Back To Top
Evet İslamcılık ölüyor Müslümanlık ise ölmez

Evet İslamcılık ölüyor Müslümanlık ise ölmez

- A +

İslamcılık, birebir Müslümanlık demek değilse de Müslümanların modern zamanlarda içine düştükleri gelecek kaygısından doğmuştur. Yirminci yüzyılın önde gelen İslamcılarından Said-i Nursi’nin “…şu istikbal inkılabatı içinde en yüksek gür seda İslam’ın sedası olacaktır” demesi ve İslamcı hareketin en büyük ideologlarından Seyyid Kutub’un bir eserinin adının “Gelecek Bu Dinindir” olması tesadüf değildir. Birinci dünya savaşının çok öncesinde başlayan düşünsel çöküş, savaşla birlikte siyasal bir çöküşle pekişince İslam aleminin tüm gözeneklerine sinmiş oldu bu kaygı.

Medresede okurken Cuma geceleri feqiler (talebeler) amatörce bir piyes sahneliyorlardı. Bir yabancı köye geliyor, bütün gelenekleri kaldırıyor, alfabe, kılık kıyafet, eğitim sistemi eskiye dair ne varsa hepsini değiştiriyordu. Herkeste bir kaygı. Şimdi ne olacak? Tam o sırada bir Seyda kapıdan içeri giriyor ve korkmayın, kaybettiklerimizin hepsini yeniden ihya edeceğim diyordu. İslam ümmetinin geneline sinmiş gelecek kaygısının ve bundan hareketle İslamcılığın sağladığı umudun bizim köydeki bir yansımasıydı bu. Yani Kahire’nin, İstanbul’un, Delhi’nin… duyduğu kaygıyı ve umudu bizim köy de iliklerine kadar hissediyordu.

Evet İslamcılık, hücre hücre itikat örgüsünü çürütme istidadı gösteren bu yıkıcı kaygıya karşı tabanda bir umut uyandırmak üzere ortaya çıktı. Bu yüzden kendisi de bir Seyda (Müderris) olan Said-i Nursi mutlu geleceğe işaret ederken “Ümitvar olunuz…” diyordu. Buraya kadar her şey normal ve sağlıklıydı. Sadece Müslümanlar için değil her beşeri yıkımdan sonra izlenmesi gereken süreç hemen hemen budur.

“Üç tarz-ı siyaset” kapsamında sunulan İslamcılık ise siyasal çöküşe karşı önleyici bir tedbir olarak devreye sokuldu. Burada asıl olan devletin (Osmanlı) bekası iken, öncekinde amaç ümmetin bekasıydı. Osmanlının varlık sahnesinden çekilmesiyle birlikte devletin bekasını esas alan siyasal İslamcılık uzun süre rafa kalkmış oldu. Ama bir süre sonra yeni ve alternatif bir devlet kurma düşüncesi olarak daha sivil olan hareketin düşünsel temelinin üzerine oturup fikri müktesebatını dönüştürerek sahne aldı. “İslamda Devlet” “İslam Devlet Felsefesi” gibi kitaplar büyük ilgili görmeye başladı. O andan itibaren de ümmetin bekasına dönük bir hareket olarak ortaya çıkan sivil İslamcılık devleti amaçlayan modern siyasal İslamcılığın mahiyetine büründü. Bu anlamıyla bir tür başa dönüş gerçekleşti. Kaygı daha da derinleşti.

Oysa gelecek kaygısıyla ortaya çıkan ümmetçi İslamcılık gelecek tasavvuruna dönüşebilirdi. Devletçi İslamcılığın cazibesi buna engel oldu. Gelecek tasavvurunu oluşturamadan elde edilen devlet de hazırlıksız İslamcılığın sonunu getirdi.

Bugün İslamcılığın ölmesinin nedeni olarak gösterilen bazı İslamcıların devletle iş tutmasından ziyade, İslamcılığın bir gelecek tasavvuru oluşturmayı beceremeyip devlet fikrine tümden teslim olmasıdır.

İslamcılığı bitiren şey, gelecek tasavvuruna dönüşemeyen kaygının, ümmetin bekasının ancak devletle mümkün olabileceği fikrine tav olmasıdır. Kendine özgü bir gelecek tasavvuru da olmayınca bir şekilde elde edilen devlet, geleneksel ve güçlü kurumlarıyla İslamcılığı yutuverdi. Bu gün karşı karşıya bulunduğumuz durum bundan ibarettir. Hala kaygı sürecini yaşayan ve bir devlete sahip olma fırsatını bulamayanlar da kaygının iyice azmasından dolayı çılgın bir şiddetin esiri oldular. Ellerindeki hançer son sivil ümmetçi fikir kalıntısının boğazına çalınmak üzeredir zaten.

“Din elden gidiyor”, “Ümmet elden gidiyor”, “Devlet elden gidiyor” kaygısı, “ne yapmalı?” sorusunu gündeme getirir. Bu sorunun cevabı da geleceğe dair bir tasavvurla mümkündür. İslamcılık “Din”, “Ümmet” ve “Devlet” bağlamında kaygıyı hissedip geleceğe dair bir umut olmak üzere yola çıkmakla doğru yaptı. Ama tam bir gelecek tasavvuru oluşturamadan iktidar olmak anlamında devlete talip olmakla da sonunu getirdi.

Evet bence de İslamcılık ölüyor. Umut mu istiyorsunuz? Müslümanlık ölmez.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN