Back To Top
Her şey neden çok güzel olmadı?

Her şey neden çok güzel olmadı?

 - Son Güncelleme: 20.05.2019 Pazartesi 09:53
- A +

33...

Bandırma Vapuru’nda Mustafa Kemal Paşa ile Samsun’a çıkan subayların yaş ortalamasıydı bu.

Samsun’a ayak basan heyetin en yüksek rütbeli komutanı Mustafa Kemal de sadece 38 yaşındaydı.

Çoğunluğu, artık ülke toprakları içinde olmayan Balkan şehirlerinde doğmuş bir grup genç subayın, İzmir’in işgal edilmesinden bir gün sonra attıkları cesur adımın 100. yıldönümü için dün Samsun’da kutlamalar vardı.

19 Mayıs’ın aynı zamanda Gençlik ve Spor Bayramı olmasına  uygun olarak kutlamalarda sık sık içinde gençler geçen ümitli, heyecanlı cümleler kuruldu.

Tabii ki birlikte sevinmeye, heyecanlanmaya, umutlanmaya her toplumun ihtiyacı var.

Özellikle de eksik kadroyla da olsa yan yana gelmiş siyasi parti liderleri fotoğrafından bile heyecan duyacak kadar çok yıpranmış ve bölünmüş bir toplumun.

Ama tarihi olayların 50’inci, 100’üncü yıldönümleri sadece kutlamak için değil, bir adım geriye çekilip muhasebe yapmak için de bir vesile olmalı.

O vesile benim için Gençlik Bayramı 19 Mayıs’ın 100. yıldönümüne denk düşen bir genç ölüm haberini almak oldu.

Mehmet Ördekçi adı pek çokları için pek bir şey ifade etmeyebilir.

Ama son 10 yılı internet mecralarında Türkiye’nin gündemini izleyerek ve okuyarak geçirmiş sosyal medya nesli için sık sık yazdıklarını okudukları bir isimdi Mehmet Ördekçi.

Sosyal medya çağında kimliğin ve tanışıklığın da içeriği değişti.

Artık en yakın akrabalarımız, arkadaşlarımızla bile online olarak birlikte vakit geçirdiğimiz süreler, fiziken birlikte olduğumuz süreleri geçiyor. Hatta yan yana geldiğimizde bile ellerimiz sanal dostlarımıza kayıyor.

O mecralarda tanıştığımız ve sürekli online olarak birlikte olduğumuz pek çok insanla da en yakın arkadaşlarımızdan daha fazla fikir, duygu paylaşıyoruz.

Mehmet Ördekçi de onlardan biriydi.

Çoğumuz için şahsen tanışılmayan ama Türkiye’nin çalkantılı son 10 yılında günlük gibi kullandığı Ekşi Sözlük, Twitter ve Facebook gibi mecralarda sık sık yazdıklarını okuduğumuz bir profilin adıydı.

Ama onu şahsen tanımasa da herkese yakın kılan, bu ismin bir profil adına değil, kanlı canlı gerçek bir insana tekabül etmesiydi.

Üzerine yazdığı meselelere ilgisinin sebebi siyasete merakı değildi. O aslında bütün hayatını etkilemiş, bedeninde izler bırakmış şahsi meseleleri üzerine yazıyordu.

1967 doğumluydu, ODTÜ ve Mülkiye’de felsefe okumuş, çevirmenlik, editörlük yapmıştı.

Eğer bir İskandinav ülkesinde yaşasaydı, hikayesi bundan ibaret olabilirdi.

Ama Tanpınar’ın dediği gibi Türkiye bu evladına da kendisinden başka bir şeyle meşgul olma imkânı vermedi.

1993 yılında 26 yaşında Ankara’da yasadışı bir sol örgüte üyelikten tutuklandı

Silahlı sol örgütün, silahlı eyleme karışmamış bir üyesiydi ama bu 10 yıl hapis cezası almasını engellemedi. Vatandaşlarının hataları için hesap sormakta bonkör, kendi hataları için hesap vermekte cimri olan devlet büyüklüğünü bir kere daha göstermişti.

Gençliğini, on 19 Mayıs’ı Türkiye’nin değişik hapishanelerinde geçirdi.

Ama içeride onu geçen uzun yıllar, devletin hapishanelerinin koşullarından çok, mensubu olduğu örgütün ve diğer sol örgütlerin gaddarlıklarıyla yüzleşmesi yıpratmıştı.

İç infazlar, işkence, bağnazlık karşısında hapisteki ilk yıllarında  “Benim bunların arasında ne işim var” noktasına gelmişti::

“Elimde izahat da mazeret de kalmadı, ne yapacağımı bilmiyorum. Bambaşka ve yepyeni bir dünyayı bu insanlarla mı kuracağız? Kendi yarattığım roman karakteri ‘devrim sadece olurken güzeldir’ derken benden daha mı haklı? Sonra her şey yeni yerini bulacak ve hayat eskisi gibi mi devam edecek? Uğruna canlar verilen ve verilecek yeni dünya bugünkünün sadece aynadaki tersi mi? Karşı çıktığımız her şey gene olacak ama yeri mi değişmiş olacak? Bunca acıyı işkence yapanlarla işkence görenler, ezenlerle ezilenler, yok sayanlarla yok sayılanlar… sadece yer değiştirsinler diye mi çektik?” demişim.”

Hapishane hayatının ilk yıllarından itibaren başlayan sert muhasebe sürecinden sonra Türkiye’de çok insanın yapmaya cesaret edemediğini yapmış, kendi doğrularının peşinde sonu meçhul bir yolculuğa çıkmıştı. Başka dünyaları keşfediyor, metafizikle ilgileniyor, Kuran okuyordu.

Üstelik bunu örgütlerin koğuşlarından kaçarak sığındığı, avlu çıkışı olmayan, güneş görmeyen  bir kaç metre karelik hapishane hücrelerinde yapmıştı:

“Orada havalandırmaya, yani avluya, yani güneşe çıkma imkânı olmadığından, kendi isteğimle orada kaldığıma dair bir şeyler imzalayarak yeni yerime taşındım. Başgardiyan, “burada yaşanmaz. Bir-iki hafta kafanı dinle de geri koğuşuna dönersin” diyordu…Orada dört yıl kaldım! Dört yıl güneşe çıkmadım. Ama kendimle baş başa kaldığım, içimin koridorlarında gezindiğim, ruhumu neredeyse elimle tutabildiğim o dört yıl, içim hiç olmadığı kadar aydınlandı. Her şeye rağmen, bütün hapishane hayatımın en özgür dönemiydi!”

Devletin işkencesinden, infazlarından şikayet ederken kendi işkencecilerini, cellatlarını yaratmış örgütler ve dünyalarından kurtulduğu bir zamanda 19 Aralık 2000 günü aldığı bir haber bütün hayatını değiştirdi:

“19 Aralık 2000 günü, sabahın erken saatlerinde, aynı anda 20 cezaevine askerler operasyon düzenledi. Bunlar örgütlerin bulunduğu cezaevleriydi. Dolayısıyla Afyon bu cezaevleri arasında yoktu. Ama İstanbul’da, Bayrampaşa Cezaevi’nde yatan kardeşim için endişelenmeye başlamıştım. Daha önce de tek tek cezaevlerinde askerin müdahaleleri sırasında kan dökülmüş, ölen mahkûmlar olmuştu. Akşamki en erken ana haber bülteni Kanal 6’da Hakan Aygün’ün sunduğu ve 18.30’da başlayacak bültendi. Başladı. İlk haber tabii cezaevi operasyonlarında ölenlerden isimleri belli olanlardı. İçimden, inşallah tanıdığım, üzüleceğim kimse olmaz aralarında, yeni toparlandım, sağlığım hemen geri bozulmasın diyerek televizyonun sesini açtım. Hakan Aygün’ün okuduğu ilk isim olarak Murat Ördekçi’yi duyunca beynimi dolduran bir uğultu oldu, sonrasını ise hatırlamıyorum. Sesim kısılana kadar bağırmışım…”

Aynı örgüte mensup olmaktan uzun yıllardır hapis yatan kardeşi, operasyon sırasında avludan koğuşuna doğru kaçmaya çalışırken askerlerin kurşunlarıyla öldürülmüştü. Üstelik devletin hapishane baskınında örgüt mensubu olarak öldürdüğü, örgütün de “şehidi” olarak selamladığı kardeşi artık ne örgüt mensubu ne de birilerinin “devrim şehidi”ydi. O da benzer bir muhasebeyle kendi bağımsız kimliğini oluşturmuştu.

Ama örgüt baskısından kurtulmaya çalışırken devletin hayata dönüş gaddarlığına yakalanmıştı.

Ördekçi ailesi devlete karşı bir hukuk mücadelesine başladı.

Bu sırada Mehmet Ördekçi, 26 yaşında girdiği cezaevinden 2003 yılında 36 yaşında çıktı. Cezaevinden çıktığı ilk günü de bir Facebook postuna yazmıştı:

“Bir insanın betonla bunca fazla hatırası olmamalı. Bazı insanların ölmesini dilerken sesim titremez, ama herhangi bir insanın içeride çürümesini dilerken bir-iki filtreden geçiririm öfkemi. Tahliye olduğum gün Afyon askerlik şubesince Eskişehir Hava Hastanesi'ne gönderilince, kendi evimizi görmeden Siyasal'dan arkadaşım sevgili Sevil'in evini görmüş oldum. Hiç düşünmemiştim, aklıma gelmemişti, kendime sormamıştım, bunca yıldan sonra (bir) eve girince somut olarak ne hissedeceğimi. Eskişehir'i de ilk görüyorum, neresindeyim haberim yok. Sevil geldi aldı beni hastaneden. Vardık evine. Ayakkabımı çıkardım. Salona girmem ve halıya basmamla donup kalmam bir oldu. Refleks olarak ağlamaya başladım. Ayaklarım. On yıldır (1993-2003) betona basan ayaklarım halıya basınca halıya basmayı "hatırladılar." Altüst oldum. Doya doya ağladım.”

10 yıl sonra dışarı çıktığı Türkiye’de artık yeni bir iktidar vardı. İşkenceye sıfır tolerans vaadiyle iktidara gelen AK Parti, Avrupa Birliği yolunda üst üste hukuk ve demokrasi alanında reform paketleri açıyordu.

Artık devletin daha dokunulabilir olduğu bu yeni Türkiye’de 2004 yılında İstanbul 2. İdare Mahkemesi Bayrampaşa Cezaevi'ndeki operasyonda hayatını kaybeden Mahmut Murat Ördekçi'nin yaşam hakkının ihlal edildiğine karar vermiş, İçişleri ve Adalet Bakanlıklarını suçlayan mahkeme aileye tazminat ödenmesine hükmetmişti.

Mehmet Ördekçi, eski bir devrimci mahkum olarak bu yıllarda önce bloglar, ardından Ekşi Sözlük, Twitter ve Facebook üzerinden eski rejimin savunucularına karşı bu değişimin yanında duran bir siyasi pozisyonu güçlü bir şekilde savundu. Kendi çevresiyle, eski dava arkadaşlarıyla tartışmalara girdi. Döneklik, yandaşlık, dincilerle işbirliği yapmakla suçlandı.

Samimi bir özeleştirinin itiraf muamelesi görüp üzerinde tepinildiği, fikirlerini hiç değiştirmemenin erdem sayıldığı, farklı fikirlerdeki insanlarla ortak değerler için yan yana gelme riskini almaya “kullanılmak” denilen bir ülkede yapmaya çalıştığı zor bir işti:

“Bu kadar da değil. Yanılmışım diyebilmek, evet bir erdemdir. Ama “vasatın tasallutu” altında her erdem gibi bu da cezasız kalmaz! Başkalarının ağzından çıkacak her özeleştiriyi kendilerine övgü gibi anlamaya, sizin özeleştiriniz üzerinden kendi b.. hayatlarının sağlamasını yapmaya hazır insanlarla dolu cennet vatanımız. Çıktığımdan beri, beni en çok dinledikleri için en çok anladıklarını sandığım kimseler de dâhil, aynı yöntemle kendi hayatına bakmayı akıl edebilen çıkmadı. Ben konuştukça herkes kendisinin ne kadar mükemmel olduğunu gördü! Şu halimle başkalarının yanlışlarından söz etmem ayıptır, ben kendi eteğimdeki çamurdan söz edeyim derken; herkes tertemiz çıktı, bütün ihale bende kaldı…”

Ama Gezi’den itibaren yolu AK Parti iktidarıyla da ayrıldı. Net ve benim de nasibini aldığım epey sert, zaman zaman haksız bir eleştirel pozisyon aldı.

Ama muhalifleri bu bile kesmedi. İktidar partisini kapatmaya çalışan, başörtülü üniversite öğrencisine, Kürtlerin mahkemede Kürtçe savunma hakkına, Azınlık Vakıflarının geri iadesine bile direnen askeri vesayet rejimini tasfiye etmek için 2010 referandumunda “Yetmez ama Evet” oyu vermiş olma ‘suçu’ affedilmiyordu:

Yetmez ama evet'çilere üç yıldır hırlamaya doymayanların bilinçaltında "ordu/cumhuriyet... bizi korusun" şablonu var. Eski Türkiye'nin ezik ve ... tebası modundalar. "Hükümetin/devletin şunu şunu yapmasına izin vermeyiz, mücadele ederiz" demeye zihniyet yapıları ve ... müsait değil. Bu durumda hangimiz daha solcu oluyoruz pardon?”

Geçen hafta vefat haberi duyulunca sosyal medyada boy gösterip, sol örgütlere eleştirilerini ve yetmez ama evet oyunu hatırlatanlar, bir kere kan davası güden aşiretlerin bile yanında hümanist kaldığı ideolojilerinin kendilerini nasıl insanlıktan çıkardığını göstermiş oldular.

Halbuki, uzun yıllardır çoklu organ yetmezliği yüzünden kurtulamadığı hasta yatağında onu heyecanlandıran son siyasi olay Ekrem İmamoğlu’nun seçilmesiydi.

Ama bu tepkiler gösteriyor ki “Her şey çok güzel olacak” demeden önce “Her şey neden çok güzel olmadı” sorusuna samimi bir cevap vermek gerekiyor.

Türkiye’nin bugün yaşadığı bütün problemlerin miladı 17 yıl öncesi değil.

Mehmet Ördekçi ve kardeşinin hayatının karardığı yıllarda AK Parti yoktu.

AK Parti de her şey güzel olacak diye iktidara gelmiş, kardeşini hapishane baskınında kaybetmiş bir devrimci mahkumun bile desteğini kazanacak kadar güzel işler yaptıktan sonra her şey çok güzel olmaktan hızlıca uzaklaşmıştı.

Peki bunca yıldır bütün iktidarların her şey çok güzel olacak vaatlerinin sonunda neden bir türlü her şey güzel olamadı?

Neden 100 yıl önce genç liderlerin kurmak için adım attığı ülke bir yüzyıl boyunca gençlerini bu kadar kolay harcadı?

Bu soruların gerçek cevaplarını bulmadan, yapısal sorunlara eğilmeden hiçbir zaman her şey çok güzel olmayacak. Ya da her şey biraz çok güzel olduktan sonra yeniden aslına dönecek.

Her şeyin çok güzel olması için önce Mehmet Ördekçi’nin göze aldığı sertlikte ve netlikte özeleştirilerin verilmesi, cemaat, ideoloji, örgüt duvarlarının aşılması, kendi doğrularını kendisi inşa eden şahsiyet sahibi aktörlerin ortaya çıkması gerek.

Ama maalesef Mehmet Ördekçi, her şeyin çok güzel olduğunu göremeden, Türkiye’nin eseri olan hastalıklarla geçen uzun ve zorlu mücadelesinin sonunda geçen hafta 52 yaşında hayatını kaybetti.

Ondan geriye son 10 yıl olan bitenler hakkında neredeyse gün be gün yazılmış blog yazıları, postlar, entryler, tweetler kaldı.

Hayat hikayesini yazdığı blogdaki yazı şöyle bitiyordu:

Az kaldı, bitiyor. Ünlü biri değilim. Ama olur ya, benim için “içeride kafayı yedi” gibi şeyler dendiğini duyan varsa aranızda, bilsin ki ol hikâyat işte bundan ibarettir. Bu yazı bir şikâyetname değil. Allah mıdır adı, evren mi, Çalap mı, Tengri mi, Tanrı mı, God ya da Gott mu, Ulu Manitu mu, “Bir” mi, “Tek” mi, her ne ise işte, O’nun bana yaşattığı ve yaşatacağı hiçbir şeyden şikâyetim olamaz zaten. Ben bu yazıyı yazan ben’den memnunum ve bu ben’i bütün bu yaşadıklarıma borçlu olduğumun farkındayım. Son nefesle mezun olunan bir okuldayız hepimiz. Benim de bu hayatta O’nun bana bıraktığı sınırlar dâhilinde rolümü İYİ oynamaktan, ruhumu bir sonraki durağa hazırlayacak sınavları geçmekten başka amacım yok. Hatta diyorum ki, belki bu okuduğunuz da sadece bir yazılı kâğıdıdır!”

Bu yazılıdan geçtiğine şahidiz. Allah rahmet eylesin....

https://mehmetordekci.wordpress.com/2007/01/11/sonsuzluga-acilan-kogus-3/

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
.kgjh 21 Mayıs 2019 14:48
Başlığınız çok bombastik, yazınızda bahsettiklerinizin hepimiz farkındayız. Güzel clickbait
KARAR OKURU 20 Mayıs 2019 20:11
Demek ki gerçek demokrasiye erişmek okadar da kolay olmuyor, daha kaç kuşak geçmesi gerekecek kimbilir. Sorun sistemle birlikte insan sorunu. Önce insanın kendi küçük dünyasında demokrasiyi hazmetmesi gerekiyor, daha sonra yönettiği toplumda uygulaması ya da yönetimden talep etmesi. Verdiğimiz mücadele, verdiğimiz canlar ne yazık ki yeterli değilmiş....belki bir 50 yıl sonra...
Emre 20 Mayıs 2019 17:03
Mehmet Ördekçi için, 'Gezi’den itibaren yolu AK Parti iktidarıyla da ayrıldı. Epey sert, zaman zaman haksız bir eleştirel pozisyon aldı.' demişsiniz. Gezi eleştirilerinde de haklıydı. Rejimin yeniden otoriter bir istikamate döndüğünü gördü ve eleştirdi. Siz görmediniz. Keşke siz de o zaman görseydiniz.
Umut Emiroğlu 20 Mayıs 2019 16:59
Bu yazı için ancak teşekkür edilir.... Anlaşılan hakikat arayıcısı bir harabat ehli aramızdan ayrılmış. Cenab-ı Hakk cemalinden kandırsın (amin). Aziz ruhunu Salih Baba'dan alıntı ile analım; Zahiri batın bil batını zahir Bu yolda olmak istersen mahir Harabat ehline hor bakma şakir Defineye malik viraneler var
KARAR OKURU 20 Mayıs 2019 16:26
Aklıma bir isim geldi, ODTÜ'den arkadaşım Aydın Ördek, tanıdığım en iyi insanlardan biridir, ateisttir ve iyilikten dürüstlükten ayrılmaz. Siyasaldan khk ile ihraç edildi. Aynı zamanlarda hızla yükselen dindar Anadolu insanları da tanıdım. Dindarlıkları ve tanıdıkları çok iş yapıyor. Yalnız devleti suçlamak, gençlerine kıyıyor demek kolay iş. Ahlakı, erdemi, davayı pragmatikçe kullanmak bizim tabiatımız olmuş. İzmir'in dağları da şehit tahtında da belediyelerin konserleri için birer parçadır.
murat 20 Mayıs 2019 14:32
Bu ülkede ne saçma sapan acılar var arkadaş. İnsanın insana yapamayacağı zulmü su içer gibi yapan devlet, örgüt, insan müsveddeleri. Entelektüel bir ermişe dönüşen Mehmet Ördekçi hikayesi. Şok edici ama samimi. Bu hikayenin geçtiği ülke ve toplum için utanç utantç utanç.
Murat 20 Mayıs 2019 14:23
Sayın Oğur, çok teşekkürler. Samimi, hakiki ve acılı bir hayatı bize tanıttığınız içim. MehmetÖrdekçi'nin hikayesi bir Türkiye hikayesi. Bu hikayeden erdemli bir hayat çıkaran adama selam olsun, rahmet olsun.
Kasım Özdemir 20 Mayıs 2019 14:07
Yazınızı üçüncüye okudum yıldıray bey. Ruhumda bilge rüzgarlar esti. Merhum Ördekçi kendini yani hakikati aynı zamanda dışındaki alemi yakalamış. Ekser, ah ekser! Kendi kulvarında bir nal izi su birikintisinde saman çöpünü gemi sanan ekser. Eşrefi mahlukata varamayan ekser. Ekser güzel olmaz hiçbir zaman!
BAŞIM BELADA 20 Mayıs 2019 13:49
"Ben bu sistemle başı belada olmayana adam demem." Ahmet Kayalı
Tarık 21 Mayıs 2019 08:46
0
böyle lafları eskiden en çok İslamcılar ederdi. övünürlerdi sistemin tornasından farklı çıktıkları için. Erbakan da partisine sistem dışı parti derdi. Şimdi sistemin başsavunucusu islamcılar. sisteme eleştiri getirenlere zalim kesilen İslamcılar.
düşkün melameti 20 Mayıs 2019 12:38
ah teslimiyet, malasef insanın daima haklı olması mutluluk getirmiyor hayatın içindeki imtihanlar insanları savuruyor ve tabiki ülkeleride savuruyor bizim ülkemiz yıllardır iyi yönetilmiyor yönetenler kendi çıkarları uğruna yönetim sistemindeki yanlışları çokçayaparak ülkenin ayarını bozdular bu geldiğimiz nokta bu günkü sistem ülkemize uygun olmadığı anlaşıldı ama yanlıştan dönmek için gayret yok malesef muhalafet güçsüz muhalafeti güçlendirmek gerekir onun için adaletsia akp kendi içinde muhalefet partisi çıkarmalıdır Davutoğlu hoca hemen pa
'Okur' okuru 20 Mayıs 2019 12:27
Sayın 'Okur' kardeş, Bu yazınızla Karar'ın ana başlığına çekilen 'İslam Alemini Utandıran Liste' yazısı herhalde çok güzel bir tesadüf/tevafuk olsa gerektir. Neden bizim dünyamızda/coğrafyamızda Mehmet Ördekçi tarzı örnekler/acılar yaşanır, herhalde bu soruyu siz soruyorsunuz, cevabını da Karar bu ana başlıktaki haber/yazıda veriyor, kanımca.. Evet, 'Neden her şey çok güzel olamıyor' sorusunun cevaplarından biri, belki de en önemlisi, Muhammed Abduh'un şu sözünde saklı duruyor, diyor ki o: "Batı’ya gittim, İslam’ı gördüm ama Müslüman yok
Gürünlü Okur-Yazar 20 Mayıs 2019 12:19
Sayın OĞUR yazınız üstüne Taşgetiren'in "İslamın kapsama alanı" yazısı ve "-İslam bizim neyimiz olur ?" sorusunu bir daha okuyup merhum Ördekçi'nin bloğuna döndüm. Önce şu ramazan ayında okuyucuyu sarstığınız için teşekkürler. ÖRDEKÇİ'nin çileli hayatının finalinde, bizim inanma tezimizi (!) haklı çıkaran donelere rastlayınca ; kendi yumuşak halımıza daha bir abanarak "-Demek ki doğru tarafta safa girmişim " kolaycılığı ve fırsatçılığından utanak Yaradan'a sığındım. Çilesiz, bedelsiz ve meşakkatsiz "-ne şanslıyım doğru tribündeymi
KARAR OKURU 20 Mayıs 2019 12:07
Allah rahmet eylesin, ne hayatlar var... Peki benim size bir sorum: Siz sert ve net bir özelestiri yaptiginizi düsünüyor musunuz? Böyle bir özelestiriyi okurlarinizla paylasir miydiniz?
Uzun zamandır okuduğum en manalı, en dolu, en insani yazıydı. Halıya basınca hislenmek ne demek bilmiyoruz. Sürgünde dönünce evinin önündeki asırlık ağaca sarılıp saatlerce ağlayan bir ihtiyarın hikayesini dinlemiştim. O geldi hatırıma. Ülkelerin beka meselesi içinde yaşayanların insanlığını kaybetmektir.
demircan 20 Mayıs 2019 11:39
yazınızın bitiminde yanaklarımdan aşağı süzülen göz yaşı damlaları vardı. onlara bu acıları yaşatanlar acaba şimdi neredeler.bu yazıyı okusalar ne hissederler.vicdanlarında ufak bir ürperti hissederler mi. masalcı dedemiz 2002 yılında her şey çok güzel olmuştu diye başlamıştı masalına peki masal nasıl bitiyordu acaba.
KARAR OKURU 20 Mayıs 2019 11:33
Değerli yazar bu yazıyı ömrüm boyunca saklayacağım. Adalet, özgürlük, eşitlik, ekonomik refah söylemleri ile iktidar olan grup; bugün ülkemi bu hikayenin yaşandığı yılların da gerisine taşıdı. Siyaset sorumluluklarının, yaptıklarının veya yapmadıklarının hesabını vermeden bu ülke asla düzelmez. Hiç bir şey güzel olmaz. Yine başlangıç noktasından daha da geri gider. Siyasetin de her kademede devlet memurunun da hesap vereceği yanlışının bedelini ödeyeceği bir sistem kurulmadıkça "hiç bir şey güzel olmaz"... Sonra bir bakmışın kafasına es
mutlu yücel 20 Mayıs 2019 11:31
haklı olmak, haklı olanı dile getirmek,insan-ı kamil olmak,iki cihanın en büyük nimetine sahip olmaktır ki bunun iç huzurunu yaşamak ne güzel şey.AKP keşke,özdekçi lerin hakkını yiyip,yontulmamış yobazların, çıkarcıların,tarafgir yazar çizerlerin önüne atmasaydı.
KARAR OKURU 20 Mayıs 2019 12:21
4
kemalistlerden öğrendiler
KARAR OKURUmutlu 20 Mayıs 2019 13:02
1
bencede
KARAR OKURUmutlu 20 Mayıs 2019 13:04
4
kemalistler de en büyük yobazlar sınıfına girer.
KARAR OKURU 20 Mayıs 2019 13:30
10
12:21 madem kemalistlerden öğrendiklerini uygulayacaklardı neden kemalistleri eleştirdiler.
KARAR OKURU 20 Mayıs 2019 17:35
3
o da o kesimin tutarsızlığı.
KARAR OKURU 20 Mayıs 2019 11:07
Otoriter devlet anlayışı nice canlara kaydı ülkemde. Ne değerler ne cevherler yitirdik. Ve bu hazin hikaye hiç değişmeyecek çünkü gelen gideni aratacak hep. Hakkaniyet hissini kaybetmiş bir toplumdan da adil yöneticiler beklemek beyhude bir uğraş.
KARAR OKURU 20 Mayıs 2019 10:55
Bir liderin çıkıp devlete tamamen hakim olarak bizi kurtarmasını bekleyen, kurtarıcılara muhtaç zavallılar olduğumuz sürece hiçbir zaman her şey çok güzel olmayacak.
KARAR OKURU 20 Mayıs 2019 10:54
Amin... Ah bu popülizm sevdası ne güzel insanların görünmesini! sağlıyor?
Süleyman d. 20 Mayıs 2019 10:22
"Uygur tecavüzleri " haberini okuyunca gerilip "önce haberlere yorum yazabilme talebini ileteyim;Yazar'ın yazısını sonra okurum" demiştim. Bak arkadaşım tamam "sol kesim, kürt solu vb. " ilgi alanın, bir hayli de dostun var; Lakin İKİ KELAM DA UYGUR TÜRKLERİ İÇİN EDİVERSEN HEPİMİZ İÇİN İYİ OLACAK. Karar okumaya başladığım günden beri yazılarınızda bu konuya rastlamadığım gibi " Yerde ters dönmüş haldeki lokum kutusu" yazısına kadar bir yıl geriye doğru yazılarınızda da göremedim! Devamını yazmayacağım. Bu yorumu da dm. Olarak kabul edip y
Süleyman d. 20 Mayıs 2019 09:59
Haberlerin altına da yorum yazılabilmeli! Uygur Türkleri sahipsiz mi? Bir zamanlar Bahçeli'nin en kullanışlı aparatı idi. İktidara gelince o taraftaki mezalime sessiz kalışı bu satırları hakkettiği anlamına gelir. Diğer iktidar ortağı Perinçek zaten "Çin fahri konsolosu" gibi sessiz kalsa gene iyi;resmen "zulüm gördük" diyenleri bile yalancı çıkarmaya debeleniyor. AKP yi zaten biliyorsunuz. ALLAH UYGUR KARDEŞİMİZİN YARDIMCISI OLSUN! Bizim de gözümüzü açsın!!!
KARAR OKURU 20 Mayıs 2019 09:03
Halıya basma olayı beni etkiledi yașayan bilir birde sabahın köründe evinden alınıp mamak cezaevinde "vurmayın ölüyorum kızlarımı öpmeden çıktım evden" dediği halde dövülerek öldürülen insan. Keșke bunlar senaryolaștırılıp beyaz perdeye aktarılsa da bu dramları herkez izlese
KARAR OKURU 20 Mayıs 2019 08:49
Sayın oğur dünkü yani samsundaki birlik fotoğrafı eksik kalmış orda kürtler yok ve o fotoğrafa kürtler eklenmedikce bu ülkeye ne barış gelir nede huzur nede adalet gelir çünkü o bütünlük fotosu değil bir parçası eksik
KARAR OKURU 20 Mayıs 2019 10:53
6
Öncelikle Kürtler bu ülkeye bağlılık hissetmeliler ve HDP etnik bir parti olmaktan çıkıp Türkiye partisi olmalı.
KARAR OKURU 20 Mayıs 2019 11:36
56
öncelikle türkler, kürtlerin eşit insanlar olduklarını kabul etmeli.
KARAR OKURU 20 Mayıs 2019 13:35
4
11:36 kürtlerle türkler nerelerde eşit değiller, bir sayar mısınız?
musto 20 Mayıs 2019 14:17
5
Sussam gönül razı değil vatandaşların kimliklerinde ayırımsız T.C yazar.Kayseriye 50 km köyümüze rus işgalinden kaçarak 3 hane olarak geldiler bugün 300 hane oldular yaptıkları zulümle afşar çerkez göçmen ermeni yerli yurttaş bırakmadılar. Yetmedi çevre köylere'de getirdikleri akrabalar ile hakim oldular acele etmeyin 20 sene sonra ülke zaten sizin olacak birde tereyağı gibi üste çıkmayın. sadece bir örnek.
Adalet sisteminiz adalet yerine nabza göre şerbet dağıtıyorsa bir müddet sonra tüm toplum mide fesadı geçirmeye başlar.
Hasan 20 Mayıs 2019 08:19
Bu yazı Ülkemizin kanayan yarasını bir mağdur üzerinde içselleştirerek çok güzel bir analiz olmuş, yüreğinize sağlık Rabbim sizlerin sayılarını artırsın.Mehmet Ördekçiye Allah rahmet etsin.
KARAR OKURU 20 Mayıs 2019 06:06
Hayat hikayesini yazdığı bloğunda ki cümleler, biz insanlar için Müslümanlığının kanıtı, ispatıdır. Eğitim alanından ayrılmış olan bu kişiliğe/nefse O'nun Gafurluğunu umarız.
KARAR OKURU 20 Mayıs 2019 05:59
Eline saglik yildiray bey. Allah rahmet eylesin Mehmet beye. Binlerce kisi, kötülükler döngüsünden kurtulamayan bir toplumun ve huzur katili yöneticilerin mağduru olmuş. Ve bugün, akp mağdur sayisini çoğaltıyor.
KARAR OKURU 20 Mayıs 2019 04:47
Hepimiz bir imtihandan geçiyoruz. Muhafazakarlar bu imtihanın kaynağı amacı olarak rızayı ilahi; seküler laik kesim ise vatana millete insanlığa hizmet için. Dilde olan bu! Fiillere yansıyan ise kendi kabilen için kendi kabilenden olmayanla savaş. Kendinden olmayana fikri vicdani insani hiçbir hak tanıma. Ne zaman kabilecilik zihniyetini bırakıp insana sırf insan olduğu için değer verirsek işte o zaman bir millet olmuş oluruz. Aksi takdirde 12 yaşındaki çocuğun dahi en büyük idealinin bu ülkeden kaçmak olduğu ilkel bir ülke oluruz.
KARAR OKURU 20 Mayıs 2019 04:00
AK Parti de her şey güzel olacak diye iktidara gelmiş, kardeşini hapishane baskınında kaybetmiş bir devrimci mahkumun bile desteğini kazanacak kadar güzel işler yaptıktan sonra her şey çok güzel olmaktan hızlıca uzaklaşmıştı
KARAR OKURU 20 Mayıs 2019 03:43
Rahmetli hayat denen zımbırtının amacını çok iyi özetlemiş. İ. Çiçek de benzer şeyler söylemiş: ''Kesin mat yok, iyi oyun vardır sadece. Ve insan -ne şu, ne bu- iyi oyunundan sorulmayacak mıdır''. Allah rahmet etsin.
KARAR OKURU 20 Mayıs 2019 03:46
54 yasinda hayatini kaybeden Fikret Kizilok'un olum doseginde yazdigi son siir: "Saatime baksam sen / Aynaya baksam sen / Tanelerinde yagmurun sen / Duslerimi kursam sen / Sagim, solum ne desem ki / Zor olacak, anlasalim / Bak geceler benim olsun / Ama sabah yine sen"..
KARAR OKURU 20 Mayıs 2019 03:42
Eğitimde reform üstüne reformlar yapıyoruz. Cumhuriyet kurulalı beri belki yüzlerce reform yapmışızdır. Ama ülkem insanını şu makus talihinin dışına çıkaracak bireyler yetiştiremedik. İyi militanlar yetiştirdik. O yüzden herkes iktidar olma sırasını bekledi diğerine zulmetmek için. Değişim yanlısı zannettiklerimizin de iktidar olduktan sonra asıllarına rücu ettiler ve ülkenin makus talihine boyun büküp militanlık yapmaya başladılar. Şimdi bizden militan davalarına sahip çıkmamızı bekliyorlar. Ümit mi? Kâf dağının ardında.
ati 20 Mayıs 2019 08:10
8
iktidar hiç değişmedi bu ülkede. hep ''ankara bürokratik iktidarı''' vardı! siyasi figüranlar geldi, geçti. bir akp son yıllarında ''iktidar'' olabildi, o da beceriksizlikle heba etti süreci.
KARAR OKURU 20 Mayıs 2019 03:22
Allah gani gani rahmet etsin. Sayenizde varlığından haberdar olduk, bir fatiha okuyalım.
Çerkez Ethem 20 Mayıs 2019 02:45
Allah hepsine rahmet eylesin ! Sistem, düşünen herkesin herzaman düşmanı olmuştur. En az 100 yıldır böyle. Kolpa kahramanları ve mitleri/destanlar'ı sorgulamadan, papağan gibi tekrarlar yaşarsan, t.c. cennet ! Sorgulayınca anlıyoz, Hayatlarımız, elit/siyasetçilerin kolpa ideolojilerinin projelerinde piyon olmaktan ileri gidemiyo. Herşey daha güzel olmuycak, sistemin tabiatına aykırı, daha beter olcak. Selam, sorguluyarak araştırarak yaşayanlara !
Karar Okuru 20 Mayıs 2019 02:39
Ülke hoyrat çünkü bizler hoyratız. Eleştirdiğimiz her şeyi bir köşeyi dönünce kendimiz yapıyoruz. Zeki bir topluluk değiliz her ideolojimiz ister sol ister sağ ister din bazlı olsun hastalıklı bir bağnazlıktan başka bir şey değil. 100 yıl önce başlayan süreci ve kişileri de hoyratça yaptıklarının milyonda birini yapamayacak zeka ve beceri düzeyimizle aşağılayıp, güya demokratlık yapıyoruz. Sonrada bu yazılardadaki hamasi eleştirileri yapıyoruz. Geçmişte desteğimizle ortaya çıkan garabeti hiç sorumluluğumuz yokmuş gibi eleştiriyoruz.
KARAR OKURU 20 Mayıs 2019 02:27
bu ülke kendi öz evlatlarını mahvettti
KARAR OKURU 20 Mayıs 2019 02:05
YaRabbi.. yaRabbi.. sana yarattigin herseyin zerrelerince hamd-u senalar olsun, gene bir mucevher yontmus gene kalabaliklarin icinden cekip cikarmis.. ah Yildiray Bey bu kalabaliklar hep olacak, aralarindan cevherler cikacak, bu dunyanin var olus nedeni zaten bu: kimin kalbi neyi onayliyor, nasil atiyor, kiminki nasil atiyor.. Allah bize de boyle bir kalite versin insallah, cennet bunun karsiligi iste.. diger o asagilayanlarimiz da belki cok cok muhallebi cennetine gider.. eger cehenneme degilse o da.. paylastiginiz icin tesekkurler.
Rubil GÖKDEMİR 20 Mayıs 2019 01:29
Vicdanlı ve namuslu bir köşe yazarının kaleminden, bu topraklarda ne yazık ki daha önce binlerce defa örnekleri yaşanmış bir genç insanın hâzin hikayesi...LÜTFEN OKUYUN !
Karar Okuru 20 Mayıs 2019 01:33
Kötüyü daha da kötü yaptıysanız amacınız ne olursa olsun zarar vermiş olursunuz. Yetmez ama evet diyenlere bugün en çok düşünmeleri gereken soru şimdi yetti mi? Olmalı. Türkiye insanına şunu yaptı bunu yaptı diye eleştirmek biraz boş. Türkiye dediğiniz Türkiyenin insanlarının oluşturduğu bir kavram o ortalama insanın tercihleride ortada. O anlayışın ürettiği bir siyasi oluşumu da zaten az çok fikren sahip olduğu kötülüklere son verecek sanmak hafif deyim ile oldukça saflıktır.insanlar değişir ve gelişir elbet ama uçtan uca savrulanlara dikkat e
KARAR OKURU 20 Mayıs 2019 01:27
Ne desem boş. Ne yazsam kifayetsiz. O kadar üzüldüm ki... Güzel çok güzel bir yazı bu. Kederli çok kederli bir hikaye Mehmet Ördekçi. İsmini daha önce hiç duymamıştım. Yüce Allah onu nur'una sarsın. Şefkatine, merhametine alsın inşallah.
Kasım Özdemir 20 Mayıs 2019 01:20
Amin! Esaslı bir devlet şamarı yemeden olmaz. Şamar yetmez bir de hak kapısında kendi ağırlıklarından kurtulup sabit kadem olmak gerektir adalet ve kurtuluş için. İnsanlar benzer ağıllarda melemeler farklı. Ağılın dışına çıkanı kurt kapmaz hakikat sarar.
KARAR OKURU 20 Mayıs 2019 03:26
0
??? Ne demiş oldunuz şimdi?
Bandırma Vapuru 20 Mayıs 2019 01:18
Cemil Meriç merhumun tabiriyle her sosyal küme, birer fildişi kuleye çekilmiş. Her kesimin ayrı bir dünyası ayrı gettosu var. İdoller ayrı, kahraman mitler ayrı jargon ayrı. Vadedilen cennet safece kendi taraftarına. Cehennem diğerlerine. Birilerini ikna, gönlünü kazanma şöyle dursun yanlış tribünde oturduğuna bin pişman etmek tek umde ! İlla yüz sene evvel ki gibi "Müdafa-i Hukuk" cemiyetleri mi gerek toparlanmak için. Allah gerekli etmesin.
Bu muydu yani ? 20 Mayıs 2019 00:59
Amin.Yıldıray bey hani klasik bir ifade var."Kurtarıcılardan kurtulabilmek" Esas oğlan, masum kızı kurtarır kurtarmasına da, kötü adamları patakladıktan sonra o namusa, kendisi musallat oluverir. Sinema sanatçısı Turgay Tanülkü'nün ibret-model hikayesini hatırladım. Allah sağlıklı ömür versin. Şu soruya da cevap arıyorum : Sezonun ikinci yarısında Ertuğrul Günay, Reha Çamuroğlu gibi isimler nerede, neden trene alınmadılar.Şahsınızda bir umuda koşarak geleni aldatmak ne kötü bir hile.
KARAR OKURU 20 Mayıs 2019 00:39
İsmini ve hikayesini sizin yazınızla öğrendim. Acı çeken o kadar insan var ki -itiraf edeyim- çok da etkilenerek okumuyordum yazınızı. Ama son kısımda Allah ve ahiret inancı ile göç ettiğini anlayınca içimde bir sevinç doğdu. Yazınız öyle bitti.
KARAR OKURU 20 Mayıs 2019 04:34
2
İnançsız insanların da acı çekmesine razı olmadığımızda bir şeyler değişir belki. O zamana kadar değişen bir şey yok bu cephede. Aynı acılar tekrar eder durur.
ati 20 Mayıs 2019 00:33
Neden 100 yıl önce genç liderlerin kurmak için adım attığı ülke bir yüzyıl boyunca gençlerini bu kadar kolay harcadı? bu ülkenin ankara'sı var ve o, iktidarını kimseye kaptırmaz!
KARAR OKURU 20 Mayıs 2019 00:29
Bence hepsi yalan
KARAR OKURU 20 Mayıs 2019 09:50
3
Bence de dünya düz
musto 20 Mayıs 2019 00:25
Adalet ağır aksakda olsa bazen yerini buluyor bir yakınım 2002 de Hizbullahcı olarak tutuklandı DGM yargıladı müebbet hapse mahkum etti ifadeyi alan polis fetöcü mahkemeye ben böyle bir ifade vermedim desede 23 yaşında girdi bir ay önce 40 yaşında tesadüfen çıktı. çocuğu 3 yaşındaydı şimdi 20 yaşında fetöcü polis itirafcı oluyor aldığım ifadeyi imha ettim yeni bir ifade hazırlayıp mahkemeye sundum kriminal laboratuvarda incelendi gerçek ortaya çıktı.Bu insanlara nasıl güvenip arkamızı döneceğiz.
KARAR OKURU 20 Mayıs 2019 01:11
2
"Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz"
musto 20 Mayıs 2019 01:48
17
Çocuğun karakolda neler yaşadığını bilmiyoruz hayata küstü mahkemede hiç konuşmadı kendi halinde bir insandı halen hayata küskün anlatılan lideriniz kim arkadaşlarınız isim söyle falan işkence görmüş olmayan bir suçu yüklemişler.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN