"2023 hedeflerine giden reformların önünü açacağız"

"2023 hedeflerine giden reformların önünü açacağız"

Başbakan Ahmet Davutoğlu, 71. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Genel Kurulu’nda dünya ekonomisinin genişleme yaşadığını ve Türkiye’nin bu noktada istisna olduğunu belirtti.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, 71. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Genel Kurulu’nda yaklaşan seçimlere ve Türkiye ekonomisine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Genel Kurulun Türkiye'nin genel ekonomik gidişatının da istişare edildiği son derece önemli bir forum olduğunu, bu sene de çok anlamlı bir zamanlamayla Genel Kurul'da bir araya geldiklerini belirten Davutoğlu, TOBB'u Çanakkale Savaşı'na atfen 100. yıl konseptiyle düzenlenen genel kurulda kutladı.

Düyun-u Umumiye Türkiyesi’nden bugün Çanakkale Savaşı'nın 100. yılında G20 dönem başkanlığı yapan bir Türkiye'ye gelindiğini belirten Davutoğlu, "İşte 100 yılda kat ettiğimiz büyük mesafe budur ve bu büyük mesafenin alınmasında özel sektörümüzün çok önemli gayretleri, katkıları olmuştur. Hepinize teşekkürü bir borç biliyorum" ifadelerini kullandı.

“Seçim ekonomisi uygulamayacağız”

Seçimlerin yaklaştığını anımsatan Davutoğlu, Türkiye'nin demokrasisi, ekonomisi, demokratik gelenekleri güçlü bir ülke olduğunu, seçimlere giderken çok sağlam bir siyasi bilinçle ve büyük hazırlıkla seçimlere katılımın teşvik edilmesi gerektiğini kaydetti.

Seçimlerin ekonomi üzerindeki riskinin çift yönlü olduğunu dile getiren Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "İktidarda olanlar seçim öncesinde seçim ekonomisi tuzağına düşebilirler. Muhalefette olanlar da seçim öncesinde halkı etkileyebilecek popülist vaatlerde bulunarak seçim sonrası için son derece riskli adımlar atabilirler. Ben 62. Hükümetin kuruluşu aşamasında arkadaşlarımla hükümet programını hazırlarken şöyle bir talimat verdim ve bu talimata hep sadık kaldık: Biz 8 aylık bir hükümet programı ilan etmeyeceğiz, aksine 8 yıllık, 2023'e giden Türkiye'nin hükümet programını ilan edeceğiz. Hiçbir şekilde seçim ekonomisi uygulamayacağız. Bütçe üzerinde ek yükler getirmeyeceğiz. Popülizme düşmeyeceğiz ve ülkeyi 2023'te dünyanın ilk 10 ekonomisi haline getirecek ekonomik reformların önünü açacak hükümet programı uygulayacağız. Eminim 8 aylık performansımıza baktığımızda başta TOBB ve iş dünyası olmak üzere bütün Türkiye bu konuda son derece ilkeli bir tutum takındığımızı görmüşlerdir."

“Siyasi istikrar ile ekonomik istikrar bağlantılı”

Davutoğlu, son 8 ay içerisinde TOBB yetkilileriyle 9. kez bir araya geldiğini işçi sendikalarıyla da yoğun istişare içinde olduklarını belirterek, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nün Türkiye'de iş barışının sağlanmasına zemin teşkil edeceğine dair ümidini paylaştı. 

Bu istişarelerde amacın, siyasi iradenin kararlarıyla bu kararları alanda uygulayacak iş dünyasının tercihleri arasında uyum sağlamak olduğunu anlatan Davutoğlu, şunları söyledi: "En doğru kararları en doğru zamanlamayla Ankara'da alabilirsiniz ama eğer bu kararlar, bu makro stratejik hedefler, iş dünyasının kılcal damarlarına kadar nüfuz edememişse iş dünyası bu kararları ve bu makro stratejik hedefleri benimsememişse yol almak mümkün değildir. Şimdi size bir taahhüt olarak bir kez daha söylüyorum, inşallah 7 Haziran'dan sonra 4 sene reformlara yoğunlaşacağımız ve seçim stresi yaşamayacağımız bir dönem olacak. Bu dönemde de milletimizin bize 7 Haziran'da emaneti tekrar tevdi edeceğine inanıyoruz. Tevdi ettiğinde iş dünyasıyla yakın istişareye her zaman önem vermeye devam edeceğiz. Çünkü son 20-25 yıllık tecrübe bize ülkelerin siyasi istikrarıyla ekonomik istikrarı arasında doğrudan irtibat olduğunu göstermiştir."

“Türkiye bir istisna”

Başbakan Davutoğlu, 1990'lı yıllarda soğuk savaşın bitmesiyle birlikte dünyada çok geniş bir ekonomik büyüme alanı oluştuğunu, dünya ekonomisinin genişleme yaşadığını, Türkiye'nin burada istisna olduğunu bildirdi.

Türkiye'nin 1990'da gayrisafi milli hasılasının 200 milyar dolarken 2001'de sadece 30 milyar dolar artarak 230 milyar dolara çıktığını vurgulayan Davutoğlu, şunları kaydetti: "Son 12 yılda ise 2002'de 230 milyar dolar olan gayri safi milli hasılamızı şimdi 800 milyar doların üstüne çıkardık. Bunun arkasındaki temel saik demokrasidir, özgürlük alanlarının genişlemesidir ve siyasi istikrar ve güvendir. Bu açıdan herkesin çok dikkatli olması lazım. 1991 seçimlerine giderken verilen popülist birtakım vaatler, Türkiye'yi 1994 ekonomik krizine yöneltti. 28 Şubat'ın getirdiği olumsuz psikolojik atmosfer 3 parti koalisyonunda Türkiye'yi 2001 krizine yöneltti. Son 12 yıl içinde eğer Türkiye, daralan dünya ekonomisine rağmen büyümüşse bunun arkasındaki temel saik demokrasidir ve siyasi istikrardır. Her ne surette olursa olsun demokrasimize ve özgürlüklere sahip çıkacağız, siyasi istikrarımızı koruyacak şekilde 7 Haziran seçimleri sonrasına hazırlanacağız."

"En büyük üretim üssü Türkiye"

"Avrupa içinde Almanya, Fransa, İtalya'dan bir hat çekin, Doğu Asya'da da Japonya, Çin ve Hindistan'dan, geri kalan Afro-Avrasya'nın en büyük üretim üssü Türkiye'dir" diyen Davutoğlu, bu üretim üssünün çevredeki krizlerden etkilenmemesi ve bütün dünyaya ihraç pazarı olarak açılabilmesi için her türlü tedbiri aldıklarını ve almaya devam edeceklerini söyledi. Davutoğlu, şöyle devam etti: "Nerede bir Türk girişimcisi varsa orada Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin konsolosu, büyükelçisi olacak. Nerede bir Türk girişimcisi varsa oraya THY sefer yapacak. İşte bir ülkenin bütüncül kalkınma stratejisinin arka planında bu vardır. Sadece bir sektöre değil, bütün sektörlere ilgi gösterecek ve bu sektörel gelişmeyi dünyaya yayma konusunda kararlı bir politika takip edeceğiz."

"Organize sanayi bölgelerinin sayısı artacak"

Davutoğlu, bütün illerin daha fazla organize sanayi bölgesi istediğine işaret ederek, bunun, "Türkiye'de üretim şevki kırıldı" diyenlere bir cevap teşkil eden önemli bir gösterge olduğunu bildirdi. AK Parti iktidara geldiğinde Türkiye'de 67 organize sanayi bölgesi bulunduğunu hatırlatan Davutoğlu, şu anda Türkiye'de 157 organize sanayi bölgesi olduğuna dikkati çekti.

Organize sanayi bölgelerinin sayılarını artırmaya devam edeceklerini vurgulayan Davutoğlu, şunları söyledi: "Organize sanayi bölgesi olmayan iki ilimiz vardı, birisi Artvin, birisi Hakkari. Artvin'de olmamasının temel sebebi, tamamıyla coğrafi şartlara bağlı. Rahmetli Evliya Çelebi, 17. yüzyılda Artvin'e gittiğinde şunu söylüyordu: 'Bize kahve ikram ettiler ama kahvenin tabağını koyacak düz bir yer bulamadık.' Ama geçtiğimiz hafta Artvin'e yaptığım seyahatte kendilerine de zikrettim, inşallah biz, organize sanayi bölgesi inşa edecek düz bir yer bulacağız, Artvin'de de Hakkari'de de organize sanayi bölgelerini ihdas ederek Türkiye'de organize sanayi bölgesi olmayan şehir kalmayacak."

"6 milyon istihdam alanı oluşturduk"

Başbakan Davutoğlu, 2008'den bu yana dünyada istihdam alanında çok büyük bir daralma yaşanırken, Türkiye'de 6 milyon istihdam alanı oluşturduklarına dikkati çekerek, sadece geçen sene Türkiye'de 1,4 milyon istihdam sağlandığını söyledi.

Dünyadaki büyüme problemi, tıkanma ve durağanlığa rağmen, reel ekonomiyi teşvik etmeye ve bu çerçevede gerekli adımları atmaya kararlı olduklarını aktaran Davutoğlu, şöyle konuştu: "Türkiye'nin son 12 yılda elde ettiği bu kazanımlar, Sayın Cumhurbaşkanımızın başbakanlığı döneminde, Türkiye'nin ekonomisinde sağlanan bu gelişmeler, önümüzdeki ikinci atılım döneminde de sürdürülecek. Onun için biz, büyük reform paketi çerçevesine 25 öncelikli dönüşüm programını açıkladık ve iş camiamızla bunun sonuçlarını paylaştık ama ondan önce şu hususu da dikkatlerinize getirmek isterim; Türkiye'nin son 12 yıl içinde elde ettiği büyük kazanımlar, nihai kertede yeni bir dönemin, Türk ekonomisinin dünyanın en önemli 10 ekonomisi arasına girme iddiasının ilk adımlarıdır. Daha önümüzde çok uzun yollar var, hep beraber katedeceğimiz yollar."

"Türkiye'nin başarısının ardında insan cevheri var"

Birçok uluslararası forumda, kendilerine "2001'de hasta adam konumundaki bir ülkeden dünyayı etkileyen bir ekonomik kalkınma programını nasıl başarıya ulaştırdınız?" sorusunun yöneltildiğini bildiren Davutoğlu, 2002'den bu yana Türkiye'de sağlanan başarıların arkasındaki tek sebebin, insan cevheri olduğunu söyledi. Davutoğlu, "Bu 12 yıl içerisinde biz ne yeni bir doğalgaz kaynağı keşfettik ne de Avrupa'da olduğu gibi bize yüz milyarlarca avro kaynak aktarıldı. Ama bir şeyi keşfettik ki en önemli husus budur, insan kaynağımız ve insanımıza verdiğimiz değer, insan onuruna verdiğimiz değer ve insanımıza kazandırdığımız özgüven. Bu özgüvenle yolumuza kararlı bir şekilde devam edeceğiz" diye konuştu. 

"Ar-Ge'yi ekonominin odağına yerleştireceğiz"

Davutoğlu, sosyal politikalar bağlamında da devrim mahiyetinde adımlar attıklarını belirterek, sosyal politikaların bütçe içindeki payının yüzde ​32'den yüzde 65'e çıktığını anlattı. Bütçenin en büyük kalemlerinin, eğitim ve sağlık olduğuna işaret eden Davutoğlu, 2002'de 611 olan Türkiye'deki ambulans sayısının 4 bin 387'ye yükseltildiğini ifade etti. "İnsana duyduğumuz saygının sonucunda ortaya çıkan bir tablodur bu" diyen Davutoğlu, bebek ölüm oranının binde 31,5'ten binde 7,8'e düşürüldüğünü, yaşam beklentisinin ise 72'den 77'ye yükseldiğini vurguladı. 

"İnsanımızın niteliksel özelliklerini değiştirerek, yani eğitimi teşvik ederek Ar-Ge'yi, inovasyonu ekonomimizin odak noktasına yerleştireceğiz" diyen Davutoğlu, AK Parti iktidara geldiğinde 73 olan üniversite sayısının 193'e çıktığını ifade etti.  Davutoğlu, yükseköğrenimde okullaşma oranını yüzde 35,8'lerden yüzde 80-90'lara çıkardıklarının altını çizerek, şunları kaydetti: "Bu açıdan önümüzdeki dönemde en önemli hamle alanlarımızdan birisi, eğitim olacaktır. Değerli Başkan'a yaptığı özel bir vurgu dolayısıyla teşekkürü bir borç buluyorum, mesleki eğitim. TOBB'da yaptığımız görüşmelerde birçok kere üzerinde durduk, Milli Eğitim Bakanlığımızın önümüzdeki dönem planlamaları içine de aldık. İnşallah mesleki eğitim alanında kamu ile özel sektör el ele bütün organize sanayi bölgelerinde mesleki eğitim yapacak okullaşmaların yaygınlaşmasını sağlayacağız. Bu konuda iş dünyamızın bütün taleplerini karşılamaya hazırız. Çünkü ekonomik kalkınmamızın temelinde eğitimde yapacağımız hamleler var."

"Duble yol stokumuz 23 bin 150 kilometreye çıktı"

Davutoğlu, gelecek dönemde özellikle çok büyük çığır açan altyapı projelerine ağırlık vereceklerine işaret ederek, şu görüşleri dile getirdi: "Ulaştırmada 18 bin kilometre duble yol yaptık. Şu anda duble yol stoğumuz 23 bin 150 kilometreye çıktı. Şimdi hedefimiz, ulaştırma alanında duble yollardan otoyollara geçişi sağlamaktır. İstanbul-İzmir, Ankara-İzmir, İstanbul-Habur arasında Edirne'den Habur'a kadar bütün hattı otoyollarla geçecek ve Avrupa'yı Asya'ya bağlayan İstanbul Boğazı'nı Mezopotamya'ya ve Hazar'a bağlayan, geniş otoyolların yapımını proje kapsamına aldık. Burada temel hamlemiz, duble yollardan otoyollara geçiştir.

"Hızlı tren ve yük taşımacılığına ağırlık vereceğiz"

Türkiye, 2002 yılında bırakın yüksek hızlı trenden bahsetmeyi, var olan demiryollarını nasıl rehabilite edeceğini tartışıyordu. Şimdi yüksek hızlı tren hatlarını yaygınlaştırıyoruz. İstanbul, Eskişehir, Ankara, Konya arasındaki yüksek hızlı tren hattını önümüzdeki dönemde 3 bin 500 kilometre daha da genişleteceğiz ve İstanbul'dan Hazar'a kadar yüksek hızlı trenin hayata geçirilmesini sağlayacağız. Ankara-Sivas-Erzincan-Erzurum hattı, Kars-Tiflis-Bakü hattıyla birleşecek, oradan da Çin'e kadar uzanan en geniş demiryolu hattını, bir anlamda modern İpek Yolu'nu, demiryolu haline getirecek büyük bir projenin merkez ülkesi Türkiye olacak. Antalya turizm havzasını Kapadokya turizm havzasına bağlamak üzere Antalya, Konya, Aksaray, Nevşehir, Kayseri yüksek hızlı trenini yapacağız. Kuzey'den güneye Samsun-Ankara arasında ve ayrıca Zonguldak-Mersin arasında da kuzey güney hattı boyunca hızlı tren ve hızlı yük taşımacılığına ağırlık vereceğiz."

“Türkiye bütçe fazlası veren bir ülke olacak”

Başbakan Davutoğlu, makro ekonomik göstergelere bakıldığında, Türkiye'nin şu anda, daralan dünya ekonomisi karşısında ve onunla kıyaslandığında, durumunun son derece açık ve net olduğunu belirtti.

Türkiye'yi 1990'lı yıllarda, büyük ekonomik krizlere sevk eden, temel saiklerden birisinin mali politikalardaki tutarsızlıklar, yani bütçe açıkları olduğuna işaret eden Davutoğlu, iktidarı ve ülke ekonomisini devraldıklarında bütçe açığının yüzde 10,8 iken, şu anda açığın yüzde 0,7'ye gerilediğini anlattı.

Davutoğlu, "Hiçbir seçim ekonomisi tuzağına düşmediğimizin en önemli göstergesi; 2014'te iki seçim geçirdik, yerel mahalli seçimler ve cumhurbaşkanlığı seçimi, şimdi üçüncü seçime gidiyoruz ama Türkiye'de bütçe açığı yüzde 1,4'ten yüzde 0,7'ye geriledi. İşte istikrarlı takip edilen mali politikaların arka planı budur. Şunu da bir müjde olarak zikrediyorum. Orta vadeli programda öngördüğümüz gibi, inşallah 2017'de Türkiye bütçe fazlası veren bir ülke olacak" diye konuştu.

"Ekonomi sağlam bir zemine dayanıyor"

Avrupa Birliği ve OECD ortalamalarına göre, Türkiye'nin bütçe açığı oranının, dünyanın en iyi ülkeleri arasında yer aldığını vurgulayan Davutoğlu, şu bilgileri verdi: “Maastricht kriteri, yüzde 3, OECD ortalaması yüzde 1,7-1,8, Türkiye'de ise yüzde 0,7. Bu konudaki ilkeli politikamızı devam ettireceğiz. Kamu borç stokumuz, yüzde 74 idi, şu anda yüzde 33. OECD ortalaması yüzde 112. Türkiye, OECD ortalamasının çok altında bir kamu borç stokuna sahiptir. Bu anlamda mali ve finansal perspektifle, ekonomi sağlam bir zemine dayanıyor. Merkez Bankası rezervlerimiz, 28,1 milyar dolardı, şimdi 127,9 milyar dolar. Altın rezervimiz 1 milyar dolardan, 20 milyar dolara çıktı. Merkez Bankası rezervimiz kuvvetli, kamu borç stokumuz dünyanın en alt düzeyinde, bütçe açığı açısından dünyanın en iyi ülkelerinden biri durumundayız. Bütün bunlar, Türk ekonomisinin makro stratejik çerçevesini çizen hususlardır. Finansal açıdan, bankacılık sistemimiz o kadar sağlam ki 2008-2009'daki büyük krizde tek bir bankamız dahi şu ana kadar sarsıntı geçirmedi."

Türkiye'nin sermaye yeterlilik oranının yüzde 16,9 olduğunu, bunun dünyadaki en iyi sermaye yeterlilik oranlarından biri sayıldığını ifade eden Başbakan Davutoğlu, "Bu anlamda tek önemli risk alanı olan cari açık da geçtiğimiz sene 67,7 milyar dolardan 45,4 milyar dolara geriledi ki gayri safi yurt içi hasıladaki cari açığın oranını da yüzde 8,7'den yüzde 5,7'ye düşürdük. Tüm bunlar, Türk ekonomisinin risklere, krizlere olan dayanıklılığını gösteriyor. Hiç kimsenin tereddüdü olmasın, önümüzdeki dönemde ne tür uluslararası konjonktür oluşursa oluşsun, Türk ekonomisinin mali ve finansal yapısı Ağrı Dağı kadar sağlam ve bu risklere karşı dirençlidir. Kimsenin şüphesi olmasın" diye konuştu.

“İş yeri sayısı 1 milyon 600 bine ulaştı”

Reel sektördeki verileri de paylaşmak istediğini belirten Davutoğlu, son aylarda reel sektörde büyümeyi tetikleyecek şekilde birçok paket açıkladıklarını hatırlatarak, reel sektörü desteklemek için her türlü tedbiri alacaklarını, Türkiye’de üretim yapan herkesin AK Parti hükümetlerini arkasında göreceğini kaydetti.

"Geleceğe doğru birtakım karanlık senaryolar biçenlere, cevap mahiyetinde bazı rakamları sizlerle paylaşmak istiyorum" diyen Davutoğlu, 2002'de iş yeri sayısının 727 bin iken şu anda 1 milyon 600 bine ulaştığını, işçi sayısının 5 milyondan 13 milyona çıktığını ifade etti.

8 milyon ek sendikalı işçi istihdam alanı oluşturduklarını, ihracatın 36 milyar dolardan 158 milyar dolara çıktığını, Türk girişimcilerinin 193 ülkeye ihracat yaptığını ve ürün çeşidinin de bin 737'ye ulaştığını anlatan Başbakan Davutoğlu, 1 milyar doların üzerinde ihracat yapılan ülke sayısının da  2002'de 8 iken şu anda 34 olduğunun altını çizerek, 1 milyar doların üzerinde ihraç edilen ürün sayısının da  9'dan 37’ye yükseldiğini açıkladı.

“Pazarımız ve ürün çeşitliliğimiz arttı”

Davutoğlu, Dışişleri Bakanlığı yaptığı dönemde, en fazla önem verdiği hususlardan birinin Türk girişimcilerinin dünyaya açılması olduğunu hatırlatarak, "Hem pazarlarımızı genişlettik hem ürün çeşitliliğimizi artırdık" dedi. Türkiye'nin yurtdışındaki misyon sayısını 166'dan 259'a çıkardıklarını belirten Davutoğlu, bunları 'Türk girişimci Afrika'nın ve Latin Amerika'nın her köşesine gittiğinden, orada Türkiye Cumhuriyeti bayrağını, büyükelçisini ve konsolosunu yanında görsün' diye gerçekleştirdiklerini anlattı.

Türkiye'nin dünyada en fazla temsil edilen 7. ülke konumunda olduğunu vurgulayan Davutoğlu, bunun Türk girişimcisine en iyi imkanları sunmak için yürüttükleri politikaların sonucunda ortaya çıktığını söyledi.

Komşu ülkelerde yüksek düzeyli işbirlikleri

Türk ekonomisi dünya krizlerine dayanıklı bir halde ise bunun temel sebeplerinden birinin doğru zamanda, Türk ekonomisi ve ihracatını geniş alanlara açmalarından kaynaklandığına dikkati çeken Davutoğlu, 2008'de Avrupa ekonomisi krize girdiğinde 2009'dan itibaren tüm komşu ülkelerle yüksek düzeyli işbirliği konseyi mekanizmalarını kurduklarını ve Türk ihracat pazarlarını komşu ülkelere yaydıklarını ifade etti.

Komşu ülkelere ihracatın yüzde 8'den 32'ye çıktığını belirten Davutoğlu, 2002'de de komşu ülkelerde siyasal krizler başlayınca bu kez ufuklarını Afrika'ya yönelttiklerini ve 12 olan büyükelçilik sayısını 37’ye çıkardıklarını bilgisini verdi. Latin Amerika'ya ve Doğu Asya’ya da açıldıklarını aktaran Davutoğlu, 'Türk girişimcileri herhangi bir pazar daralmasından olumsuz etkilenmesin' diye bunu yolu izlediklerini belirtti.

“İhracat kapasitesi en üst düzeye çıkacak”

''Biraz önce Sayın Başkanın ifade ettiği bir hususta da önemli bir haberi sizlerle paylaşmak istiyorum'' diyen Başbakan Davutoğlu, konuşmasına şöyle devam etti: ''Türkiye'nin Avrupa Birliği ile yürütmekte olduğu müzakereler sonucunda inşallah 11 Mayıs'ta Brüksel'de Türkiye ile Avrupa Birliği arasında Gümrük Birliğini Güncelleme Mutabakat Zaptı, imzalanacak. Ekonomi Bakanımız, Avrupa Birliği ilgili komiseriyle birlikte önemli unsurları muhtevi bir mutabakat zaptına imza atacak. Bu da Türkiye, Avrupa Birliği'nin Serbest Ticaret Anlaşması karar mekanizmalarına doğrudan müdahil olacak bundan sonra. Trans Atlantik Yatırım Projesinde yürütülen müzakereleri de Avrupa Birliği'yle birlikte, Avrupa Birliği ile bilistişare nasıl yürüteceğimizi de müzakere edeceğiz. Bu son dönemde attığımız en önemli adımlardan birisidir. Türkiye Gümrük Birliği'nden doğan haklarını muhafaza ederken, serbest ticaret antlaşmaları üzerinden herhangi bir şekilde mağdur edilmeyecektir. "

"İstanbul, ekonominin merkezlerinden olacak"

Çandarlı, Filyos ve Mersin limanlarıyla ihracat kapasitesinin de en üst düzeye çıkarılacağını, İstanbul Atatürk Havalimanı'na 26 Nisan'da bin 338 uçağın indiğini, 24 saatte 160 bin 569 yolcuya hizmet verildiğini anlatan Davutoğlu, "Bir şehre inerken o şehirde gördüğünüz ışık, enerji, hareketlilik, ülke kalkınmasının en önemli işaretlerinden bir tanesidir. Bugün İstanbul Atatürk Havalimanı dünyanın kapasitesi en hızla artan havalimanlarından biridir. Onun için yılda 150 milyon kapasiteli 3'üncü havalimanını İstanbul'da inşa ediyoruz. Dünyanın en büyük havalimanı İstanbul'da inşa ediliyor, bununla gurur duymalısınız. Sebebi, çünkü İstanbul'u biz bir finansal merkez kılmak istiyoruz. İstanbul'u, dünya ekonomisinin merkez şehirlerinden biri haline getirmek istiyoruz. Onun için Marmaray'ı yaptık. Avrasya Tüneli'ni yapıyoruz, 3 katlı tüneli yapıyoruz. İstanbul'da hem kadim kültürü koruyacağız hem de İstanbul'u önümüzdeki 10 yıl içinde küresel ekonominin merkez şehirlerinden bir haline getireceğiz" dedi.

“En büyük 10 ekonomiden biri olacağız”

Ekonomik kalkınmanın altyapı yatırımlarında da kendini gösterdiğini, Ovit Tüneli, Cankurtaran Tüneli, Ilgaz Tüneli, Kop Tüneli'nin dünya standartlarında en üst düzeyde yapılan tüneller olduğunu belirten Başbakan Davutoğlu, Kastamonu'ya gittiğini anımsatarak, "Ilgaz Tüneli inşallah 2015 sonunda bitiyor. Aşılmaz sanılan dağları aşacağız, geçilmez sanılan boğazları aşacağız ve Çanakkale şehitlerinden aldığımız emaneti, inşallah 2023'te dünyanın en büyük 10 ekonomisi haline gelerek, gelecek nesillere tevdi edeceğiz" diye konuştu.

Davutoğlu, enerjinin en önemli sıkıntılardan biri olduğuna değinerek, "İki santralle birlikte nükleer enerjiye giriyoruz. İnşallah 3'üncü santrali de Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak, milli imkanlarla yapmayı planlıyoruz" dedi.

“Türk yapımı milli savaş uçağı yapacağız”

Çanakkale Savaşı'nın 100. yılında herkesin bir muhasebe yapması gerektiğine vurgu yapan Başbakan Davutoğlu,  konuşmasına şöyle devam etti: "2002 Türkiye'sinde savunma sanayi itibarıyla en küçük araçlara dahi dışarıya muhtaç bir ülke konumundaydık. Beni yaralayan bir husus Roketsan'a yaptığım ziyarette 2002'de, Roketsan'ın 2005'te kapatılmasına karar verildiğini öğrenmem olmuştu. Aynı Roketsan, şu anda dünyada savunma sanayi sektöründe yükselen kuruluşlardan birisi. Tankı hibe olarak alıyorduk, tamir ettirmek için başka bir ülke, İsrail'e muhtaç durumdaydık. Milli piyade tüfeğimiz dahi yoktu. Bütün savunma sanayi alanında özellikle de sofistike savunma sanayi alanında, dışa muhtaç durumdaydık. Türkiye Cumhuriyeti devleti öyle bir güce ulaştı ki, kendi tankını, kendi milli piyade tüfeğini yapıyor. Kendi milli savaş uçağını yapmak üzere harekete geçti. Son savunma sanayi icra komitesinde gerekli imzaları attık ve tasarım aşamasına geçildi. 2023 yılında, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin semalarında, yüzde yüz Türk yapımı milli savaş uçağı uçacak inşallah."

“Enerji yatırımlarına ağırlık vereceğiz”

2002 yılının dışarıya muhtaç konumundaki Türkiye'sinin bugün savunma sanayinde öncül ülkelerden biri haline geldiğine işaret eden Başbakan Davutoğlu, ''Seçim sonrasında atacağımız ilk adımlardan biri de, Milli Uzay Ajansı'nı kurmak olacak. Aynı şekilde sağlık sektöründe milli aşıyı ve milli plazmayı geliştirmek için de düğmeye bastık. Turizm sektöründe dünyada 6'ncıyız. Tarımda 7'nciyiz. Tarımda, Avrupa'da dünya birincisiyiz. Toplam 118 milyar Türk liralık tarımsal üretimle, şu anda Avrupa birincisi, dünya 7'ncisiyiz. İşte, Türkiye'nin her alanda kat ettiği bu mesafeyi, gelecek nesillere aktarmak bizim için en büyük vazifedir" diye konuştu.

Organize, ihtisas, enerji bölgelerini açmaya kararlı olduklarını ifade eden Başbakan Davutoğlu, Karapınar organize, ihtisas, enerji bölgesi dışında Türkiye'de her alanda belli bölgelerde yoğunlaşmış enerji yatırımlarına ağırlık vereceklerini, büyük enerji projeleri bağlamında Yusufeli ve  Ulusu barajını da en kısa zamanda tamamlayacaklarını açıkladı.

"Yeni bir atılım döneminin eşiğindeyiz"

Sulama alanları çalışmaları kapsamında,  Silvan Sulama Projesi'ni de bitireceklerini anlatan Davutoğlu,  sözlerini şöyle tamamladı: "5.7 milyar dolarlık bir yatırımdır sadece Silvan. İşte çözüm süreciyle ekonomik kalkınma arasındaki temel bağda budur. Önümüzdeki dönemde özellikle de seçim sonraki dönemde Türkiye ,bu kararlı yoluna devam edecek. Demokrasiyle istikrarı bütünleştirerek, Ar-Ge'ye yoğunlaşan, insan kalitesini, eğitimde reformlarla aşan ve Türkiye'ye yüksek teknoloji uygulamalarıyla ekonomiyi teşvik eden yepyeni bir dönemin eşiğindeyiz. Artık duble yollardan otoyollara, normal konvansiyonel demiryollarından yüksek hızlı trenlere, milli savunma sanayinde, yüksek teknolojili savunma sanayine geçiş için gerekli adımları attık. Önümüzde yeni bir atılım döneminin eşiğindeyiz."

ANKARA/AA

İlgili Haberler
YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN