Back To Top
Komünist başkan nasıl neo-liberal başkan oldu?

Komünist başkan nasıl neo-liberal başkan oldu?

 - Son Güncelleme: 27.05.2019 Pazartesi 08:15
- A +

7 Kasım 1935 günü Başvekil İsmet İnönü imzasıyla Meclis’e bir kanun teklifi gönderildi. Kanunun adı “Munzur vilayeti teşkilat ve idaresi hakkında kanun”du.

Kanunda, Erzincan vilayetinin Pülümür kazasıyla, Elaziz vilayetinin Nazimiye, Hozat, Mazgirt, Ovacık, Pertek, Çemişgezek kazaları birleştirilerek Munzur adında yeni bir vilayet kurulması teklif ediliyordu.

Aynı günlerde Meclis’e Rize, Hakkari,  Bingöl ve merkezi Artvin olan Çoruh illerinin kurulması için de kanun teklifleri gönderilmişti. Ama Munzur Kanunu diğerlerinden çok farklıydı.  

Kanunla sadece Munzur adından yeni bir vilayet kurulmuyordu.  Bu vilayette dört yıllık bir olağanüstü hal ilan ediliyor, savcılara ve hakimlere geniş yetkiler tanınıyor, vali olarak da bir komutanın atanması uygun görülüyordu.

Kanun teklifinin girişinde amaç şöyle açıklanmıştı:

“En iyi usul kanunu, tatbik edildiği muhitin hususiyet ve ihtiyaçlarına en iyi uyan olduğu şüphesizdir. İçtimai hayatları diğer vatan parçasındaki vatandaşlara göre dün bir seviyede olan vatandaşlarla meskun ve çevresi ilişik haritada gösterilen vatan topraklarında, gerek idari ve gerek adli bakımdan çok güzel semereler veren Cumhuriyet kanunlarımızın tecrübeler neticesinde arzu edilen faydaları temin etmediği görülmüştür. Kendilerini bir takım ağaların, mütegalibelerin nüfuz tesirlerinden korumağa muktedir olmayan hatta cehaletleri yüzünden bu gibi kimselerin içlerinde meydana gelmesine bilmeyerek istemeyerek, dolayısıyla sebep olan bu zavallı halkı hükümet daha yakından vesayeti altına almağı ve olgun vatandaşların kanunları anlayarak onlara mütekabilen riayet ederek kendi kendilerine koruyabildikleri haklarını buralarda Hükümet cihazlarıyla kesin, kati ve yakından koruyacak tedbirler almağa lüzum vardır.”

Kanun Meclis’in önce Milli Savunma ardından, Adalet Komisyonları’nda görüşülüp kabul edildi. Ardından Bütçe Komisyonu’nun önüne geldi.

20 Aralık 1935 günü kanunu kabul eden komisyon teklifte yapılan bir değişikliğe de kararında yer vermişti:

“Yeni vilayet ve kaza teşkiline dair olan layihada Dahiliye vekilinin teklifi üzerine bu vilayetin ismi Tunceli olarak değiştirilmiş olduğundan vilayetin ismi bu layihada Tunceli olarak yazılmıştır.”

Altında İnönü’nün imzası bulunan hükümetin kararına rağmen, komisyonda bir teklifle ilin adını Munzur’dan Tunceli’ye çevirten Dahiliye Vekili yani İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’ydı.

Kaya, 1931 yılında Dersim’e bir gezi yapmış, yazdığı rapor bu kanunun da çıkış sebebi olmuştu.

Kanun 25 Aralık 1935 günü Meclis gündemine geldi.

Fakat kanunun adı hala hükümet tasarısındaki gibi “Munzur vilayeti teşkilat ve idaresi hakkında kanun”du.

Kanunu  anlatmak üzere kürsüye çıkan İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, meclis zabıtlarına göre konuşmasında yeni vilayete Tunçeli demişti ama kanun teklifinde bu Tunceli olarak yazılmıştı.

Yeni bir vilayet kuruluyordu ama her şey ayak üstü hallediliyordu.

Kaya’nın konuşması Selçukluların öncesi tarihlerden itibaren Dersim olarak bilinen bölgenin adının niye, bir meydan okumayla o güne kadar kimsenin duymadığı Tunçeli olarak değiştirildiğini ve şehrin neden olağanüstü bir yönetimle yönetilmek istendiğini net olarak açıklamaktaydı:

“Tunçeli adı ile şimdi teşkil edilecek vilayetin ve bölgenin eski ismi Dersim’dir... Bu bölgenin ilk Türk tarihinde resmi olarak teması Şah İsmail ile Yavuz Sultan Selimin muharebeleri zamanına tesadüf ediyor. Ondan sonra memleketin bir çok kısımlarındaki usul-ı idari gibi o da yerli ağalara ve beylere verilerek idare olunuyordu. Tanzimat’ta vilayet teşkilatı yapıldığı zaman burada da vilayet teşkil ediliyor. Fakat her nasılsa, ihmal, Dersimi olduğu gibi bırakıyor. Bu gün oranın içtimai teşkilatı ortaçağdan kalma bir teşkilattır. Yani bir takım parçalara ayrılmıştır. Bunlar, hususisati medeniye, hukukiye ve hatta cezaiyelerini kendi aralarında görürler. Bugün burası 91 aşirete münkasemdir. 1876 dan bu güne kadar muhtelif zamanlarda Dersim üzerine 11 harekatı askeriye yapılmıştır. Halkı cahil, biraz da toprağın fakirliği dolayısıyla halkı fakir olur ve eli de silahlı bulunursa tabii böyle bir yerde vukuat eksik olmaz.... Cumhuriyet devrinin şiarı memleketin esaslı ihtiyaçlarını esasından tedavi etmek ve asil hastalığı tedavi eylemek olduğu için burada da medeni usullerle bir tedbir düşündü ve bu program ile memleketin her yerinde olduğu gibi buraların da Cumhuriyetin feyizlerinden istifade etmesini temin edecektir. Şimdi müzakere edilecek kanun bu kanundur. Orada anormal bir şey yoktur. Efkari umumiyeye arzetmek isterim ki, memleketimizde anormal bir vaziyet yoktur.”

Kanunla ilgili itiraz bildirmek üzere kürsüye sadece İstiklal madalyalı Trabzon Milletvekili Raif Karadeniz çıktı. Eğer Dersim’de anormal bir durum yoksa neden olağanüstü şartlarda bir yönetim teklif edildiğini sordu. Cevap alamadı.

O sorgulamayı bir kaç yıl sonra da Dersimliler yaptılar.

Bin yıldır merkezi otoritelerin karışmadığı, bir çeşit bir otonomi tanıdığı bir toplum, bu hızlı “medenileştirme” ve “merkezi otoriteye tabi kılma” politikalarına ama daha çok bu politikaları uygulamak için elinde sopadan başka bir araç olmayan Vali General Abdullah Alpdoğan’ın yaptıklarına karşı isyan başlattılar.

1937 ve 1938’de, iki kez düzenlenen askeri  “tedip ve tenkil” operasyonlarında binlerce kişi hayatını kaybetti. Dersim havadan uçaklarla bombalandı. Jandarma’nın daha sonra ortaya çıkan askeri operasyon raporlarında mağaralara sığınanların nasıl açlığa terkedileceği, mağara önlerinde ateş yakılıp dumanıyla zehirleneceği, köylerin nasıl basılacağı büyük bir soğukkanlıkla anlatılmaktaydı.

Resmi rakam 13.806 ölüydü.

Bu resmi rakamı, Türkiye 2011 yılında resmi belgelerden Başbakan duymuştu.

Meclis’te konuşan Başbakan Erdoğan “Devlet adına özür dilemek gerekiyorsa böyle bir literatür varsa, ben özür dilerim, diliyorum” demişti.

O gün bu özrün dilenmesinde, artık Dersimli bir CHP genel başkanı olması ve onu köşeye sıkıştırma motivasyonu da etkili olmuştu muhakkak.

Ama sadece buna yormak haksızlık olur.

O yıllar Türkiye’nin geçmişle yüzleştiği, demokratik açılımların üst üste geldiği zamanlardı.

Dönemin Tunceli Valisi Mustafa Taşkesen, ilk defa resmi bir belgede Dersim adını kullanmış,  ilin spor kulübüne “Artık bu çağda yasaklar komik geliyor” diyerek Dersimspor adının verilmesine onay vermişti.

Üzerinden 10 yıl geçmedi.

Tunceli belediyesine sağdan soldan epey bir seveni ve hayranı olan Komünist bir başkan seçildi.

Komünist başkan, belediye Meclis’inden çıkan bir kararı uygulayarak Tunceli Belediyesi’nin tabelalarını Dersim Belediyesi olarak değiştirdi.

Bir anda tarlada nohut ekip, bal satıp komünistlik yaparken herkesin çok takdir ettiği sempatik başkan gitti, yerine neo-liberalizmin, emperyalizmin, Yetmez ama Evetçilerin, tuzağına düşmüş bölücü başkan geldi.

Dersim sözünü duyunca MHP ile İyi Parti tek partiye dönüştü, kutsallarına dokunulmuş Kemalistler “gereksiz” Maçoğlu’nu aday göstermiş TKP “yersiz” buldu.

En tutarlısı TKP olabilir. 27 Haziran 1937'de Komintern'e Dersim İsyanı başlıklı rapor sunan TKP'nin genel sekreteri İsmail Bilen de isyana “feodal unsurların irtica hareketi” demişti.

8 yıl önce Dersim için özür dilemiş AK Parti ile Dersimli bir genel başkanı olan CHP, Dersim kelimesini duyunca kırmızı görmüş boğaya dönen ittifak ortaklarını kenardan sessizce izlemeyi tercih ediyorlar.

Devlet ise eski kodlarına dönmüş durumda.

10 yıl önce şehrin futbol takımına Dersimspor adını veren vali artık merkez valisi. Tabelayı kaldırmak için  idare mahkemesine başvuran yeni vali ise zamanın yükselen değerlerini temsil ediyor.

Bir zamanlar Dersim Katliamı’nda CHP’nin, İnönü’nün rolü üzerine haberler yapmaya bayılan Anadolu Ajansı, hükümete yakın gazeteler artık Dersim Belediye tabelası asan başkanı durduran Vali’nin ve mahkemenin yanından bildiriyor.

Yani ülkemizde mevsimler yine değişti.

Geçmişle hesaplaşma yerine geçmişi yüceltme, özür yerine övünme, özgürlük yerine güvenlik yükselişte. Aksi hep emperyalizm, liberalizm, bölücülük.

Dersimliler, bir süre daha şehirlerinin 1000 yıllık adını, 1935 yılında Meclis komisyonunda aklına esip değiştiren İçişleri Bakanı’nın bulduğu adla yaşamaya devam edecekler.

Çünkü öyle. Cumhuriyetin sünnet-i seniyyesine aykırı. Zamanın ittifaklarına ters. Yükselen hassasiyetlere uygun değil. Önümüz de zaten seçim. Ne gerek var şu anda bunlara...

Başkana komünistlik yapmak serbest ama liberallik yapıp Dersim tabelası asmak yasak...

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Kemalizm/Atatürkçülük gerçekte bir anti-Anadolu ırkçı Balkan muhacir ayrıcalıklı mutlu azınlık sömürge idoljisidir ... Doksan yıllık TC tarihinde bir siyasi parti (AKP) ve lideri (Erdoğan) kemalizmi devreden çıkardığı için her bölge ve her kesimden büyük kitlelerin desteğini alarak muazzam sosyal, siyasi, kültürel ve ekonomik başarılar elde etti ilk 15 yıllık iktidar döneminde. Son 5 yılda Erdoğan kemalizmi islamcılıkla harmanlayarak Türkiyeye kemalist sağ ve sol cenahtan bile çok daha fazla zarar vermiştir ....
Yavuz Karahan 02 Haziran 2019 01:33
DERSiM'in yaralari bu ulkede kemalizm egemenligini surdurdugu surece kapanamaz. HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü sozknusu kanayan yaraya sahip mazlum insanlardan birisi ... Gecen hafta mecliste CHP+MHP+AKP ÷ TKP = Kemalizm denklemine karsi haykirdigi konusmasini okudugum da bu seksen yildir kanayan derin yaranin verdigi acilari daha iyi anladim.
Salih Aksakal 01 Haziran 2019 10:28
Hangi ilçenin başkanı bu kadar etkili olabilmiş. Başkan organik tarıma yoğunlaştı, üretime ağırlık verdi, ürünleri vatandaşlara makul rakamlarla sattı. Üreten toplum örneği yaşandı. İstiyoruz ki ilçedeki performansı ilde de organik, doğal, orijinal biçimde devam etsin.
KARAR OKURU 01 Haziran 2019 07:51
Eski çamlar bardak oldu. Yeni sayfa yeni safha demektir. Kırmadan, incitmeden herşeyden mühimi rol model olacak yenilikler peşinde koşan koşucu gibi olacaksın. Demokrasi kültüründen besleneceksin. Hoşgörü, barış karakterin olacak. O zaman tam örneklik sağlanır. Çalışmalar ideolojiden arınırsa inandırıcılık artar. Çabalar demokrasi kültürünü beslerse toplum ilerler. Demokrasiye yarar sağlayan edimler içinde bulunduğundan insan emin olmalı. Kaos demokrasinin kabusudur.
KARAR OKURU 01 Haziran 2019 07:32
Popülist politikalar polemik doğurmamalı ama politika doğası gereği polemiğe gebedir. Faydalı üretimlerin sağlanması için politize olma riskinden korunmak lazım.
KARAR OKURU 01 Haziran 2019 03:18
Belediye başkanları beldelerinde hizmet üretsinler. Eski geçmişte kaldı. Yeni sayfa açıp sanat, spor ve kültürel etkinliklerle uğraşsınlar. Hoşgörü uyum sağlar. Uyum ve barış kılavuzları olmalı. Toplum refahına dönük çaba harcanırsa takdir alınır. Boş işlerle polemikle işi olmamalı. Maziye değil bugüne yoğunlaşıp uygar olgular inşa edilmeli. Uygar miras yarınlara ışık tutmalı. Polemik konular gündem olmamalı.
Nevval esender 31 Mayıs 2019 22:35
İlçede bal,fasulye işi iyiydi.İle geldi bal fasulye için gerekli arazi azaldı galiba.Başkan birilerinin galeyanına geldi tabelacılığa başladı.Şehrin tabelası çok mu gerekli sanki.Tarım işi ve yurttaşa düşük ücretle destek orijinal hizmetti herkes de icraatleri alkışlıyordu.Tarımdan tabelaya atlamak karizmayı çizdi Başkan. Mahareti bal fasulye idi.İktisadi hizmeti tabelaya kurban etmemeliydi.böyle yapmakla küllenen bir tarihi dönemi eşti. İyisi mi tarıma devam deyerek organik mal üretip diğer illere de ilham olması önceliği olmalı.
KARAR OKURU 31 Mayıs 2019 21:44
Kocaeli İzmit oldu. Sıkıntı yok. Tunceli dersim oldu. Sıkıntı olmamalı. Koca-eli. Tunç-eli. Eski isim dersim sözcük hristiyanlıktan ya da Yahudilikten geliyor o nedenle itiraz varsa onu bilemem. Yok öyle bir anlamı yoksa bu kadar abartmaya ne gerek var. Galiba Said’i Nursi’nin doğduğu yere nurs denildi. Tarihi ismi neyse o ismi alması sakınca değil folklorik bir zenginlik değiş mi
Şinasi açıkgöz 31 Mayıs 2019 21:17
Türkülerde “dersim dört dağ içinde/ gülü bardağ içinde” geçiyor. Bu tunçeli belliki uydurma. Soğuk ve ürpertici isim. Tek parti dayatması bir isim. Türkü ismi verilse bence şık olur. Dayatmanın demokrasi olmadığı anlaşılmalı.
Serkan tez 31 Mayıs 2019 21:11
Bu Şükrü Kaya kim oluyor verdiği isim değişmiyor. İnönü ve Kaya aşılamaz kişiler mi? Onların teklifi emir onların kararı kutsal ama eski ismi ısrar niye gayr-ı meşru olsun. Tarihi isim ne ise o olsa hak yerini bulur. CHP kararının isabetsizliği ilan olur. kimse bu Şükrü Kaya o da aşılmış olur. Eğer dünün icraatları kof ise at çöpe gitsin. Tabu önkabulümüz olmamalı.
KARAR OKURU 31 Mayıs 2019 21:01
İslami basın ve camia şöyle der:”CHP Alevilere zulmetti, havadan bombalar yağdırdı, karadan asker Alevileri katletti, liderini idam etti hem de evladıyla beraber. Bu Aleviler niye hala CHPli ve kemalistler...Tayyip Erdoğan 2011 de devlet adına özür diledi...” oranın halkı CHP ye değil komünist aday ve partiyi seçti.Bak ismini bile şükrü kaya tunçeli koymuş.Şükrü kayadan önce dersim ise dersim olsun. Munzur ise Munzur olsun. İçel Mersin oldu ne oldu.CHPden önceki tarihi ismi alsa bari CHPnin yaptığı ayıp biter.Bence İnönü’den dolayı bile dersim isme de
Mahmut Cumbul 30 Mayıs 2019 16:12
Yazınızı çok beğendim.Görüntüde birbirinin gözünü oyacak insanlar, mesele demokrasi olunca aynı safa düşmekten hiç gocunmuyorlar.Bu örnek, aslında, bu ülkedeki siyasi kısır döngüyü ve hiç bir kadim problemi çözmeme üzerine yemin etmiş kişi, parti ve grupların , aynı egemenlik alanını paylaşma kavgalarını da özetliyor.
el-murabıt 30 Mayıs 2019 10:18
"Yani ülkemizde mevsimler yine değişti." "Cumhuriyetin sünnet-i seniyyesi" "Zamanın ittifakları" "Yükselen hassasiyetler"
KARAR OKURU 27 Mayıs 2019 21:47
Sayın yazar, siz siyasi bakış açınıza göre anakronik tarih yorumu ile temel oluşturma peşindesiniz. Genç cumhuriyete karşı alerjik tavrınızı anlamak güç. Her dönem kendi içtimai düzeninde değerlendirilir. Genç cumhuriyetin hataları olmakla birlikte zaruretleri de vardı. Bin yıllık "Dersim" kavramınız mesnetsiz. Ayrıca bu köprünün altından çok su geçer İstanbul'a da Kostantinapol diyelim o vakit neticede yüz yıllarca bu isimle anılmış, Çukurova Kilikya olsun. Hatta biraz daha zorlayalım da sümerlere, asurlara kadar gidelim.
melik 27 Mayıs 2019 15:47
Türkiyenin belli başlı cözülmesi gereken hatta mümkün ise ıslahı gereken güç odakları mehapa hedepe ve kemalistler ve sözde mücahit gecinen mütahitler
'Okur' okuru 27 Mayıs 2019 14:37
Korkularıyla yaşayan bir toplum olmanın ötesine geçemedik. Korkuları bir türlü atamadık. Daha doğrusu, 'büyüklerimiz' tarafından hep korkutulduk. Korku ikliminde yaşamak bu milletin adeta karakteri oldu. Daha düne kadar Kürtçe'den korkutulduk, bir kelime bile Kürtçe söz söylemek bu ülkede kabus oldu. Korkuyu muhafaza etmek için yasaklayan yasalar yaptık. Daha neler neler... Bu gün devlet kendi eliyle Kürtçe yayın yapan TV kanalları kurdu.. Sonuç: kıyamet kopmadı, her şey normal.. Demekki, bu korku iklimini kullanan birileri var, topluma korku salınmasından ne
Ömer Vatansever 27 Mayıs 2019 22:19
1
Korkan bu toplum değil,yanılıyorsunuz.Korkan ve bu korkuyu toplum üzerinde baskı aracı olarak kullanan her zaman iktidarlardır.Cumhuriyet tarihi boyunca,kimi zaman insan zekasına hakaret sayılacak gerekçelerle halk sindirilmiş ve hala aynı durum devam ediyor.Yüz yıllık yakın tarihimiz üzerindeki yasaklar kalkmadıkça,Türkiye rahatlayamaz.Çünkü bu korkular sistem kurucularının iktidarlarını sürdürmeleri için olmazsa olmazdır.Beka şartıdır.
KARAR OKURU 27 Mayıs 2019 12:48
Yorumlara bakıyorum da bizden adam olmaz bu kafayla. Karar belediye meclisinden çıkmış (oy çoğunluğuyla alındığını tahmin ediyorum). Halkı Dersim ismini uygun gördüyse bize laf düşmez. Kaldı ki tarihi adına dönüş yapmışlar. Odun, taş, kapı, böcek vs bile koysalar bize ne. Başkalarının tercihlerine de saygı gösterebilmeyi ne zaman öğreneceğiz.
KARAR OKURU 27 Mayıs 2019 12:40
CHP ye destek verin yasakları kaldırsın olurmu canım
arapgirli 27 Mayıs 2019 12:17
Evet, kan yerde kalmıyor. Dersim yeni kurulan cumhuriyetin orta yerinde yarı bagımsız bir derebeylik yapısındaydı ve tasfiye edilmesi gerekiyordu. Ama kabul edilemez bir vahşetle halkın üzerine gidildi, kadın ve çocuklar dahi katledildi, zehirli gaz verildi, aileler ayrılıp sürgün edildi, yetim çocuklar batıdaki ailelere evlatlık verildi. Oysa o derebeyleri daha profesyonelce tasfiye edilebilirdi. Bu katliamın kanı her yıl topragın üstüne çıkıp ülke birligini zorlaştırıyor. Yazara teşekkürler.
Sabahattin 27 Mayıs 2019 16:58
5
insan tasfiyesi ne demek yahu? bir dönüşüm sağlamanın şiddetsiz bin bir yolu var. ayrıca otonom kalsa nolcak dersim? bizim devlet senedi ittifaktan beri kafayı merkeziyetçilikle bozmuş durumda. halkın çıkarına değil bu saplantı.
KARAR OKURU 27 Mayıs 2019 11:15
Kürtçe ve Kürt sorunu bu ülkede Müslümanlığın ve demokratlığın turnusol kağıdıdır..
KARAR OKURU 27 Mayıs 2019 06:09
Eline sağlık. Ufak bir değişiklik 'MHP ile iyi partiyi; kemalistler ile komunistleri' aynı görüşte buluşturdu. Olayın özü, sen onları istediği olursan çok güzel ama kendin olursan çok kötü. Bu sadece basit bir isim meselesi değil, Tunc Ellerin korkusu. Onlarda biliyorlarki DERSİM diyince akla gelen Alevilik, kürtlük, boyun eğmeyen insanların mücadelesi.
KARAR OKURU 27 Mayıs 2019 04:06
Yazınızdan anladığım ; Canım ülkemde Dersim'e Dersim demek serbest ama yazmak yasak..
KARAR OKURU 27 Mayıs 2019 17:38
1
Bunu şöyle ifade eden de var : "Tunceli yazılır, Dersim okunur."
karar okuru 27 Mayıs 2019 03:50
sn.yazar bugün 27 Mayısın yıldönümü.... ABD/NATO ve yerli işbirlikçileri ilke "milli egemenliğin, millet iradesinin gaspedilmesinin yıldönümü" malum... eskiden unutmazdınız, hele seçim usulsüzlüğünün ve oy hırsızlığının yüksek yargı kararıyla belgelendiği şu günlerde neo liberal ilginizi kaybetmiş bu konu;)
KARAR OKURU 27 Mayıs 2019 10:45
0
Sen "oy hırsızlığı"na kendini inandırabildiysen yapacak birşey kalmamış demektir. Tıp henüz buna bir çare bulabilmiş değil..
Neo-Liberal 27 Mayıs 2019 13:19
2
Türkiye bir NATO üyesi yani NATO'nun işbirlikçisi.Şu anda Cumhurbaşkanı ve Ak Parti kolaylıkla NATO'dan ayrılabilirler.Ayrılmadıklarına göre işbirliğine razılar.Aynı şekilde ABD ile birçok alanda,başta Suriye olmak üzere işbirliği içindeyiz.Bu anlaşmaları da Cumhurbaşkanı imzalıyor.
KARAR OKURU 27 Mayıs 2019 03:04
Yine bir türkiye klasiği; yapılan değil, kimin yaptığı önemli:-(((
musto 27 Mayıs 2019 01:58
Ülkenin sempatisini kazanmışken önce ilin sorunlarını çöz refaha kavuştur adını dersim koyunca tüm sorunları çözdünmü.Madem başladın terzi Fikri gibi kurtarılmış bölge ilan et olsun bitsin.
KARAR OKURU 27 Mayıs 2019 09:56
4
Musto arada okuyorum yorumlarini her alan da ozgurluk savunmasi yapiyorsun ama senin gibi bir adam bile dersim ismi icin hamasi soylem yapiyor. Bu konuda biraz dusun as kafandaki sinirlari. Dersim olunca ne oluyor sorunlar cozulemez mi oluyor. Organik fasulyenin kilosunu heryerde 16 tl iken 8 tl ye dusurdu baskan bundan ala hizmet mi var. bu parayla coluga cocuga egitim bursu verdi . simdi belediye meclisinde oylanmis yerel bir karari uyguladi diye kotu mu oldu baskan? Bu kadar sekilcimiyiz ?
KARAR OKURU 27 Mayıs 2019 11:30
13
sana ne? dersimli misin? değilsen seni ilgilendiren bir durum yok.
musto 27 Mayıs 2019 12:16
5
Bu ülke ne çektiyse hamasi söylevlerden çekti AKP kalktı T.C isimlerini kaldırdı bizi bir arayamı getirdi oooo iyi yaptın diyerek alkışmı tutdu çoğumuzun içini yaraladı daha bir aylık başkan tuncelinin sorunları çözüldümü Dersim bir bölge ismi bir ile dönüşmüş bir kasabanın ismi değil.
musto 27 Mayıs 2019 13:42
6
Yarın meclis çoğunluğu Ülkenin adını Osmanlı cumhuriyeti veya küçük amerika cumhuriyeti kurdu sesimizi çıkarmayalım.Kars veya Hatay işgal edildi banane yav ben orda yaşamıyorum yaşayanlar düşünsünmü diyelim.Başınıza tabii afetler salgın hastalıklar bırakalım nasıl olsa biz orda yaşamıyoruz.
Sabahattin 27 Mayıs 2019 16:49
4
musto ne alaka? 1) dersim belediye başkanının sorumluluğu dersimli seçmenlere. sana karşı (bu konuda) bir sorumluluğu yok. dersimli seçmenler şu ya da bu sebeple dersim demek istiyorlarsa illerine, diyebilirler. onların kararı 2) TBMM ülkenin ismini, usulüne uygun olarak değiştirirse değiştirir. sen itiraz etmek istersen etme hakkın var. ama karar TBMM'nindir, itirazını dikkate alır, nihai kararı verir. karar verdikten sonra TBMM, sen ancak saygı duyabilirsin
Sabahattin 27 Mayıs 2019 16:53
4
3) hocam bir ilinin adına il seçmenlerinin karar vermesi ile ülkenin işgali arasında nasıl benzerlik kurdun bilemedim. hayatta kişinin kendi alacağı kararlar var, ailenin birlikte alacağı kararlar var, mahallenin, ilçenin, ilin ve ülkenin birlikte alacağı kararlar var. bir karar senin hayatını ilgilendiriyorsa katılırsın, ilgilendirmiyorsa katılmazsın. dersimin adının dersim olup olmaması seni nasıl ilgilendiriyor?
musto 27 Mayıs 2019 17:12
3
Demokrasi demek çoğunluğun tahakkümü demek değil her çoğunluğu elde eden istediğini yapsın.Yıllardır Chp tunceliyi yönetti Kamer Genç milletvekilliği yaptı gerçekleri bizlerden gayet iyi biliyordu birisi ortaya bir fitne attı oltaya hepimiz takıldık.
musto 27 Mayıs 2019 18:33
2
Kusura bakmayın benim demokrasi anlayışım bu değil ne çekiyorsak milletim böyle istiyor çoğunluk ne derse o olur ve öyle oluyor 1 ayda ne çabuk tartıştınız seçmenin nabzını tuttunuz.Yarın bir başka belediye başkanı gelir değiştirirse olmuyor'mu binlerce cadde,sokak mahalle ismi değiştiriliyor.Ofisimin olduğu sokağın ismi 3 kez değişti basılmış evraklarımızı 3 kez değiştirdik.
KARAR OKURU 27 Mayıs 2019 15:02
5
Vay be musto. Demek Dersimli başkan ülkeyi bölecekmiş ama siz uyandınız büyük oyuna. Topçu kışlası yapılsaydı o zaman, Beyoğlu'nda oturanlara ne oluyor ne karışıyorlar. Hep oyunun büyüğünü görüyorsunuz maşallah.
Muhtefi. .. 27 Mayıs 2019 22:58
2
Katılıyorum sana Musto .Dersim dedin de Başın göğe mi erecek. Bence Macoglu komunistlik oynamaya çamura yatıyor. Nohut, fasulye, bal ile yürümez Koca ilde işler. :)))..ortalığı bulandiriyor sahte gündemler ile politik cikar sagliyor.gayet açık. !..:)))..
Karar Okuru 27 Mayıs 2019 01:54
Zekice bir hareket değil isim değiştirmek. Bu konuların akıllıca değerlendirilmediği ortada. İsmin bir önemi yok çünkü ülkenin durumu sıkıntıda. Nedense okumuş, yazmışımızda, genelde orta doğulu az gelişmiş sosyal dokunun bir parçası olduğunu, genel kaliteden farklı olamayacağı gerçeği ile yüzleşecek beceriyi göstermiyorda ülkenin geçmişi ile yüzleşmesini- her ne ise o- bekliyor. Yabancıların “tribal area” (kabileler bölgesi) dediği bir yer görmüş mü bu arkadaşlar merak ederim.
Habele-Hubele 27 Mayıs 2019 08:47
2
Ben de isim değiştirme ile orantısız şiddet arasında mantıki ve zorunlu bir sebep bulmuyorum. Ancak sembolik bir anlamı haiz ise bir zafer veya taviz olarak anlaşılacaksa değiştiren devlet olmalıdır.
Habele-Hubele 27 Mayıs 2019 08:46
1
Ancak bu değişikliğin başka olumsuz duygulara yol açmaması için terör örgütü ile masaya oturulduğu bağlamdan uzak durulmalı. Belki başka il, ilçeler ile ilgili kanun içinde olmalı. İdari tasarruf olarak anlaşılmalı. Bence özür dilemek lazım ancak orantısız şiddet dolayısıyla. Bu olurken de merkezi-modern devletin dünyanın hiç bir yerinde üç beş ağa, şeyh otoritesine teslim olmadığı yine olmayacağı hatırlatılmalı. Bu konuda atılan adımların devletin şiddet kullanma tekelini tartışmak anlamına gelmediği sadece orantısız şiddet-kıyım kar
KARAR OKURU 27 Mayıs 2019 01:52
Sen git bu zeki teklif ni fransız ıngiliz yahudi yunan a yaptığı kardeş
karar 27 Mayıs 2019 01:09
bütün yapılan baştan sona kepazelik ve hala devam ettirilmeye çalışılıyor.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN