Back To Top
Kaşıkçı ailesinin tanıdık hikayesi

Kaşıkçı ailesinin tanıdık hikayesi

 - Son Güncelleme: 13.10.2018 Cumartesi 20:19
- A +

Kayseri’nin Gesi Bağları türküsü kadar Germir Bağları türküsü de meşhurdur. Şimdi ikisi de Melikgazi ilçesinin mahalleleri olan Gesi ve Germir’deki bu aşk türkülerinden Germir’de geçeni bir rivayete göre ağanın kızını seven köyün delisinin acıklı hikayesini anlatmaktadır. Sonunda ikna olmuş gibi yapıp “Tamam kızımı sana vereceğim” diyen ağa bir şart koşmuştur: “Erciyes’in karı erirse.” 

Bir başka rivayete göre ise türkü bir Rum kızıyla Müslüman bir erkeğin imkansız aşkı hakkındadır.

Çünkü Kayseri’ye 5 km uzaktaki Germir Köyü’nde 1900 yılında  bin Müslüman, iki bin Ermeni ve iki bin beşyüz kadar da Rum yaşamaktaydı. Köyün adı da Ermenice “kırmızı” demekti.

(Germir’in adı 1960 darbesinden sonra Konaklar’a çevrilse de 2000 yılında köylüler imza toplayıp tarihi adlarını geri aldılar.)

Rumların, Ermenilerin ve Müslümanların ayrı ayrı okulları ve bir idadinin olduğu köyde iki bin kitaplık bir kütüphane, dört eczane, yirmi beş doktor, camiler ve kiliselerle çok canlı bir hayat vardı. Burada üretilen beziryağı, kilise, cami, konakların tavan süslemelerinde kullanılmaktaydı.

Bu canlı ve renkli hayat önce 1915’de Ermenilerin tehciri, ardından 1924’de Rumların mübadelesiyle karardı.

Köyden Yunanistan’a giden Rumlar Türkçe’den başka dil bilmedikleri için uzun zaman dışlanmışlardı.

O Rumlardan biri de ünlü Oscarlı ABD’li yönetmen Elia Kazan’ın annesiydi.

Annesi Germirli babası Kayserili olan Kazan, dört yaşında doğduğu İstanbul’dan ailesiyle birlikte ABD’ye göç etmişti. Yıllar sonra ata topraklarına geri döndü. 2003’de vefat edene kadar da sık sık köyünü ziyaret etti.

İmamoğluları, Narinler gibi Kayserili zengin ailelerin çıktığı Germir’e 1983 yılında atalarının izlerini bulmak için gelen bir başka ünlü ise Kayserilileri daha fazla heyecanlandırmıştı.

Dünyanın en zengin adamlarından Adnan Kaşıkçı’nın oğlu Muhammed Kaşıkçı.

Amerikalı model sevgilisi Debbie Dickinson’la birlikte özel uçağıyla Kayseri’ye inen Kaşıkçı, atalarının yaşadığı Germir’e geçmiş, köyün en yaşlısından ailesi hakkında bilgi almaya çalışmıştı.  Ama 96 yaşındaki yaşlı adam Kaşıkçı adını küçükken duyduğunu ama pek bir şey hatırlamadığını söylemişti.

Çünkü Adnan Kaşıkçı’nın biyografilerine göre Kaşıkçı ailesinin bazı mensupları 300 yıl önce Hacc için Germir’den ayrılmış ve kutsal topraklardan geri dönmeyerek Medine’ye yerleşmişti.

Medine tarihi yazan Asım Hamdan’a göre Kaşıkçılar Medine’de kuşaktan kuşağa Hz. Muhammed’in türbesine hizmet etmiş ve Mescid-i Nebevi’ye müezzin yetiştirmiş ailelerden biriydi.

Osmanlı’nın son döneminde aile  mensuplarından, İttihat ve Terakki’ye yakın Abdullah Kaşıkçı Medine’de muhtesip (Osmanlı’da dini ve mali zabıta) olarak görev yapmıştı.  Onun Medine’de yöneticilik yaptığı sırada Şerif Hüseyin’in Arap İsyanı patlak verdi. Kaşıkçı ailesi Medine’yi koruyan Fahrettin Paşa ile birlikte şehirde kaldılar. Daha sonra Şerif Hüseyin’in adamları Medine’yi ele geçirince aile Şam’a sürüldü.

Kardeşlerden biri olan Muhammed Halit Kaşıkçı aile gelenekleri dışına çıkıp, Şam’da tıp okuyup, cerrah oldu. Daha sonra Paris’e gidip tıp eğitimine devam etti.

1925’de Vahhabi Suud Ailesi’nin Hicaz’ı Şerif Hüseyin’den almasından sonra Mekke’ye döndü ve muayenehanesini açtı. Mekke’nin ilk modern doktoru olarak, Suudi Arabistan’ı kuran Kral İbn Suud’un özel doktoru oldu.

Çocuklarının da kendisi gibi iyi bir eğitim almalarını istedi.

Kızlarından Soheir Kaşıkçı ünlü bir roman yazarı oldu. Samira Kaşıkçı ise el-Şarkiya adlı bir dergi çıkardı ve ilerici bir yazar olarak ünlendi. Mısırlı milyarder Muhammed El Fayed ile evlendi. “Dodi” adında bir oğulları oldu, kısa bir süre sonra boşandılar. Fayed Ailesi, Londra’da Harrods Mağazaları’nı açtı. Dodi El Fayed, Prenses Diana’yla aşk yaşadı ve birlikte Paris’te bir araba kazasında hayatlarını kaybettiler.

Doktor Muhammed Kaşıkçı’nın diğer oğlu, mühendislik okumak için gönderildiği Colorado’yu soğuk bulup, üniversiteyi bıraktı. İş hayatına atıldı. Petrol, silah sattı ve dünyanın en zengin insanlarından biri olan Adnan Kaşıkçı oldu.

İlk kez 1980 yılında Türkiye’ye gelen Başbakan Süleyman Demirel ile görüşen Kaşıkçı’nın Türkiye’de petrol çıkarmak istediği yazıldı. Aşkları, boşandığı eşi Süreyya, dev yatı, lüks harcamaları, yatırımları ile yıllarca Türkiye magazin gündeminden düşmedi. Filmlere konu oldu. Filipin diktatörü karı koca Marcoslarla ilişkileri yüzünden ABD’de hakkında verilen tutuklama kararı sonrası İsviçre’de hapse girdi, dev yatını en son Donald Trump satın aldı, 2017’de vefat etti.

Adnan Kaşıkçı’nın babası Kral İbn Suud’un özel doktoru Muhammed Kaşıkçı’nın diğer beş kardeşi aile geleneğini devam ettirip Medine’de Mescid-i Nebevi’de dini hizmetlerde bulundular, müezzinlik yaptılar.

O kardeşlerden biri olan Ahmet Kaşıkçı, 1959’da doğan oğluna Cemal Ahmet Hamza Kaşıkçı adını vermişti. Muhtemelen bir sene önce Mısır ve Suriye’yi birleştiren Arap milliyetçiliğinin kahramanı Cemal Abdülnasır’dan etkilenerek. Onun adı da Cemal Paşa’dan ilhamla konmuştu.

Ama Cemal Kaşıkçı gençliğinde Arap milliyetçiliğine değil, İslamcılığa meyletti. Müslüman Kardeşler taraftarı oldu. Gazetecilikte dikkat çekmesi de 80’lerde Afganistan’a gidip, o yıllarda Suudi Arabistan ve İslam dünyasında kahraman olarak bakılan “mücahit”lerden Usame Bin Ladin’le yaptığı röportajlarla oldu.

Ama “mücahit”lerin terör eylemlerine başlamasıyla bu hareketlere karşı mesafe aldı. 2003 yılında Riyad’da El Kaide’nin sivillerin ölümüne neden olan Amerikan üslerine düzenlediği terör saldırıları sonrası genel yayın yönetmenliğini yaptığı yarı resmi Al-Vatan gazetesinde Selefi imamı İbn-i Teymiye El Kaide’nin terör saldırılarını meşrulaştırdığı cihatta gerekirse Müslüman sivilleri de öldürme ruhsatı veren fetvasını eleştiren yazısının ardından görevden alındı.

Ama görevden alındıktan sonra kendisi gibi düşünen reformcu ve güçlü bir Prens onu yanına danışman olarak aldı; Prens Türki el Faysal.

Prens Türki’nin annesi Kraliçe İffet İstanbul doğumlu yarı bir Arap-Türk’tü. Eski Riyad valisi olan ve Suud ailesiyle akraba bir aileden gelen babası Osmanlı ordusunda subaydı ve Çanakkale savaşında hayatını kaybetmişti. Akyazılı olan annesi Asiye Hanım ise Türk’tü.

İffet Hanım’ın yine İstanbul doğumlu kardeşi Kemal Adham da Kral Faysal tarafından yetiştirilmiş ve 1965’te Suudi istihbaratını kurmuştu.

1977’de ondan boşalan koltuğa, 1975’de babası Kral Faysal, yeğeni tarafından sarayda öldürülünce Prens Türki el Faysal oturdu ve 1977’den 2001 11 Eylül saldırılarına kadar Suudi istihbaratının bir numarası oldu. 11 Eylülden sonra ayrılmak zorunda kalmasının sebebi de Afganistan yıllarında Bin Ladin’le kurduğu ilişkilerin 11 Eylül saldırılarından sonra ortaya serilmesi olmuştu.

Aslında entelektüel bir isim olan Prens Türki reformcu çizgideydi. Bu yüzden kendisi gibi düşünen, onun gibi Türk asıllı olan Cemal Kaşıkçı’yı  Londra ve Washington elçiliği sırasında basın danışmanı olarak yanında götürmüştü.

Prens Türki, 2007’de tam zıddı olan Bandar bin Sultan tarafından tasfiye edildi. Onun Suriye’de yaptıklarının bedeli hala ödeniyor.

Cemal Kaşıkçı ise 2007’de bir kez daha Al Vatan’ın genel yayın yönetmeni oldu. Fakat 2010’da yine Selefileri eleştiren yayınları yüzünden tekrar görevi bırakmak zorunda kaldı.

Ama Kraliyet ailesine yakınlığı ve bir entelektüel olarak saygı görmesi yüzünden sık sık Arap Tv kanallarına çıkıyor, Batı medyasında görüşlerine yer veriliyordu.

2016’da Trump’ı eleştirdiği için televizyonlara çıkması yasaklandı. Katar ablukasını, Yemen savaşını da eleştirmesi ise bardağı taşırdı.

Prens Selman’ın ipleri ele geçirmesinden sonra farklı düşünen, eleştirel yazar, işadamı, ekonomistlere yönelik tutuklama dalgasından 2017 Eylül’ünde Suudi Arabistan’ı terk edip Amerika’ya giderek kurtuldu.

Washington Post’a yazar oldu ve eleştirilerini sesini yükselterek sürdürdü.

Onun eleştirileri kendisini Batı’ya reformcu gibi göstermeye çalışan Prens Selman’ın karizmasını çizmekteydi. Cemal Kaşıkçı, Suudi Arabistan’da demokratik değerlerin savunuculuğunu yapacak bir sivil girişimin hazırlıkları içindeydi. Ortadan kaybolmasından üç gün önce BBC radyosuna verdiği röportajda anlattıkları ise en az bu hikayesi kadar tanıdık:

“Ülkemde tutuklanan yazarlar, ekonomistler muhalif de değillerdi sadece bağımsız kafalardı. Kendime de muhalif demek istemiyorum. Ben sadece bir yazarım. Fikirlerimi söylemek ve yazmak için özgür bir ortam istiyorum.”

Kayseri Germir’de başlayan, Medine Savunması sırasında Osmanlılarla birlikte hareket edince sürgün edilmiş, Mescid-i Nebevi’ye müezzinler yetiştirmiş bir aileden gelen bir entelektüel, hikayesinin sonunda atalarının geldiği ülkeye geri döndü. Adalet ve fikir özgürlüğü istediği için barınamadığı ülkesinin İstanbul konsolosluğunun kapısından girdi ama bir daha oradan çıkamadı.

Onu o kapıdan girmek zorunda bırakan da o Germir türküsündeki gibi yine bir gönül meselesiydi.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Fırıncı Toni 20 Ekim 2018 09:29
Düzeltme lütfen Germir köyünün ismi kırmızı demek değil. Anlamı bilinmiyor çok eski bir Ermenice kelime. Hürmetler Referans: nisanyanmap.com/?yer=20145&haritasi=germir
KARAR OKURU 26 Ekim 2018 23:16
0
germir ermenice kirmizi simdi baktim neyin tartisiyorsunuz.
KARAR OKURU 19 Ekim 2018 00:54
Çok güzel hikayeleştirmişsiniz tebrikler ama keşke sonu bu kadar acı olmasaydı
EBUBEKİR YAVUZ 15 Ekim 2018 11:03
YILDIRAY BEY'İN GERMİR Köyü hakkında vermiş olduğu bilgiler, artı eksi yüzde on sapma ile gerçeği yansıtmaktadır.Büyüklerimizden bize intikal etmiş bilgilerle örtüşmektedir.Karar okurunun kuşku duymasına gerek yoktur.Olay ayniyle vakidir.Kuşku duyanların ikna olması için GERMİR'İ ziyaret ederek mevcut fiziki durumun ikna olmaları için yeterli olduğu inancındayım.Ziyaret edecek olanlara GERMİR KAYMAĞI ikram edilir.Ayrıca sahibinin sesinden GERMİR BAĞLARI TÜRKÜSÜ SÖYLENİR...……..BEKLİYORUZ.
İzmitli 14 Ekim 2018 22:51
Yakın tarihimize bu kadar iz bırakan bir aileyi tanıma fırsatı bulduk sayenizde kaleminize sağlık
KARAR OKURU 14 Ekim 2018 12:16
Kişi hikayelerini güncel olaylarla sentezleyen yorumu okura bırakan güzel bir çalışma.
Altuuu 14 Ekim 2018 02:37
Farklı düşünebilmek ve empati yapabilmek hem de bu coğrafyada yolunuz açık olsun siz yazın biz öğrenelim. Umarım buralarda yazılanları okuyorsunuzdur. Bir kaç küçük yorumum var. Daha fazla kitap yazın. Bu kadar dolu ve ayrıntılı yazılarınızı bir fikir, metot veya düşünce etrafına toplayın. Demokrasiye, çoğulculuğa, adalete yaptığınız vurgular bu kadar kapsamlı yazıların arasında kayboluyor. Bunları kitaplara toplayın bizde başucumuza koyup her gün okuyalım. Kaleminize sağlık...
KARAR OKURU 13 Ekim 2018 14:21
Yaşım 55 ,bu yaşa gelene kadar sürekli gazete okurum..ve köşe yazarlarını takip ederim...sizi de uzun süredir takip ediyorum..kitaplarınızın bir çogunuda okudum..sürekli üstüne koyarak ,gelişme göstererek ilerlediğinize inanıyorum..ve tarafsız-objektif yazmaya gayret ediyorsunuz...gerçekten çok ciddi bir başarı ve zor bir çizgi..heleki medya dünyasının son dönemdeki içinde bulunduğu durumu düşünecek olursak..sizi tebrik ediyorum..sadece biraz daha net -muhalefet yapılması gerekiyor..çünkü sesi çıkmayan ama çok ciddi mağdur olan bir kitle var..zaman s
Hatice Karakaş 13 Ekim 2018 13:41
Yıldıray Oğur konuları farklı bir açıdan ve geniş kapsamlı ele alıyor.Bu sayede hem meseleye objektif bakmamızı sağlıyor hem bilgilendiriyor hem de zevkli bir okuma sağlıyor.
KARAR OKURU 13 Ekim 2018 13:37
Anlattığınız Germir köyü bana pek inandırıcı gelmedi. Nasıl oluyor 2-3 asır önce bir köyde bin müslüman, 4500 gayrımüslim 5500 kişi yaşıyor, 4 eczane, birsürü doktor vs bulunuyor. Bugünkü nüfus yoğunluğuna göre bile köylerde bu kadar kalabalık nufus yok. Eğer bahsettiğiniz sayısal veriler doğru kaynaklara dayalıysa, Bence germir köy değil, kasaba olmalı. Bu konuyu aydınlığa kavuşturursanız memnun olurum.
KARAR OKURU 13 Ekim 2018 14:34
2
1) Yıl 1900'lerin başı 2) Kayseri merkeze bağlı ve 5 km uzaklıkta
KARAR OKURU 13 Ekim 2018 19:33
7
Cumhuriyet kara ve kalın bir çizgiyle bizleri son 80 seneye mahkum etmeseydi ya da biraz merak sahibi olup araştırabilseydiniz, böylesi nice merkezler olduğunu görürdünüz.
KARAR OKURU 15 Ekim 2018 11:51
1
Karar okuru 19.33, yazıda Germir'in "köy" olduğu yazılı, "merkez" değil. 1900'daki anadolu ve kayseri, germir nüfusuyla bugünkü nüfusu karşılaştırın, yazıda kesin bir ifadeyle belirtilen 5500 nüfus ve diğer ayrıntılar, düşünen bir insana abartılı geliyor. Bu rakam ve iddiaları kaynaklarıyla doğrulamak yazarın işi ve görevi. Bunu yapamıyorsa, kusura bakmasın ama "atmış" demektir ve bu da yıldıray ogur gibi bir yazara hiç yakışmaz doğrusu.
KARAR OKURU 17 Ekim 2018 09:49
0
Köy dendiğine bakma Kayseri ve etrafı ticaret şehri, ipekyolu uzerinde.... Biraz kitap karıştırılarak sağlamasını yapabilirsiniz....
KARAR OKURU 13 Ekim 2018 11:47
Çabuk bitmesin diye yazısını yavaş okuduğum yazar ; aklına ,fikrine ,yüreğine sağlık
KARAR OKURU 13 Ekim 2018 10:48
Yıldıray bey, çok uzun zamandır sizin yazılarınızı okuyorum. İşinizdeki titizlik, hakikate ve adalete verdiğiniz değer, korkaklar ordusu içindeki cesur duruşunuz sizi diğerlerinden ayıran en önemli unsurlar. Allah İçin duruşunuzu ve üslubunuzu koruyun. Gerçek gazeteci denince aklıma gelen 3/5 kişinin başındasınız. Sizin yazdıklarınızın çok az bir kısmını yazdığım İçin başıma gelmeyen kalmadı siz kendinize mukayyet olun. Allah doğruluktan ayırmasın
KARAR OKURU 13 Ekim 2018 16:19
1
Bir de Mahçupyan dönse.
Yazılarınızla gazetecilik dersi veriyorsunuz. Tebrik ederim
KARAR OKURU 13 Ekim 2018 10:11
Araştıran, sorgulayan, gerçekler peşinde iz süren sizin gibi yazarları görünce umutlu oluyorum. Çok güzel bir yazı olmuş. Tebrikler...
KARAR OKURU 13 Ekim 2018 09:40
Keşke senin gibi birkaç yazar daha olsaydı devamlı yazmıyorsun haftanın yedi günü yazman lazım
KARAR OKURU 13 Ekim 2018 13:24
0
Haftanın 7 günü yazmaya kalkarsa, yazar böyle emek harcanmış, derinlikli yazılar yazamaz, diğer köşe yazarları gibi eften püften yazılarla köşe doldurmaya calışmakla kalır. Onun icin, söyle "az olsun, öz olsun" sistemi bence daha verimli ve insan fıtratına daha uygun.
Cemal Esen 13 Ekim 2018 09:27
Yine arşivlenmesi, saklanması gereken, belli ki bir tarihçi titizliği ile emek harcanmış edebiyat tadında bir araştırma yazısı. Medyadaki boğucu vasatlığın, magazin sığlığının, siyasi güdüklüğün dışında ufuk açan bir çalışma. İyi ki varsın Yıldıray.
KARAR OKURU 13 Ekim 2018 09:27
cok tesekkur yildiray bey.diger tum pacavra gazateleri kapatsinlar.yazik ulkeye gercekten bosuna masraf.gazetecilik bu iste.tesekkur.bilgilendik.kasikcilari hep metak ederdim.
peqas 13 Ekim 2018 09:18
Yıldıray Oğur' u taraftan beri okuyorum. Medyanın ''ilginç'' bir hale geldigi bu zamanlarda okunacak az sayıdaki gazetecilerden biridir.
musto 13 Ekim 2018 09:14
Güzel araştırma konuya hakim olmanızdan sizi kayserili zannettim rize doğumlu olduğunuzu gördüm .
KARAR OKURU 13 Ekim 2018 08:47
Yıldıray hocam, kaynakları nerden buluyorsunuz bilmiyorum ama bir olayla ilgili bakıyorum kafasına göre yorum yapıp sallayanlara karşı öyle tarihsel,net örnekler vermeniz gazetecilik için gerçekten takdire değer... Helal olsun
KARAR OKURU 13 Ekim 2018 08:36
Allah sizden razı olsun. Yazılarınızı tarih süzgecinden geçirip yazıyorsunuz size bu anlamda hayranım
KARAR OKURU 13 Ekim 2018 07:56
Yildiray bey cok guzel yazilmis
KARAR OKURU 13 Ekim 2018 05:26
Vay be nerelere götürdün yıldıray bey,gazetecilik bu ,teşekürler
KARAR OKURU 13 Ekim 2018 03:07
Tebrikler. Şahane bir araştırma
Abdullah birisi 13 Ekim 2018 01:33
Gerçekten müstefid olunan işini layıkı ile yapan namuslu az sayıdaki gazetecilerdensiniz..sizi selamlıyorum var olun nur olun
KARAR OKURU 13 Ekim 2018 01:12
Gonul meselesi mi bilemem, ama islam dunyasi bir entellektuelini kaybetti... keske devletimizin gozetiminde degilde baska bir yerde olsaydi, demokratik devletler onunde cok zor durumda kaldik.
KARAR OKURU 13 Ekim 2018 09:26
1
yanlış biliyorsunuz! konsolosluklar, ait oldukları ülkelerin kendi toprakları sayılır teknik olarak. yani cemal kaşıkçı suud topraklarında iken zarar gördü.
KARAR OKURU 13 Ekim 2018 09:33
3
Devletimizin gözetiminde değil, Suudi Arabistan toprağı sayılan konsolosluk binası içinde katledildi. Biz ne diye zor durumda kalıyormuşuz? Aksine ilk andan itibaren devletin en tepesi tarafından takip edildiği için takdir görüyoruz.
KARAR OKURU 13 Ekim 2018 00:53
Üfff. Roman gibi yaşamlar. İnsallah hayattadır, inşallah suçlular cezasız kalmaz.
KARAR OKURU 13 Ekim 2018 00:27
Emeğine sağlık varol Yıldıray Bey. Doğru ya da yanlış fikrini söylemekten, yanlış yapacak olsa da buna cesaret edebileceklere yer verecek çok az coğrafya kaldı bu dünyada. Ve bunlardan birinin de Türkiye olmasını dilerdim. Ama maalesef değil. Kaşıkçı kurban edildi. Tıpkı bu ülkede bir çok yazar ve düşünüre yapıldığı gibi. Suud kadar olmasa da bizim de onlardan çok farkımız yok.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN