Ankara'yı NATO için süslemenin bakın nesi yanlış?

Şehir süslensin de kim için, ne için süslenirse süslensin. Hiç süslenmemesinden iyidir, bunda bir yanlışlık yok.

Ayrıca başkentimizin ayıplarını, kusurlarını NATO liderlerinden saklamakta nasıl bir sakınca olabilir? Çarpık şehirleşmenin çirkinliklerini dünyaya niye sergileyelim?

Ama bu güzelleştirme vitrinle kalmasın, bir. Göz boyamayla kalmasın, iki.

İstanbul da 2004 NATO Zirvesi’ne asfaltlamadan ağaçlandırmaya, makyajı tazelenerek hazırlanmıştı.

Şimdi Ankara’nın ön yüzü boyandı boyanıyor, liderlerle diğer misafirlerin gececeği güzergâhların ihmal edilen bakımı yapıldı yapılıyor.

Vitrin elden geçiriliyor da gerisi ne olacak, göstermelik makyaj çalışmalarının kendi vatandaşımıza faydası ne diye sinirlenenler var. Haksız değiller.

Madem yapılabiliyordu, gelecek liderlerin göz zevkini korumak için değil de Ankaralıların hayat kalitesi için şimdiye niye yapılmadı?

Ve madem nihâyet el atıldı, göz önündekilerle sınırlı tutmak yerine gözden ırak çirkinlikler de ortadan kaldırılsın.

Göstermelik bir makyaj günü kurtarır ama yarın yine dökülür. Protokol yolundaki ön cephe manzarasını boyayla örtmek, mantolamayla kapatmak, çirkinliklerimizi halının altına süpürmektir.

İktidarın zevahiri kurtarıp dünyaya mahcup olmamasına yardım edebilir ama halkın sorununu bu çözmez.

Hem arka sokakların yoksulluktan perişan peyzajı, dünyada Türkiye Yüzyılı’nı başlatan bize yakışıyor mu?

Hadi Hans’la George’tan harabe mahallerimizi gizlemeyi başardık. Büyük, güçlü, şahlanan Türkiye’nin insanları o döküntülerde yaşamaktan daha iyisine lâyık değil mi? Gerçeğimizi biz biliyoruz ya, değiştirmemizin gerekmesine yetmez mi?

Eleştiri ve tepkileri anlıyorum. Evet, haklılar; o pejmürde binaların bugüne kadar dönüştürülmemesi, o bozuk asfaltların bugüne kadar düzeltilmemesi hata. NATO Zirvesi olmasa kimsenin aklına bile gelmeyecekti demek.

Fakat varsın NATO Zirvesi hatırına, gelecek liderlerin göz zevki bozulmasın diye Ankara’nın eskimiş makyajı yenilensin. Dedim ya, hiç yenilenmemesinden iyidir.

Kötü yanıysa iyileştirmelerin meşhur Potemkin Köyleri’ni andırması.

Şehirlerin sefaletini örtbas etme fikri, epey eskilere gidiyor.

Tarihte bilinen örneklerinden biri, ünlü Rus Generali Potemkin’in eseri. Kırım’ı enkaz olarak alıp nasıl kalkındırdığını, nasıl ihya ve abat ettiğini gösterme ihtiyacından doğuyor.

Potemkin, Kırım valisiyken Çariçe Katerina ve yabancı misafirlerinin gözünü boyamak için bir konsept geliştiriyor. Yol boyunca paravan köyler kurup içlerine mutlu taklidi yapan insanlar yerleştiriyor.

Oysa ne köyler gerçek ne mutlu köylüler. Mutlu görünen köyler sahte, köylülerin misafirlere tezahüratları da rol gereği.

Adını mucidinden alan bir taktik. Dışı alaylı, içi kalaylı bir tiyatro gösterisi.

Potemkin aldatmacası ayıpları örtmeye, kusurların üstünü kapatmaya yarayabilir. Ancak hiçbir sorunu gerçekte çözmez.

Yöneticiler, şehirlerini zengin ve mutlu insanların yaşadığı bir yer hâline getirdikleri görülsün istiyorsa o hâle getirerek yapmalılar bunu. Potemkin Köylerini çağrıştıracak makyajlamalar bu çağda kimseye sökmez. Kendi kendimizi mi kandırıyoruz?

DEM'DEN OLDU-BİTTİ UYARISI

Terörsüz Türkiye’de sıra yasal düzenlemelere gelmişti. İktidar, çerçeve yasayı Meclis kapanmadan yetiştireceklerini söylemeye başlamıştı.

Ben de sormuştum....

Önce silah bırakmanın tamamlanması şartından vazgeçilmiş olsa gerek.

Geriye zaman darlığını çözmek kalıyor. Oldu-bitti kaldırmayacak bir iş. Taslak hâlâ paylaşılmamışken nasıl yetiştirilecek? Desteğe çağrılan diğer partiler, ne ara okuyup değerlendirecek de sağlıklı bir karar verecekler?

Yanılmadım. Önceki gün DEM Eş Başkan Yardımcısı Tayip Temel de oldu-bittiye getirilmemesi için şöyle uyardı:

“Müzakere edilmeden, tarafların hassasiyetleri gözetilmeden bir oldu-bittiye getirilmemelidir. İktidarın tek taraflı bir metin çıkarıp ‘al bunu, imzala’ demeyeceğini umuyoruz”.

İktidar böyle der mi, demez mi? Demirtaş’ın tabiriyle anlamaya ‘az kaldı’.

YORUMLAR (2)
2 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.