Back To Top
Adalet, ekmekten önce…

Adalet, ekmekten önce…

 - Son Güncelleme: 17.04.2019 Çarşamba 09:33
- A +

Sosyal medya binbir yüzlü. Bir yönüyle gerçeğin çarpıtıldığı, kimsenin kimseyi dinlemediği anlamak istemediği bir gayya kuyusu. Öte yandan iyi ki böyle bir mecra var diyoruz, çünkü adaletin tecellisine katkısı büyük. Birçok acı olay bu kanaldan gün yüzüne çıkıp kamuya maloluyor. Sosyal medyanın adaletsiz uygulamalardan geri adım atılmasında öncü rolü var. 

Öteden beri eğer kimse duymazsa zenginlerin itibarlıların suçlarının ört bas edilebileceği hissini veren, romanlarımıza filmlerimize de yansımış bir adalet sistemimiz var ne yazık ki. Son örneklerden biri Şule Çet davası. Üniversite öğrencisi genç kız yarı zamanlı çalıştığı bir plazada 20. kattan düşüyor, bütün bulgular atıldığı ve istismara uğradığı yönünde. Bu cinayetin zanlısı olduğu düşünülen iki genç sosyal medya baskısı olmasaydı tutuksuz yargılanacak belki de yurt dışına kaçacaklardı. İntihar etti denilerek kapanacaktı bu yürek yakan dava. Şimdi cinayet, nitelikli cinsel saldırı ve hürriyeti tahditten yargılanıyorlar. Akşam saati orada ne işi var kızın diye başlayan bir dizi eleştiri ise kadınlara yönelik suçlara mazeret arayan akıl almaz insani zafiyetin ürünü.

***

İkinci intihar iddiası Giresun’dan geldi. Bir yıl önce onbir yaşındaki Rabia Naz evinin önünde ölü bulundu. İçi yanan baba Şaban Vatan şüphelerini dile getirip feryat etmese, sosyal medyadaki her meşrepten eğilimden politik görüşten yüz binlerce insan destek vermese, konu kapanıp gidebilirdi, bir de küçücük kıza intihar etiketi yapıştırılarak. Bu kıymetli evlat ve geride kalan acılı yakınları ve kamuoyu doğru düzgün bir soruşturmayı incelemeyi elbette hak ediyorlar. Ölüme araba çarpmasının mı yoksa yüksekten düşmenin mi sebep olduğunu ayırt etmek elimizdeki imkanlarla hiç de zor olmasa gerek. 

Birileri çıkmış Kapadokya’da sırtını peri bacalarına dayayan korkunç oteller inşa ediyor, sosyal medyada büyük bir infial olmasa güzelce tamamlayıp hizmete açacaklardı herhalde. Aynıları Süleymaniye’de yapılıyor ve yeterince tepki verilemediği için hızla tamamlanıyor caminin dibindeki tuhaf yapılar.

Kamuoyu tepkisinin gücü de bir yere kadar. Ankara’da hayvan katliamı yapan adamlar bu kadar infiale rağmen serbest bırakıldı. Canlı yayında papağanına yaptığı işkenceleri gösteren, ona bağırıp çağıran, ayağından asan, yaralayan, sakatlayan, sonunda ölümüne sebep olan Murat Özdemir kimsenin malına zarar vermediği, papağan kendi malı olduğu gerekçesiyle beraat etti. Beş yüz lira para cezası bile yok. Hakim belki de elimde yaptırım içeren kanun maddesi yok ki elim mahkum diyecek. Peki hayvanların “mal değil can” olduğuna dair yasa neden çıkmıyor. İnsana eziyet ve işkence hakkı tanımak en başta insana kasteden bir kötülük. Kafka’nın Ceza Sömürgesi hikayesinde işkence edilenden çok edene seslenilir sanki. Başkasına yaptığını sanırken kendine neden bu kötülüğü yapıyorsun, neden bu kadar alçalıp insanlıktan çıkarak kendini cezalandırıyorsun, bu zelil hali kendine nasıl layık görüyorsun mealinde. 

Kadınlara yönelik şiddete gelince; bu ülkenin kadınları şiddetsizlik için çok büyük emekler verdi, duyanlar için çok güçlü sesler çıkardılar, çalışmalar yaptılar. Hâlâ sosyal medya ve toplum baskısı biraz gevşeyince kurşun yağdıran adamlar serbest kalıyor, tutuksuz yargılanıyor. Muhafazakar camianın bazı akil adamları ise “sor ki neden öldürmüş, neden bıçaklamış, neden kolunu kırmış” diye mazeret üretme peşinde. Samimi içten bilimsel araştırmalarla, kadını mahkum etmeyi alışkanlık haline getirmiş zalim yaklaşımları ayırıyorum elbette. 

***

Sosyal medya etkisini mi bekleyelim Emre Kaklıkkaya için de. Sabah erkenden çıkıp yol kenarında simit satan babasına, hızla gelip çarpan öldüren genç tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmış. İnsanın aklına ister istemez geliyor; ölen adam zengin biri, çarpan da yoksul bir genç olsa durum yine böyle olur muydu? Toplumdaki en kıymetli ortak değerimiz güven ve adalet duygusu. Adalet yoksa millet olmaktan söz edilemez. Dil tarih kader birliği ortak gelecek duygusu elbette önemli fakat hepsi adaletin potasında harmanlanmıyorsa hiç biri bizi bir arada tutmaya yetmez.

Son olarak adalet duygusundan yoksun, ne pahasına olursa olsun kazanmak, başarmak, sahip olmak herkesten iyi yaşamak gibi hedeflerle yetiştirilen çocuklara bir örnek. Aşırı hız yapan genç bir kadın duramayıp arabasıyla iki insana çarpıyor, ağır yaralı kadın ambulansa konarken, çarpan kızın ağlayarak babasına söyledikleri: “Arabamı ne hale getirdi, arabamı ne hale getirdiler baba ya. Yol boştu geldi adamla kadın, çarptılar. Ya yürüsenize neden çarpıyorsunuz arabama?

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Sayın Yıldız Hanım Yazınızda dile getirdiğiniz konulara aynen katılıyorum. Elinize dilinize sağlık. Bu görüşlerinize bir şey ilave etmek istiyorum: Acaba bahsettiğiniz konularda ki mağdur, bir hakim veya savcı yakını olsaydı aynı kararlar verilirmiydi? Kanunlar arasından hangi suçlamalar bulunurdu?
rami ağar 18 Nisan 2019 16:36
Ne kadar güzel bir bakış, adil bir yorumlama.
MAHZUN MUHAFAZAKAR 17 Nisan 2019 19:48
Adalet; bu ülkede yazar ismi olmanın dışında bir anlam ifade ediyor mu?
KARAR OKURU 17 Nisan 2019 13:45
Deveye sormuşlar..Medeniyet topyekun olur.Allah rahmet etsin.Mesela simitçiler.Çok kere araba veya yaya yolunu kapatıyor veya zorunda kalıyorlar neden?
ALLAH RAZI OLSUN.yİNE ÇOK GÜZEL BİR YAZI.''dEVLETİN DİNİ ADALETTİR.''HZ.ALİ (R.a)
KARAR OKURU 17 Nisan 2019 07:53
tebrik ederim. birisinin hakkını savunmak için kim olduğuna bakmadığınız için
N.Öztürk 17 Nisan 2019 07:11
Değerli hanımfendi, en derin ve ciddi konuları anlatırken kullandığınız naif dile saygı duyuyoruz. Ama bu, mesajın gitmesi gereken noktaları uyarmakta yetersiz kalabiliyor. Şahsen varoş tabir edilen bir yerde oturduğumu belirterek: Verdiğiniz imar ihanetlerine ; Ataköy sahilini, şimdilerde Bahçeşehir önündeki bir heyulayı, yakın geçmişteki Z.Burnu cinayetini ekleyebilirsiniz. Kabul edin ki, bunlara zamanında kimsenin gür sesi çıkmadı, olan İstanbul'a oluyor.
Karar Okuru 17 Nisan 2019 03:23
Hakim ve savcilari partili adalet bakani eleyip atadigindan beri adalet dagitilamiyor, hukuk islemiyor. Boyle olunca geriye yalvar yakar aman boyle etmeyin demek kaliyor. Surdurulebilir bir durum degil. Hukuk ve adalet yeniden siyaset ustundeki bagimsiz yerine konumlandirilmalidir.
KARAR OKURU 17 Nisan 2019 00:32
Millet olarak ölçüyü kaçırdık, olan bu.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN