Bir faiz hikayesi

Faizin inişe geçtiği bir dönemde, İran savaşının yarattığı petrol-gaz krizi sebebiyle ibre tersine döndü. Merkez Bankası Mart ayında faizi yüzde 37’de sabit tuttu. 22 Nisan’da neye karar verir? Tartışılıyor, merak ediliyor.

Konu “iktisadiyat”ın ötesinde bir öneme sahip. En önemlisi zihniyet sorunu…

İktisadi şartları dikkate almadan Merkez Bankası’nın para politikası hakkında kestirmeden “faiz sebeptir” diye hüküm verilebilir mi?

İktisadi şartlar deyince, dış kaynak ihtiyacında bir ekonomi olan Türkiye için özellikle faiz-kur linki önemli.

Döviz yükselirken faiz indirilemez çünkü millet dövize hücum eder, dolarizasyon da enflasyon da patlar, dış açık ise büsbütün büyür.

Merkez bunun için faiz indirimini durdurdu, “sıkılama” vurgusunu güçlendirdi.

ERDEM BAŞÇI’NIN DİRENİŞİ

Döviz yükselme eğilimine girmişken emirle faiz indirme yanlışını Türkiye “faiz sebeptir” politikasıyla yaşadı, hâlâ ‘cereme’sini çekiyoruz.

Kavga, Erdem Başçı’nın Merkez Bankası Başkanlığı döneminde 2014’te başladı. Başçı, görevi Durmuş Yılmaz’dan devralmıştı. Her ikisi de Merkez Bankası’nın bağımsızlığını koruyan, “laf dinlemeyen” ortodoks iktisatçılardır.

2014 yılında, kurda ve tüketici kredilerindeki hızlı artış yaşanıyordu.

Dolar/TL bankalararası piyasada tarihinin en yüksek seviye rekorunu geliştirirken, avro/TL de tüm zamanların en yükseği olan seviyesini gördü.” (21 Aralık 2014, AA yılsonu Bülteni)

Derecelendirme kuruluşları Türkiye’nin puanını bir tık aşağı çekmişti.

Merkez Bankası da tüketimi frenlemek ve kuru tutmak için faizi yükseltti.

Başbakan Erdoğan “sen dalga mı geçiyorsun” diyerek tepki göstermişti:

Sen dalga mı geçiyorsun? Faizi yükseltirken 5 puan birden yükseltiyorsun, indirirken yarım puan indiriyorsun, kendine çeki düzen vermesi lazım… Faiz sebeptir, enflasyon sonuçtur… Olayı kura bağlamak bana göre yanlıştır.” (26 Mayıs 2014)

Erdoğan’ın “vatanı satmak yüksek faizle de olur” gibi sözleri de olmuştu. (27 Şubat 2015)

ON YIL SONRA

Başbakan’a göre enflasyonun sebebi faizdi. Öbür yanda, ortodoks iktisatçılara ve Erdem Başçı’ya göre ise aşırı tüketim ve yüksek kurdu.

Erdem Başçı, niye faizi yükselttiklerini Konya konuşmasında şöyle anlattı:

Döviz kurlarının maliyetler kanalından enflasyon üzerindeki etkisi, faizlerin etkilerinden daha baskın; o nedenle, döviz kuru istikrarını daha fazla önemsiyoruz.”

O zaman 50 ton altın satıp dövizi tutmaya çalışmak mümkün değildi, Başçı faizi artırmış, yani “sıkılama” yapmıştı.

Başçı, polemiğe girmeden, “yüksek enflasyonun sebebinin ‘faiz’ değil ‘döviz’ olduğunu” söyleyerek de Başbakan’a cevap vermişti. (16 Haziran 2014)

Başçı’nın onurla ve vukufla yürüttüğü görevinden ayrılmasından on yıl sonra, Prof. Cevdet Akçay’ın söylediklerini hatırlıyor musunuz? Akçay, geçen haftaki açıklamasında “Erdem Başçı döneminde yürütülen politikaların yurt dışında daha fazla takdir gördüğünü hatırlattı. Bu dönemde The Banker tarafından ‘yılın merkez bankası’ seçildiğini, buna rağmen bu başarının Türkiye’de yeterince itibar görmediğini” söylüyor.

Bu tespitler, Türkiye’nin “rasyonel zemin”den nasıl uzaklaştığının tablosudur.

MERKEZ BANKASI?

Evet itibar görmedi, Türkiye’de, özellikle CB sisteminin verdiği yetkilerle Merkez Bankası’nın bağımsızlığı kaldırıldı, beş yılda dört başkan atandı, “faiz sebeptir” politikasını dolu dizgin uygulandı…

Erdoğan’a göre, “kurmuş, murmuş hikâye” idi. (27 Mayıs 2018)

Bu yolda TL mum gibi eridi, ‘vatandaş’ ucuz kredi çekip döviz aldı… Türkiye’de dolarizasyon yüzde 63’e çıktı, bunu dizginlemek için KKM getirildi, KKM malum, anlatmaya gerek yok.

Başçı’nın, yani bağımsız Merkez Bankası’nın “Türkiye’de itibar görmemesi”, enflasyonu patlattı, dövizi patlattı, cari açığı patlattı, gelir dağılımını bozdu… Yine Ortodoks iktisatçı Şimşek’in elinden “acı ilaç” gerekti sonunda.

Oysa ucuz kredi, bol tüketim ve hele de İslami referansla faiz söylemi nasıl da hoşumuza gitmiş, sandıklara oy doldurmuştuk!

Netice: Neden Merkez Bankası bağımsız olmalı, anlaşılıyor değil mi? Ne “bizden” ne de “onlardan”, mutlaka liyakatli ve bağımsız bir merkez bankası…

YORUMLAR (8)
8 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.