Bugün inadına yeni şarkılar söylemek lazım
Yazı karşıladığımız şu günlerde, aslında fıkır fıkır şarkılar dinlemek isterdim. Ama öyle zamanlardan geçiyoruz ki şarkı dinlemeye bile mecalimiz yok.
Ancak bu kabus dolu günlere inat, yine de şarkılar dinleyip şiirler söylemek lazım. İnanıyorum ki acımasızlıkların bizi yerden yere vurduğu bugünlerde şiirler ve şarkılar yenilmediğimizin en güzel tanıkları olacaktır.
Çünkü varoluşun hikmetine vakıf olabilmek için, her zaman karanlık karşısında korkmadan ayakta kalabilmeyi başarmak zorundayız. Tıpkı usta şair İsmet Özel’in “Mazot” şiirinde olduğu gibi…
/Ağlamadan
dillerim dolaşmadan
yumruğum çözülmeden gecenin karşısında
şafaktan utanmayıp utandırmadan aşkı
üzerime yüreğimden başka muska takmadan
konuşmak istiyorum./
İşte tam da bu yüzden, adeta yaşadığımız günlerin ruhunu yansıtan, Sezen Aksu’nun o buğulu sesiyle yüreklerimize akan “Ne ağlarsın” şarkısını dinlemenin tam zamanıdır.
/Ne ağlarsın, benim zülfü siyahım?
Bu da gelir, bu da geçer ağlama
Göklere erişti feryadım ahım
Bu da gelir bu da geçer ağlama.
Bir gülün çevresi dikendir, hardır
Bülbül gül elinden ah ile zardır
Ne de olsa kışın sonu bahardır
Bu da gelir bu da geçer ağlama.
Daimiyem her can ermez bu sırra
Eyüp sabır ile gitti Mısır’a
Koyun oldum ağladım ardı sıra
Bu da gelir bu da geçer ağlama./
Evet bugünler de geçecek ve biz şarkılarımızı söylemeye devam edeceğiz. En sakin, en sessiz, en huzurlu kelimeler bittiğinde gözyaşlarıyla baş başa kalsak da kışın sonunun bahar olduğunu hep bileceğiz.
Ve en umutsuz zamanlarda bile şiirlerden ve şarkılardan asla vazgeçmeyeceğiz. Sezen’in şarkısı bittiğinde, kalbimizin aşk kalesine yaslanıp Simon & Garfunkel’ın “April, Come She Will” şarkısını dinleyeceğiz.
İkilinin 1966 tarihli Sounds of Silence albümünde yer alan bu zamansız eser, mevsimlerin geçişiyle bir ilişkinin soluşunu anlatan kusursuz bir folk başyapıtıdır. Paul Simon’ın yazdığı, Art Garfunkel’in o eşsiz ve melankolik vokaliyle hayat verdiği bu kısa ama vurucu şarkı, sözlerindeki metaforlarla adeta bir şiir tadındadır.
Bir aşkın evriminin anlatıldığı şarkı, melodisi ve oya gibi işlenmiş sözleriyle Simon’un en güzel baladlarındandır. Sözler, baharın taze başlangıcından yazın vedasına kadar olan yolculuğu şiirsel bir dille anlatır.
Şimdi hiç zaman kaybetmeden, onlarca kişilik bir orkestraya bedel olan, Paul Simon’ın usulca çaldığı ve Art Garfunkel’in sakince yorumladığı bu muhteşem eserle kalp kırıklıklarımızı yeniden tamir edeceğiz.
Gün gelir, hayat bize haber bile vermeden uçar gider, bakakalırız arkasından… Gün gelir en sevdiklerimizi bile tanıyamaz oluruz. Günler, mevsimler değişir, farkına varmadan zaman akıp gider önümüzden… Kalp kırıklıklarımızla baş başa kalırız, sonunda buna da alışırız ve sadece hatıralar kalır arkamızda…
İşte o şarkının sözleri…
/Nisan, o gelecek
dereler olgunlaşıp yağmurla taştığında.
Mayıs, o kalacak
yeniden kollarımda dinlenerek.
Haziran, o nağmesini değiştirecek
aralıksız yürüyüşlerle geceyi kolaçan ederek.
Temmuz, o uçup gidecek
gidişiyle ilgili hiçbir uyarı vermeden.
Ağustos, o solup gidecek
sonbahar rüzgarları serin ve soğuk eserken.
Eylül, o beni hatırlayacak
aşk hikayemiz sona ererken./
