“Ben sustum yüzde 60 ile kazanırız diyenler susmadı”

Semra Alkan

Dün İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener Afyon-Kocatepe’de ‘hür ve milli’ siyaset mottosuyla kapsamlı bir konuşma yaptı.

Öncelikle seçim sonrasında gözlerin muhalefette olduğu bir süreçte böylesi detaylı bir konuşma önemli ve fakat bu kadar uzun bir ara verilmeseydi daha iyi olabilirdi.

Akşener iktidarı milyonların nefes almasını zorlaştıran ‘ekonomi’ konusunda eleştirdi. En dikkat çeken cümlesi şuydu:

“Milletimizi mağdur etmeyin. Enflasyonu düşürme yöntemini seçmek sizin elinizde. Vergileri, AK Parti iktidarlarının bugüne kadar ayrıcalık tanıdığı imtiyazlı kesimler için artırmak sizin elinizde. Fakir fukaradan elinizi çekin, orta direği fakir etmekten vazgeçin. Kodamanlarınızın cebinden alın.”

Gerçekten de Akşener’in ifadesiyle ‘fakir fukaranın’ nefes alacak hali kalmadı. Orta direk diye bir şey de kalmadı. Milyonlar bir an önce çözüm bekliyor. Örneğin çözüm beklerken de tasarruf tedbirlerini kamu tarafında samimi bir şekilde görmek istiyor. Sadece belgelere yazılan tedbirler olarak değil de gerçekten uygulanmasını istiyor.

Açıkçası bir ayağım sahada olduğu için şunu söyleyebilirim. Kitlelerin en çok şikâyet ettiği iki konu var. Bunlar ‘hayat pahalılığı ve göçmen politikasının olmaması… Dolayısıyla Akşener’in ekonomi konusunda eleştirileri önemliydi. Diğer şikâyet konusu ‘sığınmacılara’ detaylıca değinmesinin bu meselenin önemiyle birlikte bazı partilerle rekabet içinde olduğunu da gösteriyor.

Seçim yenilgisi konusunda en önemli cümlesi şuydu: “Ben sustum ama yüzde 60 ile kazanırız diyenler susmadı.”

Allah aşkına buradaki yüzde 60 nedir? Demeyim demeyim diyorum ama gerçekten de yüzde 60 nedir? Sahadan bu kadar mı kopulur? Şöyle bir iki gün sahada gezilse bu rakamın olamayacağı görünür. Bu kadar mı gerçeklikten kopulur?

Açıkçası seçim sürecinde böylesi gerçeklikten kopuk rakamların havada uçuşması en çok eleştirilmesi gereken meseledir.

Öte yandan 3 Mart konusuna gelecek olur isek; Akşener 3 Mart’a kadar belirttiği birçok eleştirisinde haklıydı. Yalnız bu mesele 3 Mart’a gelmeden çok önceden konuşulabilirdi, halledilebilirdi. Ayrıca 3 Mart konuşması da ağır oldu. Bunu zaten önceki yazılarımızda belirtmiştik. Bir de masadan kalktıktan sonra o sürecin yönetilmesinde sıkıntı oldu. Madem masadan kalkıldı, böyle bir hamle yapıldı. O zaman masaya dönülmeyip dışardan destek verilseydi şimdi daha iyi bir sonuç ortaya çıkabilirdi.

Yerel seçim konusunda ise Akşener, tüm siyasi partilere, seçime ayrı ayrı girme çağrısı yaptı. Bu cümleyi ilk okuyunca sanki tüm ittifaklara kapıyı kapatmış gibi algılanabilir. Sonrasında “Yerel özellikler ve talepler doğrultusunda, elbette işbirlikleri olabilir.” dedi. Yani kendileri için uygun nitelikte oluşabilecek işbirliklerine de hazır olduğunu belirtti denilebilir. Ki büyük şehirlerde işbirliği yapılmadan seçimi almak da pek mümkün görünmüyor. Tüm partilerin bunun farkında olduğu düşüncesindeyim. Ona göre de seçime yakın bu kapsamda partiler arası görüşmelerin olabileceği söylenebilir.

Ayrıca ‘hür ve milli’ siyaset mottosundan anladığım önceki seçimde partinin kurumsal kimliğinin yara aldığı düşünülüyor. Ve artık bu konu kırmızı çizgi olarak görülüyor. Seçim sürecinde yapılacak görüşmelerde belirleyici olunmak isteniyor. Yani CHP ve diğer partilerle yapılacak müzakerelerin kolay olmayacağı şimdiden söylenebilir. Bir de İzmir Belediyesi için Ümit Özlale düşünülüyor gibi. Bunu Akşener’in konuşmasından değil de Özlale’nin son dönemdeki performansına göre belirtiyorum.

Son olarak “Yerel özellikler ve talepler doğrultusunda, elbette işbirlikleri olabilir” cümlesi yerelde AK Parti ve MHP’yle de bir işbirliği olabilir mi sorusunu da beraberinde getiriyor gibi. Önümüzdeki süreçte bu konuya da bir açıklık getirilse iyi olabilir.

******

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun TV5 kanalında katıldığı yayında belirttiği şu cümlesine dikkatinizi çekmek isterim:

“Tüm genel başkanlar cumhurbaşkanı yardımcısı adayı oldular. Bunun yanına belediye başkanları da getirildi. Bizim belediye başkanlarına karşı içimizde bir husumet yok ama biz bir mitinge gidiyoruz, 7 kişi konuşuyor. Bunlar acemilik oldu. Hiçbir zaman böyle bir şey yapılmamalı. Daha disiplinli, daha düzgün mitingler yapmalıydık. 2 kişi, 3 kişi konuşur ya, 7 kişi konuşur mu, 10 kişi konuşur mu?”

Hep ne dendi. Bu seçim son seçim dendi. Bu seçimin alınması gerekiyor dendi.

Şimdi de şöyle yapılmalıydı… ‘Acemilik oldu’ deniliyor.

Bir tarafta gözlerin özellikle Cumhurbaşkanı adayında olduğu bir seçim sürecinde ‘7 kişinin, 10 kişinin’ konuşması… Diğer tarafta da birçok liderin olmasına rağmen genelde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşması…

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (3)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.