Mehir mağduru kadınları konuşma zamanı gelmedi mi?
Nafaka mağduru erkekler çok gündem oldu, öyle ki sonunda seslerini yargıya duyurdular ve AYM, Medenî kanunun 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini iptal etti ve önümüzdeki süreçte meclis tarafından yeni bir düzenleme yapılacak. Bu süreçte, toplumsal faydası yüksek bir düzenleme yapılacağını ümid ediyorum. Müslüman bir toplum olduğumuz için de yeni düzenlemenin dinî değerlerimizle de uyumlu olması şeklinde en azından benim bir beklentim var. Bu yüzden evlilik-boşanma gibi konularında hukuk ve dinî bilgilerim arasında uzlaşan noktalara dikkat çekmek istiyorum.
Daha önce yazdım, nafakanın süresiz olmasına da taraftar değildim çünkü eski bir eşle genellikle sorunlu yürüyen “nafakayı ödedin-ödemedin” tartışmalarının yaşanmaması gerektiğini düşünüyorum. İdeal olarak, bir erkek boşanınca çocuklarının tüm giderlerini karşılamaya devam eder, hatta kadın çocuklarına bakmaya devam ediyorsa ona emsal bir çocuk bakıcısı ücreti ödeme sorumluluğu bile söz konusu edilebilir ama kadına, kadının kendisine, yoksulluğa düştüğü vb herhangi bir sebeple nafaka ödenmesinin dayanağı yoktur. Erkek, boşandığı kadının geçim ve barınma gibi ihtiyaçlarını boşandıktan sonraki “iddet dönemi” adı verilen en fazla üç aylık dönemde karşılamakla yükümlüdür, sonrasında herkes kendi yoluna gider.
ama bu kadının güvencesiz kalması anlamına gelmez, şöyle ki;
Dinî nikah esnasında, tamamen kadına verilmek üzere bir “mehir” belirlenir. Bu mehrin miktarı iki tarafın anlaşması ile tespit edilir. Mehir, dinî bir nikahta şahitler huzurunda zikredildiği için kayıt altına alınmış olur. Günümüzde müftülüklerde kıyılan resmî nikahlardan sonra da mehir, bir kağıda yazılarak tespit ediliyor ve ödenmemesi durumunda, Yargıtay kararlarına göre borç doğuran geçerli bir sözleşme olarak kabul edilip dava konusu yapılabiliyor. Mehir olarak belirlenen bedel, ister nikah anında, ister ödemesi ertelenerek ama bir şekilde kadına ödenmeli. Mehir; çift arasında hiç konuşulmamışsa, sonradan, emsallere bakarak bile belirlenebiliyor yani mehir, bir nikahta olmazsa olmazlardan.
Mehrin önemi şu: Kadın, evlenirken bir anlamda bir sermaye sahibi de oluyor. Bu sermaye ile ister yatırım yapar, ister eşiyle evlilik anlaşmasını aksatmayacak şekilde bir işe gişirir, o işe başlamak için, aldığı mehirden faydalanır yani sadece erkeğin eline bakmaz. Kendi ayaklarının üstünde durmanın adımlarını da atar ki kadın olsun, erkek olsun kendi ayaklarının üzerinde durabilen bireyler bir toplum için iyidir. Hele bir kadın, eşinden boşanma, eşinin kaybı vb bir durumla karşılaşır da ayakları üzerinde durmayı başaramazsa ailesinin diğer fertlerine ve sosyal yardımlaşmaya muhtaç olur ve kimse bu duruma düşmek istemez.
Bizlere mehrin bu yönünden pek söz edilmez ancak bunları bilmek, sağlıklı bir evlilik için önemlidir. Mehir hakkını ve mehir bedelinin idaresini bilen kadın, evliliğinde de ayaklarını sağlam basar fakat tam da bu noktada karşımıza mehir hakkını bilmeyen, bilse de duygusal davranıp önemsemeyen veya önemsese de eşinden bir türlü tahsil edemeyen kadınlar çıkıyor ve özellikle boşanmada yani mehrin son ödeme tarihi geldiğinde mehrini alamayan kadınlarla karşılaşıyoruz.
Mehrini alamayan kadınların çoğu, genellikle evlilik içinde maddî şiddete uğramış da oluyor. Biliyorsunuz şiddet sadece fizikî değildir. Bir adamın kadının çalışmasına izin vermemesi ama aynı zamanda evinin ihtiyaçları ile ilgilenmemesi maddî şiddettir ve nedense böyle adamlar karısının çalışmasına izin vermez ama mesela karısının güya kendisinden habersiz bir şekilde merdiven silmek gibi işlerden veya akrabalarından, arkadaşlarından falan bulup buluşturup evin ihtiyaçlarını gidermeye çalıştığı bir para varsa, onu bile ellerinden almaktan çekinmezler. Evlilik içi maddî şiddet apayrı bir konu aslında, sadece kadınlara uygulanmıyor, kimi durumlarda kadınlar da kocalarına maddî şiddet uyguluyorlar ama eşlerinin çalışmasına izin vermeyen kocalar, eğer evin ihtiyaçlarını görmüyorsa, karısına ve çocuklarına maddî şiddetin en sık rastladığımız türünü uygulamış oluyorlar. Bir de kadının çalışmasına izin verip, elindeki parayı alanlar var. Böyle kocalardan kadın boşanmak istediğinde, değil mehir almak bir şekilde kendini kurtarmak için uğraşıyor.
Eğitimli grup arasında da mehrini alamayan kadınlar var. Üstüne ev yaptım, araba yaptım, daha ne istiyorsun deyip işin içinden çıkmaya çalışan dindar adamlar, sıra boşanmaya geldi mi kadının üstüne yaptıkları malların aslında kendilerinin olduğunu nasıl anlatacaklarını şaşırıyorlar bazen. Bazen de öyle adamlar var ki yıllar süren evlilik boyunca karısı malına ortak çıkacak diye üstüne kayıtlı hiçbir şey almıyor, kazandığı her şey annesi, babası vb birilerinin üstünde görünüyor. Gerçi bu konu da mehirden ayrı bir konu ama yeri geldi bahsettim çünkü kadın, elinde mehir senedi olsa bile adamın adına kayıtlı hiçbir şey olmadığı için boşanma anında alacağını tahsil etmek için sorunlarla karşılaşıyor. Kol kırılır yen içinde kalır dememek lazım, bunlar; namaz kılan, lafa söze geldi mi mangalda kül bırakmayan dindarlar arasında da yaşanıyor. Evlilik esnasında veya boşanma öncesindeki süreçte mehrini alamayan kadınların boşanma esnasında veya sonrasında mehirlerini almaları da pek sık rastlanan bir şey değil maalesef.
Mehir konusunun bu yüzden özellikle bu aralar gündemde tutulması, gençlerin bu konuda bilgilendirilmesi önemli. Sivil topluma bu konuda çok görev düşüyor. Kadınlar, kendilerine ait bir miktar paraya sahip olmanın önemi ve bu paranın nasıl değerlendirilmesi gerektiği hususunda bilinçlendirilmeli. Erkekler de para idaresini bilen, güçlü kadınlardan korkmamalı. Ev hanımı olmak, ev işleriyle, çocukların bakımı ile daha çok ilgilenmek istediği için parasal konulara pek kafa yormak istemeyen kadınlar için ise zaman zaman gündeme gelen mehir fonu kurulur mu bilmiyorum ama şu an geçici bir çözüm önerisi olarak bireysel emeklilik fonları da görülebilir. Bu durumda kadınlar, anlaştıkları mehirleri nikahta peşinen almayacaklar ise bireysel emeklilik sistemine, kendileri adına belirledikleri mehir miktarına ulaşana kadar, her ay bir miktar yatırım yapmasını eşlerinden isteyebilirler. Bu para, sistemde değerlenir ve kadın için zor bir durumda güvence olabilir.
Ortalama miktarının çok düşük olduğunu gördüğümüz ve çoğunlukla icra vb yollarla tahsil edilmek zorunda kalınan, eski eşle bağın kopup herkesin kendi yoluna gitmesinin önünde de psikolojik engel olan süresiz boşanma nafakasından çok daha iyi çözümler mutlaka vardır. Her uygulamanın faydası olduğu gibi her uygulamayı istismar etmek isteyenler de olur, bu da hayatın bir gerçeği ama yeni düzenleme yapılana kadar toplum olarak önümüzde değerli bir süre var, bu süreyi verimli değerlendirmeler yaparak geçirmek lazım.
