Bankalarda ‘zora düşen şirket’ alarmı

Bankalarda ‘zora düşen şirket’ alarmı

Şirketlerin finansal durumundaki zayıflama bankalara fazla mesai yaptırmaya başladı. Kredinin anapara veya faiz ödemelerinde henüz 90 günlük yasal takibe girmeyen kişi ve şirketlere uyarı bildirimleri yapılıyor. Banka ve kredi borçlularının bir araya geldiği görüşmelerde krediler için yeniden yapılandırma ve yeni itfa planları da hız kazandı.

Artan enflasyon, yüksek faiz oranları ve uzayan tahsilat vadeleri, üretim yapan firmalarda ciddi finansal baskılar oluşturunca bankalarda da kredi takip mesaisi arttı. Daha önce müşteriyi arama gereği duymayan birçok özel banka yeni dönemde iki taksidini üst üste ödemeyen kişileri arar oldu. Böylece tahsili gecikmiş alacaklar için fazladan çalışan bankacıların bir de yakın izlemedeki krediler için geç saatlere kadar mesaiye kaldığı gözlendi. Özellikle tahsilat, yasal takip ve operasyon birimlerindeki çalışanların iş yükü arttı. Standart nitelikli kredilerde yani birinci grup canlı kredilerde sorun yaşamayan bankacılar, bu gruptaki kişi ve şirketlerin, ödemeleri zamanında yaptığını, borçlarının 30 günden fazla gecikmediğini, geri ödeme sorunu beklenmeyen ve tamamen tahsil edilebilir nitelikteki kredi ve diğer alacaklardan oluştuğunu söyledi. Mesai harcanan krediler ise ikinci grup olarak sınıflandırılan ve 90 günlük yasal takibe girecek kadar büyük bir aksama olmamasına rağmen risk teşkil eden yakın izlemedeki krediler oldu. Söz konusu krediler, yıllık bazda yüzde 57 artarak 2 trilyon 293 milyar liraya ulaştı. Yakın izlemedeki kredilerin toplam kredilere oranı da yüzde 9,3’e çıktı. Birinci ve ikinci grup kredilerden oluşan canlı krediler toplam kredilerin yüzde 97’sini oluştururken büyüklüğü de 23 trilyon 959 milyar lira olarak kayıtlara geçti.

GÖRÜŞMELERLE YAPILANDIRMALAR HIZLANDI

Tahsil imkânı sınırlı, tahsili şüpheli ve zarar niteliğindeki Üçüncü, Dördüncü ve Beşinci Grup kredilerden oluşan takipteki alacaklar ise 648 milyar lira olarak kaydedildi. Takipteki alacakların toplam kredilere oranı yüzde 2,6’ya çıktı. Bankaların krediler için ayırdığı toplam karşılık tutarı 853 milyar lira oldu. Bu tutarın 492 milyar lirasını özel karşılıklar, 361 milyar lirasını ise genel karşılıklar oluşturdu. Özel karşılıkların takipteki alacaklara oranı yüzde 76, genel karşılıkların yakın izlemedeki kredilere oranı ise yüzde 16 olarak gerçekleşti. Yeniden yapılandırılan veya yeni bir ödeme planına bağlanan kredilerin toplamı 1 trilyon 276 milyar liraya ulaştı. Bu kredilerin yüzde 94’ü yakın izlemedeki kredilerden oluştu.

TAKİBE DÜŞÜŞ ORANI YÜKSEK

Yüksek borçlanma maliyetleri ve nakit akışı baskısı nedeniyle özellikle şirketler ve KOBİ segmentinde takibe düşme oranları yüzde 4,33 sınırını aşarak belirgin bir yükseliş eğilimi gösterdi. Benzer bir durum bireysel borçlanmalarda da dikkat çekti. İhtiyaç kredilerinde takibe düşüş oranı yüzde 6,1’e yükselerek son dokuz yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Bireysel kredi kartlarında takibe dönüşüm oranı yüzde 5,3 seviyesine çıkarken, bankacılık sektörünün genelinde bu oran yüzde 3’te kaldı. Böylece ihtiyaç kredileri ve kredi kartlarındaki takip oranları, sektör ortalamasının yaklaşık iki katına yükseldi. Veriler, 2024 yılının ilk çeyreğinden itibaren tüketici kredilerindeki bozulmanın hızlandığına işaret ediyor. Özellikle ihtiyaç kredileri ve bireysel kredi kartlarında takipteki alacak oranlarındaki yükseliş, hane halkının borç ödeme kapasitesi üzerindeki baskının arttığını gösteriyor.

ÇEK VE SENETLER DE TAHSİL EDİLMİYOR

Son dönemde karşılıksız işlem gerçekleşen çek ve senetlerde de ciddi artışlar dikkat çekiyor. 2026’nın ilk altı ayında bankalara ibraz edilen karşılıksız çek sayısı yüzde 19 arttı. Karşılıksız çıkan çeklerin tutarı ise yüzde 54 artarak 162 milyar liraya ulaştı. Aynı dönemde ödenmeyen ve protesto edilen senet sayısı 33 bin adet olurken bu senetlerin toplam tutarı 12,3 milyar liraya ulaştı. Yıllık bazda protestolu senetlerdeki artış oranı yüzde 51’i buldu. Uzmanlar ekonominin kalbinin attığı yerlerde sorun yaşandığına dikkat çekerek, “Ödenmeyen çek ve senetlere baktığımızda ağırlıklı olarak İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya ve Bursa. Yani üretimin, ticaretin ve ihracatın omurgasını taşıyan şehirler karşımıza çıkıyor. Karşılıksız çek; ödeme yapamayan esnaf demektir. Finansmana ulaşamayan KOBİ demektir. Borcunu çeviremeyen sanayici demektir. En önemlisi de, bir işletmeden diğerine yayılan bir güven krizidir. Birinin ödeyemediği çek, diğerinin tahsil edemediği alacağa dönüşür. Ardından üretim aksar, yatırımlar durur, istihdam zarar görür. Bu zincirin sonunda faturayı yine millet öder. Çünkü artan finansman maliyeti önce üreticiye, sonra raflara, en sonunda da vatandaşın sofrasına zam olarak yansır” dedi.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN