Dünyanın en etkili 13’uncü ekonomistinin Mali Şube’de ne işi vardı?
2020 yılında Altınbaş Üniversitesi’nin resmi hesabından üniversite için gurur verici bir haber paylaşıldı.
Üniversitenin rektör yardımcısı dünyanın en etkili 100 ekonomisti arasında 13’üncü olmuştu.
Rektör Yardımcısı Profesör Emre Alkin’i akademi, ekonomi ve medya dünyasından tanıyanlar bu büyük başarısını günlerce sosyal medyada tebrik etmişti.
Peki kimdi, Prof. Alkin’i dünyanın en etkili 13’üncü ekonomisti seçen Richtopia?
Hala Altınbaş Üniversitesi’nin resmi hesabında olan haberde linke tıklayanları bir sürpriz bekliyor.
Çünkü artık Richtopia diye bir site yok.
Archive.org’dan Richtopia’ya girince Alkin’in başarısı daha net olarak görünüyor.
Çünkü listede Emre Alkin 13’üncü iken Dani Rodrik 15., Ben Bernanke 16. Larry Summers 18., Nobel ödüllü Robert Shiller 24. sırada.
Sitenin amatörlüğü listeye girenlerin fotoğraflarının düşük çözünürlülüğünden hemen anlaşılıyor.
Ama sonra en etkili romancılar, en etkili iş insanları, en etkili siyasetçiler diye onlarca farklı liste yaptıklarını görüyorsunuz.
Mesela en etkili romancı seçilen Paulo Coelhe, Facebook hesabından siteye teşekkür bile etmiş.
Listenin tam adını okuyunca mevzu aydınlanıyor: “The 100 Most Influential Economists Online”
Yani dünyanın en iyi ekonomistleri değil, internetteki en etkili ekonomistler listesi bu.
Bu listede akademik yayınlara, atıflara, bilimsel çalışmalara bakılmıyor, sosyal medya takipçileri, etkileşim, haberlerde görünürlük, Google’da ismin aranması, LinkedIn takipçileri ve genel dijital görünürlük gibi kriterlere bakılıyor.
Diğer listeler de böyle yapılıyor.
Peki kim bu Richtopia, sahibi kim?
Aslında site bir şirketin ya da kurumun değil. Bir kişinin.
Adı Derin Çağ.
Zaten kendisini hiç gizlemiyor. Her sayfada adı var. Listede sıralamaya girenlere de bizzat kendisi X’ten bunu haber veriyor.
Önce kod adı sanıyorsunuz ama değil. Lefkoşeli genç bir Kıbrıslı Türk Derin Çağ.
Ekonomi eğitimi yok. Kendi CV’sine göre Middlesex University’de Music Business Management eğitimi almış. Oxford Mezunu olduğunu da yazmış ama bakınca Oxford’da bağlı bir iş okulunda bir programda bir yıl eğitim aldığı anlaşılıyor.
İlgi sahası geniş; yapımcı, yayıncı, halkla ilişkiler uzmanı, komedyen…
Ama son işi hepsinden dikkat çekici.
Derin Çağ bugün “En Derin” adıyla bir rapçi.
2024 tarihli haberlerde Milli Gazete onu “Türkçe Rap’i uluslararası seslerle buluşturan yenilikçi”, Kocaeli Gazetesi “Türkçe Rap’in yeni sesi”, Olay Medya ise “Türkçe Rap’e yenilikçi bir dokunuş” diye tanıtıyor. Sabah’ın Günaydın ekinde de haber olmuş.
Instagram hesabında bunları gururla paylaşıyor.
Sayfasında gururla paylaştığı başarıları arasında Richtopia sitesinde 2020 yılında en etkili 13’üncü ekonomist seçtiği Emre Alkin’in bu büyük başarıyı duyurduğu paylaşımları da var.
Alkin, dünyanın en önde gelen 20 ekonomisti arasında gösterilmesini resmi Türkçe ve İngilizce biyografisine de gururla eklemiş.
Alkin’in biyografisinde en ilginç yer burası değil ama.
Emre ve Kerem Alkin kardeşler 80’li yıllarda İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden mezun olmuş.
Şanslı öğrencilermiş. Çünkü babaları Prof. Dr. Erdoğan Alkin, aynı yıllarda bu fakültenin en ünlü hocalarından biriydi.
Alkin kardeşler master ve doktoralarını da 90’lı yıllarda hala babalarının hoca olduğu İktisat Fakültesi’nde tamamlamışlar.
Daha da ilginci, her iki kardeşin birkaç yıl arayla tamamladıkları master ve doktoralarında tez danışmanları da aynı kişi.
Hayır babaları değil. Ama babalarının oda arkadaşı ve çok yakın dostu Prof. Dr. Ali Özgüven.
İki kardeşin akademik kariyerlerindeki tuhaf benzerlikler bunla da sınırlı değil.
Kerem Alkin, 1987 yılında, kardeşi Emre Alkin ise 1991’de mezun olur olmaz İktisat Fakültesi’ne asistan olarak girmişler.
Bir lisans mezunun hemen asistan kabul edilmesi büyük başarı. Hem de bu tarihte iki kez bu iki kardeşin başına gelmiş.
Ama bu hızlı akademik kariyer burada da bitmiyor.
İki kardeş babalarının en yakın dostuyla master ve doktoralarını babalarının fakültesinde asistan olarak tamamladıktan sonra kariyerleri daha da hızlanıyor.
Kerem Alkin 1993 yılında doktorasını tamamladıktan 6 ay sonra 28 yaşında yardımcı doçent olarak aynı üniversitede kadroya giriyor.
1998 yılında 33 yaşındayken ise yine aynı fakültede doçent oluyor. 38 yaşında da profesör oluyor.
Emre Alkin’in hızı ise daha da başdöndürücü.
1996 yılında İktisat Fakültesi’nde doktorasını tamamladıktan bir yıl sonra 27 yaşında aynı üniversitede doçent oluyor.
Üstelik doçent olduğu sırada üniversitede bile değil.
Resmi biyografisine gururla eklediğine göre ‘Askerliğini Milli Savunma Bakanlığı F-16 Uçakları Sistem Yönetim Daire Başkanlığı’nda yedek subay olarak yaparken 1997 yılında İktisat Teorisi Anabilim Dalı’nda Doçent unvanını’ almış.
Aynı bilgi Doğan Kitap’taki biyografisinde de var.
32 yaşındayken ise profesör oluyor.
Peki, bu hızlı kariyer hangi yayınların eseri?
Emre Alkin’in akademik kariyerinin ilk yıllarındaki yayınlara bakıldığında uluslararası akademik dergilerden çok Türkiye’de yayımlanan bazı dergiler görülüyor.
1997’de doçentlik öncesi tek akademik makalesi eski makalesi 1994’te Banka ve Ekonomik Yorumlar dergisinde yayımlanan “1994/1995’de İmalat Sektörünün Olası Performans Analizi.”
Herhalde artık ilginç bulunmayacak ama bu akademik derginin danışma kurulunda babası Prof. Dr. Erdoğan Alkin’in de bulunuyor.
1996’da doktorasını bitiren Alkin, 1997’de 27 yaşında doçent oldu.
Ama hangi yayınlarla doçent olduğunu akademik yayınlar listesinden anlamak mümkün değil.
1997 ve sonrasında yine Banka ve Ekonomik Yorumlar, Yeni Türkiye, Maliye ve Finans Yazıları gibi Türkiye merkezli yayınlarda sınırlı sayıda makaleleri görülüyor.
Bunlar doçentlik dosyasına yetişmiş mi şüpheli.
Kerem Alkin’in yayın listesi daha da bakir. Bütün kariyerinde 1 makale ve 2 kitap var toplamda.
Tek hakemli dergi makalesi 1998 yılında doçent olduğunda yazdığı bir makale.
Emre Alkin’in akademik biyografisinde en çok görünen yayın ismi ise ilk bakışta çok havalı duruyor; Tomorrow’s Affairs.
Burada 183 İngilizce makalesi görünüyor.
Fakat Tomorrow’s Affairs akademik bir iktisat dergisi değil. Güncel siyaset, ekonomi ve uluslararası ilişkiler üzerine yorum ve analiz yayımlayan bir internet yayını.
Tomorrow’s Affairs’in en aktif yazarı da 183 makaleyle Emre Alkin.
Neredeyse başka yazarı yok bu İngilizce yayının.
Tomorrow’s Affairs’in arkasında bir İsviçre şirketi var. Bir İtalyan ve bir de Türk iki kişinin sahip olduğu tam olarak ne iş yaptığı belli olmayan bir finans şirketi bu.
Neden böyle bir yayın yaptıkları da belirsiz.
Ama bir rektörün CV’sinde şık göründüğü kesin.
Yani özetle karşımızda iki nepobaby kardeş var.
Yani nüfuzlu ebeveynler sayesinde yapılmış kariyer hikayeleri bunlar.
Türkiye’deki üniversitelerde sık sık rastlanan evladına üniversitedeki rahat ve itibarlı postunu devreden profesör hikayelerinden biri bu.
Ama kariyer hikayesi böyle destekli, hızlı, çilesiz, emeksiz başlayınca öyle de devam etmiş.
Kerem Alkin de şimdi sahibi MHP milletvekili olan Uysal Holding’in kurduğu Nişantaşı Üniversitesi’nde 2014-2016 arası rektörlük yapmış.
Sonra 2015’lerde bir anda AK Parti iktidarına doğru yanaşmışlar. Bunun nasıl olduğunu o ısrarlı ‘’önümüzü açın bakanım’’ başlıklı emaillerde görmüştük geçen yazıda.
İşe de yaramış, iki kardeş bir anda Cumhurbaşkanlığı Akademik İstişare Konseyi üyeleri oluvermişlerdi.
Kerem Alkin daha sonra hiç boş kalmadı.
2016–2018: Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı İnternet Geliştirme Kurulu Üyesi.
2017–Eylül 2018: Türkiye Varlık Fonu Yönetim Kurulu Üyesi.
2018–2020: Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Genel Sekreteri.
2020–2021: Halkbank Yönetim Kurulu Üyesi.
2021–2024: Türkiye’nin OECD Nezdinde Daimi Temsilcisi / Büyükelçi.
2025: Dışişleri Bakanlığı’ndan emekli oldu.
Emre Alkin ise daha sonra sık sık yapacağı gibi iş kariyeriyle akademik kariyerini birleştirmiş.
2008’de profesyonel yönetici olarak girdiği Altınbaş Holding, üniversite kurunca 2011-2021 arasında orada rektör yardımcılığı yapmış (İlk adı Kemerburgaz Üniversitesi)
Sonra Doğa Sigorta’da yöneticilik, ardından Doğa Sigorta’nın kurduğu ilk adı Ayvansaray olan Topkapı Üniversitesi’nde rektörlük.
Doğa Sigorta’yı TERA alınca bu kez iki kardeş TERA’da pek çok yöneticilik titrini almışlar. Yetmemiş Tera’nın sahibi Emre Tezmen’le birlikte yine övgünün fazla olduğu yayınlar yapmışlar.
Aynı zamanda da Emre Alkin Topkapı Üniversitesi rektörü kalmış, ağabey Kerem Alkin de İletişim Fakültesi dekanı olmuş.
Eski ve yeni mütevelli heyeti başkanları, rektörü ve dekanı fon soruşturmasında gözaltına alınan Topkapı Üniversitesi’nde başka tanıdık isimler de var.
Üniversitenin sosyal medya hesabında bakınca en aktif hocası Rektör yardımcılarından Prof. Dr. Mehmet Levent Yılmaz.
Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı’nda ekonomi alanında danışmanlık yapmıştı bir süre. İktidara yakın gazetelerde yazıyor, televizyonlarda ekonomi yorumları yapıyor.
Yılmaz’ın Google’da çıkan X profilinde hala “İstanbul Topkapı Üniversitesi Rektör Yardımcısı” yazıyor.
Ama Tezmen ve Alkinlerin gözaltına alınmasının ardından Yılmaz’ın güncel X profilinden Topkapı Üniversitesi kaybolmuş.
Üniversitenin bir başka meşhur hocası daha var.
Emekli amiral Cihat Yaycı.
Yaycı’nın doktora tezindeki intihalleri daha önce bu köşede belgeleriyle yazmıştım.
Meğer Topkapı Üniversitesi’nde profesörlüğe kadar yükselmiş: “Üniversite, kendisinin vizyonu doğrultusunda Mavi Vatan Doktrini, savunma sanayi, yapay zekâ, finans, sağlık teknolojileri ve girişimcilik merkezleri gibi stratejik alanlarda önemli çalışmalar yürütmektedir.”
Bu kadroların ortak bir özelliği daha var.
Bunlar iktidar trenine sonradan, dışarıdan atlayan isimler.
Ve atlarken de başkalarının üzerine basarak bunu yapmışlardı.
Bir zamanlar AK Parti’nin ekonomi kurmayları Mehmet Şimşek, Ali Babacan, Erdem Başçı, İbrahim Turhan gibi uluslararası piyasalarda ve akademide karşılığı olan isimlerdi.
2014’den sonra muhafazakarların kendi içinden yetişmiş bu kadrolar dış güçlerin adamı, fazla liberal, kapitalist, faizci, Bilderberci ilan edilip tasfiye edildiler ve yerlerine de bu tasfiyede aparat olarak kullanılmış bu fırsatçı yerli ve milli ekonomistler bir ekip olarak geldiler.
Yerli ve milli, şer odakları, ekonomik bağımsızlık mücadelesi gibi şifreli kavramlar son 10 yılda onlara o kadar kapı açtı ki, Tera batarken yaptıkları açıklamada ard arda bu kavramları sıralayarak, Cumhurbaşkanına bağlılık yeminleri ederek yırtabileceklerini düşündüler.
Ama kriz büyük olunca bu fırsatçılık hikayesinin sonu Mali Şube’de bitti.
Herhalde onlara tanınan son ayrıcalık 500 bin kişilik bir dolandırıcılık vakasında tutuklanırken tek kare fotoğraf vermemek oldu.
En son Alkin kardeşler savcılara “Sermaye piyasasını çok iyi bilmiyorum“ diyerek kendilerini savunuyorlardı.
Belki de uzun süredir söyledikleri ilk doğru bu. Ama bu cehalet de bir portföy şirketinin yönetimine girme açgözlülüğüne engel olamamıştı.
Açgözlülük sadece onları değil, şimdi adlarından bahsedilmeyen pek çok kişiyi bu kriz karşısında lale çevirmiş durumda.
Şimdi bütün suçlar dışarıdan iktidar cephesine eklemlenmemiş bu iki nepobaby kardeşin üzerine usulce bırakılabilir.
Dünyanın en etkili 13’üncü ekonomistini hapse atmanın utancı herkese yeter!
