Back To Top
Orada birileri bir şeyler yapacak mı?

Orada birileri bir şeyler yapacak mı?

 - Son Güncelleme: 06.05.2019 Pazartesi 09:22
- A +

 

Siyasi tarihimize bir gülümseme emojisiyle birlikte girmiş o meşhur sözü hatırlatan başlığı görünce bugün açıklanacak YSK kararıyla ilgili bir yazı olduğu düşünülebilir.

Ama aşırı florürlü, kuantumvari “Birileri bir şeyler yapmış” delilleri, saydıkça bereketi kaçan rakamlar, gelecek seçimlerde korkudan kimsenin sandık görevlisi olmak istemeyeceği son dakika soruşturmaları, parmak sallamalarla girilen son dakika  düzlüğünde, demokrasi tarihimizin ve YSK’nın miladı 14 Mayıs 1950 seçimlerinin 69’uncu yıldönümü yaklaşırken verilecek karar üzerine söylenebilecekler artık tükendi.

Ama Ankara’da başka hakimler ve savcılar da verdikleri kararlarla hem kişisel hikayelerine hem de ülkenin tarihine izler bırakmaya devam ediyorlar.

On yıllar önce Mehmet Ali Sebük’ün bıraktığı gibi izler de değil bunlar.

Mehmet Ali Sebük, 1938 yılında Yargıtay Başsavcı Vekilliği’ne kadar yükselmiş bir cumhuriyet savcısıydı.

40’lı yılların başında Fransa’ya gidip Paris Kriminoloji Enstitüsü ve Lyon Üniversitesi kriminoloji eğitimi almış, sözünü esirgemeyen, önce devlet değil hukuk diyen ülke standartlarının üstünde bir hukuk adamıydı.  

1942 yılında savcı olarak atandığı Ordu’da hapishane koşullarının iyileştirilmesi için çalışmış, yine sözünü esirgememiş, tek parti iktidarında bu mesleği daha fazla hakkıyla yapamayacağını düşündüğü anda da istifa ederek avukatlık yapmak üzere İstanbul’a gelmişti.

İstanbul’da Ahmet Emin Yalman’ın Vatan gazetesinin avukatlığını üstlendi.

Ahmet Emin Yalman da 1910 yılında ABD’ye giderek Kolombiya Üniversitesi’nde gazetecilik ve felsefe doktoraları yapmış, liberal bir gazeteciydi.

Destek verdiği Milli Mücadele’de daha sonra muhalif saflarda  kalmış, Takrir-i Sükun Kanunu’yla gazetesi kapatılıp tutuklanmış, ayaklarından zincirlenerek götürüldüğü Diyarbakır sürgününden Mustafa Kemal Paşa’ya ‘bir daha gazetecilik yapmayacağı’na söz verdiği bir mektupla kurtulabilmişti.

Uzun yıllar sözünü tutup, lastikçilik, reklamcılık gibi işlerle uğraştıktan sonra mesleğe ancak 1940 yılında Vatan gazetesiyle dönmüştü.

Savaş yıllarında Almanya ve faşizm karşıtı yayınlar yapan muhalif gazete, yüz binli tirajlara ulaşmış devrin en etkili gazetelerinden biriydi.

1946’dan sonra Demokrat Parti’yi destekleyen liberal sağ eğilimli gazetede 1949 yılında herkesi şaşırtan bir röportaj çıktı.

Ahmet Emin Yalman, Bursa’ya gitmiş ve 11 yıldır cezaevinde yatmakta olan Nazım Hikmet’le konuşmuştu.

Nazım’ın cezaevi parmaklıklarından bakarken bir fotoğrafının da yer aldığı röportaj o günler için oldukça cesurcaydı.

Çünkü Nazım Hikmet, 1938 yılında Kuleli Askeri Lisesi’nde rejimi yıkmak için gizli bir örgüt kurmak ve yönetmekle suçlanıp 28 yıl ağır hapis cezası almış, kimsenin yan yana gelmek istemediği komünist bir şair ve yazardı.  

Gizlilik kararı olan bir askeri mahkemede yargılanmış, neyle suçlandığını bile kimse tam olarak öğrenememişti.

O kadar yalnızdı ki sesini duyurmak için açlık grevine başlamış, açlık grevi de haber olmayınca yaşlı annesi elinde bir pankartla Eminönü’nde oğlu için imza toplamıştı.

Bu sessizliği bozan Ahmet Emin Yalman, Amerika ile yakın ilişkileri savunan, anti-komünist fikirleriyle bilinen, Nazım Hikmet’in fikren en çok karşısında olması beklenen bir isimdi.

Ama gazetesi, açlık grevindeki “tehlikeli” şaire ses vermekle de kalmamıştı.

Gazetenin avukatı eski savcı Mehmet Ali Sebük, Nazım Hikmet’in 1938’de yargılanıp, mahkum olduğu dosyayı inceleyerek, Vatan gazetesinde 11 gün süren bir yazı dizisi kaleme aldı.

Yazı dizisi büyük yankı uyandırdı. Ortada büyük bir adli skandal vardı. Sebük, dosyayı okuduğunda hissettiklerini şöyle kaleme almıştı:

“Dosyaların incelenmesi, kanıtların değerlendirilmesi sona erdiği zaman hukuk açısından moralim sarsılmıştı. Başımı iki elimin arasına aldım. –Ya Rabbi! Bu uydurma ve yetersiz kanıtlarla böyle ağır bir ceza nasıl verilir? Yüzde yüz suçsuz olduğu ortada duran bir insan 13 yıl yok yere neden zindanlarda çürütülür?”

Eski savcı Sebük’ün iddiaların çürüklüğünü ortaya koyduğu yazıları büyük tepkiler çekti.

Dosya o kadar boştu ki, saldıranlar, dosya ile ilgili konuşamıyordu. Nazım Hikmet’in eski yazılarından, şiirlerinden, Moskova’da eğitim almasından, aleni bir komünist olmasından bahsediyor, böyle birinin savunulmasını eleştiriyor, mahkumiyeti de hak ettiğini de iddia ediyorlardı.

Yalman gibi anti-komünist bir liberal olan Sebük eleştirilere bir yazıyla cevap verdi:

“Ben, Nazım Hikmet işini üzerime alırken onun beyninde taşıdığı yada taşımadığı soyut düşüncelerle hiçbir zaman ilgilenmedim. Kendisine bu konuda hiçbir soru sormadım. Ben bir hukukçuyum. Beni sadece Nazım Hikmet’in bu olaydaki eylem ve davranışları, yasanın kalıpları içine koyarak onların tehlikesini kendi görüş açımdan ölçmeye uğraştım.”

Ankara’ya gidip yetkililere haksızlığı anlatan Sebük’ün çabaları ve Vatan’ın yayınları,  Demokrat Parti’nin iktidara gelmesinden sonra Nazım Hikmet’in de yararlanıp tahliye olacağı affın çıkmasının zeminini hazırlamıştı.

Sebük, 1954 yılında DP’den İzmir milletvekili oldu.

Ama zor zamanlarda kimsenin savunamadığı insanları savunmaya ömrünün sonuna kadar devam etti.

Yassıada’da Menderes’in, 70’lerde bir cinayet ve banka soygunundan yargılanan solcu Ömer Ayna’nın, idamla yargılanan, kimsenin avukatlığını üstlenmek istemediği bir ASALA militanının avukatlığını üstlendi.

Fikri, ideolojisi, ne yaptığından bağımsız, herkesin adil yargılanma hakkını savunan bir hukukçu olarak 80 yaşında bir Nazım Hikmet anmasında yaptığı konuşma yüzünden pasaportuna el konuldu.

Tedavisi için yurtdışına gidemedi. İki yıl sonra tedavi için Almanya’ya gittiğinde doktorlar çok geç kalındığını söylemişlerdi.

Belki de bu ve benzer hikayelerin bu acı sonları yüzünden savcılar, hakimler, avukatlar için Mehmet Ali Sebük gibi isimler örnek haline gelemedi. Böyle bir hukuk geleneği yerleşmedi.

Hukukun değil, devletin yanında durmak her zaman daha garantili bulundu.

Şayet böyle bir yerleşik hukuk geleneği olsaydı, söylemedikleri sözlerden çıkarılan subliminal mesajlarla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak için Anayasa Mahkemesi “hak ihlali yok” kararı verirken bir kere daha düşünürdü.

(Dosyadaki iddialar ve yaptıkları iddia edilen konuşmanın içeriğinin nasıl çarpıtıldığı hakkında daha önce bu köşede çıkmış bir yazı için https://www.karar.com/yazarlar/yildiray-ogur/kanaat-notuyla-tutuklugun-devamina-5950)

Üstelik aynı suçlamalarla yargılanan Mehmet Altan için bir yıl önce hak ihlaline karar verip, tahliye olmasına vesile olduktan sonra.

Neyse ki son bir kapı daha açık. Yargıtay Başsavcılığı temyizdeki dosyayı inceleyerek, Altan ve Ilıcak’ın “Anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs”ten değil, 5’den 10 yıla kadar hapis cezası öngören “örgüte bilerek ve isteyerek” yardım suçundan yargılanması” gerektiğine dair görüş bildirdi.

Ama o görüşün üstünden de beş ay geçti. Yargıtay 1000 gündür tutuklu olan, 70 yaşlarını aşmış iki isim için hala kararını vermedi.

Ama delilsiz suçlamalarla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen iki ünlü gazeteci-yazarla ilgili bu ayak sürtmelerin,  yanlışın üç yıldır bir yerlerden dönememesinin sebebi hukuki değil.

Onlarla ilgili, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası aldıkları iddialar ve delillerle ilgisiz, bir ömür boyu yazdıkları, söyledikleri, yaptıkları yüzünden haklarında verilmiş hüküm cezaları var.

Ve o şahsi, ideolojik hükümler adalete baskın geliyor. Oh olsun sesleri, saf hukukun sesini bastırıyor.

Ve maalesef bugün ortada cesaretle çıkıp, “fikirlerine, söylediklerine katılmıyorum ama onlara verilen bu ceza hukuki bir faciadır” diyecek savcı Mehmet Ali Sebük’ler, gazeteci Ahmet Emin Yalmanlar da pek kalmadı.

Son kararla anlaşıldığına göre Anayasa Mahkemesi üyelerinin çoğunluğu da siyasi görüş farklığıyla suç arasında bir ayrım yapamıyor. Kanaat notları hukukun temel ilkelerinin önüne geçebiliyor.

Belki de zor zamanlarda, zaten göze batan “hukuku gözetme” haklarını kamuoyunda pek de destekçileri olmayan bu iki isim için değil, başka isimler için kullanmayı tercih ettiler.

Halbuki tarihe yanlış ve haksız kararlara imza atarak geçmek bir zorunluluk değil.

Tek parti iktidarında savcı Mehmet Ali Sebük’ün yaptığı gibi görevinden istifa edip, adalet için kürsünün karşı tarafına geçmek de mümkün.

İnsanlar kendi hikayelerini birilerinin bir şeyler yapmasını beklemeden cesaretle bir şeyler yaparak yazıyor...

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
süleyman d. 11 Mayıs 2019 01:05
YSK nın: Anadolu tabiriyle; "AĞZINI BÜZÜŞÜNDEN ÖMER DİYECEĞİ BELLİ" değil mi? Basbayağı belli ! Ali İ.yavuz'un ikinci mağlubiyete de: "Allah'ın hakkı üçtür" diye itiraz ettiğini görür gibi oluyorum. Kötü günler geride kaldı. Daha da kötü günlere hazırlıklı olmak lazım!!!
YSK'DA BİR DEĞİL BİRÇOK ŞEYLER OLMUŞ.
KARAR OKURU 06 Mayıs 2019 20:08
Artik sandıkta kırıldı, malınız mülkünüz ve özgürlüğümüz demokratik olmayan koşullar altında. Gereksiz tepki anlamsız kişiliksek tedbir alıp, kenarda durmak en akıllıca çözüm. Kötü bir halkın iyi bir devleti be hukuku olmuyor ortadoğuda.
KARAR OKURU 06 Mayıs 2019 19:41
YSK secimi iptal etti. CHP yapilacak secimi boykot etsin. Kendileri calip kendileri oynasinlar. iyice batirsinlar bu ulkeyi. Yarattiklari bu kara delik onlari da yutar.
KARAR OKURU 06 Mayıs 2019 21:53
0
Sadece boykot değil. CHP, İYİ parti, SP ve HDP sistemden çekilmeli. Bütün BBler ve Meclis bırakılmalı. Sinei Millet. Bu hileli düzende oynamanın anlamı yok.
BİRİSİ 06 Mayıs 2019 17:41
Hukuk olmadığını biliyordum bu ülkede ama 28 şubatlarda, en zor zamanlarda, dindarlardan/muhafazakârlardan vebalı gibi kaçılan zamanlarda, Altanlar ve Ilıcaklar hak/hukuk/demokrasi/özgürlük adına hep bu çevrelerin yanında oldular ama görünen o ki "vefa" da yokmuş. Geriye fayda ve nankörlük kalmış.
KARAR OKURU 06 Mayıs 2019 17:20
Bu eski generaller, genelkurmay başkanları, eski Cumhurbaşkanı Sezer niye çıkıp iki laf etmiyorlar gidişat için? Kayboldular.
KARAR OKURU 06 Mayıs 2019 23:57
0
Kardeş, sen galiba 1990 lı yıllarda yaşadığımızı sanıyorsun galiba...Kim konuşacak, nasıl konusacak, ne diyecek, ne kadar soyleyebilecek? Bütün bunlar sorun...
KARAR OKURU 06 Mayıs 2019 16:10
Bu topraklarda istisna kişilerin cılız sesleri hariç, hukuk falan yesermez azizim! Sonuçta iktidar için oğlunu, kardeşlerini boğan ve buna da nizam ı âlem kılıfı uyduran ve bu uydurulan kılıfa inanan bir toplum ve sosyal genlerden geliyoruz Sn.Ogur...Allah şu ramazanın hürmetine milletimize acısın.Yoksa işimiz çok zor...
KARAR OKURU 06 Mayıs 2019 16:10
Yazıyı ve yorumları okudum. Benim gözümde AHMET ALTAN; bir insan ne kadar cesur olabilecekse o kadar cesur, ilkesi ve eylemi arasında çelişki bulunmayan ADAMDIR.
KARAR OKURU 06 Mayıs 2019 14:29
Ergenekon kumpas denince hemen inananlar, 17-25 montaj denince inanmazlar. Bu ne yaman çelişki anne...
İbrahim Erdoğan 06 Mayıs 2019 14:10
Ellerine, yüreğine Allah sağlıklar versin. Değerli kardeşim...
İrfan Türkcan 06 Mayıs 2019 12:28
Yıldıray Bey, böyle yazılar için teşekkürü ifade edecek kelimelerim yok. Cezaevlerinden her gün cenaze çıkıyor. Evet Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak'ın, tabii ki Mümtazer Türköne ve Sedat Laçiner gibi ünlülerin durumu da muazzam bir trajedi. Ama cezaevlerinden çıkan cenazeler kişilerin değil hukukun ve adaletin cenazeleridir. Ne yazık ki, toplumun geleceği musalla taşında. Hukuk ve adalet ölmüşse, bir millet ölmüş demektir. Uyduruk gerekçelerle yüzbinlerin yaşamı mahvediliyor.
Bugün 6 Mayıs 06 Mayıs 2019 12:02
Bu yazının içine " Biz halkın zulme karşı direnme hakkını kullandık) diye savunma yapan, Deniz Gezmişi asan Ali elverdi denen Adamı da katsaydin. Günün anlamına hoş bir seda olurdu.
Okur 06 Mayıs 2019 18:27
0
Bende de anlamlı olurdu. Bugün 6 Mayıs Deniz,Yusuf ve Hüseyin'in katledilmesinin 47. Yılı. Mekanları cennet olsun.
DEMOKRAT TÜRKİYE 06 Mayıs 2019 11:46
“Doğruyu gördükleri halde, düşüncelerini değiştirmeyenler; cahillikleriyle mutluymuş gibi yaşarlar..!" A.Einstein Yargılanan özünde gazeteci-yazarlar değil bizim haber alma özgürlüğümüzdür. A. Altan ve N. Ilıcak üzerlerine atılı suçtan hüküm giymeleri hem hukuku hem vicdanı yaralar. Bu gökkubbenin altında hepimiz biliyoruz ki ülkemizdeki siyasi iklim hukukun terazisini bozdu ve yerle yeksan etti. Buradan adalet çıkmaz. Artık ülke yok herkes evine gitsin demiş bir düşünür işte o noktaya geldik!
Karar Okuru 06 Mayıs 2019 11:46
Yazının en güzel cümlesi; ".....şahsi, ideolojik hükümler adalete baskın geliyor. Oh olsun sesleri, saf hukukun sesini bastırıyor.." Evet herkes mahşerdeki önüne çıkacak videosunu dolduruyor.
KARAR OKURU 06 Mayıs 2019 11:17
Bozacının şahidi şıracı...
KARAR OKURU 06 Mayıs 2019 12:24
1
her kabilede öyle. kabilelerden millet olmaya geçemiyoruz.
Kartal Vakur 06 Mayıs 2019 10:41
Bir Çanakkale programında konuşmacı, "Yiğit Olmak Eve Dönmemektir" demişti. İlkeli olmak, adil olmak, evrensel hukuku savunmak için de "Demir Parmaklıkların Arkasında Durmaktır" dense yeridir.
yüksel dinçer 06 Mayıs 2019 10:22
harika bir yazı olmuş siyaset insanları karpuz gibi ikiye ayırmış biri diğerinin haksızlığa uğradığını görse dahi umursamıyor üstelik sevinç çığlıkları atabiliyor
hep karar DA OKUR 06 Mayıs 2019 10:12
TEBRİKLER OĞUR A. BİZLERİ DERİN DERİN DÜŞÜNMEYE İTİYOR KARDEŞİMİZ. NAZIM HAİN AT İÇERİ...AHMET ,NAZLI DA ....ATINIZ İÇERİ...BAŞKA YÖNETENLERİ ELEŞTİREN ....? BİZDE ADET BÖYLEDİR (türkü ama burada uydu) NEYSEKİ YILDIRAY LAR VAR.....ARTIK BİLİYORUZ NE VE NASIL OLDUĞUNU.
okuyan okur 06 Mayıs 2019 10:03
cezaevine suçsuz yere atıldığını düşünen o adam o günleri unuttu
Anatolyan 06 Mayıs 2019 10:02
Ahmet Altan gerçekten ahlak, dürüstlük ve cesaret timsali bir insan. Bu topraklar demokrasiye ve hukuka doğru cılız bir adım attı ise, onun payı büyüktür. Tarihe bu dönemin simge ismi olarak geçecek. Yıkılanın yerine daha iyisi gelmedi ama sonuçta kemalist ya da islamcı farketmez, antidemokratik, hukuksuz rejimler yıkılmadan daha iyisini yapmak da mümkün değil.
Hasyobaz 06 Mayıs 2019 09:34
Tarih, “hukuk ve vicdan böyle istiyor”, diyenlerle, devlet “böyle istiyor” diyenlerin mücadelesi. Bu ülke, seni buraya atanlar böyle karar vermemi istemiyor diyen kukla Salim Başollar ile vicdanı ve Rabbi dışında hiçbir güce boyun eğmeyen gerçek hakim ve savcıları da gördü. Biri kukla; öteki ise insan. Hiç kukla ile insan bir kereye konulabilir mi?
KARAR OKURU 06 Mayıs 2019 08:46
Akliniza, ellerinize saglik, ömrünüze bereket insallah.
KARAR OKURU 06 Mayıs 2019 08:10
Demek ki neymiş, Ahmet Altan bazı tekerlere ciddi bir çomak sokmuş. İşte o çıkar çevreleri şimdi intikamlarını alıyor. Derin devlet bu işte.
Karar Okuru 06 Mayıs 2019 09:01
16
Ahmet Altan’ın her hangi bir yere çomak sokacak ne gücü ne de önemi var. O günlerde batının da desteği ile yaratılan vesayet kaldırıyoruz safsatasına bulaştı o kadar. Elbette karşılaştığı bir hukuk garabeti ancak bu garabet dönemine o ve yazar da dahil pek çok ham solcu vb can hıraş katkı yaptı. Sonuç akıl ermeyen işler yapıldığında döner sana dolanır. Yargının o dönem uygulamaları, anayasa değişiklikleri için Yetmez ama evet derseniz şimdi size sorarlar yetti mi? Diye
KARAR OKURU 06 Mayıs 2019 14:26
0
Önemi yoksa niye tutuyorlar adamı içerde?
KARAR OKURU 06 Mayıs 2019 07:55
Bilmem bir vicdanin kaçtir hava parasi?? Yildiray uğur bey tek kelime ile bu ülkenin adaletli kalemi, asil vicdanisiniz . Tesekkürler
Karar Okuru 06 Mayıs 2019 07:54
Siz ve Ahmet Altan gibilerin hararetli gayretleri ile gelinen bu noktadaki pişmanlık ve eleştiri çok ilginç ve ders verici. Yetenekli de olsa bir zihnin her şeye rağmen tam da eleştirdiği işleri geçmişte desteklediği gerçeğinin yarattığı huzursuzluktan kurtulmak için güzel top çeviriyor. FETÖ tezgahıyla yaratılan hukuk garabetleri sırasında tam da bugünlerin moda deyişi ile “farketmemiş olsak da kesinlikle bir şeyler oldu” anlayışı ile o gün yazılanları unutmayanlar olacağını unutmayın. Eleştireceksek en evvel kendine bakmayı bilmeli insan. Ama laf
karar okuru 06 Mayıs 2019 08:53
16
Sayın Oğur'un o taraklarda bezi yok. Zira o zamanlarda yaptığının aynını yapıyor. Yani almak istediği sonuç için hakikati eğip bükmek.
Yetmez ama evetçi 06 Mayıs 2019 11:31
1
pişman derken? ben yetmez ama evetçiyim. hiç pişman değilim. pişman olan bir yetmez ama evetçi de ne gördüm ne duydum. bütün yetmez ama evetçiler hala demokrasiden ve hukuktan yana. bence sizin pişman olmanız lazım. neredeyse 100 yıl iktidarda kalıp hukuka ve demokrasiye dayalı bir ülke kurmayı beceremediğiniz, ahbap-çavuş ekonomisi ile devleti soyup soğana çevirip 2001 krizine sebep olduğunuz için. islamcılar iktidar ise sizin sayenizde oldular. sorumluluğu- tıpkı islamcılar gibi- dışarı atmanız ibretlik.
KARAR OKURU 06 Mayıs 2019 17:46
3
11:31 Arkadaşım şaka mısın sen? Ben İnönü'yü de saymıyorum ama hadi sayalım, "biz" ne zaman iktidar olmuşuz 1950den sonra, iktidar hep "demokrat"lardı. Siz de her zaman onları desteklediniz. Babasına kızgın, hayatındaki tüm yanlışlardan onu sorumlu tutan, büyüymemiş çocuklrdan farkınız yok.
KARAR OKURU 06 Mayıs 2019 18:56
2
2010'a kadar bu ülkede orgeneraller ne derse o oldu. CHP, TSK'nın siyasetteki dairesi; yargı TSK'nın emir kulu idi. CHP seçim kazansa n'olur kazanmasa n'olur? İşi iktidar değil ki! Siyaseti denetlemek. Siz önce 6 okun nereden geldiğini öğrenin. İnönü'nün 1932'de İtalyan Faşist Partisi'ni ziyareti ile, o ziyaretten sonra yazdığı "biz de böyle olalım" temalı hayranlık dolu rapor ile yüzleşin.
Karar okuru 06 Mayıs 2019 06:26
Hukukun sesinin bagirarak bastirildigi, bastirabildigi yerlerde ne gelisme olur nede adalet, bunu yapanlar milletin onunde hukukun ustunlugune sadakat edeceklerine namuslari ve serefleri uzerine yemin etmis olanlarsa ortada bir devletden Sözer edilemez…
KARAR OKURU 06 Mayıs 2019 04:48
Türkiye siyaset ve hukuk tarihine ışık tutan bir yazı. Gerçek hukuk bir umut olarak kalmamalı. Nazım Hikmet'i özgürlüğe taşıyan yazar gazeteci hukukçular bugün yaşasalar terörist ilan edilirlermiş meğer
KARAR OKURU 06 Mayıs 2019 08:50
0
Terör örgütü üyesi olmamakla beraber.......
KARAR OKURU 06 Mayıs 2019 04:25
Orda hakim, savcı var mu? Diye bağırasım, geliyor.
KARAR OKURU 06 Mayıs 2019 03:48
Bütün bunları okuduktan sonra gel de bu ülkeye aidiyet hisset...Ne yüreği büyük insanlarmış ki her şeye rağmen vatan da vatan demişler. Allah gani gani rahmet etsin.
KARAR OKURU 06 Mayıs 2019 03:43
Ergenekon ve Balyoz tertibinde yangına benzin taşıyan, hain darbecilerin kalemşörlüğünü üstlenen bu iki kişi hak ettiklerini buldular. Nice insanın hayatı bunlar yüzünden karardı. O zamanlar bir an durdular mı, bir an acaba bu böyle olmayabilir dediler mi? Aksine tüm acımasızlıklarıyla keyifle ateşi harladılar. Şimdi 70 yaşını aştılar diye merhamet mi edelim.
KARAR OKURU 06 Mayıs 2019 08:34
2
Türkiye’de asker hiç darbe yapmasa belki durup bu böyle olmayabilir derlerdi. Danıştay saldırısını ne çabuk unuttunuz.
KARAR OKURU 06 Mayıs 2019 08:49
1
Tabiiki merhamet etmiycez, vicdanlarımızda onları affetmeyeceğiz ama yanlışa da yanlışla cevap vermeyeceğiz. O zamanlar onlarinbyaptiklari yanlıştı şimdi onlara yapılanlar yanlış.
KARAR OKURU 06 Mayıs 2019 09:48
4
Lafa bak. Ahmet Altan Ergenekon ve Balyoz davalarında savcı mıydı? Hakim miydi? Eline geçen bilgiyi gazeteci olarak yayınlamayacak mıydı? Ayrıca Türkiye'de Ergenekon diye bir örgüt var. 2003-2004 arası darbe planları yapıldığı da açık. Alper Görmüş bu konuları iyi toparladı. FETÖ bu durumu kullanmış kullanmamış, kurunun yanında yaş da yanmış o işin başka yüzü. Bu kabilecilikle Türkiye'ye hukuk zor gelir.
KARAR OKURU 06 Mayıs 2019 16:11
0
Bu şahıslar hiç bir zaman yargı mensubu olmadılar, kararlar yanlış idiyse suç o günkü yargı erkinin ve adalet bakanınındır. Bağımsız bir yargın olsaydı gazetecinin ne yazdığının bir önemi kalmazdı.
KARAR OKURU 06 Mayıs 2019 03:45
Yüreğinize ve kaleminize sağlık, bizi çok borçlandırıyorsunuz Yıldıray bey. Söylenecek o kadar çok şey var ki... Ama siz tüm milletin yükünü sırtlanmış gidiyorsunuz. Allah hepimizin yardımcısı olsun.....
KARAR OKURU 06 Mayıs 2019 03:36
Mesele sadece hakimligi savciligi ya da ysk baskanligini birakip baska bir yolda gitmek olsa belki yaparlardi (ak degillerse, ki o da az bulunur), mesele istenmeyen davranislarin, eskiden fetocu olmak, meger bylock kullanmis olmak, ay inanmiyorum bi de utanmadan zamaninda bank asyada parasi olmaktan fetocu diye tutuklu yargilanmaya sebep olmasi ihtimali.. bkz sandik gorevlileri, bkz Sabri Uzun!
KARAR OKURU 06 Mayıs 2019 03:03
Gereksiz yere cümlelerini uzatma. Tek cümleden oluşan paragrafın var.
KARAR OKURU 06 Mayıs 2019 09:49
0
beğenmiyorsan okuma. ben memnunum.
KARAR OKURU 06 Mayıs 2019 02:56
Adalet ama herkese adalet herkese ekmek su kadar lazım
musto 06 Mayıs 2019 02:04
Celile hanım ressam Nazımın annesi Yahya Kemal Beyatlının sevgilisi oğlunun affı için Taksimde imza vermeyenlerden biriside Yahya Kemal.Nazlı ılıcak Don Kişot önce 12 eylülde Demireli savundu kocasını batırdı sonra Kavakcı kardeşlerin hamiliği sonra Altan kardeşler ile yüzlerce askerlere fetö tarafından kurulan kumpasın yılmaz savunuculuğunu yapmak kumpascıların çoğu kaçtı kurtuldu kabak bunların başına patladı.
Hersoy 06 Mayıs 2019 01:27
İnşallah bizim de, Ankara’ daki hakimlere güvenebileceğimiz zamanlar olacaktır. Bu millet bunu hak ediyor.
KARAR OKURU 06 Mayıs 2019 21:29
0
Bekle, bekle; nınınıııın, nınınııın, nını nın, nın, nın, saat 21:40 şu an itibarı ile. YSK kararını duydun mu?
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN