Merkez Bankası emir kulu mu?
Merkez Bankası’ndaki görev süresi dolan Prof. Cevdet Akçay’ın açıklamaları iktidar taraftarı kesimlerin tepkisini çekti.
Prof. Akçay’ın sözleri şöyle:
“Seçim dönemi beni sıfır ilgilendiriyor; maliye genişlerse ben daha fazla sıkılaştırırım.”
Ne demek bu?.. İktidar seçim kazanmak için muslukları açarsa, Merkez Bankası da muslukları sıkılaştırmalı demek! ABD’de Fed Başkanı Powell’ın yaptığı gibi…
Akçay Hoca’nın sözleri kesinlikle doğrudur, hatta gecikmiştir. 2018 yılında bağımsızlığını resmen kaybeden Merkez Bankası’na güven sağlamak için net tavırlar sergilenmeli, Mehmet Şimşek bu yönde kanun teklifi hazırlamalıydı.
MİLLİ İRADE NEDİR?
Sandıktan çıkan, tam meşruiyete sahip iktidarların emrini dinlemeyecek bürokratik kurumlar olabilir mi? Soru bu.
Akçay’a hücum edenler, olamaz diye düşünüyor olsa gerek. AK Parti iktidarında yaygın bir düşüncedir bu.
“Milli İrade”yi böyle sınırsız ve mutlak yetki gibi tanımlamak J.J. Rousseau’dan gelir. Temelinde “kralın yetkileri sınırlanır, halkın yetkileri sınırlanmaz” sloganı vardır. Yani kuvvetler birliği….
Fransız İhtilali’nde Jakobenlerin temel fikri buydu. İhtilal’in 1789 bildirisindeki “kuvvetler ayrılığı yoksa, anayasa yoktur” maddesini Jakobenler 1793’te iskat ve ilga etmişti.
Bizde de resmen 1962’ye kadar Cumhuriyet’in “milli irade” anlayışı böyle sınırsız ve mutlaktı. Yargıtay bile böyle kararlar vermişti. Sonra da yıllarca zihinlerde devam etti.
Oysa modern demokraside “milli irade” anayasayla, kuvvetler ayrılığıyla, yargı bağımsızlığıyla, fert hak ve hürriyetleriyle, dahası kamu kurumların kanuni yetkileriyle sınırlıdır. Bunun bir örneği, merkez bankalarının bağımsızlığıdır.
NEDEN BAĞIMSIZ?
Tarih göstermiştir ki, seçilmiş iktidarlar seçim kazanmak için, otokratik iktidarlar prestij ve popülarite için para basarak, bütçeyi şişirerek kısa baharların ardından uzun enflasyonlara sebep oluyorlar, “acı ilaç” hatta bazen “ameliyat” gerekiyor…
Bu sebepledir ki, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonraki uluslararası iktisat kongrelerinde “merkez bankalarının bağımsızlığı” vurgulandı. İkinci dünya Savaşı’ndan sonra kanunlarla yaygınlaştı. Bizde taa Kemal Derviş reformlarıyla 2001’de kanunlaştı.
İktisatçılar Finn Kydland ve Edward Prescott, iktidarların popülizm ve enflasyon eğilimini aritmetik olarak ortaya koydukları için 1977 Nobel İktisat Ödülü’nü kazandılar.
Bizde, CB sisteminde, 703 Sayılı KHK ile, ardından 3 Sayılı CB Kararnamesiyle Merkez Bankası’nın bağımsızlığı kaldırıldı, bu sayede emirle faiz indirtildi, sonuçlarını “acı ilaç”larla yıllardan beri yaşıyoruz.
Netice: Hayek’in dediği gibi, “demokrasilerde seçilmiş iktidarları anayasa ve kanunlarla nasıl sınırlıyorsak, Merkez Bankası’nın bağımsızlığı ile de sınırlamak gerekir; siyasi sıkıntılardan, beklenti ve çalkantılardan etkilenmeksizin kararlar alabilmesi için.”
ALTAN ÖYMEN KÜTÜPHANESİ
Gazeteci ağabeyimiz merhum Altan Öymen’in, hiç birimizin evinde bulunmayan büyüklükte bir arşiv ve kütüphanesi vardı.
1930’lardan itibaren yaşadığı uzun yılların siyasi ve kültürel tarihini yazmış, kitaplarında dönemlerin gazete, dergi ve broşür görsellerini yayınlamıştı. (Doğan Kitap)
Tabii anlaşamadığımız konular vardı. Fakat ben saygımı, o nezaketini hiç kaybetmedi.
Kütüphane ve arşivinin büyük kısmını Beşiktaş Belediyesine armağan etmiş, “Altan Öymen Kütüphanesi”nin açılış törenine katılamamıştım. İçimde ukdeydi.

Altan Abi’nin kızı Aslı Öymen’le uzun yıllar CNN’de birlikte çalışmıştık; “Altan Öymen’in kızı” olmanın kişilik ve kültür kalitesine sahiptir. Rica ettim. CNN Türk’te birlikte çalıştığımız Ferhat Boratav’ın katılımıyla, eşim Tülin’le birlikte kütüphanede buluştuk. Kütüphaneyi gezdik, sohbet ettik. Araştırmacılara tavsiye ederim.
Aslı’ya teşekkür ediyorum. Altan Ağabey’i rahmet ve saygıyla anıyorum.
