“Bundan sonra neresi?” soranlara cevap olsun diye yazdım
Belgeselleriyle Oscar dahil pek çok ödül kazanmış Amerikalı Michael Moore’un on yıl önce bütün dünyada ilgiyle izlenmiş filminin adı ‘Where to Invade Next’ idi.
Türkçesi “Bundan Sonra Nereyi İşgal edelim” oluyor…
Moore, İtalya, Fransa, Finlandiya, Tunus, Slovenya, Almanya ve Portekiz’e giderek, o ülkelerde gördüğü Amerika’yı sollayacak üstün nitelikleri sergilemekteydi.
Her gittiği ülkeye işgal eder gibi Amerikan bayrağı dikerek…
Nihayet ülkesine Donald Trump başkan olarak seçildi ve Moore’un hiç beklemediğini -işgal- yapmaya başladı…
Şimdi dünyanın dört bir tarafında “Bundan sonra neresi?” sorusuna cevap aranıyor…
Pek çok ülke hedefinde, fakat hazret acaba o listede bulunanların hangisinden işgaline devam edecek?
Merak bu.
“İran” diyen de var, listedeki başka ülkeleri öne çıkartan da…
Dün baktım, Washington Post gazetesi, başyazısından Trump’ı listesindeki bir yer konusunda uyarma ihtiyacı duymuş…
“Başkan henüz bir NATO ülkesini işgale kalkışmadı, fakat ne kadar yapmaz gibi gelse de, bu, teşebbüse kalkışmayacağı anlamına gelmiyor” giriş cümlesiyle başlayan başyazının başlığı şu: “Grönland NATO’yu perişan etmeye değmez…”
İmzasız yazıyı kaleme alanlar, ciddi ciddi, NATO ülkesi Danimarka’ya ait olduğu için, Grönland’ın müttefiklerle didişmeye değmeyecek kadar önemsiz bir toprak parçası olduğuna dikkatini çekerek, Trump’ı uyarmaya çalışmışlar…
Sağda-solda yazılanları okur, elleri sopalıların ekranlarda yorumlarını izlerken, aklıma birden Trump’ın ilk döneminde kendisi gibi psikiyatr olan meslektaşlarını bir araya getirerek, onun akıl sağlığını sorgulayan Dr. Robert Jay Lifton geldi.
Geçmişte Almanya’da Hitler’e Holokost yolunda yardımcı olmuş, toplama kamplarında beyaz önlükleriyle deneyler icra etmiş doktorlarla ilgili bir çalışması vardı Dr. Lifton’un…
Dr Lifton, o çalışmasının ardından, yüz binlerce Japon’un hayatlarını kaybetmesine yol açan nükleer bombaların atıldığı Hiroşima kentinde yaşanan vahşetin hayatta kalan insanlar üzerindeki etkilerini araştırmıştı.
Herbiri kitaplaşmış başka ülkelere dönük çalışmaları yanında, ABD’de fark ettiği yanlışlıklar üzerinde de durmuştu Dr. Lifton; 1940’lardan bugüne…
En fazla üzerinde durduğu Vietnam Savaşı’ydı…
New York’taki ikiz kulelere ve Pentagon’a yönelik 11 Eylül (2001) travmatik saldırılarının sonrasında ‘terörle mücadele’ adına ABD’yi açıkhava garnizonu haline dönüştürme çabalarına, ‘Süper Güç Sendromu: Amerika’nın Dünyayla Kıyametvari Yüzleşmesi’ adını verdiği bir kitapla şiddetle karşı çıktığı biliniyor…
Irak’ı işgal eden (2003) Amerika’nın orada esir aldığı kişilere Ebu Gureyb hapishanesinde uyguladığı ve gazeteci Seymour Hersh’ün New Yorker dergisinden dünyaya duyurduğu işkenceler konusunu da incelemişti Dr. Lifton…
O dönemde yazdığı uyarı mahiyetindeki bir makalesinden şu satırları aktarayım:
“Terörizme karşı savaş, askerî bir nitelik taşımasına karşın biçimsiz olması, zaman ve mekânla sınırlı olmaması ve açık bir sona sahip bulunmaması nedenleriyle kıyametçi (apokaliptik) bir karakter taşır.”
Bu arkaplanından haberdar olduğum için Dr. Lifton’un başını çektiği 26 psikiyatrın yayımladığı ‘The Dangerous Case of Donald Trump’ (Donald Trump Tehlikeli Olayı) adını taşıyan kitaptan ilk çıktığı 2017 yılında bir yazımda söz etmiştim.
Psikiyatri profesörlerinin, eleştirileri de göze alarak, Trump için koydukları teşhisten iki cümleyi aktarayım:
“Trump’ın ruhsal durumu halkımızın ruh sağlığını da olumsuz etkiliyor… Ülkeyi bir savaşa sürükleme ve demokrasiyi zayıflatma ciddi riski var…”
Dikkatinizi kitabın yayın tarihine çekmek isterim: Trump’ın birinci başkanlık döneminin ilk yılı…
Unutmayın ki, bu lider, daha geçen haftaya kadar kendisinin barıştan yana ve döneminde hiç savaş açılmamış tek başkan olduğunu, kısa sürede yedi savaşı sona erdirdiğini ve bu özelliğiyle Nobel barış ödülünü hak ettiğini ileri sürüyor ve bu sebeple Nobel komitesinin bu yıl ödülü Venezuelalı bir kadın muhalife vermiş olmasını içine sindiremediğini belli ediyordu.
Kadın için söylemediğini bırakmadı.
Doğal olarak, Trump’ın ikinci başkanlık döneminin ilk yılı dolmak üzereyken, hayli yaşlı olduğunu bildiğim Dr. Lifton’un şu sıralarda yaşananlarla ilgili neler düşündüğünü merak ettim.
Birkaç ay sonraya kalsa 100 yaşını kutlayabilecekken 4 Eylül 2025 tarihinde vefat etmiş Dr. Lifton…
Mesleki etik ilkelerini bile zorlayarak meslektaşlarıyla 310 sayfalık bir değerlendirmeye tabi tuttuğu kişinin -Trump’ın- şimdilerde yaptıkları için yeni bir şey eklemeye ihtiyaç mı duyacaktı ki?
