gün önce, küçük ortağı olduğu iktidarın büyük ortağı AK Parti’nin genel başkanı Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile görüştüğünü de not etmek gerekiyor…

İki lider, ortak projelerine dönüşmüş ‘Terörsüz Türkiye’nin takvimi konusunu da görüşmelerinde ele almışlardır herhalde.

Zaten epeydir terörden uzak ülkemizde ‘Terörsüz Türkiye süreci’ açısından şimdiki temel soru şu: Acaba Bahçeli’nin süreçle ilgili takvimi ile Erdoğan’ın takvimi uyuşuyor mu?

Ya uyuşmuyorsa?

YORUMLAR (4)
4 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.