Back To Top
Devletin psikolojik sorunları

Devletin psikolojik sorunları

- A +

Netflix’in bol ödüllü dizisi Crown’ın ikinci sezonunda İngiliz Kraliyet ailesinin bu yüzyılda karşılaştığı en güçlü meydan okumalardan birinin hikayesi de anlatılıyor.

1957 yılında 33 yaşındaki genç bir gazetecinin yüzyıllarca dokunulmaz, ulaşılmaz, eleştirilemez, kilisenin başı sıfatıyla da kutsal olan Kraliçe’nin itibarını ve otoritesini sarstığının hikayesi bu.

Eski siyasetçi ve aileden soylu gazeteci Lord Altrincham, çıkardığı National and English Rewiew dergisinde 1957 yılında yayınladığı “Monarşi’nin Bugünü” adlı makalesinde Kraliçe için eski kafalı, sıkıcı, boğuk bir sesle konuşan, yazılı metinler dışında konuşamayan cahil biri demiş, monarşilerin devrilip, cumhuriyetlerin ilan edildiği bir zamanda bu durumun İngiliz Kraliyet ailesinin de otoritesini sarstığını söylemişti.

Tabii büyük tepkiler aldı. Gazetelerde yerden yer vuruldu. Avustralya Başbakanı, Anglikan Kilisesi’nin Başpiskopos’un aralarında olduğu isimlerce sert ifadelerle kınandı. Her gittiği yerde protesto edildi, hakkında soruşturma açıldı ve bir televizyon yayınının çıkışında milliyetçi bir yaşlı gazi gelip suratına bir yumruk attı.

Ama çıktığı popüler bir televizyon yayınında bu eleştirilerini ikna edici argümanlarla bir kere daha anlatınca bir anda hava değişti.

Bu kez gazeteler bu eleştirilerin haklı tarafları olduğunu yazmaya başladılar.

Bu sırada Lord Altrincham hiç beklemediği bir yerden, Saray’dan bir davet aldı. Resmi hikayeye göre görüştüğü kişi Kraliçe’nin özel sekreteriydi, diziye göre ise sekreterin odasında bizzat Kraliçe ile görüşmüştü. Eleştirilerini ve önerilerini ilk elden sundu.

Kısa bir süre sonra Kraliçe, Noel mesajını çocuklarının fotoğraf çerçeveleri önünde televizyondan verdi, o güne kadar saraya davet edilmemiş sıradan insanları saraya çağırıp onlarla tanışıp, çay içti, Saray’ın katı kuralları gevşedi, Kraliçe’nin yüzü gülmeye başladı.

Birkaç yıl sonra Buckingham Sarayı, artık lord sıfatını da terk eden, yeni adıyla gazeteci John Grigg’e monarşiye katkıları için resmen teşekkür ederken, “20. yüzyılda kimse onun kadar Monarşi’yi değiştirmemiştir” diyerek hakkını da teslim etti.

Ama bundan 70 yıl önce üzerinde güneş batmayan İngiliz Kraliçe’sinin bile gazetecilerin eleştirel haberleri karşısında gösterebildiği olgunluğu ve basireti, 2018 yılında Kocaeli’deki idareciler gösteremediler.

Astakoshaber adlı yerel haber sitesinin genel yayın yönetmenliğini yapan İzmitli gazeteci Ergün Demir, “Çocuğuna pantolon almakta zorlanan ve intihar eden baba ” haberi yüzünden önceki gün Jandarma tarafından gözaltına alındı. O bırakıldıktan sonra bu kez de mahallenin muhtarı gözaltına alındı. Ardından da soruşturmaya gizlilik kararı kondu.

Büyük bir trajediden doğan bu çıldırma hali, İzmit’te yaşayan gazeteci Ergün Demir’in aldığı bir ihbar üzerine intiharın yaşandığı Yukarı Hereke’ye gitmesiyle başlamıştı.

Acılı eşi evinde ziyaret eden Demir’e, intihar eden İ.D.’nin eşi, eşiyle geçirdikleri son akşamı ve eşini intihara sürükleyen olayları anlattı, gazeteci Demir de bu sohbeti kayda aldı.
http://www.astakoshaber.com/haber/asayis/iste-ismail-devrim-haberinin-belgesi/15976.html

Eşinin anlatımına göre aslen Balıkesirli olan İ.D. Dilovası’nda bir şirkette tornacı olarak çalışmaktaydı. İki çocukları olan aile, son zamanlarda aldıkları evin taksitlerini ödemekte zorlanıyordu. Bayramda bir motosiklet kazası geçirmiş olan baba İ.D.’nin omuzu ezilmiş, sargıya alınmıştı.

İşyerinden izinli olarak evdeydi. Ama baba İ.D. bu kaza yüzünden bir daha omuzunun iyileşemeyeceği, çalışıp çocuklarına bakamayacağı endişesine kapılmıştı. Yine eşinin anlatımına göre intihardan önceki gün Lise-1’e başlayan küçük oğulları, pantolonunun rengi okulun formasındaki gibi siyah olmadığı için yok sayıldığını söyleyerek eve gelmişti. Annenin anlatımına göre okul açılırken formanın üstünü almışlar, pantolonu sonra almak üzere bırakmışlardı.

Baba İ.D. bu duruma çok üzülmüş, oğlunu alıp Hereke’ye pantolon almaya götürmüştü. Döndükten sonra da eşine “çocuğuna bir pantolon dahi alamamaktan” şikayet etmiş, eşinin teskin etmeye çalışmasına rağmen, evdekileri erkeden yatırmıştı. Sabah da aile acı tabloyla karşılaşmıştı.

Ergün Demir’in sitesinde çıkan haber tamamen bu anlatım üzerine kuruluydu. Ardından Kocaeli’deki diğer yerel internet siteleri aynı haberi yaptılar. Haber akşam sosyal medyadan bütün Türkiye’ye yayıldı. Siyasi tartışmalara konu oldu. Bu sırada gerçek eğilip büküldü, egzajere edildi.

Normal olarak böyle bir trajedi karşısında, acılı bir eşin kendi sesinden anlatımları ortadayken bir devlete yakışan, taziye için eve gitmek, acıyı paylaşmak, okulda böyle bir uygulama varsa bununla ilgili inceleme yapılacağını söylemekten ibaret olabilirdi.

Ama bunun yerine devlet durumdan vazife çıkarıp ard arda açıklamalar yaparak acılı anneyi yalanlamayı tercih etti.

Neredeyse siyasi büro soğukluğunda, başsağlığı dileği bile içermeyen üç cümlelik bir açıklama yayınlayan Valilik “intihar sebebi çocuklarına kıyafet alamadığı ve bu sebeple okula alınmadıkları şeklinde yayınlanmıştır. Yapılan araştırma ve inceleme sonucunda, bu haberlerin gerçeği yansıtmadığı olay sebebinin psikolojik nedenlere dayandığı anlaşılmıştır” bile dedi.

Bir intiharın sebebini tespit edip, açıklamak valiliğin görevi ve işi olmadığı gibi, sanki bütün intiharların arkasında psikolojik nedenler yokmuş gibi açıklamada “psikolojik nedenlerle dayanıyor” demek de hayatını kaybetmiş bir insanın anısına saygısızlık ve ailesini ve çocuklarını düşünmeyen bir nezaketsizlik örneği.

Ama valiliğin derdinin nezaket değil, siyaset olduğunu açıklamanın son cümlesi anlatıyor: “Haberlerin kamuoyunu yanlış bilgilendirerek, olumsuz algı oluşturmaya sebep olduğu anlaşılmaktadır.”

Bir haberle ilgili insanların yorumları ve haberin yarattığı algının olumlu ya da olumsuz olması bir valiliği neden ilgilendirir gibi safça sorular sormaya herhalde gerek yok.

Valiliğin açıklamasından sonra diğer kurumlar da açıklama sırasına girdiler.

Ortada bir şikayet, herhangi bir suçlama, şüphe yokken “Haberlerin gerçeği yansıtmaması sebebiyle bu açıklamayı yapma zaruriyeti (kelime hatası savcılığa ait) hasıl olmuştur” diyerek yazılı açıklama yapan Başsavcılık açıklamasından esas tuhaf olan, “evinin kendisine ait olduğu, bir borcunun olmadığı, Diloavası’nda bir şirkette çalıştığı tespit edilmiştir” diyerek vefat eden babanın maddi duruma hakkında bilgi vermeye çalışılmasıydı. Sanki bir insanın çalışması, evi olması maddi sorunları olmadığının deliliymiş gibi. Ayrıca bir savcılıktan özel hayata, soruşturmanın gizliliğine saygı duymasını da bekliyorsunuz. Ama “Haberlerde belirtildiği gibi oğlunun okul pantolonunu alamaması söz konusu değildir” tespitini yapıp açıklama yapma ihtiyacı hisseden bir savcılık için büyük beklentiler olabilir bunlar.

Bu arada okul yönetimi pantolon yüzünden öğrencinin geri çevrilmediğini açıklarken, durumdan vazife çıkaran İ.D.’nin çalıştığı şirket de “yerli ve milli” kelimelerini kullandığı bir açıklama yaparak çalışanlarının işsiz olmadığını açıklama ihtiyacı hissetti. İşsiz olmamak, maddi zorluk çekmemek demekmiş gibi...

Bu arada sosyal medyada, sanki bir insan çıkmış gibi savunmaya geçenler, İ.D.’nin oğlunun polise verdiği ifadede pantolondan bahsetmemesinden hareketle annesini yalanlamaya çalıştılar. Çektirdiği fotoğraflarda lisanslı forma giymesinden, maça gitmesine kadar utanç verici gerekçelerle maddi durumunun iyi olduğunu ispata çalıştılar.

Ama olayla ilgili en serinkanlı açıklamayı okul hakkında soruşturma açtıklarını söyleyen Kocaeli İl Milli Eğitim Müdürü yaptı. Onun açıklaması, diğer devlet ricalinin telaşlı yalanlamalarından farklıydı:

“Okulda yapılan ön araştırmada olay öncesi okul idaresi kıyafetlerle gelinmesini istemiş ancak iddia edildiği gibi çocuğun derse alınmaması gibi bir olay yaşanmamış. Okula normal kıyafetlerle alınmış ve daha sonra evine gitmiştir anladığımız kadarıyla çocuğun kıyafetle ilgili sorununu evde anlatması ve ailenin de herhangi bir yardım talebinde bulunmaması sonrası baba yaşadığı durum neticesinde üzücü olayı gerçekleştirmiştir.”

Hiçbir şey bir intiharın gerekçesi olamaz. İntihar mantıklı bir karar değildir, sorunlu ve sağlıksız bir kararın sonucudur. “İntihar etmek zorunda kaldı”ya çıkan her yorum da sorunludur, yanlış bir akıl yürütmesidir.

Ama bir insanın hem çalışıyor hem de maddi zorluklar çekiyor olması, geçirdiği kaza yüzünden çalışamama endişesine kapılması, üstüne evlatlarıyla ilgili madi bir eksikliği kafasına takmasının nesi şüpheli? Hele de ekonomik sorunlar yaşarken...

Dünyanın her yerinde insanlar maddi zorluklar çeker, bazıları bunu kaldıramaz. İşçiler durumlarından şikayet eder, grev yapar, eylem yapar. Gazeteciler bunları haberleştirir, muhalefet bu şikayetleri iktidara karşı eleştiri olarak kullanır. Bazen abartır, acımasız olur. İktidarlar bu şikayetleri soğukkanlılıkla dinleme yeridir. İktidar olmak, devlet olmak bunları göğüslemeyi ve sorunları çözmeyi gerektirir.

Ama her türlü eleştiriyi sanki iktidara son verecek, devleti ortadan kaldıracak bir isyanın fitili, planlı bir provokasyon, algı operasyonu olarak görmek, sanki 80 milyonun yaşadığı bir ülkede hiçbir sorun olmuyormuş gibi bütün eleştiriler, şikayetler karşısında ilk refleksin karşı suçlama ve inkar olması, her sorunun üzerine polisi, jandarmayı savcılığı göndermek bir devletin kırılganlığının ve psikolojik sorunları olduğunun işaretidir.

O yüzden devletin bir an önce kendini toparlaması, toplumsal hareketler ve her türlü eleştiri karşısında beka kaygısına kapılmadan soğukkanlığını korumayı, her olaya inkar ve karşı suçlamayla değil, anlama ve empati kurma, sorun çözme duygusuyla yaklaşmayı öğrenmesi gerekir. Bir devleti devlet yapan, güçlü gösteren de bu soğukkanlılık ve kuşatıcılıktır.

Bir devletin psikolojik sorunlarını çözmemesi bir toplumu intihara sürükler.

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 30 Eylül 2018 07:43
Çok güzel bir yazı.
KARAR OKURU 28 Eylül 2018 18:25
İçinde bulunduğumuz ortamda az sayıda gazetecinin gösterdiği cesaretle yazıyorsunuz. Buna gazetenizin bazı yazarları da dahil. Sizi içtenlikle kutluyorum. Doğruları yazmaya devam edin lütfen.
KARAR OKURU 27 Eylül 2018 23:32
Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan'ın son günlerde art arda yaptığı "Devlet, bir an evvel devlet memuru görünümündeki çetelerin elinden kurtarılmalıdır" mealindeki açıklamaları dikkatimi çekiyordu. Demek ki sadece eğitim teşkilatında değil, il/ilce idaresi ve adli teşkilatlar gibi devletin diğer önemli kurumlarında da "kamu görevi sorumluluğundan" çok siyaset yapmaya odaklanmış devlet memurları varmış. Yazar bu hazin tabloyu gözler önüne seriyor, tek kelimeyle "helal olsun" diyorum. Durumdan vazife çıkarma refleksi olan bu kudretli siyaset heve
KARAR OKURU 27 Eylül 2018 20:11
İyi bir yazı ama bazı yerlerde gereksiz eleştiriye düşülmüş.
KARAR OKURU 27 Eylül 2018 13:08
Yıldaray bey tüm eleştirilerinize katılıyorum ancak empatiyi sizinde yapmanızı bekliyorum Madem okul müdürü çocuk okuldan atılmamış diyorsa ,ev borcu yoktur deniyorsa işten atılmamıştır deniliyorsa gazeteci neden yalan haber yapma ihtiyacı duymuştur lütfen bu tarafıda bir araştırp yazarmısınız
KARAR OKURU 27 Eylül 2018 07:50
Japon yöneticileri kendileri intihar ediyor bizimkileri de ettiriyor.(Sonunda özür yok.ders çıkarma yok.Tedbir alma yok.Vebali kabullenme yok.Temize çıkma var.savunma var.Bahaneler var)
Mustafa Çağrıcı 27 Eylül 2018 00:29
Hem dil, üslûp ve zarafet hem içerik olarak muhteşem bir yazı. Tebrikler sevgili Yıldıray.
KARAR OKURU 26 Eylül 2018 23:09
Tespit olağanüstü Yıldıray Bey. Hepimiz adına yazdıklarınız için sonsuz şükran. Psikolojik sorunları çözebilmek için öncelikle sansürsüzce konuşabilmemiz, savunmacı olmadan dinleyebilmemiz, empati ve işbirliği yapabilmemiz lazım. Nereden mi biliyorum? Önerilerimize ihtiyaç duyulmasa da, eğitimini aldık, psikoterapistim çünkü.
KARAR OKURU 26 Eylül 2018 23:03
İyi ki karar var. Yoksa vicdan ölmüş bitmiş arkadaş
aaaa 26 Eylül 2018 17:33
Koca ulkedeki uc bes gazeteciden birisiniz... Yureginize, kaleminize saglik... Allah sizden razi olsun...
KARAR OKURU 26 Eylül 2018 16:42
Okul pantolon'u alamadığı için intihar eden Baba hakkında, tutarlı ve hakkını vererek yazılan güzel bir yazı
KARAR OKURU 26 Eylül 2018 16:41
Yıldıray bey, mesleğinizin hakkını veren, vicdana seslenen, yüreğe dokunan, doğrudan ayrilmayan yazılarınızı yıllardır ilgiyle takip edenlerdenim.Lütfen yazmaya sevam edin.Koltuklarını muhafaza etmenin dışında hicbir dertleri olmayan devlet ricalinin durumunu ortaya sermişsiniz.Bir yuva dağılmış, kimin umurunda.Siz doğruları yazmaya devam ettikçe arkanızdayız...
KARAR OKURU 26 Eylül 2018 14:46
Yıldıray bey, olayların bütün yönlerini dikkate alarak degerlendiriyorsunuz ve bize de gerçekten doğru bir bakış açısı kazandiriyorsunuz. Buna bu günlerde çok ihtiyacımız var. Bundan sonraki yazilarinizda da Allah kaleminize haktan yana doğrudan yana olmayi nasip etsin. Dualarımız sizinle...
cem 26 Eylül 2018 14:16
Yıldıray bey, yazılarınızı sabahları okurken kendimi çölde şırıl şırıl suyu akan bir hurma bahçesindeymiş gibi hissediyorum. Genç bir yazar olarak sizi çok önemsiyor ve takdir ediyorum. Allah razı olsun.
KARAR OKURU 26 Eylül 2018 13:41
Git gide Çin'e benziyoruz afitap..
KARAR OKURU 26 Eylül 2018 13:07
Rahmetlinin suçları saymakla bitmez, ev almış, maça gitmiş, maça giderken kaşkol almış, kendi gittiği yetmiyormuş gibi oğlunu da götürmüş, maç sırasında çekirdek te yemiştir belki
KARAR OKURU 27 Eylül 2018 19:32
0
çekirdek yemis ise sorusturma acilmasi lazim
KARAR OKURU 26 Eylül 2018 11:42
sedanur güzel'i, leyla aydemir'i unutma unutturma
misafir 26 Eylül 2018 10:48
Bu ülkede insan haysiyetini, hakkı , hukuku ve adaleti ön planda tutan gazateci sayısı az. gerçi bunlara riayet eden insan sayısı az. vatandaşta az olan bir şeyin devlette çok olması beklenemez.
KARAR OKURU 26 Eylül 2018 10:36
Devlete bak devlete!! Valisinden müdürüne berbat durumdalar, bunlara baktıkça insan zaten çıldırma noktasına geliyor! Ha bir de, vefat eden baba gibi bu güruha oy vermiş olsaydım (bir şekilde oldu ya), işte o zaman bu çürümüş devlet yapısında benim de katkım var diye intihar da aklımdan geçerdi! Neyse ki herkes Japonlar kadar vicdanlı değil
Ben 26 Eylül 2018 10:35
Ciddi bir devlet hiçbir zaman paranoya ile yönetilemez. Dış mihraklar, komplolar, içimizdeki ajanlar, işbirlikçiler söylemi bu kadar gündemde tutulursa, bu işin sonu da şekil 1A'da görüldüğü gibi kendi kendini yiyen paranoyak bir devlettir.
KARAR OKURU 26 Eylül 2018 23:38
1
Devletimizi koltuk uğruna, paranoya imalatçısı Bahçeli'nin aklına teslim edenler utansın.
KARAR OKURU 26 Eylül 2018 10:26
Bu elim olayın içeriğini en iyi evin hanımı bilir ama çocuk ifadesinde pantolondan bahsetmiyor ama maddi manevi sorunlar olduğu kesin
KARAR OKURU 26 Eylül 2018 10:07
Allah intihar eden kardeşimize rahmet eylesin, Ailesine sabır versin ve hayatlarını kolaylaştırsın , Yıldıray Beyden razı olsun.
KARAR OKURU 26 Eylül 2018 09:29
Valilerimizin ve genel olarak da yoneticilerimizin kalitesi ortaya çıkıyor böylelikle! Yalova'da öğretmen tokatlayip intihara yol açan valimizi hatırlayalım. Sanki nobran ve nadan olmak zorundalar.
KARAR OKURU 26 Eylül 2018 14:18
1
Belki de zaten öyle oldukları için o pozisyonlara getirilmişlerdir?
KARAR OKURU 26 Eylül 2018 20:26
1
Koltuklarında oturmaya devam edebilme gayreti neler yaptırıyor!..
ATİLLA 27 Eylül 2018 10:54
3
vali ne zaman öğretmen tokatlayıp intihara sürükledi? nedir bu bilgi kirletme merakı ya! içini bilmesek yani. ayıptır, günahtır. yapmayın! öğretmeni öldüren bizzat sendikadır. o öğretmen arkadaş sendikanın düzenlediği protesto eylemi sırasında kalp krizi geçirdi. vali olayından bir hafta sonra. KİRLETMEYİN!!!
Araştırmacı 26 Eylül 2018 09:18
İşin en garip tarafı duyabildiğimiz 3. havaalanında çalışanlarının protestosu sonucunda, Makro Market satışı sonucu işinden olanların tazminatlarını alamadıkları için yapılan protesto sonucu tutuklamalara alışıyoruz ve ne yazık ki kabulleniyoruz.STK lar dahil sendikalar bile ses çıkarmıyor belki de çıkaramıyor.
KARAR OKURU 26 Eylül 2018 09:13
Yıldıray Bey sizi Körlük romanındaki yazar gibi görüyorum.Ve ben da doktorun hanımı.Elimizden birşey gelmiyor.Biz söylüyoruz biz dinliyoruz. Kaleminize ,elinize sağlık
KARAR OKURU 26 Eylül 2018 09:01
Acaba iktidar panik içinde mi? Olanlara başka bir açıklama bulamıyorum.
KARAR OKURU 26 Eylül 2018 08:23
Memleketin durumu ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Kalemine sağlık
Sisifos 26 Eylül 2018 08:03
Bundan sonra intihar edecekler mümkünse fizyolojik biyolojik vs. sebeplerle intihar etsinler! Psikolojik sebeplerle intihar etmek yasaklansın
KARAR OKURU 26 Eylül 2018 06:55
Muhteşemsiniz
Mahir Ali 26 Eylül 2018 06:24
Bu yazı sorunludur.Bir baba hem ev alacak kadar varlıklı hem 35tl lik pantolon alamaması .sizce garip değil mi? Kaldı ki hiç bir sorun intihara götürecek kıyamette değil.Muhakkak bu babanın başka sorunları var.Bunu en iyi Evin kadını bilir.Acaba o baba evde başka ne sorun yaşamış.
KARAR OKURU 26 Eylül 2018 14:16
0
Yine okuduğunu anlamakta zorlanan biri:((Mesele adamcağızın neden intihar ettiği değil, mesele yetkililerin verdiği tepkiler.
KARAR OKURU 26 Eylül 2018 11:06
0
Mahir Ali, Vicdanın kurusun. Daha doğrusu vicdanın kurumuş. İntihar geride kalanlara ciddi bir mesuliyet yüklemektir ama buna değecek bir toplumda anlam taşır. Seni ve değirmenine su taşıdığın bu düzenin sahiplerinin müstehaklarını bulmasını diliyorum. Ne ara bu kadar gaddar oldunuz?
Abdullah birisi 26 Eylül 2018 05:25
Bir devletin psikolojik sorunlarını çözmemesi bir toplumu intihara sürükler.iste sorunun toplam özet yorumu bu cümle...kediyi sıkıstirirsan bir köşeye aynen kendi familyasindan aslan gibi saldirdigini görürsünuz..maalesef gidişat o yöne baştakiler insallah hisseder gereğini yapar..yoksa topyekun intihara gidiyoruz
Ali Kemal 26 Eylül 2018 04:23
Almanya Basbaki Merkel dün aciklama yapti"evet Anayasa koruma teskilati baskani ile ilgili yanlis karar aldim"diyor ve herkes Merkel i alkisliyor hatasinin farkina vardi ve aciktan da söyledigi icin.Peki Türkiye de yönetici zümre ne yapiyor olayi basitlestirip sanki hersey güllük güllistanlikmis gibi servis ediyor.Bu yönetici zümre niye cikip medyada bunu tartismiyor.Halk artik basi resmi olan bircok kuruma inanmiyor.Ismail Devrim gibi borcok insanin maddi durumu kötü ve bircok kiside intihar ediyor ve düsünüyorda kimse demesin ülkede ekonomi süper sokaktaki insanlara sorsunla
KARAR OKURU 26 Eylül 2018 03:19
Eline kalemine sağlık. Daha iyi anlatılamazdı. Ancak liyakatsız, eğitimsiz ve vicdansızlar bu yazıyıda okumazlar, okusada anlamadığından ders çıkaramazlar.
Sinan 26 Eylül 2018 02:43
Böyle giderse devletimizin intihar ettiği, yönetimimizin de olayın psikolojik sebeblerden kaynaklandığına dair açıklamasını okuruz yakında.
N.Öztürk 26 Eylül 2018 01:52
Ben halen Türkiye'de böyle bir olay yaşanmamıştır, diyorum. Patagonya'da olur bu tür şeyler.
Çerkez Ethem 26 Eylül 2018 01:27
Güzel bir yazı, BELKİ aydınlatır birilerini ! Bu kişinin intiharı üzerine (Ailesine, Allah sabır versin) elit/siyasetçilerin yaptıkları, herzamanki gibi onlardan beklentilerimizi aşmadı ve t.c. nin genetiginde olan, işci ve fakir sınıfı hor gören, nezaketten uzak/küçük düşürücü klasik açıklamaları herzamanki gibi beklenendi, bizleri şaşırtmadılar ! Gerçi alışmalıydık, Ölsekde, hata herzaman bizlerin ! t.c. nin elit/siyasetçileri herzaman haklıdır, bizler bilemeyiz onlar eniyisini bilir !
KARAR OKURU 26 Eylül 2018 00:23
Sonra da kalkmış BM'de mazlum milletler, ortak vicdan muhabbeti yapmışlar. Önce kendi ülkene bak demezler mi adama.
KARAR OKURU 26 Eylül 2018 00:20
En yakın çalışma arkadaşı hakkında hazırlanan PELİKAN raporunu kınamıyanlar, haklı eleştirilere tahammülü olmayanlar, TASFİYECİLİĞİ politik eylem bicimi kabul edenler. HEP TRİBÜNE KONUŞTULAR. bunların nedeni tribündekilerin uyanıp protestoya başlamamaları için.
karar okuru 26 Eylül 2018 00:15
Yıllardan 1984, aylardan Georg Orwell. Gerçek Bakanlığı'nda sıradan bir gün...
KARAR OKURU 26 Eylül 2018 11:09
0
Eyvallah. Cuk oturmuş...
KARAR OKURU 26 Eylül 2018 14:11
0
'İtaat yetmez, sevmek şart!'
KARAR OKURU 26 Eylül 2018 00:15
Kimin psikolojisinin daha bozuk olduğu ortada. Nefes alsak 'algı yaratıyorsun' diye suçlayacaklar.
KARAR OKURU 26 Eylül 2018 00:12
Anneleri ya suçlarlar, ya yuhalatırlar ya da tartaklarlar. Bir annenin acısını anlamak bu kadar mı zor...
KARAR OKURU 26 Eylül 2018 16:29
0
İlahi adalete inanın.
KARAR OKURU 26 Eylül 2018 00:07
Yıldıray Bey, Türkiye'de ölmek üzere olan mesleğinizin bir elin parmaklarını geçmeyen temsilcilerinden birisiniz, lütfen bunun bilincinde bir açıklıkta yazar mısınız. ''Kocaeli’deki idareciler'' kim? Kocaeli'de ya da kuş uçmaz kervan geçmez bir memleket köşesindeki idareciler kim? Yok öyle birileri, varsa da gölgeden başka bir şey değildirler.
Kasim Özdemir 26 Eylül 2018 00:05
Hep ağzına sağlık. Palavrasız,yalansız. İvazsız, garazsız bir yazı. Aydın dilinden. Dilinize sağlık.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN