‘Büyük taş vurmamaya alamettir’
Bütün bir medeniyet bir daha asla geri getirilemeyecek şekilde bu gece ölecek.”
İran için söylüyor. Büyük laf. Amerika’nın boyundan büyük. Trump’ın boyundan haydi haydi büyük.
Bu ifade soykırım niyetinin ilanı mıdır? The Conversation’ın Avrupa versiyonunda Trump’ın sözünü soykırım niyetinin ilanı olarak yorumlayan bir yazı okudum. Bilmiyorum, belki önemli bir yazardır. Emeğe saygı kaidesine binaen adını anmam lazım. Daha önce hiç okumadığım ve adını işitmediğim (Prof. Rodrigo Praino, Avustralya) ihtiyar Kato ya da Bilge Kato olarak tanınan Romalı senatörün bütün konuşmalarını “Kartaca yıkılmalı” cümlesiyle bitirdiğini anlatıyor ve bu cümlenin tarihteki bilinen ilk soykırım kışkırtması olduğunu söylüyor.
“Trump’ın sözleri Kato’nunkinden daha kuvvetliydi, neyse ki arkası gelmedi, iki haftalık ateşkesle sonuçlandı” diyor.
Praino, Trump’ın TruthSocial’da paylaştığı birkaç mesajını da gösteriyor. Ağzı bozuk adamın. Küfür kıyamet. Trump’ın ‘fuck’ kelimesini açıkça ve sık sık kullanan tek Amerikan başkanı olduğunu söylüyor. Aynı mesajların içinde ‘praise be to Allah’ demesi de tuhaf. Praise be to Allah ne demek? Bildiğimiz, ‘elhamdülillah.’
Bizim taraflarda bunu Trump’ın müslümanlığına delil sayacak salaklar var mıdır? Yoktur inşallah.
Bombaları dökersin İran’ın şehirlerinin, Tahran’ın, Tebriz’in, İsfahan’ın, Hemedan’ın üstüne, harabeye çevirirsin.
Medeniyet şehirlerden, binalardan, apartmanlardan fazla bir şeydir.
Binaları yıktın diyelim… İnsanlığın hafızasını neyle yıkacaksın? Binlerce yıllık kültürü, bütün dinlere, buna senin güya Hristiyanlığın ve Netanyahu’nun Yahudiliği de dahil az veya çok sirayet etmiş olan Zerdüşlüğün izlerini nasıl sileceksin?
(Belki soran olur, Müslümanlığa da sirayet etmiş midir? ‘İsrailiyyat’ın sirayet ettiği genellikle kabul edilir ve söylenir. Evet, Müslümanların kültürüne ve hayat tarzına da kadim İran kültüründen birçok şey sirayet etmiştir.)
Binlerce yıllık kültürü, edebiyatı, mesela dünya şiirinin zirvesi Hafız’ı neyinle yıkacaksın? Firdevsi’yi, Attar’ı, Şems’i, Ömer Hayyam’ı?
Evet, büyük laf, bütün bir medeniyeti öldürmek.
İranlıların bir atasözü var. “Seng-i buzurg alamet-i ne-zedenest.”Kavga ediyorsun. Eline büyük bir taş aldın. Kiminle kavga ediyorsan, vuracak mısın kavga ettiğin adamın başına?
Bunun için söylenmiş atasözü: ‘Büyük taş vurmamaya alamettir.’
Vuramayacağı kadar büyük bir taşı kaldırmıştı Trump. Bu taşı sükunetle yere bırakmak için bir gerekçe lazımdı.
Bu gerekçeyi Trum’ın verdiği sürenin dolmasına birkaç saat kala Pakistan başbakanı Şahbaz Şerif ikram etti.
“Diplomasinin kendi yolunda ilerlemesine izin vermek için Başkan Trump’tan mühleti iki hafta daha uzatmasını içtenlikle talep ediyorum.”
Tek başına mı?
Etrafta, böyle bir çağrıyı Trump’ın tarafından ya da kadrosundan sinyal almadan yapabilecek bir siyasi lider bulunduğunu zannetmiyorum.
Savaşın ABD’ye ve dünya ekonomisine maliyeti Trump’ın ve ekibinin öngörebildiğinden çok daha fazlasına baliğ oldu.
İran’ın kof bir ideolojik rejim olmadığı anlaşıldı.
İran halkının rejimi beğense de beğenmese de ülkesini satmayacağı anlaşıldı.
Şehitlik kavramının İran yönetim kademeleri arasında ve İran halkında bir Amerikalının anlayamayacağı kadar esaslı karşılığı olduğu anlaşıldı.
Trump’ın tehdidinin dünyada kontrolü çok daha güç sonuçlara yol açma ihtimali görülebilir hale geldi.
Amerikalılar böyle bir aşamada ‘bizimkine bir çıkış yolu lazım’ demiş olabilirler.
Bazı şehirler arası yollarda rastlarsınız, ‘kaçış rampası.’ Allah muhtaç etmesin, sıkıntılı durumlarda çok işe yarar.
Müzakereler İslamabad’da yapılıyordu. Piyango da Pakistan Başbakanı’na çıktı.
Bu arada biz ne yaptık?
Medyada, ateşkesin sağlanması sürecinde hiç de boş durmadığımıza dair sayısız beyanat, haber ve yorum çıktı. Yani biz de biraz çalıştık, boş durmadık, haber yaptık, yorum yaptık.
Savaş henüz bitmedi. Şu anda bilhassa İsrail’in yer yer ihlal ettiği bir ateşkes aşamasındayız.
Ama savaş, hemen şimdi paydos edilse, evli evine, köylü köyüne denilse… Kim kazanmış sayılır?
Kendisini dünyanın patronu sayan bir gücün karşısında yenilmemek, ezilmemek, çok yaralanmış çok hırpalanmış halde de olsa ayakta durmak büyük bir muvaffakiyettir.
İranlılar bunu zafer olarak görmekte haklıdır.
