“Mamdani ve Magyar’ın seçim başarılarını inceliyoruz”
En erken seçime daha çok var. Ortada ittifak, cumhurbaşkanı adayı yok. Havalar hala soğuk, günlerden Pazar ve ulaşımın zor olduğu, metronun gitmediği Ankara’nın epey dışındaki bir kongre salonu…
Zemin ve şartlar siyasete uygun değil.
Ama kimse bu toplumun partilere ve siyasete merakını küçümsemesin.
Kitabi demokratlar, siyaset bilimciler bir türlü vatandaşlık payesini vermek istemese de bu halk partili demokrasinin aşığıdır.
Siyaset izlemeyi sever, parti teşkilatına girip “başkanım” denmeyi sever, miting sever, seçim sever, oy kullanmaya bayılır, kendi seçimleri yoksa gidip ABD seçimi, Macar seçimi bulup takip eder.
Batılı partili demokrasinin Batı’da bu kadar seveni ve ilgilisi kalmamıştır.
Hele bir Batılı için uzun sakallı amcaların, çarşaflı kadınların bir partinin toplantısı için 500 kilometre uzaktan otobüsle bir salona gelip, saatlerce parti bayrağı sallaması mavi ekran verdirecek bir durumdur.
Ama 1969’da seçimlere bağımsızlarla girerek başlayan Milli Görüş hareketi 57 yıldır modern partili demokrasi içinde heyecanını ve dinamizmini koruyor.
Dün yine Türkiye’nin her yerinden binlerce Saadet Partili Ankara’nın epey dışındaki salonu Türkiye Divanı toplantısı için doldurdu.
57 yıllık bir hareket Milli Görüş. 24 yıldır Türkiye’yi bu hareketin içinden çıkmış, güçlü ve rakiplerinden hiç hoşlanmayan bir parti yönetiyor. Sınırsız medya ve ekonomik gücü olan iktidar partisinin, orijinal Milli Görüş partisini bir noktada içine çekip yutması beklenirdi.
Ama bu olmadı. Hatta Saadet, eski arkadaşlarının iktidarı karşısında daha da çelik çekirdek bir muhalefet bloğu haline geldi.
Hala Türkiye’nin en disiplinli, organize ve dinç örgütlerinden biri Saadet.
Bir Saadet toplantısına davetten itibaren bu kurumsal yapıyla karşılaşıyorsunuz.
Reddetmesi zor kibarlıkta bir konuşmayla geliyor davet.
Her aşamada bilgilendiriliyorsunuz.
Toplantı salonunda her aşamada onlarca genç görevli sizi yönlendiriyor.
Partili gençler birbirlerine “reis” diye hitap ediyorlar.
Bir anda bir aydınlanma yaşıyorsunuz. Aslında Reis’in adı da Milli Görüş geleneğindeki bu hitaptan geliyor.
Geleneklerin 57 yıldır yaşadığı bir kurumsal yapı var karşınızda.
Ama gelenek bir parti için aynı zamanda bir ayak bağı da olabilir.
Ama gelenek sadece bir lidere bağlılıktan ibaret değil, kurumsal ve ideolojik bir yapı bu, o yüzden de bir saltanata izin vermemiş.
Parti Erbakan Hoca’dan sonra yola ailesinden değil, hareketin kurucularından isimlerle devam etti.
Türkiye’de CHP dışında yola beşinci genel başkanıyla devam etmeyi başarmış başka bir parti yok.
Recai Kutan, Mustafa Kamalak, Temel Karamollaoğlu ve Mahmut Arıkan…
Arıkan da ne ailedendi, ne de Milli Görüş’ün ak sakallarından birinin oğluydu. Kayseri teşkilatından yani tabandan gelen torpilsiz bir isimdi.
Saadet Partisi, 2017 referandumundan bu yana Türkiye’deki muhalefeti birleştirmeye çalışan, CHP ile diyalog kuran bir tutkal parti.
2017 referandumundaki sakin ama az kalsın başaracak “Hayır” kampanyası bunun sonucuydu.
CHP’nin laiklik sopasını elden bırakmasında ve muhafazakarlar seçmen değilmiş gibi davranmaktan vazgeçmesinde Saadet’in büyük etkisi oldu.
Yakın arkadaşlarından biri onlardan olunca, hem tanıdığın için hem de ayıp olmasın diye birileri hakkında ileri geri konuşmaktan vazgeçirsin, o misal.
Bu diyalog o kadar ilerledi ki 2018’de eğer son anda vizyonsuz siyasetçiler laik ve kariyer atakları geçirmeseydi Abdullah Gül’ün adaylığı da Saadet’in organizasyonuydu.
Ve tabii Altılı Masa’nın tutkal partisi de Saadetti.
Kılıçdaroğlu’nun adaylığında sorun görmeyen, ilk Alevi Cumhurbaşkanı’na okey diyen ve bu kararı Saadet’in önünde açıklatan da bu siyasetti.
2023 seçimlerinde muhalefet bloğunda örgütünü en çok motive eden ve çalıştıran da Saadet oldu.
2023’den sonra milletvekillerini tutan, kaptırmayan da Saadet oldu.
Saadet’in AK Parti karşıtlığı, ideolojik değil ontolojik. Onlar için AK Parti kurucu bir ihanet hikayesi.
O yüzden onların iktidar karşıtlığı katıksız. Ama bu bir düşmanlığa da dönüşmüyor. Birbirinin içine girmiş tabanlar söz konusu.
Ama artık Saadet, pişman olmasa da CHP ile ittifakın kendisine kaybettirdiğinin farkında.
Yeniden Refah, biraz AK Parti’ye yakın durarak başarı elde etti. Ama şimdi AK Parti’den uzaklaştıkça güneşini kaybeden tarlaya döndü.
Bu iki deneyimden de ders çıkarıyor Saadet.
Bu kez baştan CHP ile muhalefet bloğunda saf tutmak da istemiyorlar.
Ankara’daki Türkiye Divanı toplantısında konuşan genel başkan Mahmut Arıkan’ın “Belediye koridorlarını Dallas’a, sokakları Teksas’a çevirdiler” sözlerinde Dallas atfı CHP’ye. Teksas ise AK Parti’ye.
Zaten Dallas’ta Teksas’ta bir şehir.
Üçüncü yolcu bu mesaj yeni dönemde partinin bir üçüncü yolcu ittifak aradığını gösteriyor.
Bulabilir mi?
Deniyorlar. Gelecek ve DEVA’yı da içine alan Yeniden Refah’ın da olduğu bir ittifak istiyorlar. Hatta birleşme. Ama hala kimin çatısı, kimin liderliği meseleleri aşılmış değil.
Genel merkezlerini alan Yeniden Refah’la en baştaki düşman kardeşler durumu, aile toplantılarında görüşen kardeşlere dönüşmüş durumda.
İki partinin de bu birleşmeye ihtiyacı var. Saadet’teki kurumsal ve ideolojik yapı ile bu konuda zayıf olan YRP’deki oy oranı birleşince buradan bir sinerji ortaya çıkabilir.
Saadet bu arada yaşlı, hacı amcalar partisi imajını da değiştirmek istiyor.
Salonun üçte ikisi partili kadınlar tarafından doldurulmuştu. Ve bütün salonda partili gençlerin sesi duyuldu.
Toplantıda Saadet Partisi'nin tekno müzik tarzında hazırladığı yeni seçim şarkısı "Millet Saadet bulacak” çalındı.
Eurovision şarkısı gibiydi.
Arıkan “seçime hazırız” dediği sırada “Ben Yolumdan Döner miyim” pankartı açıldı. Buradaki mesaj da AK Parti’ye katılmayacağız merak etmeyin mesajı olmalı.
O mesajın yazıldığı dev pankarta profiller çeşitliydi.
Zaten Arıkan da konuşmasında “Saadet Partisi; ister milliyetçi olsun, ister sosyalist;
ister mütedeyyin olsun, ister seküler; ister muhafazakar olsun, ister laik; bu coğrafyanın tüm insanlarıyla ötekileştirmeden haktan ve adaletten taviz vermeden temas kurabilen kendini anlatabilen tek partidir” dedi.
Bu hamasi bir söz değil. Sadece toplantıya davet edilen gazetecilerin çeşitliliği bile Saadet’in herkesle konuşabilen ve konuşmak isteyen bir parti olduğunu gösteriyor.
Arıkan, konuşmasını Martin Luther King’in “Bir hayalim var” cümlesiyle hazırlamıştı.
Ama Arıkan’ın hayallerinden biri erken seçim değil.
Şimdilik ufukta seçim görmüyor. 2028’de normal zamanından bir hafta önceye kadar erken seçim ihtimalini geri çekiyor.
Zaten “erken seçim de istemiyoruz” diyor.
Bu süreyi Saadet’i gençleştirmek ve yenilemek için kullanmak istiyor. Ve tabii ittifaklar kurmak için de.
Saadet, başka seçim başarılarını inceliyormuş.
Parti bunun için iki seçim zaferi üzerine rapor hazırlatıyor.
New York’ta Zohran Mamdani’nin seçim kampanyasını ve son olarak Macaristan’da Peter Magyar’ın seçim zaferini.
Organik bir parti var karşımızda.
Partililer kongre önünde açılan standartlarda parti teşkilatlarının giderleri için pasta, sarma, börek, poğaça, özel parti logolu ürünler, yöresel yiyecekler sattılar.
Gizli bağışçılar, geleceğe yatırım yapan işadamları yok.
Partisi için dolma yapan kadınlar var.
Bu toplum ticarete de siyasete de bayılıyor.
Partiler pek çok şeyden daha yerli ve milli bir geleneğimiz.
Sallanan demokrasinin en büyük garantisi de bu…
