Fatih, Yavuz, Abdülhamit ve Erdoğan

TÜGVA, Ak Parti çizgisinde son derece önemli, etkili, yaygın bir gençlik kuruluşudur.

TÜGVA’nın yaz okullarına bu sene 700 binden fazla gencin katılmış olması, organizasyonun büyüklüğünü gösterir.

Cumhurbaşkanı TÜGVA’nın Yaz Okulları Finali’nde uzun bir konuşma yaptı. Mücadeleci, motive edici bir konuşma...

Erdoğan, kendi gençlik yıllarından bizzat bilir, gençlere siyasi heyecan vermenin onları nasıl motive ettiğini…

Özellikle de bu seçimlerde buna çok ihtiyacı var.

Hesabı kitabı yapıldığı halde yanlış politikalar yüzünden ulaşılamayan “2023 Hedefleri” böyleydi.

Sonra, “1453 Vizyonu” ve “1071 Vizyonu.” Ve son seçimlerde “Türkiye Yüzyılı.” sloganı… Henüz programı ortaya konulmadı.

‘ULU’ İMAJI

Asıl motivasyon kaynağı “şanlı ecdadımız”dır. Erdoğan’ın TÜGVA’daki sözleriyle:

Sizler tarihe yön vermiş, bilime ve sanata istikamet çizmiş, çağlar kapatmış, çağlar açmış bir milletin evlatlarısınız. Sizler cihana hükmetmiş, üç kıta yedi iklimde at koşturmuş kahraman bir ecdadın torunlarısınız…”

Tamam da… Evet cihana hükmettiler ama neden attan inip trene, motorlu araçlara binmede çok geri kaldılar?!

Gençler, asıl bu soruyla hayat ve zihniyet yolculuğuna çıkmalı. Ama hamaset bu soruya yer vermez.

Benim 1983’te yayınlanan kitabımın ismi “Tarihten Geleceğe” idi; konusu bu sorulardır.

TÜGVA toplantısında iki büyük poster var: Biri Fatih, Yavuz ve Abdülhamit… Diğeri Erdoğan…

Bu üç tarihi şahsiyetle Erdoğan arasında manevi bağ düşünülüyor. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, “geçmişte Abdülhamid Han neyse bugün de Cumhurbaşkanımız aynı şey… İslam ümmetinin başı” diye konuşmuştu.” (4 Nisan)

Merhum Ecevit’in “Karaoğlan” yıllarında Safa Yurdanur “Dün Atatürk, Bugün Ecevit” adıyla kitap yazmış, baskı üstüne baskı yapmıştı. (Göl Yayınları 1974)

Doğu toplumlarında, İslam’dan önce de yaygın olan lideri ululaştırma hatta kutsama geleneğinin ‘modern’ dışa vurumları.

Zihinlerimiz “Ulu önder”le “Ulu hakan” arasında sıkışmış değil mi?

MERAK ETMEK, SORGULAMAK

Ben “Ulu Önder” terimini de tasvip etmem. Çünkü “ulu” deyince, objektif ve analitik düşünmeyi baştan bir kenara atıyorsunuz.

Oysa İslam toplumlarının, 12 yüzyıldan sonra başlayan duraklama, donma ve geri kalma sürecinde bu zihniyetin rolü büyüktür. Hayrettin Karaman da müstebit hükümdarlar yüzünden fıkıhta kamu hukukun gelişmediğini yazmıştı.

Hükümdar “kaim bi’emrillah… Zıllullah fil’arz… padişah-ı âlempenah” ise, onu eleştirmek akla gelir miydi? Yanlışları önlenebilir miydi? Zaman içinde hukukun üstünlüğü, kuvvetler ayrılığı gibi fikirler, kamu hukuku, anayasa hukuku gibi disiplinler düşünülebilir miydi?

Kâinata, tabiata “fizik gözüyle” bakmak da akla gelmedi. Osmanlı tarihinin bence en büyük bilim adamı Kâtip Çelebi’nin Cihannüma’da yazdığı “Müslümanlar tabiat ve evren olaylarını merak etmiyorlar, düşünmüyorlar” diye özetleyebileceğim yakınmaları da aynı sebeptendir.

OBJEKTİF BAKMAK

Abdülhamit, devlet adamı vasfına sahip sultanlardan biridir. Fakat otokrasiler çağının hükümdarıydı. Nitekim Tunuslu Hayrettin Paşa’nın “kurallarla yönetim” layihalarını reddetti.

Muhafazakarların tahayyül ettiği Abdülhamit’le kızı Ayşe Osmanoğlu’nun anlattığı Abdülhamit aynı değildir.

Medreseyi yüz üstü bırakıp modern okulları açan hükümdardır. Çünkü devleti idare etmek için tarih, coğrafya, fizik, kimya, tıp, ziraat, maadin (madenler), baytarlık ve Roma Hukuku da okutulan Mekteb-i Hukuk’a ihtiyaç vardı.

Tarihçi Stanford Shaw, Abdülhamid’i “Tazimat’ın zirvesi” olarak tanımlar.

Meclis-i Mebusan’ı açış nutkunda “Avrupa medeniyet-i hâzırasının en evvel mülkümüze ithali”ni isteyen hükümdardır.

Fakat otokrasi yüzünden devlet kurumlaşamadı. Batı Rumeli’de asayişi sağlayamayan Sultan, İtalyan General De Giorgi kumandasında jandarma gücü kurulmasını kabul etmişti.

İslamcılar bile fikir ve ifade hürriyetinden mahrumdu. Âkif’in yazı ve şiirleri, Şehbenderzade’nin, Said Nursi’nin, Ahmet Naim’in kitapları ancak Meşrutiyet’te yayınlanabildi.

Mecelle Cemiyeti’ni kapattı, Mecelle eksik kaldı. Eleştirecek tek kişi, “yürütmeyi durdurma” kararı verecek tek kurum yoktu.

Bence her akımdan gençlere asıl bunları anlatmak lazım ki, devlet nasıl yönetilirse “iyi yönetim” olur, objektif bir fikir sahibi olsunlar.

Yani çağımızda kuvvetler ayrılığı, bağımsız yargı, denetim ve denge, fikir ve ifade hürriyeti…

YORUMLAR (25)
25 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.