Back To Top
Devleti kurtarıp, evine dönen halkın hakettiği...

Devleti kurtarıp, evine dönen halkın hakettiği...

- A +

17 Ağustos 1999 depreminde sadece apartmanlar, siteler, okullar, hastaneler, resmi binalar yıkılmamıştı. Toplumun hafızasındaki her şeye gücü yeten, her yere eli kolu uzanan güçlü devlet fikri de yıkılmıştı.

Yardım için deprem bölgelerine, sivil toplum örgütleri, sivil arama kurtarma timleri, belediyeler, dini cemaatler, öğrenciler, sivil halk hatta mafya bile devletten önce varmıştı.

Günlerce ortalıkta görünmeyen devlet üç gün sonra deprem bölgelerine ulaştığında ilk yaptığı iş ise sahada yerleşmiş sivil örgütleri ve gönüllüleri bölücü, yıkıcı, şeriatçı, amatör diye kovalamak oldu.

Ama cin şişeden çıkmış, devlet otoritesinin karşısında sivil toplum rüştünü ispatlamıştı.

Bize düşman denen ülkelerden bile Türkiye’ye akan kurtarma ekipleri, yardım konvoyları dört tarafımız düşmanlarla kaplı fikrini zayıflattı.

Devlet ve rejim, 17 Ağustos 1999 depremiyle çizilen karizmasını uzun süre tamir edemedi.

Belki de hemen ardından AB reformlarına, sivil toplumun sesine, değişim ve liberalleşme fikirlerine, yeni siyasi hareketlere alan açan da devletin sanıldığı kadar kudretli olmadığının ortaya çıkmasıyla oluşan bu özgüven ve artık bu statükonun sürdürülemez olduğu konusunda ortaklaşan kanaatler oldu.

Bu hissiyatla depremde 18 bin insanını kaybeden, şehirleri yıkılan Türkiye, bu yıkıntıların üzerine, yeni bir Türkiye inşa etmeyi başardı.

Böyle bir felaketin ardından, vatandaşların hakları ve özgürlüklerini artıran demokratikleşme paketleri, hızlanan AB adaylık süreci, ekonomide liberalleşme programı, Kıbrıs’ta çözüm siyaseti, başta Kürt meselesi olmak üzere tabu olan sorunlarındaki açılımların gelmesi herhalde tesadüf değildi.

Aslında 15 Temmuz 2016 gecesi de pek çok açıdan 17 Ağustos 1999 gecesine benziyordu.

Darbe gecesi, deprem gecesi olduğu gibi ilk önce sivil halk harekete geçmişti. Devletin F-16’sının, tankının, otomatik silahlı askerlerinin karşısına da önce sivil vatandaşlar çıktılar.

Kimsenin çağırmasını beklemeden, herhangi bir partinin, örgütün ya da cemaatin organizasyonu olmadan, halk kendiliğinden organize olarak ve kendi inisiyatifiyle en riskli yerlere, köprülere, Meclis’in, Beştepe’nin, Genelkurmay’ın, Emniyet binalarının, televizyon kanallarının, belediyelerinin önüne gidip darbecilere direndi.

Valiler, emniyet müdürleri, silahlı polisler, özel harekatçılar sivil halktan sonra olay yerlerine geldiler.

Sonra yine örgütsüz insanlar sokakları terk etmeyerek demokrasi nöbetlerini doğal olarak başlattılar.

Gece tank durduran, köprüde sipere yatan insanlar, ertesi gün otobüslere, metrobüslere binip, köprülerden geçerek işine gittiler, onların yerini ise valilerin, belediye başkanlarının başını çektiği resmi organizasyonlarda sahnede poz vermeye, mikrofon kapmaya çalışanlar aldı.

15 Temmuz gecesi ortalıkta gözükmeyen devlet, bir kaç gün sonra zafer kutlamalarında sahneyi ele geçirdi.

Halbuki o gece halk üstün bir cesaretle ve büyük fedakarlıklar göstererek darmadağın olmuş devleti sokaktan toplamıştı.

Güçlü ve ülkeyi koruyan ordu imajı, ordunun en az yarısının bir dini cemaat tarafından ele geçirildiği, generallerin yüzde 70’inin aslında abileri ne derse onu yapan kurşun askerler olduğunun ortaya çıkmasıyla, halkın üzerine yürüyen tanklar, Meclis’i bombalayan, vatandaşlarının üzerinden alçak uçuş yapan F-16’lar, esir alınan komutanlarla yıkılmıştı.

17-25 Aralık 2013’ten sonra üç yıl boyunca paralellerle mücadele edildiğini söyleyen devletin, o paralellerin Ankara’nın ortasında bir yıl boyunca darbe hazırladığını fark edemediği anlaşılmıştı.

Sakaryalı ilahiyatçı bir yardımcı doçent haftalarca her ay Ankara’da darbe toplantıları yapmış, iki yılda 20 kez yurtdışına çıkıp hocasıyla darbeyi istişare etmiş ama devletin bunların hiçbirinden haberi olmamıştı.

Yıllarca yapılan uyarılar, devlette ideolojik kadrolaşmanın değil ehliyet ve liyakatın önemi üzerine yapılan tavsiyelerin haklılığı acı bir şekilde öğrenilmişti.

Devletin TRT’si darbecilerin bildirisi yayınlarken, tek ses darbeye direnen özel televizyonlar, gazeteler, internet siteleri özgür medyanın ne kadar hayati olduğunu göstermişti.

Bütün bunlardan çıkarılacak dersler, yeni bir başlangıç yapmak için büyük bir fırsata dönüştürülebilirdi. Darbe karşısındaki toplumsal birlik ve partilerin pozisyonları da buna uygundu.

Bu direniş herkesin kendisini içinde bulacağı ortak bir hikayeye çevrilebilir, bu hikayenin üzerine yeni bir toplumsal sözleşme inşa edilebilirdi.

Devleti yeniden tasarlamak, güvenlik kurumlarını gözden geçirmek, halkın kontrol ve denetim imkanlarının artırmak, barika-i hakikatin doğması, hataların zamanında fark edilmesi için çok sesli bir toplumun, medyanın önünü açmak, bu yıkıntıdan gelecek için ümit, özgüven ve heyecan yaratılmasına neden olabilirdi.

Ama FETÖ’nün çözülmesi zor, karanlık, gizli örgütlenmesi karşısında bazen paranoya düzeyine ulaşan haklı korkular, Batılı müttefiklerin darbeye karşı tavrı yüzünden artan içe kapanma eğilimi, muhalefetin darbeye karşı samimi ve ikna edici bir dil tutturamaması, iktidarın bu travmayı onarmak ve üzerine kuşatıcı bir dil kurmak yerine, bunu siyaseten kullanmayı tercih etmesinin üzerine bir de FETÖ’yle hesaplaşmanın yarattığı mağduriyetler ve oluşan güvensizlik atmosferi eklenince bu fırsat maalesef kaçırıldı.

Televizyonları eski rejimin faziletlerini anlatan emekli askerler, poz vermeye çalışan fırsatçılar, bu korkular üzerinden güç devşirip, insanları tehdit eden, “devlet hep 18 yaşında” gibi afilli cümleler kuran küçük Polat Alemdarlar kapladı.

Yapılması gereken muhasebenin yerini sadece kahramanlık hikayeleri, hüznün ve mahcubiyetin yerini ise kutlamalar aldı.

Sivil insanların zaferi üzerinden devletçilik yükseldi.

11 Eylül saldırılarından sonra dünyanın süper gücü ABD bile nerede hata yaptığını bulmak için araştırma komisyonu kurup, herkesi sorgulamış, raporlar yazıp istihbari, askeri, güvenlik teşkilatlarını yeniden dizayn etmişken, Türkiye’de muhasebe yapmak, kurumların hatalarını bulmak bir tarafa, sorulara cevap vermesi gereken yöneticiler Meclis’teki Darbe Komisyonu’na bile gelmediler.

Her şeyi polise, adliyeye havale etmek, ihbarcılık, jurnalcilik güvenlik yaratmazken, bu kolluk aklı, Morbeyin skandalından, Osmangazi Üniversitesi’ndeki ihbarcı katliamına, her yerde yaşanan mağduriyetlerden Adil Öksüz’ü bulma işini FETÖ’cü polise vermeye kadar fahiş hatalar yaptırdı.

Kendi hataları için hesap vermekte cimri olan devlet, vatandaşlarına hataları için ceza vermekte çok bonkör davrandı.

Sonuç itibarıyla 15 Temmuz’da devletini sokaktan toplayan vatandaşlar, o gece darbeye direnen medya, sokağa çıkan sivil toplum örgütleri, dini cemaatler, eskisine göre devlet karşısında daha güçsüzler.

Büyük fedakarlıklarla demokrasiyi kurtaran halk, bunun karşılığında hakettiği daha fazla demokrasiyi ve söz hakkını alamadı. İki yıl önce bir yaz akşamı evlerinden çıkıp devleti ve demokrasiyi sokaktan kurtaran halk evlerine döndü.

Darbenin ikinci yılında elimizde daha güçlü bir devlet, daha zayıf bir toplum var.

Halbuki 15 Temmuz, toplumun güçlü olmasının, devlet için de en büyük güvence olduğu hakkında da bir dersti.

İnşallah bu dersin önemi geç kalmadan anlaşılır...

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
okuduğum en güzel 15 temmuz ve devlet yazısı...
Fikret ESEN 17 Temmuz 2018 19:14
Bir süredir sizi okuyorum. Çok isabetli yazılar yazıyorsunuz. Allah kaleminize güç versin. Keşke sizin gibi hakperest yazarların sayısı çoğalsa. Allah razı olsun
İsmail 17 Temmuz 2018 01:19
FETÖ siyasi ayağını ve Fetö terör örgütünün başını unutmadık unutmayacağız ve unutturmayacağız..
KARAR OKURU 17 Temmuz 2018 00:34
Halbuki o gece halk üstün bir cesaretle ve büyük fedakarlıklar göstererek darmadağın olmuş devleti sokaktan toplamıştı. BAŞKA SORUM YOK.....!!
KARAR OKURU 17 Temmuz 2018 13:24
12
Hadi ordan dik duran bir devlet olmasaydı çoktan geri dönüşler de başlamıştı gerçek mermi, adam öldürüyorlar diyerek biz de baş komutan emri ile ölmek var dönmek yok dedik, devlet ile halkı ayrı tutmanın peşini bırakın bu millet ile devletin arasını açamıyacaksınız,,!
KARAR OKURU 16 Temmuz 2018 22:53
o akşam cagdas sivil toplum kuruluşlarına üye kimse sokağa cikmadi ki?! kılıçdaroğlu gibi televizyondan izlediler tankların önüne yatanlari. emin ol birtanesi de sivil toplum kuruluşuna üye değildir. hangi sivil toplum kurulusu
KARAR OKURU 17 Temmuz 2018 02:50
0
sokağa çıkmamak darbeyi desteklemek anlamına gelmez, ayrıca başka çevrelere gelince eleştiri yapma hakkını kendinizde görüyorsunuz da siz önce kendinizi eleştirin.
KARAR OKURU 16 Temmuz 2018 22:31
Toplum zayıf degildir.yeri geldi mi yine aynısını yapar.
KARAR OKURU 16 Temmuz 2018 22:17
Ne yazi be. Cercevelet as. Evet gercekten 15 twmmuz gecesi devleti sokaktan halk toplamisti. Ama bu gun devletten gucsuz bir toplum varsa bunun sorumlusu muhakeme etmeyen sorgulamayan yine ayni toplumdur. Toplum ne ekerse onu bicer.
"Toplumun güçlü olması" derken "güç kelimesi ile ne anlatmak istiyorsunuz. Mesela zengin, atletik, sportmen olması mı? Biraz açarsanız iyi olur. Upuzun makaleleri son cümle ile avuta atarak manasızlaştırmak moda oldu...
KARAR OKURU 16 Temmuz 2018 20:30
Araştırmalar, Türkiye'de demokrasinin toplumun öncelikleri arasında 6 veya 7. sırada olduğunu gösteriyor. Örneğin, terörle mücadele bir yana, ekonomi veya kaliteli eğitimle aynı anda demokrasi talep etmeyi düşünemiyoruz. Demokrasi, ancak halkların talep ettiği ölçüde gelir ve gelişir.
KARAR OKURU 16 Temmuz 2018 20:15
İçerden kripto kokusu geliyor Yoksa bazı şeylerin içi bu kadar boşaltılıp değişik argümanlarla doldurulmaya çalışılmaz Ama birgün herkes yaptıklarının hesabını verecek velevki ruz i mahşerde olsa bile
engineer 16 Temmuz 2018 18:22
sahipsizlerin sahibi olan Allah cc ne güvencimiz sonsuzdur, darbesini bile kendi önleyen Mazlum Milletimizin sahibi olan Cenab-ı Hak aziz milletimizi korumuş ve 15 temmuzda bütün sahipsizliğine rağmen, hatta sahip çıkılması için beslediği güvenlik kuvvetlerinin ellerine verdiği silah kendine doğrultulmasına rağmen Hak'kın zaferi Milletimizin yanıda oldu Elhamdülillah.
KARAR OKURU 16 Temmuz 2018 17:56
Demek ki o kadar çok fetocu varmış ki kimse farketmemiş.Ya da farkedecek kimse kalmamış.
KARAR OKURU 16 Temmuz 2018 22:12
1
İlk dediğin daha isabetli.
fırat 16 Temmuz 2018 17:00
yanlışın var. ilk saatlerde kritik noktalarda toplanan siviller akp ilçe ve mahalle teşkilatlarının üyeleriydi. abdurrahim boynukalın canlı yayında ''başkomutanımız'dan emir geldi. arkadaşları topladık olay yerlerine intikal ediyoruz'' demişti. daha sonra elemanlarla yapılan röportajlarda da benzer ifadeler kullanıldı. ''meyhanede oturuyorduk. telefon geldi, kalktık gittik'' şeklinde. yazıyı oturttuğun ana tema doğru değil
Mustafa Taşkın 16 Temmuz 2018 15:20
Devlet şu hataları yaptı/şunu beceremedi mealindeki yorumlarınıza -kastınızı anladığımı düşünerek- katılıyorum. Fakat, açık sözlü olmak daha iyi: Devlet, bir şahıs yada kendini yöneten bir organizma değildir. Devlet, hükümet eliyle işleyen bir mekanizmadır, organizasyondur. Dolayısıyla bir hata veya başarı varsa bunun adresi hükümettir. Zaten demokrasilerde bu yüzden seçim var. Yani devlet mekanizmasını iyi işletemeyen gitsin daha iyisi gelsin diye. Maalesef biz hukuğu-liyakatı değil, ülkeyi parti devleti haline getirecek bir yolu seçtik.
KARAR OKURU 16 Temmuz 2018 15:15
1-Devlette atama ve terfilerde öncelikle ehliyet ,liyakat ve sadakat ilkesine göre hareket edilmeli. 2-Bir vatandaşın devletine bağlı,yerli bir dini oluşuma tabi olması suç değildir.Ama avantaj da değildir.Bu dengeyi gözeterek dindar vatandaşlarımızı da rencide etmeden hakkaniyet,adalet ölçüsün de atamalar,terfiler siyasi makamlar belirlenmeli. 3-15 Temmuz tüm milletin ve ümmetin ortak zaferi ve meselesidir.Bu destan kutlanırken politize edilmemeli.siyasi rant ve çıkar düşünülmemeli.Politik söylemlerden kaçınılmalı tüm parti ve stk ların toplumun katılı
KARAR OKURU 16 Temmuz 2018 15:01
akpliler bu yazıyı okuyup anca iftira atarlar. anlama gibi bir ihtimalleri yok
kararkarar 16 Temmuz 2018 12:42
yaptığınız devletin acizligini gösteren tespitler sivil toplum ile ilgili degil, devletin yönetim sistemin getirdiği sıkıntıların bir sonucudur.
KARAR OKURU 16 Temmuz 2018 12:38
15 temmuz milattır. artık o bahsettiğiniz is yapamayan, boynunda tasmasi olan devletin kendi kontrolünü eline almasının başladığı gündür. artık pkk dhkpc şehirlerde eylem yapamıyor. yavaş yavaş o saydığımız şeylerde bu sistem ile kademeli olarak düzelecek inşallah. 3+1 koalisyonlarınla yönetildiği bir memleketten nasıl hızlı refleks beklersin ki.
KARAR OKURU 16 Temmuz 2018 14:22
0
ne çok milat var hani 17 aralıktı. bu ülkede yaşayan herkes gayet iyi bilirki fetullah için milat 28 şubattır. o zmanada darbecilerle birlikteyti. ve siz sırf köşe kapmak için devleti darbecilere emanet ettiniz. hikaye anlatmayın.
M.Duman 17 Temmuz 2018 18:21
0
Yazdılkarınaza inanıyormusunuz? -İşsizliğin azalacağına ve zenginleşeceklerine inanarak iktidara oy veren seçmen, neden Türkiye ekonomisinin iyileşeceğini düşünüyor,çünkü bu ülkede insanlar, dış güçlere karşı savaş yürütüldüğüne inanıyor. Bu savaşın sonunda da fakirleşmeyi kabul ediyorlar. Kısacası olmayan bir düşman yaratılıyor. Halka “Savaş ortamındayız, bazı şeylere katlanmak ve fedakarlık yapmak zorundayız” deniyor.
KARAR OKURU 16 Temmuz 2018 12:36
önce şunu düzeltelim, darbeyi dini bir cemaat değil, dini söylemi kullanan baş papaz ve haşhaşileri yaptı bunlar münafıkların bu yüzyılda ki temsilcileri.2. si dünya katılım oranı kırılarak 56 milyon insan sandık başına gitti 26 milyon insan cumhurbaşkanını seçti, 3. sü genelkurmay milli savunma bakanlığına bağlandı ki bu siz dahi rüyamızda görsek inanmayacamız bir devrim.... neyse siz önce aldığınız yeni pozisyona göre gerçeği eğip bükmemeyi öğrenin sonra gelin bu millete akıl verin...
KARAR OKURU 16 Temmuz 2018 18:00
1
Dikkatinizi çekerim darbe girişimi bu hükümet döneminde oldu.Simdi de başka tarikatlara fırsat veriliyor.Benim bildiğim sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yemeli.Ama nerdeeee
Aynen katılıyorum.tebrikler, 16 Temmuz 2018 18:32
6
Misafir
Tarikatlar zaten kapalı 17 Temmuz 2018 00:28
10
18:00, Mustafa Kemal de tarikatları kapatmıştı ama meydan Fetö gibi namussuzlara kaldı. Sıkıntı tarikatları kapatıp denetimsiz çakallara fırsat verilmesi.
karar okuru 16 Temmuz 2018 12:10
Güçlü toplumdan anladığınız nedir? başına buyruk bir toplum mu?her kesin kendi kuralını koyduğu, herkesin kendi doğrusunu dayattığı,devletin önünde secde ettiği bir tolum mu?diyeceksiniz ki demokratik toplum. Böyle bir toplum için iki şeye ihtiyaç var eğitm ve güç demokratik bir halk için gereken eğitim 100 yıldır verildi mi?ama güç her zaman vardı şimdide var şikayetiniz ancak 20 30 yıl sonra geçerli olabilir.
KARAR OKURU 16 Temmuz 2018 11:45
Yazınızda ki diğer tespitlere -darbe öncesi ve sonrası yaşananlar- katılmakla birlikte halkın kendiliğinden ve teşkilatsız sokağa indiği konusunda size katılmıyorum. Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısı halkı sokaklara döktü. Ak parti teşkilatları sokağa çıkmaları için mesaj üstüne mesaj attı, imamlar sela üstüne sela okudu. Bunu bizzat meydanlarda yaşamış biri olarak söylüyorum, bir avuç insan varken sokaklarda RTE’nin çağrısı sonrası herkes sokağa döküldü.
KARAR OKURU 16 Temmuz 2018 11:36
Elinize sağlık..harika olmuş...
Altu 16 Temmuz 2018 11:31
Cok iyi bir yazi bir onceki yazinizda aglatmistiniz. Simdi huzunlendirdiniz. Devlet bircok konuda yetersiz, eksik hepsi tamam ama devlet soyut bir kavramdir. Dogustan secilmis bir sinif yonetmiyor bu ulkeyi guc ve para ile makam arasinda dogru iliski var fakat son perdede devlet icinde her toplumsal siniftan insanlar barindiriyor ve bunlarin aralarinda tutum olarak bir fark yok. Bence halk olarak karakteristik bir yapimiz var buna uygun bir toplumsal iliskiler agini olusturamiyoruz. Bir laf vardi. Bu halka git su kor kuyuya atla desem atlar ama her gun bir tas at desem ikinci gun vazgecer.
samimsun 16 Temmuz 2018 10:50
yahu adam yeni bir sistem getirdi devletin hantallığı bitmişliğini giderecek sen hala eski idoolojist kafayla yapılanı görmeyip eleştiriyosun bide müspet bir şey debe eski kafa eleştirisel oğlan
KARAR OKURU 16 Temmuz 2018 12:45
21
helal olsun. güzel tespit. yazının temelinde sorun var. deprem olduğunda 3+1 koalisyonlarla yönetilen bir devlettik. ne yapabilirler ki. bir karar alamazlar tabiki
KARAR OKURU 16 Temmuz 2018 14:29
0
sizin gibileri görünce adam yazarlıktan soğuyordur muhtemelen ben bunlaramı laf anlatmaya çalışıyorum diye. onunki yine iyi sizi görüp dinden imandan hatta insandan soğuyan bi dünya genç var memlekette. Allah akıl fikir versin izan versin.
KARAR OKURU 16 Temmuz 2018 22:35
15
dinden imandan soğumak icin böyle şeyleri sebep olarak göstermek zaten imansizligin sebebidir.
KARAR OKURU 17 Temmuz 2018 00:39
0
müslüman yaşantısıyla örnek olmak zorundadır. çal çırp yalan söyle ondan sonrada onalar zaten öyleydi diye zeytinyağ gibi üste çık. peygamberi öldürmeye gelenler bile ona el emin diyorlardı. sizin el eminlik tek bir yanınız varmı
idealist 16 Temmuz 2018 10:41
Malesef insanlar basina bir bela gelmeden etrafini sorgulama geregi duymuyor, tepside ne sunulursa onu kabul ediyor. Ve malesef sizin yazilarinizin onemini de cogunlukla bu surecte islem gormus 400.000 kisi ve onlarin yakinlari anlayabiliyor, begeniyor ve paylasiyor. Sizin dusuncelerinizi baz alan bir parti kursak %3 bile alamayiz heralde, bunu nasil duzeltebiliriz bir cozum bulmamiz lazim, bir yol cizmemiz lazim.
KARAR OKURU 16 Temmuz 2018 10:14
Harika
dilek çelik 16 Temmuz 2018 09:46
sitenizde, tankın önüne yatan kardeşimizi izledim, diyor ki ben tankın önünde dururken herkes bana "aman yapma, dur " diyordu, kimse tankı süren askere "dur yapma ateş etme" demiyordu; Bunun aynısı o dönemde çalıştığım bakanlıkta da olmuştu, o gece nöbette olan ve o gece polislerin dağıttığı silahlarla askere karşı direnen kardeşimize de "aman terk et git, sana ne orayı korumak " diyen diğer çalışanlar, şimdi el üstünde, ne diyim ki. İki yüzlülükle, Utançla yaşasınlar hep sebep olanlar...
Karar okuru 16 Temmuz 2018 10:55
20
..Terket git diyenler simdi el ustunde.." bu yanlis ve de yamuk bir ifade. Bulundugun yeri duzeltmek seninde gorevin! Fesad uretmek fasiklarin isidir
ben 16 Temmuz 2018 09:24
muhtemelen ikinci bir "kandırıldık" vakası yaşandığında anlaşılır yazdıklarınız. Her kelime doğru bence, yaşadık gördük.. Nüfuzlu, işe yarar fetöcülerin hala aktif çalıştığı Türkiyedeyiz..
KARAR OKURU 16 Temmuz 2018 09:23
Yüreğinize sağlık. Çok doğru tespitler bana göre de.. Sizin yazılarınızı genellikle çok beğeniyorum zaten..
engineer 16 Temmuz 2018 08:36
ağustos depremi için ab den gelen altıyüzmilyon avro deprem için harcanmamış, memurların maaşların ödenmişti,
KARAR OKURU 16 Temmuz 2018 14:57
7
işte bu yönetim sisteminin sıkıntılarıydı. ağustos depremi kimin donemiydi
KARAR OKURU 16 Temmuz 2018 08:04
O gece hastaneye yaralı taşıyan ve odun sopası ile tank paletine vuran biri olarak Katılıyorum, imzalıyorum. Kaleminize sağlık
KARAR OKURU 16 Temmuz 2018 07:52
Hakikaten halk tarif edildiği gibi ise; devlet niye o halde. Yoksa halk başka yönetici başka mı? Yöneticiler ithal olmadığına göre.... bence dil ve üslup değişmeli. Kendi kendini tenkit eden bir toplum haline gelmesini Bilmek lâzım. Yoksa yönetici diye sabit bir sınıfın varlığını kabul, önermenin hatalı olduğunu taa başta gösterir. Halk hakikaten millet olmaya başladı. Rabbim bu milleti yeniden diriltsin, her toplumu yıkan rüşvet adam kayırma ahlaki zaafiyetlerden muhafaza etsin.
HACI VAK VAK 16 Temmuz 2018 04:35
Yorum yapmakta çok zorlanıyorum sayın yazar . Her şeyi o kadar güzel anlatmışsınız ki diyecek bir şey kalmamış . Ah yöneticiler bu yazıyı okuyup biraz anlayabilse . Ama zor zor zor .
KARAR OKURU 16 Temmuz 2018 02:51
Nefis bir yazı, ne zaman anlaşılır kim bilir.
KARAR OKURU 17 Temmuz 2018 13:57
7
Devletin gücü olmasaydı ihtilal gece üçte olurdu bu milletin haberi dahi olmazdı,, kurumlarını teslim etmemek için ölen ve öldürenler kimdi, Ömer halis demir devletin temsilcisi değilmiydi,,? Devlet ile milleti ayırma pravakatörlüğüne mi başladılar şimdide boşuna kimse uğraşmasın devlet ile milleti kimse ayıramaz artık,,!
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN