Eren Mert hadisesi
Trabzonspor, sayın başkan Ertuğrul Doğan’ın göreve geldiği dönemden beri, istisnasız her transfer dönemini kaos ve skandallarla geçirmekte.
Ya bütün Türkiye’ye hitaben “takım kaptanımı rakiplerime para ile satmam” denilip aradan daha bir ay geçmeden takım kaptanı ezeli rakibe satılıyor ve o ezeli rakip te şampiyon oluyor;
ya S. Niguez gibi kaliteli bir yıldız için “ onu aldık, uçağımızla geliyor” denilip havalimanına karşılamaya giden yüzlerce genç salak yerine konuyor;
ya da” S. Niguez gelmedi ama daha iyisi ile anlaştık, birkaç gün içinde kampa katılacak” diye o yalanı kapatmak için başka bir yalan söyleniyor ve o beyandan sonra da Trabzonspor’a gelen giden olmuyor.
Mesela önceki transfer döneminde, bir dönem Fenerbahçe’ye ciddi katkıda bulunan Fred‘e muadil ve bizzat sayın başkanın ifadesiyle” Fred’ten çok daha kaliteli bir transfer” olarak lanse edilerek John Lundstram transfer ediliyor.
Oysa bugün Trabzonspor Fred’ten daha iyi diye aldığı Lundstram’a ”üste para vererek göndermek için” kulüp arıyor.
Ya da bir amatör takım gibi daha sezonun ilk haftasında teknik direktör değiştiriliyor. Üstelik o gelen teknik direktör‘de koskoca Trabzonspor’u küme düşme hattına demirleyip, çekip gidiyor.
Örnekler çok.
Saymakla bitmez.
Trabzonspor’u az çok takip eden herkes de biliyor zaten.
Derken Trabzonspor kulübünde geçtiğimiz sezon birdenbire bazı çiçekler açmaya başladı. Her zamanki gibi sıkıntı ve skandallarla geçmekte olan bir transfer döneminin sonuna doğru bu kez Oulai diye bir çocuk geldi.
Herkes çok şaşırdı ve tepki verdi. Zira Oulai “problem bir çocuktu” Trabzonspor’a Fransa’da bir kavga sonucu aldığı beş maç ceza ile gelmişti. Daha 18 yaşındaydı ve geldiği kulüp Bastia’da henüz bir sezon bile futbol oynamamıştı.
Ancak Trabzonspor’u sayın Şenol Güneş’in yuvarlaladığı bataklıktan düze çıkarıp üstüne bu sezon bir de kupa ekleyen Fatih Tekke hocanın da öngörüsü, kefaleti ve cesareti ile Oulai Trabzonspor formasını giydi ve bütün Türkiye’yi hayran bıraktı. Yetmedi Dünya Kupası’na gidip orada da bütün dünyanın dikkatini çekti.
Bu çiçek isimler Oulai ile sınırlı kalmadı.
Sağbek Pina, Agusto,ve devre arasında Wivu “ keskin bir sezi ve olağanüstü bir öngörü” ile Trabzonspor’s kazandırıldı.
Galatasaray şampiyon oldu ama Trabzonspor, son derece uygun maliyetlerle alınan ve her birinin çift rakamlı bedellerle değerlendirildiği scout transferleri ile neredeyse Galatasaray kadar konuşuldu
Trabzonspor’u bu pozitif noktaya taşıyan keskin sezi ve olağanüstü öngörünün sahibi ise başta Eren Mert olmak üzere scout ekibiydi.
Scout ekibinde isimlerini deşifre etmek istemediğimiz ve kulübe önceden de örneğin Botagov’u kazandırarak büyük katkılar yapan arkadaşlar da var.
Ancak Trabzonspor’da her iyi ve her pozitif şeyin düşmanı olan ve Trabzonspor’un kazanabileceği bir kaç Şampiyonlar Ligi kupasını dahi küçücük bir istihdama tercih edebilecek YERLEŞIKLER doğal olarak Eren Mert’i hedef seçti.
Transfer,
altyapı ya da personel gibi konulara göre yerleşikler için çok daha önemliydi hatta hayatiydi ve tam olarak kontrol edemedikleri scout ekibinin, bulduğu bu düşük maliyetli yıldızlar yerleşıkların canını sıkıyordu. Üstelik Eren Mert Trabzonlu yani “bizim uşak ta” değildi.
Yerleşikler, onların cikarlarini gözetmeyen, onlara istihdam imkanı sağlamayan herkesi olduğu gibi,
geçen sezon başlattıkları süreci başarıyla tamamlayarak Eren Mert’ de infaz ettiler.
Muhtemelen yeni hedefleri Fatih Tekke olacaktır.
Umarım hoca , nihai hedefinde kendisinin olduğu bu oyunu fark eder.
Zira hocanın Eren Mert ile karşı karşıya gelmiş olması her ikisi için de hazırlanmış bir senaryo idi ve takır takır işliyor.
Neyse…
———- ———-
Peki bütün bunlar olup biterken “ ben burada olduğum sürece Eren Mert yanımda olacak “ diyen sayın Başkan ne yapıyor acaba?
Hiçbir şey, tabii ki.
Her zamanki gibi.
Yine maalesef sözünün altında kaldı.
Yerine,
kendisini çok seven bazı kasteciler tıpkı Uğurcan gibi Eren Mert’e de çamur atıyor.
Yerine,
Saul Niguez skandalında “ göreceksiniz daha iyisi gelecek “
hakemlerin Trabzonspor’un doğradığı maçlardan sonra “federasyona telefon edince telefonlarımı açmıyorlar”
ya da daha dün hepimizin birer” insan” olduklarına %100 emin olduğumuz futbolcular için
“iki milyonluk arabana altı milyonluk teklif gelirse satarız” gibisinden beyanatları ile meşhur ve muhtemelen kendisi de kendisini çok fazla ciddiye almayan sayın asbaşkan zevahiri kurtarmaya çalışmakta.
Tabiki mesele özelinde Eren Mert meselesi değil.
Kulüplerde insanlar gelir, gider.
Ama Allahaşkına Türkiye’nin dört büyük kulübünden birinde, bu kadar laubalilik, bu kadar gayri ciddilik ve bu kadar dün ak dediğine bugün kara demek akıl alır bir şey mi?
Kısacası sayın Başkan artık dokuz yıla varan yönetim tecrübesine rağmen, Türkiye’ye özel dört büyüklerin arasındaki rekabette, bir büyük kulübün mevcut statüsünün koruması, özellikle yaz aylarında başta iç ve dış transfer olmak üzere rekabetin saha dışı bölümünde gerek camianın gerekse taraftarların sezon öncesi motivasyonunu ve heyecanını pekiştirme meselelerinde sürekli sınıfta kalmakta.
Her sezon öncesi TV kanallarına çıkıp “sponsor yok, kombine alan yok, forma alan yok” gibi emarelerle taraftarı ve camiayı suclamakta.
Oysa sponsoru siz bulacaksınız.
Kombineyi siz satacaksınız
Formayı siz satacaksınız.
Yaz boyunca, yazılı ve görsel tüm medyada ve tüm portallarda adeta maç izler gibi transfer piyasasını ve Trabzonspor’un transfer hareketlerini izleyen çocukları ve gençleri siz heyecanlandıracaksınız
Babalarından filanca yıldızın formasını isteyecekler. Onları maça götürmesini isteyecekler.
Bunlar kendiliğinden olmaz.
Bizim Fadime hala da yapamaz
Boş koltuğa karşı verdiğiniz amansız mücadeleyi bu nedenle kazandınız.
Ancak görünen o ki Trabzonspor taraftarı(tembihler hariç hatta onların bir kısmı da) sizi onaylamıyor ve daha da kötüsü sanırım çok fazla ciddiye almıyor.
Önümüzdeki seçimde boş koltuğa karşı işiniz çok zor.
