Kavafis, Voltaire, İslamofobi

Alaattin Karaca

Küresel emperyalist aktörler, oryantalistlerin yıllardır inşa ettikleri ‘Barbar Müslüman’ imgesini diri tutmaya çalışıyorlar. Böylece İslâm’ın, Müslümanların bilime, uygarlığa, ilerlemeye engel olduğu düşüncesini ‘barbar’ imgesiyle birleştirip, İslâm coğrafyasındaki işgal ve katliâmlarını meşrulaştırmayı ve sürdürmeyi amaçlamaktalar. Kuşkusuz bunda dışarıdaki ve içerdeki oryantalist sanat ve edebiyatın büyük rolü var.

Konstantinos Kavafis’in ‘Barbarları Beklerken’i tam da bu korkuyu, bu vehim politikasını, bu vehmin toplumsal etkisini yansıtan ironik bir şiir. Kavafis, bu ‘barbar’ vehminin alışılagelmiş düzenin devamı için önemli bir ‘bahane’ olduğunu ima ediyor, böylece İslâmofobi’nin niçin diri tutulduğunu da açıklıyor aslında.

Şiir özetle şöyle: Eski Yunan’da halk bir gün agorada toplanır, barbarların geleceği duyulmuştur. Senatörler, uyuşuk uyuşuk otururlar, yasa yapmazlar, çünkü barbarlar gelecek ve yasayı onlar yapacaklardır. İmparator erken kalkmış, şehrin ana kapısında tahtına oturmuş elinde bir berat, bir yığın rütbe ve hediye barbarları beklemektedir. Yargıçlar, konsüller, en güzel giysilerini giymiş en değerli pırlantalarını takmış barbarları karşılamaya hazırlanmışlardır. Hatipler, her zamanki gibi nutuk atmazlar çünkü barbarlar gelecektir; çünkü onlar hoşlanmazlar güzel sözlerden ve nutuklardan… Ama gün devrilir akşam olur beklenen barbarlar gelmezler bir türlü!..

***

Herkesin yüzü asılır sokaklar birden boşalır, üzüntüyle döner insanlar evlerine… Ve şiir “Çünkü akşam oldu ve gelmedi barbarlar. Ve sınırlardan gelen adamlarımız artık barbar kalmadığını söylüyorlar. Peki, şimdi ne yapacağız biz böyle barbarsız? Bir türlü çözüm yoluydu bizim için bu insanlar.”

Gerçekten bir gün barbarların kökü kazınırsa ya da gelmekten vazgeçerlerse ne olacaktır Batı’nın ve sömürü düzeninin sonu? Kavafis, haklı olarak soruyor: “Peki, şimdi ne yapacağız biz böyle barbarsız?” Sorunun cevabı açık: Onun için barbarlar asla ortadan kalkmamalı, bu barbar vehmi, İslâmofobi sürekli diri tutulmalı. Çünkü bu vehim ‘Bir tür çözüm yolu’dur küresel iktidarın sürdürülebilmesi için...

***

Başta da söyledim Batı’da İslâmofobi’nin; ‘Barbar Müslüman’ imgesinin arkasında zengin bir felsefî, edebî ve siyasal gelenek mevcut. Örneğin Voltaire bir yazısında Müslüman Türkleri, “Yıkmaktan başka bir şey yapmayan ve sanatların düşmanı olan” bir halk olarak tanımlar, bir şiirinde ise onlara olan nefretini şöyle dile getirir: “Koşun peşinden şu Müslümanların. Kaldırın aradan engeli. Yerle bir edin şu küstah sünnetlileri. Mücadele tutkusuyla dolu alın ayaklar altına türbanları... Bitirin artık şu yaşamı Osmanlıların sarayındaki.”

Alman Kralı II. Frederich’e “Tüm içten gelen duygularla bu barbar Türkler’in Ksenophon’un, Sokrat’ın, Platon’un, Sophokles’in, Euripides’in ülkesinden kovulmasını diliyorum” diyen de o. Voltaire gibi Herder de bir eserinde Müslüman Türkler için, “Birçok sanat yapıtını yok etmiş; bir zamanların saygın Yunan halkını egemenlikleri altına alarak, onları aşağılık barbarlara dönüştürmüş, yüzyıllardan beri Avrupa’da bulunmalarına karşın Asyalı barbarlar olarak kalmakta direnmişlerdir. Bu nedenle Asyalı barbarlar olan Türklerin Avrupa’da yeri yoktur” diyerek İslâmofobiyi besler.

***

Örnekleri çoğaltmak mümkün. Batı bu tür yayınlarla oluşturduğu ‘barbar vehmi’nin arkasına gizlenerek Müslümanlar üzerine bombalar yağdırıyor. İyi de barbarlar olmazsa ne yapacaklar? Nasıl yürütecekler bu kanlı düzeni? Kavafis de bunu soruyor: Peki, şimdi ne yapacağız biz böyle barbarsız? Bir türlü çözüm yoluydu bizim için bu insanlar.

Barbar imgesi daima yaşasın, Batı’nın istediği bu!..

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.